@samiraKBT Apoculuk, yeni bir ufuk üretemiyor tespitine katılırım ama Milliyetçi çizgi Kürtlerde var mı? Emin değilim!Kürtlerde olsa olsa Retorik milliyetçiler ya da diaspora milliyetçileri olur!
@HyamanKurd Son elli yılın belirleyici öznesi onlardı ve bu sonucu üretiler! “Apocu Hareket” bence hiç olmadı tek bir gerçeklik vardı o da Öcelan’ın kendisiydi! Bence bunlara kaybettiren de Kürt Hafıza Krizidir. Bunlardan önce Kürt hangi hakka sahipti! Kürt hafızası, insanını eğitemedi!
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Doğan Hatun'un Amedspor kongresinde İstişare Kurulu ile ile ilgili gündem olan konuşmasının tamamı
#amedspor@doganhatundbb
https://t.co/q0HTXTnjsM
@GazetePan Bir akademisyenin sırf sizin siyasi programınız hakkında makale yazması, sizin bu şekilde onu türlü şekilde karalanması yetersizliğinizin somut delilidir. Siz de adınız gibi biliyorsunuz ki ağzınızla kuş tutsanız Kürt kamuoyunda bir karşılığınız olmaz! Derdiniz koltuklardır.
Yani Kürt hafızasının yarattığı kişilik dün neyse bugün de odur diyorsun! İçselleştirmeseniz de bu tarih sosyolojisinde bu çıkmak zorundadır! Bunun bir de psikolojik yanı da olabilir!
Öcalan'ı Erdoğan'ın yaveri yapın, bu iş huzur içinde çözülsün!
Olmamış şey değildir, hatırlanacaktır; 93 Harbi’ni (1877-1878) fırsat olarak gören Bedir Xan’ın oğulları Hüseyin Kenan ile Osman Nuri sürgünde bulundukları yerden kaçmayı başarmış ve 1878’de Cizre ile Dihê’yi (günümüzde Eruh ilçe merkezi) tekrar ele geçirmiş ve isyanı bölgeye yaymışlardı. Abdülhamid iktidarının başlarına denk gelen bu olayda Bedirxanzadeler, Osmanlı’nın bölgeye gönderdikleri orduları yenmiş fakat bir süre sonra Abdülhamid elçiler göndererek isyanı yatıştırmıştır. İsyan sona erince Bedirxan’ın oğullarından Bahri Bey kaymakam, Osman Nuri süvari kolağası rütbesiyle yaver, Hüseyin Kenan ise İstanbul’da belediye meclis üyesi olarak atanmıştır. Hatta Osman Nuri daha sonra Kudüs, Akka ve Bingazi gibi sancaklarda vali bile olmuştur. İsyanı sürdüren Botanlılar ise dağlarda kalmaya devam etmişlerdir.
Îro li Stockholmê kongreya 29an ya komeleya "Yekitîya Nivîskarên Kurd li Swêdê" li Pirtûkxaneya Kurdî pêk hat. Nivîskar û dîrokzan Îbrahîm Îbrahîm bû serekê nû yê komeleyê (Ji rêza rûniştî kesê serê rastê)
Başkan Diyarbakır’da Kürtçe konuşulmuyordan dem vururken kendisi kürtçe bir cümle kurmayı beceremedi ve sonradan birçok kişi kendisi gibi kürtçe öğrendiğini iddia ediyor! Bu mu öğrenmek? Sen bir cümle kuramadın!
Mühür Kimde, İrade Kimde? Kürt Siyasetinde Kritik Kırılma
Maaruf Ataoğlu
Tuncer Bakırhan’ın TBMM resepsiyonunda yaptığı konuşmasında “mühür sizde, Süleyman da sizsiniz” ifadesiyle barışın Recep Tayyip Erdoğan’ın iki dudağı arasında olduğunu ima eden değerlendirmesi, yüzeyde pragmatik bir siyaset dili gibi görünse de, derinlikte ciddi bir zihinsel kırılmaya işaret etmektedir.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekir:
Barış, bir kişinin iradesine indirgenecek kadar dar bir mesele değildir. Barış; toplumsal mutabakatın, kurumsal aklın ve tarihsel sorumluluğun birleştiği bir zeminde anlam kazanır. Eğer bir süreç, tek bir iradenin tasarrufuna bırakılıyorsa, orada barış değil; olsa olsa kontrollü bir “sükûnet yönetimi” veya teslimiyet söz konusudur.
Bu söylem, siyasetin doğasında var olan denge ve denetim mekanizmalarını da zayıflatmaktadır. Çünkü “mühür sizde” demek; dolaylı olarak “sorumluluk da sizde, biz ise edilgen bir pozisyondayız” anlamına gelir. Oysa tarih bize defalarca göstermiştir ki, edilgen aktörlerin olduğu bir denklemde devletler kalıcı çözümler değil, geçici düzenlemeler ortaya koyar.
Diğer yandan bu yaklaşım, Kürt siyasetinin uzun yıllara dayanan mücadele ve müzakere birikimini de gölgelemektedir. Bir halkın kaderini, tek bir siyasi merkezin inisiyatifine havale etmek; o halkın özne olma iddiasını zayıflatır ve yok eder. Siyaset, talepkâr ve kurucu bir dil gerektirir; teslimiyet ima eden metaforlarla Türkiye’ye ve Kuzey Kürdistana barış gelmez.
Elbette ki devlet aklının ve yürütmenin süreçte belirleyici bir olü vardır. Bunu inkâr etmek gerçekçi olmaz. Ancak belirleyicilik ile mutlaklık arasında ince ama hayati bir fark vardır. Bu fark ortadan kalktığında, siyaset yerini beklentiye, strateji yerini temenniye bırakır.
Sonuç olarak;
Sayın Bakırhan’ın bu çıkışı, iyi niyetli bir çağrı olarak okunabilir. Ancak kullanılan dil ve kurulan metafor, barışın toplumsal ve siyasal çoğulculuk zemininden uzaklaştırılarak tek merkezli bir iradeye indirgenmesi riskini barındırmaktadır.
Barış, bir liderin iki dudağı arasında değil;
halkların ortak vicdanında, eşitler arası bir müzakere zemininde ve güçlü bir siyasal iradenin çoğulcu akılla buluştuğu yerde hayat bulur.
Aksi takdirde, kurulan her cümle barışı büyütmek yerine, onu daha da kırılgan hâle getirir.
Hoca, Kürtlerin yeni Ortadoğu’da siyasi süreçleri okumada yetersiz kaldıklarını ve muhtemelen bir daha treni kaçıracaklarını yazmış! Hoca haklı görünüyor! Kürt hafızası, ancak bunu üretebilir!
🚨ABD el koymaya hazırlanıyor: Mesrur Barzani, IŞİD’e karşı paralarla ev mi aldı?
📍ABD yetkilileri, Mesrur Barzani’nin malikanesine el koymak istiyor
📍İddiaya göre bu ev, ABD'nin IŞİD'e karşı kıllanılması için verdiği 30 milyon dolarla yasadışı kazançla satın alındı
-OCCRP
Görüntüler Mardin Midyat’tan.
Midyat’a yağan yağmurun sel’e dönüşmesi ile yurttaşlar yüzerek karşıdan karşıya geçti.
İran İsrail’in hava savunma sistemini çökerttikten sonra, Türkiye Irak ve İran son 66 yılın en çok yağışını aldı.