İstanbul sıcağına inanmıyorum. Ağaçsızlıktan, gölgesizlikten kaynaklanıyor sıcaklar. Ağaç gölgesinde güneşli alana göre 10° fark oluyor. Ayrıca doğrudan güneşe maruz kalmadığın için yanmıyorsun. Ağaçsızlık sıcağı o, beton ve gölgesizlik sıcağı.
İBB'nin 2019'dan önceki halini hatırlıyor musunuz? Hatırlamayanlar için birkaç hatırlatma yapayım:
Belediye diye bir şey yoktu, belediye dediğin İstanbulluların parasını çeşitli vakıf ve derneklere bölüştüren bir aracıya dönüşmüştü.
Belediyenin tam 2378 adet taşınmazı, çoğu tarikat dernek ve vakıfları olmak üzere başka kurumlara bedelsiz verilmişti.
İSKİ tarikat derneklerine ücretsiz ya da indirimli su sağlıyordu. Bunun bedeli de İstanbulluların su faturalarına yansıtılıyordu.
Öğrencilere burs verilmiyordu. Onun yerine AKP'nin elit ailelerinin zengin çocuklarına ABD'de takılsınlar diye 'eğitim yardımı' adı altında dehşet paralar veriliyordu.
24 vakıf ve derneğe direkt nakit olarak her yıl yüz milyonlarca lira 'yardım' yapılıyordu. İstanbullunun parası Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı gibi kimsenin ne olduğunu bilmediği tuhaf vakıflara gidiyordu.
Beltur sürekli AKP'nin ve vakıfların yemek organizasyonlarını bedelsiz karşılıyordu.
Şu an İstanbul'un siluetini bozan tüm gökdelenler o dönem dikildi.
İSPARK'ta otopark fişleri sistemden silinerek dehşet bir vurgun yapılmıştı. Kurumun başında da Okçular Vakfı diye saçma bir yerin başkan yardımcısı vardı. Sıfır maliyetli İSPARK zarar açıklıyordu.
İBB Brüksel'de bile bina kiralayıp bir vakfa hibe etmişti. İstanbullunun parası o kadar hor kullanılıyordu.
İBB araç kiralayıp Okçular Vakfı, TÜRGEV gibi militan kuruluşlara, AKP ilçe başkanlarının çocuklarına bu araçları veriyordu. Araçlar İstanbul'dan uzakta, turizm bölgelerindeki lüks otellerin otoparklarında görülüyordu.
İstanbul'un tarihi surları bakımsızlıktan yıkılıyordu, Eminönü yarımadasındaki tarihi yapılar dükkan deposu olarak kullanılıyordu. Tarihi çeşmelerin tamamı küf tutmuştu.
Saymakla bitmez, o dönemin haberlerini tarayanlar küçük dilini yutar. O derece büyük bir vurgun dönemiydi.
İmamoğlu başkan seçildikten sonra o dönemin 40 ayrı soruşturmasına İçişleri Bakanlığı el koydu. Hepsi kapatıldı.
Deprem hattında yer alan İstanbul’da 6.2 büyüklüğünde bir deprem yaşanıyor. O gün:
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hapiste.
Deprem riskini en yakından yaşayan Esenyurt Belediye Başkanı hapiste.
İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Başkanı hapiste.
Üçü de depremin merkez üssü olan Silivri’de, aynı cezaevinde tutuluyor.
Bu fotoğraf bile bu otoriter rejimin yarattığı hasarı anlatmaya yeterli.
Bir barajı topyekun iptal etmek, su akışını sıfır göstermek, bunu yaparken İSKİ'ye bilgi vermemek ve sonra baraj havzasında inşaata başlamak... tüm bunlar bir delinin değil para düşkünü bir şerefsizin işleri olabilir ancak.
Samandağda resmen milletin tapusuna çöktüler ağzımız açık baktık ha… espressolab kadar gündem olmuyor bu rezerv yasası çöküşleri neden sizce? Bizim başımıza gelmez diye mi düşünüyoruz acaba?