Akit’in bilge yazarı Ali Karahasanoğlu da topa girdiğine göre pes ediyorum.
Fon krizi, dış güçlerin CIA ve MOSSAD eliyle patlattığı bir operasyondur.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın AK Parti’yle ilgisi yoktur.
2.17 milyar liralık işlemi hanımefendinin haberi olmadan dış güçler yaptı.
Fon soruşturmasındaki 217 şüpheli son gece Türkiye’ye gizlice sokuldular.
Kamuoyunu aydınlattığı için yol gösterici bilge yazara ayrıca teşekkür ederim.
Mevzu benim için kapanmıştır.
Nevzat çiçek denen sözde Tv lere çıkan biri … kaşif kozinoğlunun ölümünü sanki umursuyormuş gibi konuşuyor … şaka gibi ülke … sıfatın belli geçmişin belli … kim inanır sana ?
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümündeki şüpheler Sözcü Televizyonu'nda masaya yatırıldı.
CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen: "Sürekli zaman geçirilerek bir saati aşkın bir süre sonunda ancak merhum Kaşif Kozinoğlu bir hastaneye ulaştırılıyor."
Dosyada patoloji sonuçlarına dair belge bulunmadığı ve gözde yüksek potasyum çıkmasına rağmen kanda potasyum aranmadığı vurgulandı.
⚖️ Dosyadaki kayıp 9 dakika ve tüm çelişkiler için videomuzu izleyebilirsiniz.
Beşiktaş - Bursaspor maçında Vodafone Arena’da bomba patlattılar. O gün onlarca şehit verdik.
Siz bugün Amed ile birlikte Bursa’ya sövüyorsunuz. Hiç mi omurganız yok?
Duruşsuz beşiktaş.
Bugüne kadarki en iyi yorum olabilir.
Kütahya yöresine ait “Elif Dedim Be Dedim” türküsünü mikrofonsuz ve stüdyo ortamı olmadan söyleyen Arzu Şensoy, sesiyle adeta büyüledi.
4 yıl önce kaydedilen görüntüler, sosyal medyada yeniden paylaşılınca kısa sürede büyük ilgi gördü.
Bağlamayı çalan Orhan Yeter’in paylaştığı görüntülerde, Arzu Şensoy’un türküyü bambaşka bir seviyede seslendirdiği duyuluyor.
Engin Arık , Muhsin Yazıcıoğlu ve Recep Yazıcıoğlu ve yine Necip Hablemitoğlu, Haydar Meriç Defne Joy Foster! Bunları kim öldürdüyse Kaşif Kozinoĝlunu da onlar öldürmüştür..
Ruhları şad mekanları cennet olsun..
🔴 Nikâh memuru olan Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, Bülent Arınç’ın sözlerine tepki gösterdi:
"Siyasetçilerin çocuklarının nikahlarında da maalesef onların nikahlarının önüne geçen bir ortam oluştu."
"Onun için kızımız hakkını helal etsin. Burada büyüklerimiz var."
Yeniden Refah Partisi Gençlik Kolları Başkanı Selçuk Efe:
“Kürtçe tabelalar, Arapça tabelalar ülkemizin muhtelif yerlerinde 10 yılı aşkındır zaten var.
Ancak Merdin diye, Elih diye bir kent yok. Yasalar çerçevesinde belirlenmiş illerimizin isimleri, Batman - Mardin’dir.
Bu isimlerin ‘Sözde Kürdistan’ haritasındaki isimlere göre karayolları tarafından tabelalandırılması açıkça özerklik verildiğini ifade eder.
Bu da 1000 yıllık kardeşlik hukukumuzu baltalamaktır. Söylediklerimizi Kürt düşmanlığı ile yanyana getirmek düpedüz örgüt bağlantılı sosyal medya trollerinin işidir.”
Bir baba düşünün…
Kızının adını, Galatasaray’ın efsane kaptanı Işıl Alben’den esinlenerek “Işıl” koyuyor.
Oğluna “Haci” adını koyarken, Galatasaray tarihinin en büyük efsanelerinden Gheorghe Hagi’nin hatırasını yaşatıyor.
Bu baba; Yunus Dinç.
Hayatının her yerine Galatasaray’ı koymuş bir baba.
Ama bugün bizden forma, maç bileti, transfer ya da şampiyonluk için destek istemiyor.
14 yaşında kaybettiği kızı Işıl Öykü için ADALET istiyor.
Işıl’ın hayatını kaybettiği olayın üzerinden uzun zaman geçti. Davanın sanığı hâlâ tutuksuz yargılanıyor. Aile ise kızlarının sesini duyurabilmek ve adaletin sağlanması için mücadele ediyor.
Yarın, 11 Eylül saat 11.00’de çok önemli bir duruşma var.
Galatasaraylılık yalnızca 90 dakika aynı takımı desteklemek değildir.
Bazen hiç tanımadığın bir Galatasaraylının acısını kendi acın bilmek, onun evladının sesi olmaktır.
Bugün Işıl’ın ailesi yalnız kalmamalı.
Milyonlarca Galatasaraylıdan ricamız:
Işıl’ın adını paylaşın.
Bu davayı duyurun.
Ailenin sesine ses olun.
Bir çocuğun adalet arayışı gündemin arasında kaybolmasın.
Bu kez sesimiz tribünden değil, Işıl için yükselsin.
IŞIL ÖYKÜ DİNÇ İÇİN ADALET!
Okan Buruk bu topraklarım gördüğü en başarılı beş teknik direktörden biridir. Bu sene alacağı şampiyonlukla 1959’dan beri hiç kimsenin başaramadığı bir olayı başaracaktır, inşallah. Kulübedeki bu tepkisi ise takımına, camiasına duyduğu aidiyetin dışa vurumudur. Hiçbir Galatasaraylı bu durumdan dolayı utanmıyordur, aksine, kulübede böyle bir hoca olduğu için gurur duyuyordur. Okan Buruk hepinizi başarılarıyla terbiye etmeye, kupalarıyla alkışlatmaya devam edecektir. Bunu idrak edemeyenler böyle gecelerde bu şekilde kendi ütopik yorumları ile kendilerinde goygoy yapacaklardır. Olayın özeti budur.
Adamcağız ölmüş, yaşadığı hastalık çok çok zor bir hastalık. Adamın evine girmişsin özelini çarşaf çarşaf magazin haberi gibi paylaşıyorsun. Kullandığı ilaçları ya da onun belki de o dayanılmaz ağrılarını hafifletmek için kullandığı kimyasalları sanki bir müptelaymış gibi büyük puntolarla veriyorsun.
Sevgilisi hüngür hüngür ağlıyor, akşamın karanlığında kameraların ışıklarını o acılı kadına doğrultuyorsun. İki arkadaşı kadının o hali görünmesin diye yüzünü kapayıp araca bindirmeye çalışıyorlar, rica ediyorlar tutup, “işimizi yapıyoruz” diyorsunuz.
Görünen o ki işiniz insanlıktan çıkmak!
Ülkeyi öyle bir hale ama öyle bir hale getirdiler ki, insafsızlığın, insanlıktan nasibini almamışlığın, aşağılıklaşmanın, iğrençliğin, ucuzluğun, ahlaksızlığın bini bir para!
Ne yanlışını, ne ahlaksızlığını (ki öyle olsa TRT’de oynatmazlardı zaten) ne pisliğini, kısaca ne kötülüğünü gördünüz Serhat Kılıç’ın?
Ne yaptı bu adamcağız size?
Pırlanta gibi bir insandı yahu bu adam.
Adamın ölüsüne, ardından üzülen onca insana, yapılan mateme dahi saygısı olmayan yaratıklar!
Dilerim; yüce yaratıcı size öyle bir yaşam sonu finali hazırlar ki bu yaşattıklarınız yaşayacaklarınız yanında devede tüy kalır!
Dua ise dua, beddua ise beddua, lanet ise lanetimdir‼️
Hiçbirinin birbirinden farkı yok! Batı bu operasyona Mighty Wurlitzer’ adını vermişti. Alaycı Kuş’da anlattım. Patron Atlantik ötesinde orgun tek tuşuna basar ve aynı tını yüzlerce borudan yayılır….
Bakın görüyor, yan hakeme bakıp onaylıyor, devam ettiriyorum diyor. Hepsi kayıtlı ve ispatlı şekilde. 10 saniye sonra top rakip kalede tehlikeye dönüşünce anında oyunu durdurup ofsayt diyor. Göz göre göre yapıyor. Yıl 2026, tribünde her iki kişiden birinin elinde telefon var ve kaydedildiğini bile bile bunu korkusuzca yapıyor.