Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kurucu Önderi, Ebedi Başkomutan, Ebedi Başöğretmen, “24 saat içinde İzmir’i terk edeceksiniz” diyen ve 64 tane İngiliz Savaş Gemisi’ni gönderen, bir askeri şehit olunca “Menemen’i yakın...” diyen, Atamız…
GAZİ MAREŞAL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
10 Ekim Katliamı İnsanlığa Karşı İşlenen Bir Suçtur!
10 Ekim 2015'te Ankara Garı önünde barış, emek ve demokrasi mücadelesinde yitirdiğimiz 104 canımızı özlemle ve saygıyla anıyor, bu vahşete neden olan karanlığı bir kez daha kınıyoruz.
Yitirdiğimiz yurttaşlarımızın anısını yaşatmaya, demokrasiyi, adaleti ve eşitliği savunmaya devam edeceğiz.
10 Ekim'i Unutmadık, Unutturmayacağız!
#10EkimAnkaraGarKatliamı #10Ekim
‘Hadi hadi’ denilerek yeraltına gönderildiler
◼️Soma'da 5 işçinin yaşamını yitirdiği göçüğün, uyarılara rağmen önlem alınmaması ve patronların zorlaması sonucu yaşandığı belgelendi
◼️İşçilerin tehlikeye dair uyardığı ancak önlem alınmadığı ortaya çıkarken, şirket genel müdürünün de aralarında olduğu 9 kişi gözaltına alındı
Haberin tamamı:
https://t.co/L21cwlDYLN
Sevgili yurttaşlar,
Aralarında benim de olduğum yüzlerce seçilmiş, siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar sadece siyasi tutumları nedeniyle, haksız hukuksuz biçimde cezaevlerinde tutuluyor.
Bizden tüm yaşananlara razı olmamız, olan biteni talihsizlik sayıp susmamız bekleniyor.
Susmayacağım. Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim.
Artık bıçak kemiğe dayanmıştır.
Meclis’in açıldığı bugün, Hatay halkının gasp edilen temsil hakkını ve emekçilerin, yoksulların, bilcümle halkımızın, adalete aç olanların duyulmayan sesini duyurmak için 24 saatlik açlık grevine başlıyorum.
Bu aynı zamanda, Anayasa’ya uyulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve görevimi yapmamın önündeki engelin kaldırılması için bir çağrıdır.
Ülkenin sorunlarını kendi sorunu bilen herkesi sesini yükseltmeye çağırıyorum. Bizi kendimizden başkası kurtarmayacak. Haklarımızı, ülkemizi ve geleceğimizi birlikte kazanacağız.
Ş. Can Atalay -Seçilmiş Hatay Milletvekili-
Ankara’nın akciğerlerine cami inşa edilecek
Bakanlık, Atatürk tarafından kurulan Atatürk Orman Çiftliği arazisine cami inşa edilmesi için imar plan hazırladı, “Cami için yoğun talep var” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi plana karşı çıktı
Belgesi👇
Tüm Türkiye’nin dikkatine!
AKP’nin vatandaşa ihanet niteliğindeki köprü ve otoyol özelleştirme planının faturasını tek tek açıklıyoruz.
Özelleştirme kapsamına alınan;
Otoyolun adı: KGM Anadolu Otoyolu
Güzergahı: İstanbul-Ankara
Uzunluğu: 379 km
Geçiş ücreti: 338 TL
Bu özelleştirme gerçekleşirse, araç geçiş ücretine yapılması beklenen zam oranı %460❗️
Peki nasıl?
🔵Karayolları 1.Bölge’deki, İstanbul-Ankara güzergahını kapsayan, kamunun işlettiği, Anadolu Otoyolu’ndaki araç geçiş ücreti:
🔵Kilometre başına 0,89 TL
🔴Aynı güzergahta bulunan ve Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan, yandaş şirketlerin işlettiği, Kuzey Marmara Otoyolu’nun şu anda araç geçiş ücreti:
🔴Kilometre başına 4,96 TL
Aradaki fark 4,6 kat❗️
Sonuç⬇️
KGM Anadolu Otoyolu özelleştirilirse;
Şu anda 338 TL olan araç geçiş ücreti, kademe kademe 1.890 TL’ye kadar çıkacak!
Bu da %460’a kadar zam demek!
Bunun adı vatandaşı soyma planıdır!
Akbelen köylüleri olarak Danıştay'dayız.
Bölgemizdeki 11 köyden, Türkiye'nin her yerinden onlarca köyden insanlarımızla bir aradayız.
Ama ülke çapında milyonlarız!
Herkes haklı olduğumuzu biliyor.
Haklıyız, memleketimizden vazgeçmeyeceğiz, kazanacağız!
Buradayız, sözümüzü söylemeye devam ediyoruz.
ALİKEV’in X hesabı, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında erişime engellendi.
İfade özgürlüğünün ve bilgiye erişim hakkının demokratik bir toplumun temel unsurları olduğuna inanıyoruz. Gençlerin haklarını savunmaya, eşitlikten ve özgürlükten yana sözümüzü söylemeye ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.
Mevcut Instagram hesabımızın da erişime engellenmesi ihtimaline karşı, çalışmalarımızı takip edebilmeniz ve bizimle iletişimde kalabilmeniz için X ve Instagram’da yedek hesaplarımızı açtık.
Yeni hesaplarımız:
X: @alikevorg_
Instagram: @aliismailkorkmazvakfi_org
Yeni hesaplarımızı takip etmenizi ve bu duyuruyu paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmamıza destek olmanızı bekliyoruz.
Buradayız. Dayanışmayla devam ediyoruz.
"Nitekim birçok kabiliyetlerimiz Türkiye’de bulamadıkları bu imkânı Amerika, İngiltere ve Avrupa da bulmaktadırlar. Ve çok genç yaşlarda da eserleriyle, araştırmaları ile temayüz edip hoca olarak o memleketlerin üniversitelerinde vazife görmektedirler."
https://t.co/tOqfnAXyoN
Entel mi, entelektüel mi?
Aradaki fark sandığımız yerde olmayabilir.
Çok bilmek mi? Çok konuşmak mı? Çok görünmek mi?
Yoksa insanı ele veren bambaşka bir şey mi var?
Son sözü kim söyler: İnsan mı, zaman mı?
Yeni yazım T24’te.
Direnişimizin 14. gününde Enerji Bakanlığı önündeyiz.
Başaran Aksu:
"Yarın itibariyle direnişin 5. etabına geçiyoruz. Ondan sonra iki etap daha planlamamız var. Yarın, öbür gün mutlaka çözüm bekliyoruz. Yarın öğlene kadar ki gelişmelere göre kamuoyuna paylaşacağız durumumuzu.
Bakanlığa her türlü başvuruyu yaptık. Gün içerisinde on beş defayı bulan görüşme taleplerimiz oldu ama ne yazık ki ne Bakan ne Bakan Yardımcısı bugüne kadar tenezzül edip üç dört tane madenciyle beş dakika bile olsa görüşmediler. Biz de bunu bilinçli olarak sürdürüyoruz ki, halkımız devleti yönetenlerin kendilerine nasıl baktığını, nasıl bir yükseklikten, tepeden aşağıya doğru baktığını, bu kibri, bu yüksek egoyu görsün. Halkı çünkü küçük görüyorlar.
İşçilerin tezleri doğrultusunda İş Teftiş Kurulu raporu çıktı. Şimdi orada tanınan süresiz ücretsiz izin haklarının ödenmesi, sigorta primlerinin işlenmesi, ihbar tazminatlarının ödenmesi, sendikal nedenle atılan altı işçi arkadaşın sendikal haklarının ödenmesi gibi net, açık bir rapor var ortada. Dolayısıyla çözümü basit, öderler, biz kalkarız gideriz.
Bu direniş, halkımız da şunu bilsin, yani biz yeni bir hak, işte bir maaş talebi, ikramiye talebi, sosyal hak talebi için mücadele etmiyoruz. Biz daha önce alın teri, emeği yapılmış, alın teri dökülmüş haklarımız için; maaş, kıdem, ihbar, süresiz ücretsiz izin, tazminatı, ücretli izin tazminatları, ücretleri için direniyoruz."
#MadenciMutlakaKazanacak
HPV ile İlişkili Hastalık ve Kanser Yükünün Azaltılması: HPV Aşılamasına İlişkin Bilimsel Kanıtlar ve Türkiye İçin Öneriler
Human papilloma virusu (HPV), dünyada en yaygın viral enfeksiyonlardan biri olmasının yanı sıra önlenebilir kanserlerin de en önemli nedenlerindendir. HPV’nin serviks kanseri ile nedensel ilişkisinin ortaya konması ve bunu izleyen yıllarda geliştirilen HPV aşıları, kanserden korunma alanındaki en önemli gelişmelerden birini oluşturmuştur. İlk HPV aşısının 2006 yılında kullanıma girmesinden bu yana yaklaşık 20 yıllık deneyim birikmiş; aşılamanın HPV infeksiyonu ve prekanseröz lezyonların yanı sıra invazif kanser üzerindeki etkisini doğrudan değerlendirmeye olanak sağlayan gerçek yaşam verileri elde edilmiştir (1–5).
HPV’nin oluşturduğu hastalık yükü yalnızca serviks kanserinden ibaret değildir. Anal, vulvar, vajinal, penis ve orofaringeal kanserlerin de önemli bir bölümü HPV ile ilişkilidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de HPV aşılamasını, temel hedefi serviks kanserinin önlenmesi olmakla birlikte, HPV ile ilişkili daha geniş kanser ve hastalık yükünün azaltılmasını sağlayan bir müdahale olarak değerlendirmektedir (1). Bu nedenle HPV aşılamasının yalnızca “serviks kanserinden korunma” çerçevesinde değil, HPV ile ilişkili kanserlerin ve diğer hastalıkların azaltılmasına yönelik kapsamlı bir halk sağlığı müdahalesi olarak ele alınması gerekir.
1. HPV nedir, nasıl bulaşır ve kanser gelişimine nasıl yol açar?
Human papilloma virusu epitel hücrelerini enfekte eden, zarfsız, çift iplikli bir DNA virusudur. Günümüzde 200’den fazla HPV tipi tanımlanmıştır. Bunların bir bölümü anogenital bölge ve orofaringeal bölge mukozalarını enfekte edebilir. HPV başlıca yakın deri ve mukoza teması, özellikle cinsel temas yoluyla bulaşmaktadır. HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından kontrol edilerek kendiliğinden temizlenmekle birlikte, bazı yüksek riskli HPV tipleri persistan enfeksiyon oluşturarak prekanseröz lezyonlara ve invazif kansere ilerleyebilir (1,6,7).
Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), HPV-16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58 ve 59’u insanlarda kanser yaptığına ilişkin yeterli kanıt bulunan Grup 1 kanserojenler arasında sınıflandırmaktadır (8).
HPV’nin karsinogenezdeki temel mekanizmalarından biri yüksek riskli HPV tiplerinin E6 ve E7 viral onkoproteinleri üzerinden gerçekleşir. E6, başta p53 olmak üzere hücresel tümör baskılayıcı mekanizmaları; E7 ise retinoblastom (Rb) proteinini ve hücre siklusu kontrolünü bozar. Bunun sonucunda apoptozun engellenmesi, kontrolsüz hücresel proliferasyon, genomik instabilite ve zaman içerisinde malign transformasyon gelişebilir (6,7). HPV’nin serviks kanseriyle nedensel ilişkisinin gösterilmesine öncülük eden çalışmaları nedeniyle Harald zur Hausen 2008 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne layık görülmüştür.
Kanser gelişiminde yalnızca HPV ile karşılaşılması değil, yüksek riskli HPV enfeksiyonunun persiste etmesi kritik öneme sahiptir. Persistan yüksek riskli HPV enfeksiyonu serviks kanseri gelişiminin gerekli nedenidir ve HPV’nin neden olduğu diğer anogenital ve orofaringeal malignitelerin gelişiminde de temel rol oynar (6–8).
2. HPV ile ilişkili hastalıklar ve kanserler nelerdir; küresel hastalık yükü ne düzeydedir?
Yüksek riskli HPV infeksiyonu dünyada görülen serviks kanserlerinin hemen hepsinin, anal, vulvar, vajinal, penis ve orofaringeal kanserlerin de büyük kısmının direkt nedenidir. Düşük riskli HPV-6 ve HPV-11 ise genital siğillerin ve reküren respiratuar papillomatozun başlıca nedenleridir (1,6,9).
DSÖ verilerine göre 2019 yılında HPV’nin dünya genelinde kadınlarda yaklaşık 620 bin, erkeklerde ise yaklaşık 70 bin yeni kanser olgusuna neden olduğu tahmin edilmektedir. Kadınlardaki HPV ile ilişkili kanserlerin büyük çoğunluğunu serviks kanseri oluşturmakla birlikte, özellikle anal ve orofaringeal kanserler açısından erkeklerde de önemli bir hastalık yükü bulunmaktadır (9).
GLOBOCAN 2022 verilerine göre dünyada yaklaşık 660 bin yeni serviks kanseri olgusu ve yaklaşık 350 bin serviks kanserine bağlı ölüm meydana gelmiştir. Serviks kanseri 2022 yılında kadınlarda hem insidans hem de mortalite açısından dünyada dördüncü sırada yer almıştır (9,10).
Serviks kanserlerinin %95’ten fazlası HPV infeksiyonuyla ilişkilidir. HPV-16 ve HPV-18 dünya genelindeki serviks kanserlerinin yaklaşık %70’inden sorumludur. Dokuz valanlı aşının kapsadığı HPV-16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 gibi yüksek riskli tiplerin birlikte değerlendirilmesi, aşıyla önlenebilir kanser yükünün daha da geniş olduğunu göstermektedir (1,11).
HPV ile ilişkili anal, vulvar, vajinal, penis ve orofaringeal kanserler ile genital siğiller ve reküren respiratuar papillomatoz da toplam hastalık yüküne eklendiğinde, HPV’nin toplum sağlığı üzerindeki etkisinin yalnızca serviks kanseri insidansı ve mortalitesi üzerinden değerlendirilmesinin gerçek yükü eksik yansıtacağı açıktır.
3. Türkiye’de HPV infeksiyonu ve HPV ile ilişkili kanserlerin hastalık yükü ne düzeydedir?
ICO/IARC HPV Information Centre’ın Türkiye verilerine göre ülkemizde 15 yaş ve üzerindeki yaklaşık 32,8 milyon kadın serviks kanseri açısından risk altındadır. Türkiye’de yılda yaklaşık 2 bin 532 yeni serviks kanseri olgusu ortaya çıkmakta ve yaş ortalaması 50 olan yaklaşık 1.245 kadın serviks kanseri nedeniyle yaşamını kaybetmektedir (12). Servikal kanserli hasta sayısının 17 katı kadar CIN1-3 lezyonlu hasta olduğu da dikkate alındığında ülkemizde HPV hastalık yükünün boyutu daha iyi anlaşılmaktadır (13).
Türkiye’de normal servikal sitolojiye sahip kadınların yaklaşık %4,2’sinde HPV-16 ve/veya HPV-18 saptanırken, bu oran düşük dereceli servikal lezyonlarda %24,1’e, yüksek dereceli lezyonlarda %30,2’ye ve invazif serviks kanserinde %67,6’ya ulaşmaktadır (12).
Bu bulgular Türkiye’deki serviks kanserlerinin önemli bir bölümünün mevcut HPV aşılarının kapsadığı tiplerle ilişkili olduğunu göstermektedir.
Ancak serviks kanseri HPV’nin Türkiye’de oluşturduğu toplam hastalık yükünün yalnızca bir bölümüdür. ICO/IARC verileri Türkiye’de anal, vulvar, vajinal, penis ve orofaringeal kanserlerin de görüldüğünü ve bunların değişen oranlarda HPV ile ilişkili olabileceğini göstermektedir (12). Bunlara genital siğiller, prekanseröz lezyonlar, tekrarlayan tanısal girişimler ve tedavi gereksinimi eklendiğinde HPV’nin mortalitenin yanı sıra yaşam kalitesi, yaşam yılı kaybı, sağlık hizmeti kullanımı ve sağlık ekonomisi açısından da önemli bir yük oluşturduğu görülmektedir.
Bu nedenle Türkiye’de HPV ile ilişkili hastalık yükünün yalnızca serviks kanseri üzerinden değil, kadınları ve erkekleri etkileyen HPV ile ilişkili tüm hastalıklar ve kanserler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
4. HPV aşıları nasıl aşılardır, hangi HPV tiplerine karşı koruma sağlar ve kimler aşılanmalıdır?
Günümüzde kullanılan HPV aşıları rekombinant virus benzeri parçacık (virus-like particle; VLP) temelli aşılardır. HPV’nin majör kapsid proteini L1 rekombinant teknolojiyle üretildiğinde kendiliğinden birleşerek doğal virus kapsidine yapısal olarak benzeyen VLP’leri oluşturur (1,11).
Bu parçacıklar viral DNA içermez. Dolayısıyla çoğalamaz, infeksiyon oluşturamaz ve HPV hastalığına veya kansere neden olamaz. Buna karşılık doğal virusun dış yapısını taklit ettikleri için güçlü nötralizan antikor yanıtı oluştururlar (1,11).
HPV aşıları içerdikleri HPV tiplerinin sayısına göre iki, dört ve dokuz valanlı olarak sınıflandırılır. İki valanlı aşı HPV-16 ve HPV-18’i hedefler. Dört valanlı aşı bunlara ek olarak genital siğillerin büyük bölümünden sorumlu HPV-6 ve HPV-11’i içerir. Dokuz valanlı aşı ise HPV-6, 11, 16 ve 18’e ek olarak yüksek riskli HPV-31, 33, 45, 52 ve 58 tiplerini kapsar (11,14).
Aşının etkinliği HPV ile karşılaşılmadan önce en yüksektir. Bu nedenle temel halk sağlığı stratejisi, çocukların ve adolesanların cinsel aktivite başlamadan ve HPV ile karşılaşmadan önce aşılanmasıdır (1).
DSÖ’nün temel hedef grubu 9–14 yaşındaki kız çocuklarıdır. Kaynakların ve programatik olanakların yeterli olduğu ülkelerde erkek çocuklarının da aşılanması, hem erkeklerde anal, penis ve HPV ile ilişkili orofaringeal kanserlerin doğrudan önlenmesine hem de HPV’nin toplumdaki dolaşımının azaltılmasına katkı sağlar, aşı kapsamını artırır (1).
5. HPV aşıları HPV infeksiyonlarını, prekanseröz lezyonları ve HPV ile ilişkili kanserleri ne ölçüde önler?
HPV aşılarının etkinliği, klinik çalışmaların yanı sıra yüksek aşılama kapsamına ulaşmış ülkelerden elde edilen geniş gerçek yaşam verileriyle gösterilmiştir.
Drolet ve arkadaşlarının 14 yüksek gelirli ülkede 60 milyondan fazla kişiyi kapsayan sistematik derleme ve meta-analizinde, HPV aşılama programlarının başlamasından 5–8 yıl sonra 13–19 yaşındaki kızlarda HPV-16/18 infeksiyon prevalansında %83 azalma gözlenmiştir. Aynı çalışma genital siğiller ve CIN2+ lezyonlarda da belirgin toplum düzeyi azalmaları ve aşılanmamış gruplarda dahi sürü etkisini destekleyen bulgular göstermiştir (15).
Aşılamanın etkisi serviksle sınırlı değildir. Randomize çalışmalar HPV aşısının anal HPV-16/18 infeksiyonuna karşı yüksek etkinlik gösterdiğini; sistematik değerlendirmeler ise özellikle genç yaşta aşılanan kişilerde persistan anal HPV infeksiyonu ve anal intraepitelyal neoplazi riskinin belirgin biçimde azaldığını göstermektedir (16,17).
Oral ve orofaringeal HPV infeksiyonları açısından da aşılanan gruplarda belirgin azalma bildirilmiştir. Sistematik derlemelerde aşı tipi oral HPV infeksiyonlarında yaklaşık %72–93 arasında azalma saptanmıştır. Bununla birlikte orofaringeal kanser gelişimi için gereken uzun süre nedeniyle, bu bölgedeki invazif kanser sonlanımlarına ilişkin doğrudan kanıtlar serviks kanserine ilişkin kanıtlardan daha sınırlıdır (18).
Dört ve dokuz valanlı aşıların HPV-6 ve HPV-11’i içermesi genital siğillere karşı da güçlü koruma sağlar. Yüksek aşılama kapsamına sahip toplumlarda genital siğil insidansında belirgin düşüşler gözlenmiştir (15).
HPV aşılamasının en önemli bilimsel gelişmelerinden biri, artık etkisinin yalnızca infeksiyon veya prekanseröz lezyonlar üzerinden değil, invazif serviks kanseri üzerinden doğrudan gösterilmiş olmasıdır.
İsveç’te yaklaşık 1,7 milyon kız ve kadını kapsayan ulusal kohort çalışmasında, 17 yaşından önce HPV aşısı yapılanlarda invazif serviks kanseri riskinin aşılanmamışlara göre yaklaşık %88 daha düşük olduğu gösterilmiştir (2).
2026 yılında yayımlanan ve 18 yıla kadar izlem sağlayan İsveç ulusal kohort çalışması, kuadrivalan HPV aşılamasından sonra invazif serviks kanseri riskindeki azalmanın uzun dönemde devam ettiğini ve izlem süresi boyunca koruyuculuğun azaldığına ilişkin bir sinyal bulunmadığını göstermiştir (3).
İskoçya’da ise 12–13 yaşında rutin bivalan HPV aşılamasına alınan kadınlarda izlenen kohortlarda invazif serviks kanserine karşı çok güçlü koruma gözlenmiş; erken yaşta tam aşılanan grupta izlem süresince invazif serviks kanseri olgusu saptanmamıştır (4).
Danimarka’da aşılanmış yaklaşık 7 bin 800 kadında yapılan ardışık değerlendirmelerde, aşılama öncesi %15-17 olan HPV-16/18 prevalansı sırasıyla %0,4, %0,3 ve %0,2 düzeylerine kadar düşmüş; aşılama öncesi dönemdeki prevalansla karşılaştırıldığında aşı tipi HPV’lerin toplumdaki dolaşımında dramatik bir azalma olduğu gösterilmiştir (19).
ABD’de 20–31 yaşındaki kadınlarda 2000–2005 aşı öncesi dönem ile 2016–2021 aşı sonrası dönem karşılaştırıldığında serviks kanseri insidansında ulusal düzeyde %27 azalma saptanmıştır. Eyalet düzeyinde aşılama oranı arttıkça serviks kanseri riskindeki azalmanın daha belirgin olduğu ve aşılama kapsamındaki her %10’luk artışın kanser risk oranında yaklaşık %11,5’lik ek azalmayla ilişkili olduğu bildirilmiştir (20).
Bu bulgular HPV aşılarının yalnızca antikor oluşturan veya HPV enfeksiyonlarını azaltan aşılar olmadığını; prekanseröz hastalıkları ve invaziv kanseri gerçekten önleyebildiğini gösteren güçlü gerçek yaşam kanıtlarıdır.
6. HPV aşılaması dünyada ve Türkiye’de ne ölçüde kanser ve ölümü önleyebilir?
HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü asemptomatik ve geçici olduğundan, aşı sayesinde dünyada bugüne kadar önlenmiş tüm HPV infeksiyonlarının mutlak sayısını güvenilir biçimde hesaplamak mümkün değildir. Aşılamanın enfeksiyonlar üzerindeki etkisi prevalans, insidans ve persistan enfeksiyonlardaki azalma üzerinden değerlendirilmektedir.
Buna karşılık kanser ve mortalite üzerindeki uzun dönem etkiler modelleme çalışmalarıyla hesaplanabilmektedir.
DSÖ’nün serviks kanseri eliminasyon stratejisinin temelini yüksek kapsayıcılı HPV aşılaması, etkili tarama ve prekanseröz/invazif hastalığın uygun tedavisi oluşturmaktadır. DSÖ, bu stratejinin tam uygulanmasının önümüzdeki 100 yılda yaklaşık 60 milyon serviks kanseri olgusunu ve 45 milyon ölümü önleyebileceğini tahmin etmektedir (1,21).
78 düşük ve alt-orta gelirli ülkeyi kapsayan karşılaştırmalı modelleme çalışmalarında da, yüksek kapsayıcılı HPV aşılamasının ve buna tarama ile tedavinin eklenmesinin 2020–2120 döneminde milyonlarca serviks kanseri ölümünü önleme potansiyeline sahip olduğu gösterilmiştir (21).
Bu kavga, hepimizin kavgası!
Dün Enerji Bakanlığı önündeydik, bugün de orada olacağız!
Madencinin önüne iki yol koyuyorlar: Ya yerin altında öl, geride kalanlar hakkını arasın. Ya da çık, Ankara’ya gel, kendi hakkını kendin ara. Mücadelemiz bütün işçi sınıfının mücadelesidir.
Saat 11.00’de yine Enerji Bakanlığı önündeyiz. Bütün işçileri, sendikaları ve halkımızı dayanışmaya çağırıyoruz.
Hakkımızı almadan dönmeyeceğiz. Mutlaka biz kazanacağız!
#MadenciMutlakaKazanacak
Urfa’dan Harvard’a
Bugün Memleket Tabipliği'nde geçen hafta kaybettiğimiz, İstanbul Tabip Odası eski başkanlarından Prof. Dr. Coşkun Özdemir'i yazdım. Işıklar içinde uyusun❤️
https://t.co/vV684hR8iF