Tanrı insanı muhattap alır mı? Tanrı konuşur mu, kızar mı, darılır mı? Tüm bu meseleler aşık-maşuk ve kral- köylü kızı hikayesi ile tasavvura hitap ederek anlatılabilir. Tanrı’yı anlamak için önce insanı anlamak gerek. Aşığı anlamak için maşuğu anlamak gerektiği gibi.
Aşık, sevdiğini Tanrı’nın gördüğü gibi görüyorsa, onu kusursuz sandığı için değil; onun henüz gerçekleşmemiş en yüksek imkânını gördüğü ve bu imkânın özgürce doğabilmesi için onun yanında bir hizmetkâr gibi durduğu içindir.
Ve böylece hakikatte aşık olan, aşık olunan yani maşuk; maşuk da hakikatte aşık olur. Ayrım, fark, mutlak başkalık aşılır. Kendini aşık bilenin hakikatte maşuk olduğu anlaşılmasıyla. Sıradan Anlama yetisine gizemli gelen de bu zaten.
Akıldışılığın veya ulvi olmayanın tesisi de yine akılla olacağı için burda bir yargı olarak “nedenselliğin reddi” de çelişik oluyor. O zaman nedenselliğin çelişkisini gösterecek bütünsel bir sistem koymanız gerek ki kabul görsün. Sanırım bunu tarihte sadece hegel denedi
Wittgenstein için aşırı anlam arayışı hastalıklıdır. Özgürleştirici olan ise, hayatın bazı anlarının hiçbir ulvi ya da mantıklı anlamı olmadığını kabul etmek; o anı sadece ham, çıplak bir varoluş tecrübesi olarak yaşamaktır.
“Nedensellik batıl inançtır” Wittgenstein
Bu yüzden tüm dini teolojiler biraz çelişik konuşurlar. Sorunları ve çözemedikleri fazlaca şey vardır. Çünkü düşüncenin nihai ereğinde düşüncenin yasaları çalışmaz. Ama oraya kadar da düşüncenin kendi iç çelişkilerinden geçerek gelmek gerekir.
@227_sm Ada felsefesi, düşüncenin paradoksunu sonuna kadar götüremediği için, düşüncenin asıl tutkusunun “kendisinin düşünemeyeceği şeyi bulmak” olduğunu kavrayamadı. Bu sınırla yüzleşmek yerine “neden”, “töz” ve “zorunluluk”gibi kavramları tasfiye ettiler, netice de bu tarz bir avellik
@cemilebayraktr Burda düşünmenin Tanrı tarafından onaylanması ve onaylanmamasından ziyade dikkat edilmesi gereken husus böyle bir hükmün genel anlamda doğuracağı sonuçlar. Ve soru etik bir soru, “herkesin düşünmesi insanlık ve dünya için iyi midir?” sorusu.
@cemilebayraktr Düşünmenin İyi ile olan ilişkisi onun etik olan ilişkisine dair inceleme.
Ayrıca “herkesi düşünce ve akla davet” ile de salt düşünme hakkında hüküm aynı derecede değil. İnsanın genel acizliğine sürekli vurgu yapan bir kitabın öznel düşünceyi de kısıtlaması niye sorunlu geliyor?
Ancak en nihayetinde dünyayı bir miktar gaflet ve hırs döndürür. Hayattaki epistemik boşlukları kanı ve umutlarla doldururuz. “Bu kesin iyi olacak” diye adım atarız. Zaten piyasa da bunu kullanır. O yüzden bunları yapacak birileri de olmalı.
25 yaşında kendi birikimiyle ev alan kadın, sürecini paylaştı:
• 2000 doğumluyum. İTÜ Ekonomi mezunuyum.
• Üniversite 3. sınıftayken bir sene boyunca tam zamanlı olarak çalışıyordum ve bu süreçte kazandığım bütün parayı biriktirmeye başladım.
• Yani bu ev alımı sadece 2 yıllık bir iş geçmişiyle gerçekleşen bir şey değil; benim 21 yaşından beri sahip olduğum vizyonla alakalı.
• Bunların dışında, 2019 yılında bir YouTube kanalı açtım ve o zamandan beri içerik üretiyorum, iş birlikleri yapıyorum. Instagram’da ise son 2,5 senedir düzenli içerik üretiyorum ve orada da link paylaşarak gelir elde ediyorum.
• Kazandığım bu paraların bir kuruşunu bile harcamadım, hepsini biriktirdim.
• Kendinizi benimle kıyaslamanızı hiç istemem. Bütün bu birikimlerime rağmen ben de evi tamamen borçsuz bir şekilde alamadım; mevcut ekonomik şartları hepimiz görüyoruz.
• Benim birikim yöntemim şu şekildeydi:
• Harcamalarımı her gün not ettiğim bir defterim var, bunu son 4 senedir aksatmadan yapıyorum.
• Ne kadar para harcadığımı ve ne kadar biriktirdiğimi net bir şekilde takip ediyorum.
• Aldığım maaşın en az %70’ini doğrudan birikime ayırdım. Bu yüzden gelen o kötü yorumların hepsini sahiplerine geri iade ediyorum.
• Ben kendimi bildim bileli ev alabilmek amacıyla para biriktiriyorum. Yakın arkadaşlarım ve iş arkadaşlarım da bu çabamı yakından bilir.
• Gerçekten kimsenin kendini yetersiz hissetmesini istemem; hele ki benim videolarımı izleyip böyle hissediyorsanız, gerekiyorsa beni engelleyin.
• Benim amacım kimseyi üzmek değil, sadece ilham olabilmektir.
• Bence en önemlisi doğru zamanda doğru yatırımları yapabilmek.
Siyasal süreçlerden, konjonktürden, dünya sistemindeki manipülatörlerden devamlı etkilenen bir oyuna ruhunu, aklını, zamanını teslim etmek. İçimdeki fazlasıyla kıskanç özgürlük duygusu buna hiçbir zaman izin vermedi.
Ünlü olmayı isteyen insan henüz tam insan olmamıştır, ünlü olma hevesi olan insan ciddiye alınmaz. Erzurum çemisgezek ilçe devlet hastanesine gönderilip hastanın kan şekerini tadarak ölçmelidir o. Yaz vakti içlik giydirilmelidir, klimasız bırakılmalıdır.
Bunlara rağmen hala ünlü olmak isteyen birisi zorla dağa bırakılmalı, yabani koşullarla savaşmalıdır. Çekirgelerle anlaşmayı öğrenmelidir, şansı yaver giderse bir inisiyetörle tanışmalı ve ateşle arınmalıdır. Gecenin dehşeti yoldaşı, gündüzle de el sıkışmalıdır.