Okullardaki bu tip eylemler modelleme yönüyle yayılabilir.
Ergenler, bu tip şeylerden kahramanlık çıkarmaya meyillidir.
En azından olaylar sakinleşene kadar bütün okullara güvenlik ve kolluk kuvvetleri görevlendirilmelidir.
#maraş#EgitimdeŞiddeteHayır#urfa#okuldaşiddet
Şiddet, sadece şiddet uygulayanın psikolojik durumuyla yorumlanamaz.
Her şeyden önce şiddet sosyolojik bir olgudur.
Güç göz gösterisi ve özgürlük olarak algılanırsa dalga dalga yayılabilir.
#okuldaşiddetehayır#Kahramanmaraş#OkullardaŞiddet
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
#EgitimdeŞiddeteHayır
#EgitimdeŞiddet
#kahramanmaraş
Bazı kalp kırıklıklarının telafisi yok,
Bazı hayal kırıklıklarının affı yok,
Bazı durumların tesellisi yok,
Bazı yerlerde esnekliğe yer yok,
Bazen, gerçekten, çare yok.
Her şeyi ‘olumlayamayabiliriz’.
Zihin bir denklem kurmak isteyebilir,
‘Kötü’ şeylerin kapısı iyi şeylere açılsın isteyebilir.
O ‘iyi’ şey her zaman kendi tasarladığımız gibi olmayabilir.
Bazen, sadece, ihtiyaç olan şey kabuldür.
Kabul etmek.
Bazı şeylerin sınırı olduğuna kabul…
Çelişkili gibi görünse de, çoğu zaman o ‘beklenen’ rahatlama kabulle gelir.
Çarpıcı oluşu gerçek olmasından kaynaklanıyor. Hepimiz bir bütün olarak duran ama içinde onarılmış ya da onarılmamış kırıklarla yaşayan varlıklarız çünkü.
Bir kaç gündür yurtdışında oy veren kadınların sandık başında fotoğrafları düşüyor önüme.
Çoğunun ortak dili “Sonuna kadar Erdoğan” şeklinde.
Sevgili hemcinslerim;
Hepiniz çok güzelsiniz, zarifsiniz.
Saçlarınıza şekil vermiş, makyajlarınızı yapmış, eteklerinizi, pantolonlarınızı, taytlarınızı, topuklu ayakkabılarınızı giymiş şıkır şıkırsınız.
Hep de böyle olmanızı arzu ederim lakin biz Türkiye'de yaşayan kadınlar var olma mücadelesi veriyoruz.
Dayak yiyor, taciz ediliyor, tecavüz ediliyor, öldürülüyoruz.
Düşünün benim haklarımı korumasını beklediğim AYM üyesi bile "kadın-erkek eşitliği modern hurafedir" diyor.
Yani uzaktan sevmek kolay.
Biz tehlikenin farkındayız, ya siz?
Uğradığımız tüm haksızlıklar da verilen cezalar da ne giydiğimize, nerede olduğumuza, saat kaçta olduğuna göre şekilleniyor.
Biz kadınlar sizler gibi giyinip otobüse binerken biri tekme atar mı diye tedirgin oluyoruz mesela.
Akşam sokakta arkamıza bakarak yürüyor, aynı işi yaptığımız halde erkeklerden daha az ücret alıyoruz.
Gel de tüm bunları siyasilerin düzeltmesini bekle..
Burada başın açıksa "perdesiz ev" diyorlar,
hakkını arayınca "sürtük" diyorlar,
çalışmak isteyince "evdeki işler yetmiyor mu, erkekler işsiz kalıyor" diyorlar,
"kadın evi süsüdür" diyor hatta çalışarak fuhuşa zemin hazırladığımız bile söylendi biliyor musunuz?
Ne güzel gülmüşsünüz fotoğraflarda, hep de gülün isterim.
Lakin burada kahkaha atan kadına "iffetsiz" diyorlar biliyor musunuz?
Biz Atatürk sayesinde kul olmaktan kurtulup vatandaş olmuşken bugün hayvan gibi sahiplendirmekten bahsediyorlar.
Sizin yaşadığınız ülkelerde bırak siyasetçiyi sıradan bir vatandaş bile kadınları sahiplendirmekten bahsedebilir mi?
Bahsedemez, biliyorsunuz ve uzaktan ne de güzel seviyorsunuz.
Bizi erkek şiddetinden koruyan sözleşmeleri üç beş oy için silip atıyor, kız-erkek öğrenciler aynı sınıfta ders görmesin diye mücadele ediyorlar düşünebiliyor musunuz?
Yani elleri ya saçımızda, ya örtümüzde, ya eteğimizde...
Gülme, çalışma, konuşma, düşünme, isyan etme, eğlenme, onu giyme, buraya gitme...
Tek dertleri kadın!
Ahlakı kendilerinde, siyasetlerinde değil hep kadında arıyorlar.
Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de yaşayıp oy verirken “Şeriat için” diyen hemcinslerim..
Çok değil 2 sene önce şeriattan ilk kaçan erkekler olmadı mı?
Düşünebiliyor musun binde bir ihtimal bile yokken uçağın motorunda ölümüne uçtu adamlar.
Tercihlerinize elbette saygım var.
Lakin Afganistan’da, İran’da yaşamadan Avrupa’nın göbeğinde “Şeriat” istemek ne kolay değil mi?
Peki istemeyenler ne olacak?
Siz uzaktan seveceksiniz diye biz hayattan uzaklaşıyoruz adım adım..
Farkında değilsiniz!
Kendi nefsindeki kötülükle yüzleşemeyen kişi, bir bakarsınız, etrafındaki herkesi yargılayan acımasız bir yargıca dönüşür. Kötülüğü hep dışarıda teşhis edene dikkat, belki de içeride görmekten korktuğu bir şeyler vardır.
Normalde 50 alması gereken çocuk 90 alıyor ve kendini 90'lık öğrenci sanıyor.
70-80 falan alanlar sınıfta kalmış gibi üzülüyor.
30-40'ın zaten lafını eden çarpılır.
Sınavları kolaylaştır, kitapları sadeleştir yükseği hak ettiğini sanan düşük profilli bir neslimiz olacak.
Ben 10 sene konservatuvar okudum. 20 senedir de Opera’dayım. Bu 30 senede beni bu kadar derinden etkileyen pek az ses ve renk oldu. Şahanesin çocuk 👏🏼🇦🇿
Kenan Bayramlı - Bayati Şiraz