4 Ekim Hayvanları Koruma Gününde canlarımızı iktidarın öfkesinden korumaya çalışıyoruz.
Korumaya, beslemeye, sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Canlarımız b'iz'e emanet.
#bizhareketi
📌Filozof Prof. Dr. İoanna Kuçuradi hayatını kaybetti
▪️Türkiye'nin önde gelen felsefecileri arasında yer alan ve özellikle insan hakları, insan felsefesi ve etik alanlarında çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, 89 yaşındaydı. Kuçuradi'nin cenazesi, 4 Ekim'de Maltepe Üniversitesi Mimar Vedat Çakırca Konferans Salonu'nda düzenlenecek törenin ardından Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı'na defnedilecek.
https://t.co/NJHPH7rFOy
🏳️🌈 12 Eylül tarihinde, çok sayıda LGBTİ+ örgütünün, yayın organının, öğrenci topluluğunun, hak savunucusunun ve aktivistin internet sitesi ile sosyal medya hesapları hakkında erişim engeli kararları verildi. 50’ye yakın hak savunucusu gözaltına alındı.
Bu kararlar, Anayasa'nın güvence altına aldığı ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve örgütlenme hakkını açıkça ihlal etmektedir.
Erişim engelleri ve gözaltılar, LGBTİ+’ların sesini susturmaya, varoluşlarını görünmez kılmaya ve onları kamusal alandan dışlamaya yönelik sistematik baskı araçlarıdır.
Demokratik bir toplumda hiçbir kimlik, hiçbir hak savunucusu ve hiçbir yayın organı, düşüncesi veya kimliği nedeniyle erişim engeliyle, gözaltı ve tutuklama ile cezalandırılamaz.
Tüm demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, meslek örgütlerini ve hak savunucularını bu saldırıya karşı ortak mücadeleye davet ediyoruz.
Susmayacağız, susmayın. Haklarımızı ve özgürlüklerimizi savunmaya devam edeceğiz.
BİNBEŞYÜZKIRKYEDİ GÜN
Bir çırpıda söyleyemiyorsun bile bu sayıyı.
Onlar;
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Osman Kavala...
Bu toprakların en şanlı toplu itiraz hareketi Gezi Direnişi'nin, on milyonların katıldığı bir direnişin "ibretlik yapılarak" bedel ödetilen insanları.
Gezi Tutsakları.
Tam 1547 gündür hapisteler.
Kanıksamayalım.
Gezi tutsakları için adalet isteyelim.
#GeziDirenişiOnurumuzdur
#GeziTutsaklarınaÖzgürlük
Güne gelsin….
Osmanlı Tokadı..
İstanbul’da doğdu.
Annesi felsefe öğretmeniydi.
Babası edebiyat öğretmeni.
Dedesi, milli mücadele sırasında Muğla yöresinde Kuvayi Milliye komutanıydı.
Babası, TBMM kararı alınmadan Anayasa’ya aykırı olarak Kore’ye asker gönderilmesini protesto edenlerdendi, hapse tıkıldı.
Aynı meseleden annesini sürgüne gönderdiler.
ODTÜ’ye girdi.
Mimarlık okuyordu.
İngilizce Fransızca İtalyanca Latince öğrendi. Yabancı dillere böylesine hakim olmasına rağmen, ODTÜ’deki Amerikalı öğretim görevlileriyle alay ediyordu, “bunca sene okuduk ama İngilizce sadece üç kelime öğrenebildik, Yankee go home” diyordu!
Bir gün... 06 001 CA plakalı siyah Cadillac, rektörlüğün önüne parketti. Sekiz silindirli zırhlı makam aracının sağ arka koltuğunda Robert Commer oturuyordu. ABD Ankara Büyükelçisi’ydi. Gizli saklı değil, harbi harbi CIA casusuydu. Vietnam’da görev yapmış, 60 bin kişinin ölümünden sorumlu tutulan Phoenix projesini yürütmüş, Türkiye’ye atanmıştı. Türkiye’yi ABD’nin kucağına oturtan sayın hükümetimizin kankasıydı. ODTÜ rektörüne öğle yemeğine gelmişti. Öğrenciler Cadillac’ın etrafını sardı, aslında otomobili araklayıp elçiyi yaya bırakarak madara etmeyi düşünüyorlardı ama, kontak anahtarını alamadılar, hobaraaa, ters çevirip yaktılar. ABD elçisi pencereden seyrediyordu, kalbi kırıldı, “kuruluşuna bizzat Birleşik Amerika’nın dostane destek sağladığı bu üniversitede böyle bir hadisenin cereyan etmiş olması, bilhassa şayanı teessüftür” dedi. Nankörler demek istiyordu yani... Ertesi sabah, bizim sayın hükümetimiz resmi olarak özür diledi, Cadillac’ın parasını ödedi.
Maddi tazminat peşin peşin ödenmiş, manevi tazminat eksik kalmıştı. Taksit taksit onu da ödettiler. Cadillac’ı ters çeviren öğrencilerden ikisi asıldı, ikisini jandarma öldürdü, üçünü polis öldürdü, gerisi hapse tıkıldı.
Biri Sinan’dı.
Çok yakışıklı delikanlıydı. Espriliydi, artistlerin taklitlerini yapar, gülmekten kırar geçirirdi. İtalyanca şiirler okurdu. Sakıncalı bulunduğu için Türkçe’ye çevrilmeyen kitapları, orijinallerinden okurdu. Arkadaşlarını organize eder, Anadolu köylerine götürürdü, gönüllü olarak amele gibi çalışır, ilkokul binaları inşa ederlerdi. Varto depreminde bölgeye koşup, giyecek götürmüşler, depremzedelere ellerinden geldiğince yardım etmeye çalışmışlardı.
Cadillac meselesinden sonra arkadaşlarıyla birlikte Nurhak Dağları’na tırmanmış, kubbe’yi basmaya kalkmıştı. Kubbe, Kürecik’teki Amerikan radar istasyonuydu.
Sayın ahalimizin haberi bile yoktu ama, Amerikalılar çoktan saptamıştı, Kürecik’in coğrafyadaki yeri idealdi, görüş alanı eşsizdi. Seneler seneler sonra AKP döneminde modernize edilen Kürecik radarı, iki bin 300 kilometrelik hassas menzile sahipti, beş bin kilometreye kadar yolu vardı. Dört bin kilometre uzakta mesela, havaya fırlatılan tenis topunu bile takip edebiliyordu. Elbette uzaydan da görüyorlar ama, özellikle İsrail’e yönelen füzelerin rotasını buradan takip etmek çok daha güvenliydi. Nasıl olsa Türkiye toprakları da Amerikalıların babasının çiftliğiydi, istediği yere istediği gibi füze de kondurabilirdi, radar da kondurabilirdi.
Sinanlar işte bu radara gidiyordu. “İnekli” köyünün muhtarı ihbar etti. Jandarma tarafından çembere alındılar. “Biz bu memleketin çocuklarıyız, tam bağımsız Türkiye” dediler ama, nafile, hepsi katledildi.
Radar kurtulmuştu. Şükürler olsun. Sayın hükümetimiz çok sevindi, sayın hükümetimiz çok sevinince sayın ahalimiz de çok sevindi.
Öğretmen annesi babası, evlatlarının cenazesini almaya geldiler. Annesi, sayın ahalimize şu tarihi sözleri söyledi: “Bu, oğlum Sinan... Bunlar da, onun arkadaşları... Onlar da benim oğullarım... Bu çocuklar, bu oğullar, bu ülkeyi, halkı, sizleri sevdiler. Başka bir istekleri yoktu. Her biri birer dehaydı. Her biri üstün zekalı, güzel çocuklardı. Dileselerdi, düzenin adamı olsalardı, şimdi burada cansız yatmazlardı. Birer milyoner olurlardı. Ama onlar halkı, sizleri sevdiler. Sizin sorunlarınızı omuzladılar.”
Yaban ormanın canıdır. Yaban bir ormanın size su, nefes ve sağlık olması için gerekli yaşam birliğinin kurucusudur. Ormanın en derini ve en ulusudur. Karşınızda ormanın hayaleti vaşak güzelliğimiz. Ömrü uzun nesli bol olsun🐯
V. @doganayvurall
Depremde alınan solukları, atan kalpleri bulmak için bizimle koşturan bu canları depremden bir yıl sonra öldürme yarışına girildi. Temiz sokaklar adı altında katiller tecavüzcüler gezerken bu canlar hedefe alındı..
Yaşamak her canılın hakkı !!!
Fenerbahçe’nin kimseye teşekkür yada özür borcu yoktur!
Tüm yaşananlardan sonra Fenerbahçe’miz hala ayakta ve mücadeleye ediyor, savaşçı ruhunu koruyorsa bu taraftarının sahip çıkmasından ve asla yalnız bırakmamasındadır..
Unutmayın Fenerbahçe Halktır Yenilmez!!
🕊️19 Ocak 2007'de vurulan gazetemizin kurucusu ve genel yayın yönetmenimiz Hrant Dink'i, 19’uncu yılında vurulduğu yerde Sebat Apartmanı önünde anıyoruz.
🕊️Her kesimden yüzlerce kişi, 14.30'da başlayacak olan anma programı için toplanmaya başladı.
📸AGOS
Dalyan’da caretta carettaları koruyup kollayan @dekamerturkey diye bir topluluk var. Bi tanesinin üstüne çip takmışlar herif güney egeyi nasıl dolanıyor bakın. Muazzam