Yasadışı iş yapan şahıslar dijital plaftormları ele geçirdiler.
Yaptığım ana video 1 haftadır saatte 20.000 izlenirken sahte teliflerle şu an 2 bin izleniyor.
Youtube Türkiye'nin sorumluları ise hiçbir cevap vermiyor.
Burada yapılan şey sizin sesinizi susturmak. O nedenle sizden destek istiyorum.
Youtube: Ibrahimhaskologlu
Oradan takip edebilirsiniz.
Bu gönderiyi veya kanalımı kendiniz paylaşarak alıntılayarak destek verebilirsiniz. Bunlar yapacağım çalışmalar için çok değerli.
Kaan Dönmez ve beraberindeki isimlerin de peşini bu sorunlar çözülene kadar hiçbir zaman bırakmayacağım. 2 ünlüyle gezip kendini bir halt sanmaya devam etsinler
Türkiye'de vatandaşın SAHİL HAKKI GASP EDİLİYOR. Ve bu gasp gizlice yapılmıyor, herkesin gözü önünde gerçekleşiyor.
İlgili bakanlıklar, belediyeler bu gaspı izliyorlar.
4 tarafı denizlerle çevrili Türkiye'nin sahil bölgelerine kim olduğu belirsiz insanlar çöküyor.
Bu haber için İzmir'deki beach club dedikleri yerlere bizzat girdim ve sahile girmek için bu şahıslara 8 bin TL ödemek zorunda kaldım. Bunu vermezseniz içeriye alınmıyorsunuz.
SAHİLLER VATANDAŞIN ANAYASAL HAKKIDIR.
Vatandaşın bu hakkını gasp edenler memlekette sahil alanı bırakmamışlar. Antalya, İzmir, Muğla...
Her şehrin en güzel sahillerine KM'lerce çökülmüş.
İspanya ise sahillerinin her noktasını 20 yıl boyunca korumuş ve İspanya'da da 'SAHİLLER HALKINDIR' kanunu var.
Aynı yasalar Türkiye'de de olsa, herkesin gözü önünde milletin hakkı GASP EDİLİYOR. Tüm bu sahil noktalarını tek tek inceledim.
Bu çalışmamın daha fazla insana ulaşması için beğenip paylaşabilirsiniz. Bu gaspların tüm belgelerini paylaşmaya devam edeceğim.
Yaptığım belgeselin 20 dakikalık halini Youtube'da paylaştım: https://t.co/yurMUQTbHB
YouTube, sahil konusuyla ilgili yaptığım belgeseli sahte teliflerle kaldırdı.
Sahil videomda bahsettiğim bir şahsın kara para aklama iddialarındaki organizasyonuna sponsor olan yerlerden birisi de YouTube Türkiye.
Kendilerine yazdım, cevap alamadım. 1 sene önce de farklı iddialarla ilgili yazmıştım, yine Türkiye ekibi cevap vermemişti. Artık buradan yazıyorum.
Kaan Dönmez ve Türkiye'deki ekibi, influencerlarla gezeceğinize sorulara cevap verin ve sahte teliflerle kaldırılan bu usulsüzlüklere son verin. Umarım şimdi cevap vermeniz için ikna edici olmuşuzdur.
YouTube Türkiye’nin temsilcisi kendisini paylaşınca hesabını kapattı.
Bu meseleler benim şahsi olayım değil. Ben vize olayında da vatandaşın sorununu dile getirdim, Instagram’da sahte teliflerle videolarım kaldırıldı.
Sizin sesinizi dile getirmek zaten zor, bir de bunlar engel oluyor. Doğru düzgün cevap vermiyorlar.
Hepsi ünlülerle arkadaş olmuş, beraber fotoğraf çekilip takılıyorlar. Sizin işiniz takılmak mı, iş mi yapmak? Aynı işi META da yapıyor.
Gemini isimli uygulama Türkiye’de kişisel verileri kullanan sitelerden bilgi veriyordu. Gemini Türkiye’deki temsilcilerine ilettim, onlar da umursamadı. Londra’daki ekibine ilettim, çözdüler.
Bu şirketlerin Türkiye’deki temsilcileri ehil değil. Ünlü meraklısı tipler. Buranın insanını önemsemiyor, etkinliklere katılıp iki fotoğraf çekilmeyi meziyet sanıyorlar ama ileride bunların hepsi karşılarına çıkacak. Eğlenmeye devam etsinler.
Gemini Türkiye’deki yetkilinin birisi bana, “Ev taşıyorum, müsait değilim.” demişti. İnanılmaz bir kepazelik. Komedi resmen.
Bolu'da yer alan işletmeye dün itibariyle habersiz denetim gerçekleştirildi.
İnsan sağlığını tehdit eden durumlara karşı sizlerden gelen teyitli ihbarları yayınlamaya ve kamu sağlığını tesis etmek üzere kurumlarımıza katkı sağlamayı sürdüreceğiz.
@TCTarim
Tokatlı amatör fotoğrafçı Emin Coruş, çektiği fotoğrafla Fransa’daki yarışmada 750.000 fotoğraf arasından 2. oldu.
• Emre Coruş’a vize verilmediği için törene gidemedi.
• Fransa'dan kargolanan ödülü ise gümrük takıldı ve imha edildi.
"Yetkililere plaket olduğunu anlattım ama teslim edilmedi ve imha edildi."
Dear Emmanuel Macron,
The French Embassy in Türkiye has been unable to prevent the black market surrounding visa appointments. Moreover, instead of addressing the issue, the only response to reporting on this matter has been criticism.
There are serious allegations of corruption. If concrete steps are not taken on this issue, these claims may soon spread across your entire country.
https://t.co/DYsdJmE2py
Fransa’nın Türkiye'deki büyükelçisi Dumont, vize krizi Türkiye’nin gündemindeyken bu sorunları dinlemek yerine Antalya’da bulunmayı tercih etti ve kendi yerine de yetkin bir ismi bırakmadı.
Vatandaşların yaşadığı ciddi mağduriyetlere rağmen, bu süreci yönetmek üzere görevlendirdiği kişiler de adeta sosyal medya yöneticisi gibi isimlerdi.
Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri bugün sokaklarında güvenliğe sahipse bunu Türkiye’nin sınırları içinde barındırdığı milyonlarca mültecinin oluşturduğu tampon etkene borçlu.
Buna rağmen Fransız yetkililer, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının sorunlarını çözmek yerine dalga geçer gibi bir turum içerisindeler. Bunu bizzat gördüm.
Fransız makamlarının önceliği, birilerine fotoğraf vermek değil; Türk vatandaşlarının yaşadığı vize sorunlarına somut ve kalıcı çözümler üretmektir.
Almanya, Macaristan ve Slovenya ise Türk vatandaşlarının sorunlarını dikkate alıp en üst düzey yetkililerini görevlendirdi. Onlara teşekkür ederim.
Fransa’nın Türkiye’deki küstah büyükelçiliği ‘Kanıt sunamadı’ diye bir iddiada bulunmuş.
Kendilerine onlarca delil sundum, isim isim tüm bilgileri paylaştım. Hatta aşağıda bir tanesini de sizlerle paylaşıyorum.
Ancak tek dedikleri şey ‘Bizimle ilgili kısmı siler misin?’ oldu.
Ve resmi vize şirketlerine %100 güveniyoruz diye cevap verdiler. Tüm vatandaşlara soruyorum bu vize şirketlerine siz güveniyor musunuz?
Eğer güveniyorsanız %100 satış vize garantisi nasıl sunuyorlar? Önce işinizi yapacaksınız.
Konsolosluk içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları’nın hakkını yiyen ‘varsa’ onları rezil edeceğim.
Büyükelçiniz de Türkiye’yi gezeceğine önce yerinde durup işini yapsın. Vatandaşın sorununu dinlemek için bile zaman ayırmadı. Beni de başkalarıyla karıştırmayın.
Türkiye’de çocuklar okula, yetişkinler ise işlerine 10 yıldır 'Kalıcı İleri Saat Uygulaması' nedeniyle karanlıkta gidiyor.
Bunun asıl sebebi kalıcı saate geçmek değil.
• Asıl sebebi: Türkiye'nin kalıcı saate geçerken saati en doğunun da doğusunda kalan 45. doğu meridyenine sabitlemesi.
• Türkiye kalıcı saati 30. doğu meridyenine sabitlenseydi, hem doğudaki hem batıdaki çocuklar kış aylarında okula gün aydınken gidebilecekti.
• İngiltere benzer bir uygulamayı denedi ancak özellikle çocukların gün aymadan okula gitmesinden doğabilecek sorunlar nedeniyle vazgeçti.
Türkiye ise 10 yıldır bu uygulamaya devam ediyor.
Gerekçe olarak da 10 yılda toplamda: 400 milyon TL tasarruf edildiği iddia ediliyor. Bu tasarrufu neredeyse hiçbir bağımsız kuruluş doğrulamazken,
Aynı zamanda Türkiye:
• Sayısız vakfa 100 milyonlarca TL aktarıyor.
• TL’nin değer kaybını önlemek için çıkardığı KKM sistemi nedeniyle 60 milyar dolar zarar ettiği belirtiliyor.
• Bu, kalıcı ileri saat uygulamasından iddia edilen tasarrufun yaklaşık 150 katı zarar anlamına geliyor.
• Ancak yetkililer tasarrufa, vakıflar ve yanlış politikalardaki zararları azaltmak yerine Türkiye’nin geleceği olan çocukların üzerinde olumsuz etki yaratabilecek bu uygulamadan başlıyor.
NOT: Türkiye kalıcı saate geçmedi, kalıcı ileri saate geçti.
• Sorun kalıcı saate geçmek değil. Kalıcı saate geçmenin olumlu yönleri var ancak kalıcı ileri saat Türkiye gibi doğusu ile batısı arasında saat farkı olan ülkeler için olumsuz etkilere sahip.
• “Diğer ülkeler de artık bunu istiyor” gibi söylemler olursa, umarım aradaki farkı anlatabilmiş olurum. O nedenle bu videoyu; paylaşıp, beğenmeniz çok değerli olur.
Potential biosignature on Mars: confirmed. ✔️
After a year of scientific review, we are more sure than ever that our Mars Perseverance's 'Sapphire Canyon' sample could contain signs of ancient microbial life. Learn more about the discovery: https://t.co/RMO2UFfnjv
Artemis II is launching in early 2026. You coming with?
Now you can. Submissions are open to fly your name around the Moon.
Your name will be recorded on a memory card that will be stowed inside the Orion spacecraft. Sign up here: https://t.co/5nu5GdtPvo
AZİZ MİLLETİMLE DERTLEŞME: şunları bi rkez daha dikkatlerinize sunmayı görev addediyorum.
1-İstanbul depremi olacak (Marmara Depremi)
2-Bu son 23 Nisan depremleri İstanbul Depremini daha da öne çekti
3-Millet olarak fay ve deprem olcak mı olmayacak mı konuşmayalım
4- Bizim için önemli olan DEPREM DİRENÇİ kentler yaratmaktır. Depremleri minimum hasarla atlatalım. İnsanlarımız ölmesin
5-Bilim insanlarına saygılı olalım ve bilimin tarafında duralım.
6-Bir bilim insanı evrensel nitelikli araştırma yapan, veri toplayan, veriye göre sonuca varan, vardığı sonuçlar uluslararası konferanslarda sunan ve uluslararası dergilerde yayınlayan insandır. Sanıldığı gibi her titir taşıyan bilimadamı değildir. Saygılarımla.
Adaletten de korkmuyorlar. İyice azdılar. Gözleri döndü. O çocuğun hesabını sizden sormazsak adam değiliz, onlarca yıl cezaevinde kalmanız için adliye adliye gezeceğiz. Şimdi Ankara’ya geliyorum. Kendim TAG sürücülüğü yapıcam. Gram yüreğiniz varsa bana saldırın.
Halbuki ihtiyacımız olan tek şey objektif ve tarafsız olabilmek ve adalet duygusunu kaybetmemek. Ben bir hukukçu olarak her zamanki gibi bilimsel ve objektif değerlendirme yapacağım. Öncelikle yangın güvenliğinden sorumlu olan malik veya işletmeciler ile sorumlu müdürün, binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmeliğin 124. maddesi ve ceza hukukunun temel hükümlerine göre fail olarak sorumlu olduğu açıktır. Yangın Güvenliği ve denetimi bakımından somut olay açısından sorumluluk ise hem Bolu Belediyesi görevlilerinde, hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlilerindedir. 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa göre bu otelin turizm işletme belgesi mevcuttur. Turizm Tesislerinin niteliklerine ilişkin yönetmelik Geçici madde 1/3'e göre 07/12/2004 tarihinden önce inşa edilen turizm işletme belgeli oteller yangın yeterlilik raporu alıp bakanlığa sunmalıdırlar, aksi halde turizm işletme belgeleri iptal edilir. Ha keza, işletme devamı sırasında yangın yeterlilik raporu alamayan otellerin de turizm işletme belgeleri iptal edilir. Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğinin 131. maddesine göre 19.12.2007 tarihinden sonra denetim yetkisi ve görevi mahali itfaiye teşkilatınındır. Peki Mahali İtfaiye teşkilatı re'sen mi denetim yapacaktır? Belediye İtfaiye Yönetmeliği Ek madde 1'e göre, otel sahibinden, ruhsata tabi işyerlerinde belediyeden, turizm işletme belgeli otellerde ise Turizm Bakanlığından müracat gelmesi halinde, itfaiye teşkilatı tarafından itfaiye raporu tanzim edilir. Bu teorik bilgiler ışığında ; İlgili Otel tarafından 12 Aralık tarihinde Bolu Belediyesi İtfaiyesine müracat edilmiş, itfaiye tarafından yapılan tespitlere göre itfaiye raporu olumsuz tanzim edilmiş, bunun üzerine 24 Aralık günü otel denetim talebini geri çekmiş, ve Belediye Başkan Yardımcısının imzasıyla Belediye tarafından başvuru iptal edilşmiştir. Halbuki yapılması gereken ; Başvuruyu iptal etmemek, bu raporu ilgilisine ve Bakanlığa tebliğ etmek ve Savcılığa bildirmektir. Şayet bu yapılsaydı bu otelin turizm işletme belgesi iptal edilirdi ve otel faaliyetten men edilirdi. Bu nedenle Bolu Belediyesi görevlilerinin hukuki ve cezai sorumluluğu söz konusudur. 24 Aralık günü 70 metrekarelik cafe için yapılan başvuru ve 2 ocakta verilen olumlu raporun ise, yangının cafede çıkmaması ve buradan kaynaklanmaması nedeniyle hukuken sonuca etkisi yoktur. Bununla birlikte; turizm işletme belgeli bir otelin denetim ve kontrol yetkisi bakanlıktadır, belgenin devamı için engel bir durumun olup olmadığını rutin olarak kontrol etmesi gereken bakanlıktır, turizm işletme belgeli bir otelin itfaiye raporunda bir eksiklik var ise bu rapor eksikliğini denetleyecek olan ve bu denetimler kapsamında, müracaat ederek itfaiyeden rapor istemesi gereken bakanlıktır, bu rapor başlangıçta yoksa veya süreç içerisinde yangın güvenliğine ilişkin önlemler yetersiz kalıp raporun güncellenmesi gerekirse, bu rapor güncellenmez ve ibraz edilemezse, tıurizm işletme belgesini iptal edecek olan da bakanlıktır. İş bu gerekçelerle Kültür Turizm Bakanlığı görevlileri de sorumludur. Bu objektif hukuki duruma uygun bir şekilde esaslı bir soruşturma yürütülürse ancak gerçek sorumlular tespit edilebilir. Umarım Tv kanallarında yorumcular marifetiyle iki taraf da birbirini suçlamaktan vazgeçer ve hukuki sorıumluluklarını kabul ederek, henüz cenazelerini bile teslim alamayan ailelerin acısına bir nebze olsun saygı gösterirler.