"Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin" diyor İslam. Aynı ilke kınadığımız, eleştirdiğimiz, sorun yaşadığımız, farklı ideolojilere sahip olduğumuz, yanlış işlerini gördüğümüz insanlar için de geçerli. Yalan ve iftira ile hiçbir yanlışla mücadele edilmez.
Bu videoyu şaşkınlıkla izledim. Gazze’de insanlar açlıktan ölürken “uçak tıka basa yemekle doluydu, çay var mı çay dedim, bir daha söyle dedim” şeklinde yapılan bu anlatı mizah mı, anı mı, ne bu? Ne idüğü belirsiz tiksinti verici grotesk bir gösteri. Gazze’de insanlar açlıktan ölmüyor mu, senelerdir bu ayıba hepimiz tanıklık etmiyor muyuz? Böyle bir konuda bu mu anlatılır bu mimiklerle, bu ifadelerle. İnsani felaketler bu şekilde malzeme edilecek “anekdotlar” mıdır? Bir anekdotun varsa da asıl meseleye katkısı olsun. Bu nasıl bir duyarsızlık, nasıl bir acı pornografisi, nasıl bir acıya mesafelenme, nasıl bir tanıklık narsisizmi. Gazze acıları üzerinde tepin, tepin, tepin bi bitiremediniz. Pes.
İslâm devletleri on yıllardır İsrail'in azgınlığına karşı kınamadan başka bir iş yapmıyorlar.
Çünkü bu devletleri yönetenlerin ipi bir asırdan beridir İngiltere, Fransa, ABD'nin elinde. Onların ipi de yahudi sermayesinin.
Müslüman halklar kendi başlarındaki sağcı, solcu veya dinci görünümlü bu uşaklardan kurtulmadıkça ne kendi ülkelerinde yaşadıkları soygun ve zulüm, ne de İsrail'in azgınlığı biter.
Gazze'de, çocuğunun bedeninden ayrılmış başı ile vedalaşan bir baba gördüm az önce. Burnumuzun dibinde yaşanan, insanlık tarihinin en aşağılık ve en sistematik zulümlerinden birini nasıl bu kadar normalleştirdik, yalama olmuş vicdanlarımızın hesabını nasıl vereceğiz, bilmiyorum.
"Bir saniyesine bile hükmedemediğiniz bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yok.."
ŞEHİD MUHSİN YAZICIOĞLU
Rahmetle anıyoruz..
25.03.09
#muhsinyazicioglu
Hangi belediye başkanı olursa olsun milletin tek bir kuruşunu yiyenden, yolsuzluk yapandan sonuna kadar hesap sorulmalı. Fakat sorun şu: Gücü, iktidarı ellerinde bulunduranlara ne yaparlarsa yapsınlar hesap sorulamazken; ellerinde güç, iktidar olmayanlara rahatça hesap sorulabiliyor. Bu çifte standart Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğuna dair iddialarını gülünç duruma düşürüyor.
Ben Behlül 14 mart cuma akşam 20:00de evimden çıktım ve bir daha dönmedim!Detaylı fotoğraflarım instagram hesabımda çokça var inceleyiniz.lütfen beni gören , sokak kedisi sanıp evine alan biriyseniz @yellowbehlul hesabına yorum yazın DM ATIN lütfen!! #kayıpkediankara
Çocuk dört beş yaşında. Annesi çocuğu hücrede doğurmuş.
Anlatan kişi şöyle diyor. Gardiyanlardan biri beni gece gizlice bu çocuğun hücresine götürdü. Ona bir masal anlat dedi. Bir kuş diye başladım masala. Çocuk kuş ne dedi. Ağaçlara konar dedim. Ağaç ne dedi. Baktım hiçbir şey anlatamıyorum, bir çocuk şarkısı söyledim diyor.
Sonra demiş buradan çıkar beni yoksa boğulacağım.
İşte o çocuğu bulmuşlar hücrede🥺
Buradaki tüm dostlardan Gazze’de en az bir çocuğu giydirmesini rica ediyoruz.
Bir takım kışlık bedeli: 850 lira.
Biliyorsunuz kış yaklaşıyor ve çoğu Gazzelinin ne montu var, ne ayakkabısı. Zamanla yarışıyoruz.
Aşağıda derneğimizin bağış bilgilerini de paylaşıyorum.
Kim içtenlikle neye doğru yürümek isterse; Allah uzun vadede yolunu ona göre açar, yolculuğunu ona göre şekillendirir, yol arkadaşlarını ona göre denk getirir. Böylece insan yaşamdaki niyetlerinin ortalaması haline gelir.