BEYİN CERRAHI - NÖROBİLİMCİ İÇİN HEYBELİADA’DA YAŞAMAK:
“Parçayı değil de bütünü yaşama” hissini Ada kolay sağlar. Heybeliada minyatür dünyadır, “Küçük Bütün”…
Adada ne gökyüzü yerden ayrıdır, ne deniz buluttan, ne martı kediden, ne de vapur iskeleden… Bir..
Zaman bu bütünlüğü sağlayan bir fizik değerdir Ada’da..
@ducane Sizi anlamak ,emek ister,çaba ister ,hayattan payını azaltmak ister…sıradan zekalar için nefesinizi ziyan etmeniz bize hüzün verir değerli hocam…
“Nasıl daha iyi ve güzel bir dünya yaratabiliriz?” sorusuna daha yetkin bir yanıt verebilmenin gerekliliği olarak “ölümlülüğün iyiliği”nin anlaşılması👇
YAŞASIN ÖLÜMLÜLÜK!
“Can”, varoluş bütünlüğü olan yaşamın, zaman ve uzayla sınırlı olan parçasıdır.
Canlı ölümlü olandır.
Canlılık için yaşam ağı içinde seçimler yapıyor olmak gerekir. “Canlı” varoluş için seçmek zorundadır.
Spinoza’nın ‘doğası’ yaşam ağının bütünlüğü, ‘can’ın yaşamın parçası olarak varoluş çabası ise ‘conatus’u anlatır.
Canlı seçim yapar. Bazen farkedilemeyecek kadar yavaş, bazen yine farkedilemeyecek kadar hızlı..
Zihin de yaşamın bilgi ağında bir ağacın dallarının budanması gibi olasılıklar bütünlüğü içinde yaşantı seçimleri yaparak genişler.
Mutlak özgür irade yoktur, seçimleriyle yaşam örgüsü içinde özgürleşmekte olan varoluş ağı vardır.
Seçim yapmak, zaman ve uzayın sınırlılığının sonucudur. Seçim yaparken aslında yaşantılar ile yaşamla konuşulur. Bir yaşantının oluşabilmesi için bir çok başka yaşantıyı da seçmemek (ya da seçememek) gerekir.
Seç(e)memek daha baştan olası yaşam desenlerinin ölümü demektir. Ağaç gelişirken yapılan budama, budanan olasılıkların ölümüdür de.
Anlam yaratmak, yani varoluş ağında hiç oluşmamış bir desenin oluşmasına katkı sağlamak, bir çok başka seçimi budamakla da ilişkilidir.
Anlam yaratmak esas olarak zaman ve uzayla sınırlı olmanın da sonucudur. Sınırlılık, yani ölüm olmasaydı, anlam yaratma da olamazdı.
Anlam, canlının ölümlü olmasından doğar. Ve canlı olası seçimleri (ya da seçememeleri) budayarak yaşam ağı içinde, zihninin ulaşabildiği enformasyon ağını geliştirir.
Yani aslında zihnin özgürleşmesi çabası canlının ölümlülüğünden gelir.
Canlı özgürleşmek için ölümlü olandır.
(Mitolojiye göre insanın sadece iyiyi seçebilen meleklere üstünlüğü, yaşam ağı içinde seçim yapabilmesinden gelir yani ölümlülüğünden.. Melekler özgür değildir, canlılar özgürleşebilirler.)
Ölüm yaşamın sonsuz seçenekleri içinde anlam yaratabilmenin sebebi ve yöntemidir.
Ölümümüz, yaşamın bir seçim olarak kendimizden, bizden vazgeçmesi, elbet ‘ben’ için tatsız, sevimsiz. Ama ölümlülük, yaşamın anlamlandırılmasının esası ve zihnin özgürleşmesinin de nedeni olduğundan iyinin ve güzelin kaynağıdır.
Ölümlülük özgürleştirir..
Yaşasın fanilik!
— Johnny: Buradan anlaşılıyor ki, kaç tane kitap okumuş olursan ol bu dünyada asla, asla, asla, asla ama asla anlayamayacağım bazı şeyler vardır.
— Ulus Baker: Her şeyi anlamak zorunda değilsiniz, anlamak yalnızca dünyayla ilişkimizin bir düzeyinden ibaret.
"Utanç" demişti Bergman, "Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir."
Ingmar Bergman "Shame" (Utanç)
Gerçeklik, izole parçaların toplamı değildir.
Anlam; bağlantılarda, geri beslemelerde, olasılık mimarisinde, ilişkisel organizasyonun dinamiğinde doğar. Bu nedenle insanı yalnızca biyolojiyle, toplumu yalnızca ekonomiyle, bilinci yalnızca nöronlarla açıklamak imkânsızdır. Açıklama gücü, parçanın içinde değil; parçalar arasındaki ilişkinin geometrisindedir.
Bağlantısallık Bilimi tam da bu ortak zemine talip olmaktadır. Evreni nesnelerin değil, enformasyon alışverişi yapan dinamik ağların bütünü olarak görmek — ve yaşamın, bu ağlar içindeki anlam üretme kapasitesinden ibaret olduğunu kavramak.
ŞÖHRETLERİN TRAJEDİSİ (Michael Jackson Belgeseli)
Bu akşam saat: 22.00'de, canlı, herkese açık.
Bu söyleşide Michael Jackson'un üç bölümlük son belgeselinden hareketle şöhretlerin trajik yaşamları üzerine konuşacağız. Aptallar ve abdallar dışında her insanın yaşamı -özü gereği- trajiktir, çünkü yaşamın kendisi trajiktir. Doğal yaşam değil, asıl toplumsal yaşamdır trajik olan. Bu nedenle tanınmış insanların yaşamı daha da trajiktir. Dışarı bakan tarafta ihtişam görünür, içe bakan tarafta sefalet. Tanınmışlık ihtişam ve sefaletin bir tek kişinin ruhunda birleşmesinden değil, çiftleşmesinden köken alır. Her ikilik öldürücüdür. Kendini ve başkasını. Daima.
NOT: Daha önce planladığım bu söyleşiyi elde olmayan nedenlerden ötürü gerçekleştirememiştim. Bu akşam vaadimi yerine getirmeye çalışacağım. Umarım bu aksaklıktan yararlanmış ve hiç değilse belgeseli izlemişsinizdir.
https://t.co/Np7z5eZJq4 @YouTube