Prof. Dr. İstanbul Medipol Üniv. (ODTÜ BSc, Marmara MA, Kent State (OHIO) PhD. Ulus. İliş., Orta Asya, politik ekonomi, yükseköğretim çalışmaları, insani yardım
I am pleased to share my article on educational migration published online in Central Asian Survey. I hope it will be of interest to colleagues and researchers working on related topics. https://t.co/uOO00WLmD3
Babamız Hızır ASLAN, 16 Temmuz 2026 Perşembe günü Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.
Cenaze namazı, 17 Temmuz 2026 Cuma günü saat 14.45’te Karşıyaka Mezarlığı’nda kılınacak olup, ardından Karşıyaka Mezarlığı U-7-A / 3674 numaralı kabristana defnedilecektir.
Dualarınızı bekleriz.
Babam Hızır Aslan bugün vefat etmiştir. Cenaze yarın 17 Temmuz 2026 Cuma öğle namazı ardından Ankara Karşıyaka Mezarlığında kılınacak namaz sonrası defnedilecektir.
ABD, Çin & Petrol
ABD İran'ın kritik petrol altyapısını vururken; CNN'e konuşan İranlı yetkili, Hürmüz boğazından sadece yuanla ticaret yapan tankerler geçebilir demiş!
İran bu karşı hamleyle, savaş-enerji denkleminde satranç oyunculuğunu ispatlıyor...
https://t.co/YuGGyghg7H
BU KADARI DA FAZLA DEĞİL Mİ?
Son günlerde çeşitli kesimler tarafından Sünni-Şii ayrımcılığı gündeme getiriliyor. Aslında hedefleri Türkiye’yi İran’la savaşa sokmak. Öyle ki, neymiş şiiler islâm dışıymış, geçmişte büyük katliamlar yapmışlarmış. Peki Peygamberimizin vefatından 150 sene sonra ortaya çıkan şu mezhep tartışmasını bir kenara bırakalım, dün Filistin’de çoluk-çocuk demeden binlerce sivile soykırım yapan, yüzbinlercesini de yaralayan, aç bırakan İsrail ve ABD’den daha mı kötüler? Aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı kitaba bağlı olan İran bunlardan daha mı vahşi? Tarihte Sünni sünniyi katletmedi mi? Fatih Akkoyunlu, Timur Yıldırım Bayezid’le, Fatih Karamanoğullarıyla, Yavuz Memlük devletiyle savaşmadı mı? Onları bırakın Hz. Ali ile Hz. Ayşe savaşmadı mı? Hz. Ali ile Muaviye savaşmadı mı?
Hoca kılıklı mübtezeller, kendini dine adadıklarını söyleyen bir kısım güruh, tam da siyonizmin uşaklığını yapıyor. Türkiye’ye Mosad tarafından atılan füzelerle Türkiye’yi savaşa sokamayanlar, Sünni-Şii ayırımcılığıyla savaş gündemi oluşturmaya çalışıyorlar. Belli ki, Türkiye İsrail ile savaşa girse, bunlar İsrail adına casusluk yapacaklar.
Türkiye ile İran 1639 Kasr-ı Şirin antlaşmasından beri birbiriyle çatışmadı. Yani neredeyse 400 yıl. Neymiş İran Körfez ülkelerine saldırıyormuş. Siz topraklarınızda ABD üsleri kurar ve oradan İran’a saldırtırsanız, herhalde İran da cevap verecektir. Unutmayın o ülkeler, Yunanistan, ABD ve İsrail ile Türkiye’ye karşı askerî tatbikat yapmışlardı.
Aslında huylu huyundan vazgeçmez. Kendi aralarında birlik sağlayamayan Arapları biz mi düzelteceğiz.
Bir yerde içimizdeki siyonist seviciler bu vesileyle ortaya çıkmış oldu. Ben müslümanım diyen bir ülkeye İsrail’i tercih edenler, aynı zamanda Epstein rezaleti ve sapıklığına da ortak olmaktadır.
Bu günler de geçer. Gün ola harman ola. Elbet bir gün devir değişir
I am pleased to share my article on educational migration published online in Central Asian Survey. I hope it will be of interest to colleagues and researchers working on related topics. https://t.co/uOO00WLmD3
Türkiye’nin en büyük hastalığı: vasatı eşitleyip iyi olanı küstürmektir.
“Hepimiz akademisyeniz, hepimize zam” diyerek iyiyle kötüyü aynı torbaya atarsan sonuç: beyin göçü + şişmiş sistem + bitmeyen bütçe açığı olur.
https://t.co/mKacUOBbEm
Koç Üniversitesi’nin saygın akademisyenlerinden Prof. Şener Aktürk, bugün İlim Yayma Ödülleri’nde öyle bir konuşma yaptı ki…
Suriye’deki zulümden Arakanlı Müslümanlara ve Gazze’ye kadar tüm coğrafyaların acısını tek bir vicdan çizgisinde topladı.
Ve belki de salonda kimsenin beklemediği o cümleyi kurdu:
“Suriye’nin, Halep’in, Şam’ın kurtuluşu; Kudüs’ün ve Gazze’nin özgürlüğüne giden yolun başlangıcıdır.”
Kimi dışarıdan bakınca “toplumsal gerçeklerden uzak bir akademisyen” sanabilir…
Ama bugün herkes onu hem elleriyle hem yüreğiyle alkışladı.
Bu Ülker hakikati çekinmeden söyleyen bilim insanları var.
Şener Aktürk de onlardan biri.
Saygı duydum.
🚨 Trump, dün TikTok ABD pazarının satın alınmasını öngören kararı imzaladı. Gelen bilgilere göre yeni sahipleri Larry Ellison, Rupert Murdoch gibi ağır siyonist milyarderler olacak.
Bunun nedenini bir yıl önce yaptığım videoda anlatmıştım..
@ergunharputi1 Ben de hayatımda ilk defa mahkemeye Amerika’da çıkmıştım. Ev sahibi depozitomu vermemişti. Hakim bana inanmış ve dilekçemi değiştirterek iki katı iade alabileceğim söylemişti. Ben de dilekçemi değiştirdim. Fazladan aldığım 300 $ kadar parayı Deniz Fenerine bağışlamıştım.
Geçen yıl Medipol Üniversitesi yetkilileri ile bir görüşmemizde burslu tarih bölümü açmalarının tarihçi yetişmesi açısından önemli olacağını konuşmuştuk. İstanbul Medipol Üniversitesi, tarihçi olmak isteyenlere bir kapı açtı. Tarih bölümünü sözel puan türünde sıralamada ilk 1000'de tercih edenlere ücretsiz eğitimin yanında aylık 40 bin lira bursun yanında yemek, yurt ve kitap bursu da veriyor. Çift anadal yapma imkanı sağlıyor.
İngilizce ve Arapça eğitimi için yurtdışında imkan tanıyor.
Sözel puan türünde sıralamada ilk 250’ye girip İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinin İngilizce eğitim veren Tarih Bölümünü tercih edenlere ise yukarıda sağlanan imkanların yanısıra lisans sonrasında akademisyen olmak için önemli bir fırsat yaratıyor. Bütünleşik yüksek lisans eğitimini tamamlayıp, dünyanın ilk 100 üniversitesinden birinde Tarih doktorasına başladıklarında 5 yıl boyunca yılda 40.000 ABD Doları burs vereceğini taahhüt ediyor.
Kadrosunda İlber Ortaylı, Mehmet İpşirli ve Tufan Buzpınar gibi önemli hocalarımızın olduğu tarih bölümü tarih okumak isteyenler için önemli fırsatlar sunuyor. Darısı diğer Vakıf üniversitelerimize diyorum
Uluslararası ilişkiler alanında temel kuramsal altyapıya sahip olmayan bazı kişiler, farklı disiplinlerden gelseler de medya ve sosyal platformlarda “uzman” kimliğiyle görünürlük kazanmakta. Teori bilgisi ve analitik derinlikten yoksun bu yorumlar, çoğu zaman komplo teorileriyle harmanlanarak kamuoyuna sunuluyor. Ne yazık ki bu yüzeysel ve popülist söylemler geniş kitlelerce benimsendiğinden, hem yanlış bilgi yayılıyor hem de akademik analizler değersizleştiriliyor.
Bu durum, sadece alana ilişkin bilgi kirliliği üretmekle kalmıyor, aynı zamanda eleştirel düşünme becerisini de aşındırıyor. Bilimsel temelli değerlendirmelere karşı duyulan güvensizlik artarken, kendini uzman zannedenlerin sayısı da çoğalıyor. Oysa kuramsal derinlikten, disiplinlerarası yaklaşımdan ve eleştirel analizden uzak bu tür söylemler, kamusal aklı zayıflatmakta ve toplumsal bilinç düzeyini düşürmektedir.
Keşke bu tablo sadece bir kara mizah konusu olsaydı. Ancak ülkemizin entelektüel gelişimi ve kamu yararı açısından son derece kaygı verici bir gerçekliğe işaret ediyor.