Kamuoyuna:
Yunus Emre Termik Santrali İşçilerinin direnişinde, enerji işçilerinin omuz omuza sergilediği mücadele sonuç vermeye başlamıştır. Enerji işçilerinin gasp edilen yaklaşık 7 milyon TL’lik alacağının 5 milyon TL’si an itibarıyla hesaplara yatırılmış, kalan tutarın ödenmesi için ise protokol imzalanması yönünde mutabakata varılmıştır.
Ancak bekleyişimiz sona ermemiştir!
Haklı yürüyüşümüz esnasında hukuksuzca gözaltına alınan Genel Başkanımız Süleyman Keskin ve Genel Sekreterimiz Emin Atsız serbest bırakılana kadar, hiçbir işçi kardeşimiz bulunduğu direniş alanını terk etmeyecektir.
Bizler sadece geride kalan alacaklarımızın değil, haksızca alıkonulan sendika yöneticilerimizin de serbest bırakılmasını istiyoruz.
Genel Başkanımız Süleyman Keskin ve Genel Sekreterimiz Emin Atsız serbest kalana kadar direnişimiz aynı kararlılıkla devam edecektir.
Yunus Emre Termik Santral İşçileri Geri Adım Atmıyor!
Ankara yürüyüşümüz esnasında hukuksuzca gözaltına alınan Genel Başkanımız Süleyman Keskin ve Genel Sekreterimiz Emin Atsız serbest bırakılana kadar beklediğimiz alanı terk etmiyoruz!
Taleplerimiz net:
📌 Gasp edilen tüm alacaklarımız eksiksiz ödensin!
📌 İşçi sağlığı ve çalışma koşulları düzeltilsin!
📌 Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
📌 Toplu İş Sözleşmesi masası kurulsun!
Hakkımızı almadan bu alandan bir adım bile ayrılmıyoruz!
📸 @sendika_org
📢 BURSA HALKINA ÇAĞRIMIZDIR: GÜVENLİ HİZMET GÜVENCELİ İŞÇİYLE OLUR!
📌 Şunu çok iyi biliyoruz: İşçinin güvencesiz ve baskı altında olduğu bir yerde, Bursa halkına güvenli doğalgaz hizmeti verilemez!
📌 Bursa Demokrasi Platformu’nun da desteğiyle başlattığımız İMZA KAMPANYAMIZA sen de omuz ver.
GEL, BİR İMZA DA SEN AT; ADALETSİZLİĞE GEÇİT VERMEYELİM!
📍 Osmangazi Metro Çıkışı/Bursa
📅 20 Temmuz Pazartesi
⏰ 16:30
#SendikaHakkımızEngellenemez #BursagazİşçisiKazanacak
Kabahatin çoğu sende!
Hayatları boyunca sendika üyesi olmayanlar,
Sendikal haklar için kılını kıpırdatmayanlar,
Güvenli akademik unvanlara sahip olup sendikaya üye olmaya tenezzül bile etmeyenler,
Hakları için sokağa çıkmayanlar,
Patronla karşı karşıya gelmeyenler,
“Eşit işe eşit ücret” ilkesinden haberdar olmayanlar,
Grevin en önemli hak arama aracı olduğunu unutanlar,
Sendikaların siyasi partilere göre hareket etmemesi gerektiğini bilmeyenler,
Sırf ücretleri yüksek diye sendikalı işçileri aşağılıyor,
“Profesörlüğü bırakıp belediyede işçi olayım” diyor.
Sırf greve çıktılar diye işçilere saydırıyor.
Onların ücreti yüksek değil canım kardeşim, senin ücretin, maaşın veya aylığın düşük.
Ücreti senden yüksek olan işçi senin rakibin değil.
Senin ücretinin ve maaşının düşük olmasının sebebi senden yüksek ücret alan sendikalı işçi değil.
Sebep senin sessizliğindir, sebep yandaş sendikacılıktır, sebep hükümetlerdir.
Sendikalı işçileri kıskanacak ve hakir görecek yerde örgütlen, sendikalı ol, hak ara, mücadele et!
Kabahat sendikalı olup ücreti senden yüksek olan işçide değil.
Söylemeye dilim varmıyor ama kabahatin çoğu sende canım kardeşim!
Bursa Gazi Anadolu Lisesi öğrencileri öğretmenlerine sahip çıktığı sırada okulda güvenlik görevlisi olarak çalışan bir kadın tarafından fotoğraflarının çekilmesine tepki gösterildi. Tepkiler sonrası öğrencilerin fotoğrafları silindi.
@Berkcanbora@derviserdem1@bursaegitimsen@TaserCanan@hsnbakmaz #LisemeDokunma #ÖğretmenimeDokunma #projeokul
#Bursa
Saraçhane eylemleri kapsamında bir tane tutuklu avukat var. O da Ahmet Keskin
Keskin'in tüm kabahati gençleri korumak ve polisi usüle uyması konusunda uyarmak
Bursa'da eylemler sırasında gençler Ahmet Keskin'e polisin gözaltı yaptığı konusunda haber gönderiyor. Ahmet Keskin polisin yanına gittiğinde polis gözaltı olmadığını söylüyor, ancak gençler gözaltılar olduğu ancak gençlerin polisin anons aracına konduğunu söylüyorlar. Avukat Keskin de bu usülsüzlüğe elinde gençlerin kaçarken düşürdüğü ayakkabılarını göstererek tepki gösteriyor
Avukat Keskin'in suçu işini yapmak
Bursa'da 19 kişi Ahmet Keskin gibi tutuklu, 4 kişi tahliye edilmişti. Savcı bu kişilerin yeniden tutuklanmasını ve yakalama kararı çıkarılmasını talep etti
ahmet keskin, bursa'da bir avukat. saraçhane protestolarında bu konuşmanın da içinde olduğu eylemden dolayı tutuklandı.
polisle tartışmak tutuklanma sebebi olarak yazılmış.
akıl almaz bir dönem.
Bugün Bursa 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nce düzenlenen tensip zaptı ile tutukluluğunun devamına karar verilenlerden biri de avukat Ahmet Keskin
Avukat Ahmet Keskin eylem alanında polisin orantısız şiddetine şu sözlerle tepki göstermişti:
🔴Enerji İşçisiyiz Örgütlüyüz Güçlüyüz!
İSPER A.Ş'de Toplu İş Sözleşmesi müzakere ve mücadele sürecini yürüten tüm enerji işçisi yol arkadaşlarımız selamlıyoruz!
"İstanbul’da ortalama kira ücretleri 20.000 TL’yi aşmış durumda. Market raflarında temel tüketim ürünlerine, faturalarımıza yansıyan su, gaz ve elektrik gibi zorunlu ihtiyaçlara her gün zam üstüne zam geliyor. Bu koşullarda bizler, ortalama asgari ücretin biraz üstünde bir maaşla hayatta kalmaya, ailemizi geçindirmeye çalışıyoruz. Buna rağmen, gece gündüz demeden, yazın sıcağında, kışın soğuğunda 16 milyon İstanbulluya kesintisiz hizmet sunmaya devam ediyoruz."
Lütuf değil hakkımızı istiyoruz!
@ekrem_imamoglu@CHP_istanbulil@herkesicinCHP@yoduman@isperas@iskignmudurlugu@igdaskurumsal@BanuSaraclar@Banuoksun
@varcharian kamu kurumlarının hali bile içler acısı. 2 yıl önce acil durum alarmı çalan Bursa Şehir Hastanesi'nde acil çıkış kapıları kilitliydi. Video çekiyorum diye güvenlik amirleri tepeme üşüştü. Kapıların kilitli olması değil durumu göstermem sorundu. https://t.co/sYjA9NRYii
Yenidoğan Çetesi Olayı, Sağlıkta Piyasacı Dönüşümün Vahim Sonuçlarından Biridir; Çözüm ise Kamucu, Eşit, Ulaşılabilir, Ücretsiz, Nitelikli Bir Sağlık Sistemindedir
İstanbul’da çok sayıda bebeğin, aralarında hekimlerin ve sağlık çalışanlarının da olduğu bir çete tarafından tıbbi gereklilik olmadığı halde anlaşma yapılmış özel hastanelerin yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yönlendirildiğine, bu sayede Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ve ailelerden haksız gelir elde edildiğine ve daha vahimi bebeklerin bir kısmının yoğun bakım takipleri sırasında hayatını kaybettiğine ilişkin haberleri Türk Tabipleri Birliği olarak yakından takip etmekteyiz. Öncelikle, yetkili tabip odamız olan İstanbul Tabip Odası’nın konuyla ilgili inceleme başlattığını, süreci hızlı ve titizlikle yürütmekte olduğunu kamuoyu ile paylaşmak isteriz.
Olayla ilgili kamuoyuna yansıyan ayrıntıların hekimlik değerleri bir yana, insanlık ile bağdaşmayacak nitelikte olduğu ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılması gerektiği açıktır.
Bizce çok açık olan bir diğer husus ise; bu olayın, yıllardır kamuoyunu ve yetkilileri uyardığımız bir gerçeği, Sağlıkta Dönüşüm Programı doğrultusunda uygulanan politikaların halkın yararına olmadığı ve sağlık sisteminde yıkıcı sonuçları olduğu gerçeğini inkar edilemeyecek şekilde ortaya koymuş olmasıdır. Sağlık hizmetini sıradanlaştıran, niteliğe değil niceliğe önem veren, hastaneleri ticarethane ve hastaları müşteri haline getiren, sağlığı piyasa kurallarına teslim eden Sağlıkta Dönüşüm Programı sağlık sistemimizi çürütmüştür.
Sağlık Bakanlığı’nı halk sağlığına, hekimlik değerlerine ve sağlık çalışanlarına zarar veren, ülke kaynaklarını boşa harcayan ve bu son olayda gördüğümüz gibi insanlık değerlerinin ayaklar altına alınmasına neden olan politikaları bir an önce terk etmeye çağırıyoruz.
Halkın eşit, ulaşılabilir, ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmeti alabilmesi için koruyucu hekimlik ve birinci basamağın güçlendirildiği, sağlık çalışanlarının iyi koşullarda güvenli ve güvenceli çalışabildiği, verilen hizmetin sayısının değil niteliğinin ve topluma katkısının değerlendirildiği bir sağlık sistemi hayata geçirilmelidir. Ülkemizin maddi ve insan kaynakları bunu yapmaya yeterlidir.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/BgCo3NV8rB