@Sule_Demirtas Şimdi de tüm yükü, başörtüsü sürekli istismar edilen, 25 yılda hiçbir anayasal güvenceye kavuşturulmayan ve “ben varsam örtünebilirsin” söylemiyle eşit muamele görme hakları iktidar tarafından sürekli bir pazarlık malzemesine dönüştürülen kadınların omuzlarına bırakıyorlar…
Türkiye'deki iktidar pratiğinden hareketle bütün bir dindar sosyolojisinin ahlaki karakterine ilişkin sonuç çıkarmak, siyasi iktidarla toplumsal kimliği özdeşleştirmek anlamına gelir ki bunu da ancak kendisi kapasitesindeki insanlar yapar; sayelerinde de su hiç durmuyor.
Hem Azerbaycan'da başörtüsü yasağından etkilenen kadınların Türkiye'deki İslamcı iktidarın uygulamalarıyla ne ilgisi var?
eleştirdiği ayrımcılığa karşı çıkarken ayrımcılığın düşünsel mantığından kurtulamamış bir cendere.
Sizin gibi zihinlerin varlığı bu insanların ortak kabusu. Mazallah nefes aldırmazsınız.
Her şeyin var. Gücün var, paran var, nüfuzun var, şöhretin var. Yedi ceddine yetecek kadar var da var. Ona rağmen doymuyorsun. Öyle hayvanî bir doyumsuzluk şehveti içindesin ki onca fukara, aç, zayıf, ezilmiş, garip guraba insanın önündeki bir lokmayı da alıyorsun. Ufacık rızkına da göz dikiyorsun, ölüm kalım, zor günler için kenara koyduğu üç kuruşluk yatırımına da çöküyorsun, binbir emekle, çileyle gireceği işine, pozisyona kendi uzantılarınla dolduruyorsun.
Yalnız lokmasını değil rızkını, hakkını, geleceğini, başarısını, ümidini her şeyini çalışıyorsun insanların.
Açgözlülük; öyle bir bir pislik ve veba ki yalnız bireyi değil toplumsal huzuru, adalet sistemini, kardeşlik ve barış ortamını kolektif bağı ve gelecek ümidini alaşağı ediyor.
Bir kişi değil, binlercesi. Fikri yok, ideolojisi yok, dini yok, şekli şemali yok, her kılığa girecek bir mizaç bu. Bu marazlı mizaçların soyu kurutuluna dek, kursaklarından garibanın hakkı olan her kuruş tahsil edilene dek ıslah edilmesi gerekiyor. Başka yolu yok.
Israel did not leave a single stone in my city without destroying it, and because of that, my family and I are still displaced, without a homeland, without a city, without a home to protect us.
@wonmaeu_u Amme hizmeti; sancı kelimesini lugatımızdan çıkarıyoruz yerine dalga-kasılma falan diyoruz, kitabı mutlaka aylar öncesinden alıp okuyoruz, dalga nefesi MUTLAKA çalışıyoruz. Doğum sürecini en kolay şekilde yönetebileceğiniz yaklaşımı sunuyor. Allah kavuştursun.
@SelimiyeGercegi@mustafabbozkurt Bu batılılaşma sonrası “bozulma ve çöküş” tezleri hem siyasi tarih hem sanat tarihinde uzun zamandır ciddi biçimde tartışılıldı, bence Hüseyin Kutlu’nun da sizin de bu literatüre biraz bakmanız gerekli.
@SelimiyeGercegi@mustafabbozkurt oryantalist fantezi üretir. Osmanlı 17-18. yy da ilk defa batıyla temas ediyordu ve ondan etkilenip bozuldu demek de aynı ölçüde anakronik. +
Irak'ta, 31 Mart 2003'te, bir Iraklı baba 4 yaşındaki oğlunu teselli ediyor.
Fotoğraf Pulitzer Ödülü'nü kazandı....."
Fotoğraf, yerde oturan, başı siyah bir başlıkla örtülü bir Iraklı savaş esirinin, elini nazikçe çocuğunun gözlerinin üzerine koymasını gösteriyor. Çıplak ayaklı ve korkmuş çocuk, dikenli tellerin arasında babasının kucağında oturuyor. Irak Savaşı'nın ilk günlerinde Necef'te çekilen bu fotoğraf, herhangi bir istatistikten daha güçlü bir şekilde çatışmanın insani bedelini özetliyor.
Mart 2003'te ABD güçleri, kitle imha silahlarını etkisiz hale getirme bahanesiyle Irak'a girdi. Necef gibi kasabalar, her iki tarafın da ağır kayıplar verdiği savaş alanlarına dönüştü. Siviller için bu çatışmalar kaos, ayrılık ve kayıp anlamına geliyordu. Bu resimde, babanın oğlunu esaretini görmekten koruyan koruyucu jesti, siyaseti ve ideolojiyi aşıyor. Şiddetle tanımlanan bir yerde sevgi ve çaresizliğin bir anını temsil ediyor.
Başlarına örtü geçirmek, esir alınan savaşçılar için standart bir uygulamaydı ve onları şaşırtmak ve insanlıktan çıkarmak için kullanılıyordu. Ancak çocuğun varlığı bu anonimliği kırarak izleyiciye her savaş esirinin ardında bir aile olduğunu hatırlatıyor.
Fotoğraf, Jean-Marc Bouju tarafından Associated Press için çekilmiş ve savaş sırasında insan duygularının ham halini yansıtması nedeniyle 2004 yılında Pulitzer Ödülü'nü kazanmıştır.
Bu, Amerika'nın işlediği sayısız vahşetten sadece biri. Ve Irak'ı işgal etmelerinin bugüne kadar hiçbir geçerli nedeni gösterilmedi. Şimdi de aynı şeyi İran'la yapmayı planlıyorlar...
Sayın Vekil @elifesendeva
Aşağıda 7 küsür dakikalık videonuzu izledim. Onun aşağısındaki tepkilerin çoğunun ve bizim sizin bu yaptığınız işdeki anormalliği irdeleyişimizin temel noktası " ZORUNLULUK-YASAKLAR-CEZALAR" ile bezeli yasama faaliyetinizdir.
Sizinle oturup " BİLİM TARTIŞMASI" yapmıyoruz. Sizin böyle bir vasfınız olamaz. Yani biz sizin olmayan bir vasfınıza eleştiri yönlendiremeyiz. Siz bilim insanı değilsiniz. Siz vekilsiniz. Yaptığınız yasama faaliyetlerinde haddiniz " ANAYASA " ile sınırlıdır. Burayı aşarsanız milletin tepkisini alırsınız.
Gelelim videodaki birkaç bilimsel pop-up niteliğindeki açıklama ve bilgi içeriğine ; muhatapları beni ben de onları tanıyoruz. Aracı olun cevap versinler.
Devam ediyoruz.