İki farklı hayatı olsa birinde İstanbul'da yaşasa diğerini de küçük dediği şehirde. İki hayatın birbirinden çok da farklı olmayacağını görecektir. Potansiyelin ne ise osun. Bunun nerede olduğunla bir önemi yok. Varsa bir cevherin balta girmemiş ormanda da olsan ortaya çıkar zaten
E hani Süleymancı Kuriş Alman ajanıydı?
Süleymancıların lideri Alihan Kuriş’e suç örgütü kurmaktan operasyon yapıldığında Alman istihbaratının maşası gibi yansıtanlar olmuştu.
İktidara yardımcı kimi malumatfuruş gazeteciler; FETÖ nasıl ABD’ye sığınıp CIA’nın emrine girdiyse iddia konusu Kuriş Suç Örgütü de Almanya’ya sığınıp BND’nin emrine girmiş gibi anlatıyordu.
Çok iddialıydılar; FETÖ Pensilvanya’ya yerleşmişti, Kurişçiler de merkezlerini, paralarını ve gizli faaliyetlerini Köln’e taşıyarak oradan Türkiye’ye karşı kendini kullandıracaktı.
Allah var, İçişleri Bakanı Çiftçi ile Adâlet Bakanı Gürlek hiç böyle şeyler söylemedi.
Bakan Çiftçi; Köln’de 70 milyon dolarlık dev bir genel merkez inşa ettiklerini, tamamlandığında tüm faaliyetlerini oraya taşımayı planladıklarını, Adâlet Bakanı’yla konuyu değerlendirip sabah operasyon için düğmeye bastıklarını açıklamakla kaldı.
Bakan Gürlek de bundan öteye geçmedi.
Bakanlar, operasyonun amacını ve hedefini bir dini cemaate değil, Kuriş’in ekonomik yapılanmasına yönelik diye sınırlandırdılar.
Kara para, açıklanamayan para trafiği, yurt dışına transfer, kamuyu dolandırma ve yolsuzluk iddiaları soruşturuluyordu. Ajanlık değil.
Düne dek öyleydi. Dünse Bakan Gürlek, operasyonu türlü yâvelerle süsleyen tezviratçıları terse yatırmasın mı!
Gürlek, “Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında Almanya’dan adli yardım talep ettik” dedi. Faaliyetlerinin ve şüpheli para hareketlerinin Almanya ayağını aydınlatmak için...
Kurişçiler Alman devletince desteklenip korunuyor ve Alman istihbaratına çalışıyor olsa Adâlet Bakanlığımız, Kurişçilere karşı Almanya’dan adli yardım ister miydi?
Devletin ulaşamadığı gizli bilgiye üç-beş aklıevvel mi ulaşacak?
Dezenformasyonla Mücadele Merkezini göreve çağırsanız yeridir.
Bugün ‘Alman istihbaratının maşa cemaati’ olarak sunanlar, önceden Kurişçileri 'CHP tarikatı' yakıştırmasıyla hedef alıyordu.
Diyelim, siyasetle değil istihbaratla bağlantılı göstermek için ağız değiştirdiler... Hassas ve gizli bir soruşturmayı siyaseten yarayışlı görünecek dezenformasyonlarla sulandırmak serbest mi?
⤵️ https://t.co/FQ6eRPZOmd
"Her şey yalan." diye tweet atmak istiyorum.
Yalan olanın en belirgin özelliği "geçici" olması.
Geçici olan çoğu şey yalan geliyor bana.
Ve Rabb'in yalan olmadığının en "gerçek" ifadesi O'nun "sonsuz" olması.
Her şey yalan çünkü geçici. Sonsuz ise gerçek olan.
İyi geceler.
Ahmet Arif Denizolgun’un ölüm olayı üzerine başlatılan ve sürgit devam eden soruşturma süreçleri, bir cemaat yapılanması üzerinde egemenlik tesisine yönelik mücadelede Devletin yargı organlarının araç olarak kullanılmasının bir örneğini oluşturmaktadır.
Yazmanın artık bir anlamı yok ama ülkedeki İslamcı vasatın en ufak bir adalet kaygısı olmadığını, tüm siyasi faaliyetin kabileci bir kavgadan ibaret olduğunu, kendilerinin dışındaki yurttaşların hakkının gram olsun umursanmadığını bir kez daha görüyoruz. Tarih not ediyor.
Köprü ve otoyolları neden kiralıyorsunuz?
İşletemediğiniz için mi?
Maliyetleri aşağı çekmek için mi?
Vatandaş daha ucuza mı kullanacak yoksa daha pahalıya mı?
İhaleler nasıl yapılacak?
Köprülerin yandaşlara peşkeş çekilmeyeceğinin garantisi var mı?
Yoksa kiralama dediğiniz milletin malını satmak mı?
Buradan da sesleniyoruz.
Millet adına cevap istiyoruz!
@Bover881@Hilallx23@Cigdemddem@aynurdilber@pnr35nar@efolyss 500 hizmet puanınız varsa en az 15 yıllık öğretmensinizdir. (Bunu, hizmet puanı en yüksek yerlerde çalıştığınızı varsayarak yazdım.) Sistemde 15 senede yer değiştiremeyen bir öğretmen var. Personel Daire bu işi çözmeyecek de neyi çözecek? Bundan büyük haksızlık mı olur?
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
SÜLEYMANLILAR (Eski) LİDERİNİN "YASTIK İLE BOĞULARAK ÖLDÜRÜLME İHTİMALİ DIŞLANAMAZ" MIŞ!
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
Bu manşetin yanına suçlamak istediğiniz insanların fotolarını da koydunuz mu tamam, al sana ALGI OPERASYONU! Al SANA YARGISIZ İNFAZ!
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
1-) Prof.Dr.Şemsi Gök'ün Adli Tıp Kitabını incelediğimde, ağız burun kapatma sureti ile ölüm vakıaların da şu hususlar ön plana çıkıyor;
a-) Ağız ve çevresinde asfiksinin genel işaretleri bulunmalı. Yastık, tülbent vs. ile baskı ekimoz (Şiddet belirtisi) görülmez. Yani yastık ile boğma iddiası çok spekülatif bir iddiadır.
b-) Akciğerde ödem, kanamalar, köpüklenmeler vs. olması.
c-) Ayrıca yastıkla boğma da göğüs kafesine dizleri-diresekleri dayıyarak yapılamaz, bu durumda destek alınamaz. Üstte olsanız dahi dizler vücudun yanında, dirsekler havada olmalıdır.
Bu durumlar bence yastık ile boğularak öldürme ihtimalini dışlıyor.
d-) Merhumun vücudundaki, göğsünde izler varsa bunlar kalp masajı veya onu kollarından tutarak hastaneye götürmeye çalışanların heyecanından kaynaklı sert müdahalelerinden veya kendini kaybetmeden önce sağa sola çarpmasından kaynaklanabilir.
2-) Madem böyle bir cinayet ihtimal vardı, adli tıp raporunda buna dair bir gösterge vardı, 10 YILDIR NEREDE İDİNİZ?
Tam da Süleymanlıları bitirme operasyonu sırasında mı bu iş aklınıza geldi?
3-) NEDEN DAHA ÖNCEKİ RAPOR AKSİ YÖNDE İDİ, ki bu rapor tek kişi tarafından da hazırlanmamıştı, adli rapor işi bir ekip işidir.
Ve bu rapor bizzat ölü üzerinde inceleme sonucu düzenlenmiştir. Beyin kanaması ihtimali de değerlendirilmiştir.
Ve otopsi fotoları üzerinden yapılan inceleme ise teknik olarak bir otopsi raporu değildir. Bu bilirkişinin televizyon kanallarında dolaşıp "Bu bir cinayettir" babından açıklamalarından sonra dosyaya bilirkişi atanması bilirkişinin tarafsızlığı ilkesi ile bağdaşmaz.
4-) Aklıma gelen bir soru da; Hakkında gizlilik kararı olan bir DOSYA BİLGİLERİN-YENİ BİLİRKİŞİ RAPORUNUN NEDEN BASINA SİZDIRILDIĞIDIR?
5-) Diyelim yastıkla boğulma var (Böyle bir delil yok ama) bu Tutuklanan cemaat liderinin veya yakın çevresinin bunu yaptığı-yaptırdığı anlamına gelir mi?
Modsat gibi istihbarat teşkilatları bu tür operasyonları yaptığı çok görülmüştür.
Bu tür cemmatin üzerinde ittifak ettiği, siyaset üzerinde etkili cemaat liderlerinin öldürülmesi cemaatleri zayıflatır, güç bölünmesine, cemaat arasında husumetlere sebebiyet verir, bu da bir çok güç odağının işine gelir.
----------------
Elbette gerçeği Allah C.C. bilir. Ben şu yapmıştır, bu yapmamıştır diyemem. AMA BUNUN BİR ALGI OPERASYONU OLDUĞU SU GÖTÜRMEZ.
Adli Tıp uzmanının fotolara bakarak yaptığı yorum ise ZORLAMA BİR YORUMDUR, bilimsel değildir.
Zaten bu yorum bizi bazı kişiyileri suçlayabileceğimiz delile götürmüyor, bizi "herşey olabilir" sonucuna götürüyor.
Ahmet Denizolgun’un ölüm sebebi hakkında hiçbir bilgim bulunmamaktadır. Benim üzerinde durduğum husus, bu kişinin ölüm sebebinin ne olduğu değildir. Amacım, on yıl önce gerçekleşmiş olan bir ölümle ilgili olarak yapılan adli işlemlerin hukuken tutarsızlığı ve özellikle yönlendirme mahsulü olduğu hususunda kamunun dikkatini çekmektir.
Halk arasında Süleymancılar olarak bilinen Süleymanlılar Cemaati ile ilgili olduğu söylenen soruşturma hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Adalet Bakanımız ve İçişleri Bakanımız bu soruşturmanın cemaate veya tarikata yönelik olmadığını, kişilere ait adi suç işlendiği iddiasıyla soruşturma yapıldığını söylemişlerdir. Bu beyanlara itibar ederim. Sayın bakanlarımızın bu ifadelerinde samimi olduklarını ve özen gösterdiklerine inanıyorum.
Ancak devam eden soruşturma evresinde Ceza Muhakemesi Kanunu kurallarına çok açık aykırılıklar var. Bu aykırılıklar neticesinde de masumiyet karinesi ortadan kalkmış gözükmekte.
Bildiğiniz gibi soruşturmanın gizliliği esastır. CMK bunu gerektirir. Kovuşturma aşamasına geçmeden, yani iddianame tanzim edilip kovuşturma başlamadan ve iddianame mahkemece kabul edilmeden bu konularda gizlilik yasağına uygun hareket edilmesi gerekir. Çünkü masumiyet karinesi esastır; kişilerin haklarında hüküm verilinceye kadar masum olduklarına inanılır.
Bu süreç neticesinde maalesef sosyal medyada kişiler infaz edilmektedir. Yazılı ve görsel basında da konuyla ilgisi ve bilgisi olmayan insanlar hüküm vermekte, birtakım görsellerle kişilerin mal varlıkları veya ne yaptıkları konusunda çarpık ifadeler kullanılmaktadır.
Elbette basının özgürlüğü esastır. Halkın da haber alma hakkı vardır ama adil yargılama da adil soruşturma ve kovuşturma da insanlar için temel bir haktır. Bugün delilden hareket ederek kişiye yönelmek ne kadar doğruysa, birtakım suçlamalar yaparak onlara göre delil aramak fevkalade yanlıştır. Bugüne kadar bazı soruşturmalarda bu konu belki gözden kaçırılmış olabilir.
Burada bir şeye dikkat etmek istiyorum. Süleymancılar söz konusu olduğunda, içlerinde kin ve garaz taşıyan bir kısım “CHP'li zihniyete sahip insanlar” "Cemaat ve tarikatlar kapatılsın" diye bir koro halinde konuşmaya başladılar. Bu çok yanlıştır. O kadar yanlıştır ki, cemaat ve tarikatlar sosyolojik yapılardır. Bütün dünyada da böyledir. Kaldı ki Türkiye'de de cemaatler ve tarikatlar her zaman var olmuştur.
Muammer Aksoy, 12 Eylül'den sonra yargılanan cemaatin lideri Kemal Kaçar'ın da avukatlığını yapıyordu. Herkes buna şaşırmıştı. Muammer Aksoy "Ben bunları yakinen tanıyorum. Yurtlarına gittim, Kur'an kurslarına gittim. Bunlar İslam'ın ve Kur'an'ın öğretilmesi dışında herhangi bir iş yapmıyorlar. Ben bunların masum olduklarına inanıyorum" demişti. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin başkanı olan bu zatın fikirleri birileri tarafından kabul görecekse, rahmetliyi de bu yönüyle anmış olalım.
Soruşturmaya yeniden dönmek gerekirse süreç o kadar özensiz devam ediyor ki insanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor. Maalesef iş fethikabir yapmaya kadar geldi. Fethikabir yapılmasının ardından ne hukuk ne de adli tıp konusunda hiçbir bilgisi olmayan insanlar yeni suçlular bulmaya çalışıyorlar.
Ben bu oluşumu eskiden beri tanırım. Kemal Kaçar'la Hukuk Fakültesinde okuduğum yıllarda tanışmışlığım da oldu. Fakat cemaat mensubu olmadım. Bunların Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan liderliğinde, Kur'an okumanın ve öğretmenin yasak olduğu dönemlerden başlayarak Türkiye'de Kur'an kursları adıyla Kur'an eğitimi ve öğretimi yaptırdığını biliyorum ve onlara inanıyorum. Bulunduğum şehirlerin hepsinde ve gittiğim her yerde onlarla dostane ilişkiler içinde oldum. Çünkü onlar, hakikaten Kur'an hizmetkârı birer insandılar. İmam hatip düşmanlıklarının da zaman içerisinde köreldiğini biliyorum.
Rahmetli Ahmet Arif Denizolgun'la da aynı yıl milletvekili oldum. Alanya'daki dostluklarımızı da zaman zaman dile getirdiğimiz olurdu ama bunu ayrıca belki bir canlı yayında açıklamak isterim. 2011 seçimleri sırasında Genel Başkanımızın da bilgisi dâhilinde kendisiyle üç dört defa özel görüşmelerim olmuştu. Kendisinden AK Parti'ye bir destek sağlayamadım ama pek çok konuyu ortaya koyarak konuşma imkânımız olmuştu.
Şüpheli ölüm dolayısıyla açılan mezardaki cesetten örnek alınması ve bu örnekler üzerinde bilimsel araştırma yapılarak ölüm sebebinin açıklığa kavuşturulması faaliyeti, mahiyeti itibarıyla bir bilirkişi incelemesidir. Bu inceleme ile ölüm sebebi tespit edilememiş olabilir. Alınan örnekler üzerinden ölüm sebebinin tespit edilememiş olmasına rağmen, örneğin kişinin havasız bırakılarak öldürüldüğü yönünde bilirkişi tarafından yeni bir şüpheden söz edilmesi, yapılan soruşturma sürecinde bir zorlamanın etkili olduğunun açık kanıtıdır.
- Arkadaşlar haber geliyor, hazır mısınız?
- Mamacı Gazeteciler ve Mamacı Siteler: Hazırız.
Ve haber girilir.
Ülkemizde şu an gazetecilik ve habercilik akışı bu şekilde :)
*Delil, belge, işlenen suçun içeriği nerde ?
Cevap,
- Arkadaşlar, önemli olan algı, önemli olan halkın olayları izlemesi. Gerçeklikle işimiz yok. Hadi daha çok yazın, paylaşın.
Onur, gurur, haysiyet.. Bunlar önemli kelimeler. Allah, bunlardan ayırmasın. Gerisi hallolur.