Doğru.İncire para verilmez. Bahçemdeki incir ağacının dışarıya uzanan kollarından yoldan gelen geçen köylüler yer. Köyün en iyi inciri derler.
Bu akşam köyün yakınındaki tepeye çıktım traktörle. Dağ inciri topladım.
Orada tepede tek başına bir ağaç. Onun incirini de benimle beraber keçiler ve çobanlar yer. Hayatı zorlaştıran, her şeyi paraya çeviren zihniyeti değiştirmek ve bunun üzerine düşünmek lazım. İncirler baldan tatlı…
Anadolu'da
Ağustos ayı biraz da
Yok yahu, biraz da değil
Fazlasıyla incir ayıdır
İncirin ayıdır...
Eee, ya Eylül?
Eylül iki gözüm üzüme ayrılmıştır...
Vesselam...
Çölün uçsuz bucaksız sessizliği, rüzgârın fısıldadığı kadim hatıralarla aralanır. 🎞️
Zamanın ve hafızanın ötesinde, geçmişin yüklerinden arınarak umuda doğru çıkılan mistik bir yolculuk...
"Whispering Sands" (Fısıldaşan Kumlar), bu akşam 21.30’da TRT 2'de ilk kez ekrana gelecek.
Türkiye’nin 2030 YZ Planı Resmen Yürürlükte!
5 milyon kişiye eğitim, 25 milyar TL fon, 10 milyar dolar yatırım
18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Genelge ile Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030) resmen start aldı.
44 sayfalık plan,
*Fark Et,
* İstifade Et,
* Üret,
* Yönet”
başlıklarında 16 eylem içeriyor. Kritik olanları özetliyorum:
-24 ayda 5 milyon kişiye YZ eğitimi verilecek. 2027 sonuna kadar 10 bin ileri düzey YZ uzmanı, 100 bin uygulama profesyoneli yetiştirilecek. 1 milyon çalışan mesleki dönüşüm değerlendirmesine alınacak.
-2 bin kamu veri seti makine tarafından okunabilir biçimde açılacak.
-“Herkes İçin GPU” ile KOBİ, girişim ve araştırmacılara hesaplama gücü sağlanacak. Yıllık 2 milyon GPU-saat, 2028’de 20 milyona çıkarılacak.
-İlk 12 ayda en az 1.000 KOBİ’ye YZ kuponu verilecek.
-Kamu yatırım bütçesinin en az %2’si YZ projelerine ayrılacak; 10 bakanlıkta en az 30 pilot başlatılacak.
-2030’a kadar en az 1 GW veri merkezi kapasitesi (yaklaşık bir nükleer santral ünitesi kadar elektrik gücü) ve özel sektör ağırlıklı 10 milyar dolar yatırım hedefleniyor.
-YZ araştırmaları için 10 milyar TL, girişimlerin büyümesi için 15 milyar TL’lik fon kurulacak.
-Sağlık, tarım, deprem, enerji ve sanayi için sektörel modeller; robotik, otonom sürüş ve fiziksel YZ projeleri geliştirilecek.
-En az 5 sektörde regulatory sandbox (düzenleyici deney alanı) kurulacak.
-Sağlık, eğitim, istihdam, kredi, biyometri, sosyal yardım, kolluk ve adalette kullanılan yüksek etkili YZ sistemlerinde daha sıkı etki, güvenlik ve şeffaflık değerlendirmeleri yapılacak.
-Hedef: 1 trilyon TL’nin üzerinde ekonomik değer yaratmak.
Bence planın en önemli tarafı 5 milyon kişiye eğitim değil; GPU, veri, finansman ve ilk müşteriye erişimin birlikte ele alınması.
Kâğıt üzerinde güçlü. Asıl sınav uygulamada başlıyor.
#Türkiye #YapayZekaEylemPlanı #KOBİ #DijitalDönüşüm
#Futurist #UfukTarhan @futuristufuk #teknoloji #gelecek #AI #yapayzeka #Tinsan #yarınınişiniyarınabırakma #gelecekgüzelgelecek
What degrees should we focus on in an AI-heavy future? What will set you apart? I think soft skills, systemic thinking, and broad general knowledge will be more important than technical skills - the AI can help with the technical stuff much faster than it will help with interpersonal stuff. I think the humanities will celebrate a comeback.
Ege’li olmak ne demek?
Fasulye yerine börülceyi tercih etmektir mesela. Otlu gözleme yapmak; hangi gün hangi kasabada pazar kurulduğunu bilmek; motosiklete atlayıp pazara, denize, zeytinliğe gitmektir.
Bakla favanın sadece bir rakı mezesi olmadığının farkında olmaktır. Zeytinyağını yağ değil mahsul saymak; yeni sıkılmış yağın acılığını, yakıcılığını konuşmak; “bizim yağ bu sene çok güzel oldu” cümlesini büyük bir ciddiyetle kurmaktır.
Zeytin hasadını senenin en önemli dönemlerinden biri olarak yaşamak ve bütün yıl biraz da ona hazırlanmak demektir. İncirin, üzümün, enginarın, domatesin zamanını bilmek; mevsimi dışında önüne konduğunda pek yüz vermemektir.
Envai çeşit otu tanımak, hangisinin haşlanacağını, hangisinin kavrulacağını, hangisine yumurta kırılacağını bilmek; ama bütün bunlardan dolayı otobur sanılırken kokoreçten kelle söğüşe ne kadar sakatat varsa sevmektir.
Sabah güneş yükselmeden kalkıp dolmasını yapmak için kabak çiçeği toplamaktır. Bamyanın zeytinyağlısını da kızartmasını da sevmektir. Düğünde, hayırda keşkek dövmek; bir vesile bulup lokma dökmek ve tanıdık tanımadık herkese dağıtmaktır.
Oğlak, keçi beslemek; tepelere çıkıp incir toplamaktır. Biraz Yörük gibi olmak, biraz efelik taslamaktır.
Pazar günü çoluğu çocuğu toplayıp denize gitmektir. “Yüzmeye” değil, denize. Çünkü deniz bir faaliyet değil, günün kendisidir.
Rüzgârı adıyla bilmektir. Poyrazı yüzünde, lodusu havanın ağırlığında hissetmek; öğle sıcağında gölgeyi dünyanın en kıymetli mülkü saymaktır.
Ve biraz rahat olmaktır Ege’li olmak. Her şeyi vaktinde yapmak ama her şeyi aceleyle yapmamak. Gerektiğinde “koyver gitsin” diyebilmek.
Belki hepsinden önemlisi şudur:
Ege’li olmak, hayatı saate göre değil biraz da mevsime, rüzgâra, denize ve mahsule göre yaşamaktır.
Ege’li olmak ne demek?
Fasulye yerine börülceyi tercih etmektir mesela. Otlu gözleme yapmak; hangi gün hangi kasabada pazar kurulduğunu bilmek; motosiklete atlayıp pazara, denize, zeytinliğe gitmektir.
Bakla favanın sadece bir rakı mezesi olmadığının farkında olmaktır. Zeytinyağını yağ değil mahsul saymak; yeni sıkılmış yağın acılığını, yakıcılığını konuşmak; “bizim yağ bu sene çok güzel oldu” cümlesini büyük bir ciddiyetle kurmaktır.
Zeytin hasadını senenin en önemli dönemlerinden biri olarak yaşamak ve bütün yıl biraz da ona hazırlanmak demektir. İncirin, üzümün, enginarın, domatesin zamanını bilmek; mevsimi dışında önüne konduğunda pek yüz vermemektir.
Envai çeşit otu tanımak, hangisinin haşlanacağını, hangisinin kavrulacağını, hangisine yumurta kırılacağını bilmek; ama bütün bunlardan dolayı otobur sanılırken kokoreçten kelle söğüşe ne kadar sakatat varsa sevmektir.
Sabah güneş yükselmeden kalkıp dolmasını yapmak için kabak çiçeği toplamaktır. Bamyanın zeytinyağlısını da kızartmasını da sevmektir. Düğünde, hayırda keşkek dövmek; bir vesile bulup lokma dökmek ve tanıdık tanımadık herkese dağıtmaktır.
Oğlak, keçi beslemek; tepelere çıkıp incir toplamaktır. Biraz Yörük gibi olmak, biraz efelik taslamaktır.
Pazar günü çoluğu çocuğu toplayıp denize gitmektir. “Yüzmeye” değil, denize. Çünkü deniz bir faaliyet değil, günün kendisidir.
Rüzgârı adıyla bilmektir. Poyrazı yüzünde, lodusu havanın ağırlığında hissetmek; öğle sıcağında gölgeyi dünyanın en kıymetli mülkü saymaktır.
Ve biraz rahat olmaktır Ege’li olmak. Her şeyi vaktinde yapmak ama her şeyi aceleyle yapmamak. Gerektiğinde “koyver gitsin” diyebilmek.
Belki hepsinden önemlisi şudur:
Ege’li olmak, hayatı saate göre değil biraz da mevsime, rüzgâra, denize ve mahsule göre yaşamaktır.
Halıyı gören, Avusturya’nın bilinen en eski yemek kitabının sayfalarını da görmüş oluyor. Desen, 1560 yılından elyazmasının sayfalarından kopyalanıp dokunmuş. Çünkü lokantanın -ve otelin- sahibi Frank Bläuel yemek kitabı koleksiyoncusu. #koleksiyonculuk#elyazması#yemekkitabı
🐑 Denizli’de 853 yıllık gelenek
🌊 Denizli’nin Çal ilçesinde çobanlar, UNESCO listesinde yer alan "Sudan Koyun Geçirme" geleneği için süsledikleri koyunlarıyla Büyük Menderes Nehri'ne girmeye hazır.
Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Taşağıl Mahallesi, günümüze ulaşan geleneksel taş konutları ve eski yerleşim dokusuyla bölgenin tarihini yansıtıyor.
Osmanlı dönemne kadar uzanıyor. 1873 yılı kayıtlarında Taşağıl’ın “Taş Ahır” adıyla geçtiği, 32 evde 81 kişinn yaşadığı görülüyor.
Kuşlar, ekosistemlerin sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlayan kilit role sahip canlılardır. Yokluklarında ekolojik dengenin hızla bozulacağı öngörülmektedir.
“Vücudunu gıdayla besleyen, şeklen pehlivan olur. Ruhunu Allahü Teâlâ’nın aşkı ile dolduran, gönülden evliya olur.
Helal lokma ibadet ettirir, haram lokma kötü yola sevk ettirir.
Sizin karnınız toksa, hüner başka açları görmektir.” buyururdu Aşçı Yahya Baba
Kütahya'daki bu kadar önemli bir kültürel kompleksin içinde "Anadolu'nun Orhun Abidesi" olarak anılan, Türk tarihi ve Türk dili için büyük önem taşıyan taş bir yazıt var: "Taş Vakfiye"
“Bakmak, görmek, olağanüstü önem kazandı. İnsanlar tüm gün ekranın arkasında. Bu, diğer duyuların zayıflaması demek. Özellikle sözün… Konuşma yok olmanın eşiğinde. Sürekli iletişim halindeyiz. Ama ne kadar çok iletişim kurarsak, o kadar az konuşuyoruz. O kadar az buluşuyor, kavuşuyor, anlaşıyoruz.” David Le Breton’la söyleşimizden. #gelecekfikirker
Çok acayip bir görüntüye şahit oldum biraz önce…
Kadıköy Bahariye Caddesi’ndeyim…
Bir baktım herkes yukarı bakıyor. Ben de dönüp baktım, hayatımda ilk kez gördüğüm çok şaşırtıcı bir görüntü…
Gökyüzünde yüzlerce leylek…Birlikte senkronize şekilde süzülüp duruyor.
Göçe hazırlanıyorlar belli ki….Askerdeki toplanma alanından sonraki intikal gibi…Sıcak hava akımlarına doğru kendilerini bırakıp, Afrika’ya doğru uzun yola çıkacaklar…Kadıköy üzerinden İstanbul’a veda ediyorlar.
Yazın sonunun habercisi aslında bu görüntü…heyecan verici olduğu kadar hüzünlü…
Saat 12 oldu, nihayet düğüncülerin eğlencesi bitti, müzik sona erdi... Gene epey harmandalı ve erik dalı dinledik...
Yok yahu bitmemiş, hâlâ harmandalı çalıyor :)
Ah bu bizim hemşerilerin harmandalı tutkusu... Güzel ama kendisi de :)