Lütfü Abi gideli bir yıl oldu. Onu çok özlüyorum. Zaman geçtikçe Lütfi Abi’nin gidişinin yarattığı boşluk büyüyor.
Şehir çok eksildi, Kadıköy Lütfü Abisiz olur mu hiç? Dükkânı da, güzeller güzeli kırmızı tabelası da artık yok. O şahane kahveli sohbetlerin soluk hatırası kaldı teselli olarak.
İstanbul’un, sahhaflığın, kent kültürünün kaybıdır Lütfü Abi. Yeri dolmayacak bir kayıp. #SahhafMüteferrika
Lütfi Ağbi göçeli bir sene olmuş!
Bana o kadar uzun geldi ki bir yandan, sanki yıllar geçmiş gibi; bir yandan da, mesela Tesak’taki jübile gününü düşününce, daha dün gibi.
Tuhaf, ne diyeceksin, hayat.
@lutfuseymen'in Mühürdar Caddesi 43/A'daki yeri artık yok. O daracık üçgene yandaki bar iki masa daha atabilecek. Keşke bir anıt gibi kalsaydı!
@kadikoybelediye hem şehrin hafızası hem de sakallının hatırası için oraya bir plaket koysa güzel olmaz mı?
Kadıköy’de @TESAK_Kadikoy’de @lutfuseymen için düzenlenen “Bir Sahaf: Lütfü Seymen, Bir Dergi: Müteferrika” adlı panel başladı. Konuşmacılar: Emin Nedret İşli, Erol Üyepazarcı, @sabrikoz, @KansuSarman, Mustafa Duman.
Dün Tesak’ta, Lütfi Seymen ağabeyimiz için toplandık. Jübile demeyelim ama bunca yıllık emeğine saygı için bir araya geldik. “Cumartesi Yâranı”nın çekirdeğini oluşturan ve aynı zamanda Müteferrika’nın gedikli yazarları olan büyüklerimiz Erol Üyepazarcı, Sabri Koz, Mustafa Duman, Emin Nedret İşli ve Kansu Şarman’ın konuşmalarının peşinden meslektaşları ve dükkânın müdavimleri de söz aldı:)
Velhâsılı güzel, “Sakallı”ya yaraşan, dolu dolu bir gün oldu.
Lütfi Ağabey’e uzun ve sağlıklı bir ömür diledik, eli hep üzerimizde olsun🍀
Nedret Ağbi’nin takdim ettiği hediye 1729’da İstanbul Müteferrika Matbaası’nda basılan Vankulu Lügatı’nın -yanılmıyorsam- ilk sayfası.
📸 @onderkayaistan1
#TESAK, 61. Kütüphane Haftası’nı
Lütfü Seymen için düzenlenen bir etkinlikle kutluyor.
İstanbul ve Kadıköy sahaflık tarihi bağlamında, anılar ve anekdotlarla Seymen’in Türk sahaflığına katkıları ve 1993 yılından beri yayımladığı Müteferrika’yı ele alacağız.
Reşer’in İstanbul’dan aldığı yazmaları Batı’ya satmasındaki motivasyon epeydir gündemimi işgal ediyor.
Bu konuda önemli bir yazma: Büyük Savaştan önce Viyana’ya satmış. Selçuklu-Beylikler devri cildine sahip. Köşebendlerde mücellidin adını içeren damga üçer kez tekrar edilmiş.
Barış Pehlivan yetmedi, Serhan Asker ve Seda Selek de gözaltına alındı. Mesaj açık. Susun, susun, susun. Korkun, korkun, korkun. Sinin, sinin, sinin. Biz gazeteciyiz. Bildiğimiz işi yapacağız. Kimse unutmasın burası "demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
Önce duası: Adını ben verdim, yaşını Allah versin!
Edebiyat alakalılarının kütüphanelerinde yer açmalarında fayda var. Fars ve Türk edebiyatları irtibatını üç şair üzerinden ele alan çalışma, Ahmet Emin’in doktora teziydi. Ben de editörlüğünü üstlendim. Faydalı olmasını dilerim.
📚İLK KEZ
Kitap tarihimizi aydınlatan yeni bir belge
📌18. yüzyılın sonunda bulunan taş baskısı tekniğinin, Polonyalı oryantalist Senkovski tarafından
1820'de II. Mahmud'a ayrıntılarıyla tanıtıldığı bir metin ve tek sayfalık taş baskı örneği Prof. Dr. Filiz Dığıroğlu tarafından tespit edildi. @filiz_di'nin makalesini Müteferrika'nın son sayısında okuyabilirsiniz.
📌Osmanlı İmparatorluğu'nda taş baskı usulüyle basılan ilk kitap ise 1831 tarihli Nuhbetü't-Talim'dir.