Bu devlet (her şeyiyle, topuyla tüfeği, siyasetçisi, kurumları, muhalefeti, insanı ile) insanı ne kadar çaresiz hissettirebilecekse o kadar çaresiz hissettiriyor.
Çünkü arzu kanallarımızın ayarlarıyla oynadılar. Kutu gibi evlere yerleştirip hayatın gerçekliğinden kopardılar.
Geriye telefon kaydırma ve başkalarının bizi kaydırması için fırsatları arzu nesnesi haline getirdiler.
Sabahtan akşama kadar vakit geçirilen iş yerlerini “profesyonel ortam” adı altında kuralları belli insani taraflardan arınmış bir yapı olduğuna ikna ettiler.
Duygularımızı influencerlar üzerinden parasosyal ilişkiler aracılığıyla çiplerin içindeki pürüzsüz alana sıkıştırdılar.
İnsan hayatı pürüzlü ve birbirine sürterek toparlanacak büyük farklılıkları hiç yokmuş gibi davrandılar. Bu da artık gerçek hayatta karşılaştığımızda çok daha fazla sürtünmeye sebep oluyor.
İnsanlar hayatının yarısını sosyal medyadaki insanlarla geçiriyor.
Lula não entendeu e nem seria capaz de entender por seu perfil coletivo que o brasileiro médio quer um iPhone 18, um curso de coach e um body splash barato, as pessoas não sonham com educação, saúde e segurança, eles sonham com ostentação superficial nas redes sociais
🇨🇳 China va a completar el sol artificial.
China ha completado el imán superconductor más grande del mundo para fusión nuclear, con un peso de 582 toneladas y una longitud de 21 m.
La fusión nuclear, llamada «sol artificial», es una tecnología que intenta reproducir en la Tierra el mismo principio del sol para extraer energía.
İşine gidip gelmek zorunda olan, hayattaki uğraşlarıyla dertleriyle meşgul olmak zorunda olan biz sıradan halkın Ahmet Şık’ın anlattığı olaylar ve verdiği isimleri takip edemeyeceğimizi biliyoruz.
Buna karşın yapabileceğimiz şey Ahmet Şık’ı ve benzeri mücadele içinde olan herkesi korumaktır. Bize düşen sorumluluk bu kadar basit.
TİP’e karşı olsa bile, bu iktidara muhalefet olan herkesin de bugün yapması gereken budur.
Liyakat değil hayli tartışmalı bir sadakat karşılığı oturtulduğu koltuk sayesinde elde ettiği gücün sınırsız olduğuna inanan Akın Gürlek’e sesleniyorum:
Ellerini ailem, dostlarım ve arkadaşlarımın üzerinden çek.
Tam karşında duruyorum.
Benimle uğraş ki dövüştüğüm kişi mert mi değil mi anlayalım…
Bu paylaşım kişisel gibi duruyor. Ancak benim, ailemin ve dostlarımın başına gelebilecek her türlü kötülükten sorumlu olacak olanların kim olduğunu kamuoyuyla paylaşıyorum. Paylaşmaya da devam edeceğim.
Öte yandan konu AKP ve devlet bürokrasisinden isimlerin de dahil olduğu fon soygunu ile ilgili olduğu için her şeyden önce siyasal ve toplumsal yanı olduğu kuşkusuz.
Fon soygununun ortaya çıkmasından sonra, konuya dair edindiğim bilgileri/iddiaları önce soru önergeleriyle sonra da sosyal medya üzerinden duyurmaya başlamamın ardından yoğun bir saldırı başlatıldı.
Mehmet Kap sahte kimliğiyle trol+medya manipülasyon lağımı kuran Adalet Bakanının danışmanlarından Furkan Torlak tasmasını tuttuğu trolleri, iktidar yanaşması medya mensuplarını, bunların yetmediği ortaya çıkınca da muhalif görünümlülerin pazarından satın aldığı ve “saygınlığı kendisi kadar olan” bazı isimleri devreye soktu.
Yanıtı hak eden kimse de yok açıkçası. Ailemi de hedef alarak hakkımda ortaya atılan iddialara yanıt vermeyi zaten zül sayarım.
Ancak, dostluğundan hiçbir zaman şüphe duymadığım Ahmet Saymadi bu saldırıların parçası olarak bugün tutuklandı. Çok uzun yıllara yayılan ve defalarca başımıza gelen kötü zamanlarda sınanmış bu dostluk şimdi de içi boş bir uyuşturucu suçlamasıyla bir kez daha sınanmaya çalışılıyor.
Yılardır restoran işletmeciliği yapan Ahmet Saymadi ile ortak olduğumuz iddiaları üzerinden geçen cumartesi günü Kadim isimli meyhanesine narkotik ekipleri tarafından baskın yapıldı. Gerekçesi ise söz konusu mekânda “uyuşturucu temini ve kullanımına” yönelik iddia dile getirilen sahte bir eposta ihbarıydı. Bu ihbarı kimlerin kimlere yaptırıldığını tahmin etmek güç değil!
Yapılan aramada iddialara konu herhangi bir suç unsuru bulunamadığı gibi o gece müşteriler dahil herkese yapılan GBT yoklamaları da temiz çıktı. Yani herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığına dair tutanak tutuldu. Buna rağmen Ahmet Saymadi sırf benim dostum olduğu için gözaltına alındı. 2 günlük gözaltıdan sonra sahtekarca “uyuşturucu kullanımına yer temin etmek” suçlamasıyla savcılığa sevk edilen Ahmet Saymadi çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı.
Mali hesaplarına ilişkin yapılan MASAK incelemesinde, banka havalesi üzerinden aramızdaki para transferlerine ilişkin soru ise esas hedef ve amacı ortaya koyuyor. Ahmet Saymadi’ye bana göndermiş olduğu havalelerin ne olduğu sorulmuş.
Ahmet’in savcı ve hakime söylediğini ben de burada tekrar edeyim:
Limiti yüksek kredi kartımı, işletmesini yaptığı mekâna mal alımı için kullanıldı ödeme günü geldiğinde de kullandığı tutar kadar olanı bana ödedi. Bankadan alınan kredi kartı hesap ekstreleri de mahkemeye sunuldu. Buradan bir suçlama çıkmayacağı anlaşılınca da ne idüğü belirsiz ama yaptıranlarca bilinen bir eposta ihbarıyla Ahmet’i tutukladılar.
Buradan da ilan edeyim Ahmet’le ortağız.
Ne tehdit ve gözdağıyla rehin ve teslim aldıklarınız ne de kaça satın alınacağını bildiğiniz trol ve gazeteci görünümüyle ortalıkta dolaşanlardan değiliz. Yani bu yoldaşlık sizin kişisel menfaatlerinize dayalı suç ortaklığınıza benzemez.
Devleti yozlaştırıp mafyaya çevirenlere, sahip oldukları makamlar üzerinden çete düzeni kuranlara, her şey herkesin gözü önünde olurken utanmadan yalan söylemeye devam edenlere, ihalelerden komisyonlarla, açılan soruşturma ve davalarda aldıkları rüşvetlerle ya da fon soygunlarıyla yurttaşın cebindeki son kuruşa kadar gasp etmeye azmedenlere karşı mücadele ortaklığımız, yoldaşlığımız var.
Şimdi Akın Gürlek’e soralım:
-Off shore bağlantılı hesaplarla ilişkili sizin, sair akraba ve efradınız ile yakın çevrenizde bulunan bazı isimler üzerine yurtdışında kurulu tabela şirketleriniz var mı?
-Bu şirketler üzerinden “yurtdışı yatırımcısı” perdelemesiyle fon soygunu soruşturmasında adı geçen portföy yatırım şirketlerinden yüklü miktarlarda işlemler yapılmış mıdır?
-Fon soygunu ortaya çıkmadan birkaç ay önce Tera portföy yönetim şirketine manipülatif işlemler nedeniyle yaklaşık 9 milyon ceza kesen SPK yönetimi sonrasında bu vurgunu önleyici/denetleyici hiçbir işlem yapmadı. Eğer menfaat ilişkisi yoksa en hafifinden “görevi ihmal/kötüye kullanma” suçlamasından şüpheli olan ve bu tür soygunları önleyici/denetleyici kurum olan SPK yönetiminde eşiniz varken sizin soruşturmayı yürüten yargının başında olmanız çıkar çatışması değil midir?
-Fon soygunu soruşturmasının tutuklu şüphelileri Emre Tezmen, Muhammed Yarız ve Erdin Özel ile Adalet Bakan Yardımcılığı döneminden bugüne kadar 2024, 2025, 2026'da İstanbul’daki belirli otellerde görüştünüz mü? Görüşmelerin tarihleri, yerleri, amaçları ve içerikleri nelerdir?
-Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, üzerinize kayıtlı olduğunu öne sürdüğü 16 ayrı taşınmaz olduğunu açıkladı. Yaptığınız açıklamada 4 tapunuz olduğunu söylediniz. Ancak geçmişten bugüne kadar yaptığınız tüm taşınmaz alım satımların hepsini içere pasif tapu kayıtlarını açıklayacak mısınız?
-İlgili bakanlıktan bu pasif kayıtların silinmesini talep ettiniz mi? İlgili bakanlıktaki üst düzey yetkiliden “200 yıldır silinemedi dolayısıyla silinmesi imkânsız” yanıtı aldınız mı?
-Şu bağlantıda https://t.co/Z4oRydS8tY yer alan sorularımız baki kalmak kaydıyla tekrarlayalım; danışmanlığınızı yapan Furkan Torlak’ın, Mehmet Kap sahte kimliğiyle trol+medya manipülasyon çetesiyle birlikte işlediği suçlardan haberiniz var mı?
İçime doğan kehanet: bu fon meselesi ne oluyor diye konuşmaya devam ederken başka büyük olaylar patlayacak. Önümüzdeki haftalarda yani. Finans piyasası değil de bu sefer başka bir alan. Burda noluyo derken, bir tane daha patlayacak.
Sonrası:
Bu yazıya öfkemle twitterda dolaşmaya çalışıp 3. Twiti de yazmamak için kendimi tutarken bu yazı çıktı karşıma, böylesi bir aymazlığa karşı tonu yumuşak bulsam da söylenmesi gereken birçok şeyi söylemiş sayın @TaskentSerkan
Kendisine teşekkür etme borcu hissediyorum.
Her yanından geçtiğimde kusasım geliyor. Yazıyı da okumadım, kimse daha fazla nefret etmemi sağlayamaz, fikrimi olumluya çevirebilecek her olasılığa da kapalıyım.
Terminal Kadıköy
"Terminal Kadıköy’deki ‘viyadük altı’ (zamanında halk arasında ‘tren altı’ diye de adlandırılırmış), uzun yıllar boyunca kimsenin sahiplenmek istemediği bir boşluktu."
✍️ Mehmet Aksel yazdı
https://t.co/UxPEWbBCBw
Dayanamadım yazıyı okudum, amaca bir şey demiyorum sonucun bahsedilenlerle alakası bile yok.
3-5 tane kadıköy paralısı ya da hızlı tren için erken gelmiş paralı insanlardan başka kimse için yapılmış bir şey yok ortada.
Sadece temiz görünümlü bir yapının yanından geçiyoruz artık. Halk için tek işlevi budur terminal Kadıköy’ün.
Umarım mimarı ya da yazıyı yazan kişi şu cevabı görür de bu hatalar yazıda da belirtildiği gibi tekrarlanmaz.
Olabilecek en kötü çözümler arasında temiz görüneni seçtiğiniz bir yapı oldu haberiniz olsun.
Sadece gidip akşama kadar masa doluluğuna bakın mekanların, yapabiliyorsanız gelenlerin kim olduğuna dair araştırma yapın, tuvalet için girenleri saymayın ama yanlışlıkla.
Vincent est allé interviewer des lycéens du IXe arrondissement de Paris. C’est un quartier privilégié il s’attendait à tomber sur des bourgeois ; au lieu de ça il tombe sur la réincarnation de Chirac, keffieh au cou, qui le déborde sur sa gauche avec du matérialisme dialectique.
Eylemlerin bu söylemde ortaklaşması umut verici, tek dileğim anlık-kopuş olarak kalmayıp radikal-kopuşa evrilmesi. Neden derseniz, tarihsel olarak bakarsak Fransa'da olan, Fransa'da kalmaz. Var bi hayalimiz yine.
Yeni dünya Türkiye ve Hindistan üzerinden gelecek bence.
Ne kadarı hüsnü zan bilmiyorum ama dünyanın üstüne giyebileceği bir kültürün Türkiye’de olduğuna inanıyorum. İyisiyle kötüsüyle kimine biraz bol kimine biraz dar gelecektir ama üstüne olabilecek bir kalıp olduğuna inanıyorum.
Şu anki problemlerimiz ve onlardan kurtulmak için vereceğimiz çaba bize bunu nasıl yapacağımızı öğretecekmiş gibi geliyor.
Bunlar yaşanırken farkında mıydınız bilmiyorum ama ben direkt olarak yaşayan taraftaydım, o yüzden çok haklı bir twit.
Bilip de söylemediyseniz…
Söyleyemediyseniz bişey yok.
Kapitalizm son 35 yıldır kendini o kadar alternatifsiz bir sistem olarak pazarladı ki, bu sistemin akıl almaz haksızlıklarına hiçbir şey diyemeyen insanlar, sosyalizm deyince bağırmaya ve asla olmaz demeye başladılar. İnsanlık tarihindeki en büyük beyin yıkama buydu.