Karganın biri her gün kilisenin çanına s*ç*yormuş. Kilisenin papazına temizlemekten gına gelmiş artık. Bir gün tutmuş, çanın yanına bir şişe şarap koymuş. Karga gelmiş, önce çana s*çm*ş, sonra da şarabı içmiş. Tabii şarap bu, şişede durduğu gibi masum durmuyor. Sarhoş olup sızmış karga olduğu yerde. Papaz gelmiş, bunu yakalamış. Bana bak demiş sarhoş kargaya, Müslüman olsan şarap içmezsin, Hristiyan olsan çana s*çmazsın. Söyle bakalım, sen necisin?
Bir kuş, bir dervişi kanadını kırdığı için Hz Süleyman'a şikâyet eder. Derviş "Ben bu kuşu avlamak için yanına vardım, kaçar diye bekledim. Kaçmayınca da üzerine atladım." diyerek kendini savunur. Bunun üzerine Hz Süleyman kuşa "Derviş haklı, sen de uçabilirdin." der. Kuş ise "Efendim, bana avcı kılığında yaklaşsa uçardım ama o derviş kılığıyla geldi, ben de avlanmak niyetinde olduğunu anlamadım." diye itiraz eder. Hz Süleyman kuşu haklı bulur ve kısas hükmüne binaen dervişin bir kolunun kırılmasını emreder ama kuş kabul etmez. Efendim der, o beni derviş kılığıyla kandırdı. Onu o kılıkta görünce bu bir derviştir, Allah'tan korkar, bana kötülük etmez dedim. Kolunu kırarsanız iyileşince yine aynı şeyi yapabilir. Ne yapalım o zaman diye sorar Hz Süleyman. Kuş da şöyle der: Siz en iyisi onun dervişlik hırkasını çıkarttırın. Çıkarttırın ki, bir daha kimseyi dervişlik ile aldatamasın.
Kıssadan hisse, bu konuşan kız Manifest'ten daha tehlikeli gençler için. O grubun ne olduğu belli, isteyen ona göre tavır alır ama bu kız derviş gibi yaklaşıp kuş avlayabilir.