Sevilmekten daha güzel bir şey varsa, o da birinin hayatında alışkanlık olmaktır. Kalabalığın içinde ilk aradığı, güzel bir şey gördüğünde paylaşmak istediği, başına bir şey geldiğinde anlatmak için sabırsızlandığı, günün sonunda sesini duymayı özlediği kişi olmak…Güzel bir his.
İmam Şâfiî رحمه الله
“Kim Allah’ın kalbini açmasını ve nurlandırmasını isterse; kendisini ilgilendirmeyen boş sözleri terk etsin, günahlardan sakınsın ve Allah ile kendi arasında, yalnızca Allah’ın bildiği gizli bir ameli bulunsun.”
— İmam Şâfiî رحمه الله
@Turkcell Gerçekten mağdur ediliyoruz
Keçiören Basınevleri bölgesinde internete erişimimiz yok
Öncesinde ne bir haber ne bilgilerndirme kendinize yakıştırıyor musunuz gerçekten bu hizmet anlayışını
Ne evladını ne eşini ne anne babanı değiştirebilirsin. Bunun için hummalı bir mücadele içindeysen ipleri gevşet artık. İnsan, kendisinden başkasını değiştirmeye muktedir değildir. Bu mümkün olsaydı Hz. Yakup kendi oğullarının kalbini ve tutumlarını değiştirirdi, peygamberimiz en sevdiği amcası Ebu Talib’in iman etmesinin sevincini yaşardı, Hz. İbrahim babasının kalbini yumuşatabilirdi, Nuh peygamber eşini ve çocuğunu gemiye bindirebilirdi. Demek ki kalplerin ıslahı bizim elimizde değil. Bize düşen samimi bir dua ve sabırdır.
Mutlu insanlar güzel konuşur. Güçlü insanlar başkalarının başarısından rahatsız olmaz. Kendisiyle barışık insanlar ise başkalarının ışığını söndürmeye çalışmaz.
Bir insan sürekli heves kırıyor, küçümsüyor, değersizleştiriyor ve takdir etmekte zorlanıyorsa; bu çoğu zaman sizin değerinizi değil, onun iç dünyasını anlatır.
Çünkü insanın dışarıya sunduğu şey, içinde taşıdığının yansımasıdır. İçinde huzur olan huzur dağıtır. İçinde güven olan güven verir. İçinde kıtlık olan ise sürekli eksik arar.
Başkalarının başarısını alkışlayabilmek karakterdir. Takdir edebilmek özgüvendir. İlham verebilmek ise içsel zenginliğin göstergesidir.
Bu yüzden hevesinizi kırmaya çalışan her sesi gerçek sanmayın. Bazı yorumlar bilgi değildir; sadece yorum sahibinin kendi iç dünyasına ait birer kayıt dosyasıdır.
Parazitleri değil, vizyonunuzu dinleyin. Çünkü hayatınızı değiştirecek olan şey eleştirilerin gürültüsü değil, hedeflerinizin sesidir.
İstiğfarı çok yapınız her tür musibeti önler.
Bak ne diyorum dikkat et kulağını benden yana ver.
İstiğfarı çok yapınız.
Herhangi bir işin rast gitmiyorsa istiğfar et.
Aşkî Muzaffer Ozak Efendi
Şeyh Şaaravi diyor ki; “İnsanlardan takdir beklemeyi bıraktığın gün özgürleşirsin. İyiliği insanların takdiri için değil, Allah için yap. İnsanlar emeğini, çiğner geçer. Ama bu ayet Allah'ın imzaladığı bir garanti belgesidir. İyiliğin insanda zayi olsa, Allah katında kaybolmaz.”
Kehf Suresi 30. ayette Allah, "Biz güzel iş yapanların ecrini asla zayi etmeyiz" buyurur. İnsan bazen iyilik yapar ve karşılığında nankörlük görür. Birine yardım edersiniz, sizi sırtınızdan vurur; bir işe ömrünüzü verirsiniz, kıymeti bilinmez.
Sabah uyanınca bir kendinle baş başa kalmayı dene.
Yataktan kalk, ayaklarını yere sağlam bas ve beş dakika hiçbir şey yapmadan otur. Telefonu eline alma, mesajlara bakma, sosyal medyaya girme.
Sadece dur.
Hatta istersen boş bir duvara bak.
Çok zor bir şey değil ama ilk yaptığında ne kadar zorlandığını fark edeceksin. Çünkü uyanır uyanmaz elin telefona gidiyorsa, orada artık bir alışkanlıktan daha fazlası vardır.
Bağımlılık dediğin şey bazen tam olarak böyle görünür.
İlacı da büyük bir değişim değil, küçük bir antrenmandır.
Kalk.
Ayaklarını yere bas.
Beş dakika bekle.
Bir hafta boyunca bunu dene.
Sonra sabahlarının, dikkatinin ve gün içindeki huzurunun nasıl değiştiğine bak.