17 yaşındayken yaşı 13 ay büyütülerek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi, uluslararası hukuk ihlal edilerek...
Gerçek yaşını gösteren uluslararası geçerliliğe sahip belgeye rağmen tahliye edilmiyor.
Suriye devleti tarafından verilen belge neden kabul edilmiyor?
Hişman Ali
Türkiye topraklarında hiç bulunmadı.
ÖSO tarafından Rojava'da alıkonulup Türkiye'ye teslim edildi.
Teslim edildiğinde 17 yaşındaydı, ama Türkiye'de yaşı yaklaşık 13 ay büyütüldü.
Gerçek yaşını gösteren belgeye rağmen tahliye edilmiyor.
@Semra_caglar_@mustafa_vefa
Verdiğiniz karar, bu belgeyle birlikte hükümsüzdür!
7 yıldır hapiste tuttuğunuz ve gerçek yaşından yaklaşık 1 yıl büyük diye kaydettiğiniz Ali'yi alıkoyduğunuzda aslında 17 yıl 9 aylıktı.
İşte belgesi: Ali'yi bırakın!
@av_mkaraman@Semra_caglar_@mustafa_vefa@Diyarbakirbaro
Bir adam çoğalır bir başına hücresinde
Yüreği Kawa'dadır gözleri Babek'te
Bir anda yırtılır zindan karanlıkları
Sessiz bir gürültüyle sarsılır duvarlar
Patlar bir beyinde Newroz ışıkları…
#NewrozaAzadiyêPîrozBe
Tenya ewendey dezanim;
Eger leşim sed parçe ken,
bimdene jêr gule û regbar
biçme ser dar;
Qisey dilim dête ser zar :
“Kurdistan her wilatêk e û
nabê be çiwar…”
Nadir Qazi
Barış ve Demokratik Toplumu Yaşamsallaştırma Komünü, Riha'da yerel basınla buluşarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın yaptığı 27 Şubat çağrısının etkilerini ve ileriye dönük atılması gereken adımları değerlendirdi
https://t.co/0MFAQr8JNl
Urfa Baro Başkanı Abdullah Öncel:
'Türkiye Barolar Birliği'nin Kobani'de yaşananlara sessiz kalması bizi üzdü'
'Rojava'da insanlık suçları işlendi'
'Mürşitpınar Sınır Kapısı yardımlar için açılmalı'
https://t.co/BnPXpYGCeq
Diyarbakır’dan Rojava’ya ulaştırılmak istenen, temel insani ihtiyaçları ve yardımları taşıyan 25 tırın geçişi, Urfa-Suruç Otobanı’nda keyfi biçimde engellenmektedir!
Çocukların donarak yaşamını yitirdiği, elektrik, su ve gıdaya erişimin olmadığı sivil yerleşim alanlarına insani yardımların ulaşmasını engellemek açık bir insanlık suçudur.
İnsani yardım uluslararası hukukun, insan haklarının ve insanlığın ortak vicdanının gereğidir.
Güvenlik gerekçeleri ya da siyasi hesaplarla engellenemez!
Bu hukuksuzluğa derhal son verilmeli, yardımların acilen ulaştırılması için engellemeler kaldırılmalıdır! @FeritSeny@AdaletKaya_
Türklerin istisnasız 7’den 70’e düşmanlık ettiği Arapların en hırsız,haydut ve canavar olanlarını neredeyse evlerinde ağırlayacaklar.
Bu hırsız,haydut ve canavarlardan kaçan Araplar ise geri dönmeyecekleri bir ülkenin yönetimi ile mutlu oluyor.
Her ikisinin de derdi: Kürtler!
Viranşehir'de Rojava'ya yönelik saldırılara karşı gerçekleştirilen barışçıl yürüyüşün ardından, 2.5 aylık bebeği bulunan lohusa Sevgi Talay ve eşi Serhat Talay da gözaltına alınmıştır.
Lohusalık döneminde olan Sevgi Talay, gözaltında tutulduğu süre boyunca bebeğini yalnızca kolluğun izin verdiği zaman aralıklarında emzirebilmekte, yaklaşık yarım saat sonra bebek annesinden alınıp dışarıda bekleyen yakınlarına verilmektedir. Bu uygulama açıkça insan onuruna aykırı olduğu gibi, hem anne hem de bebek açısından ciddi hak ihlallerine yol açmaktadır.
Gün içerisinde defalarca savcılıkla görüşülmesine rağmen Sevgi Talay'ın ifadesi alınmamış, buna karşın gözaltı süresi uzatılmıştır. Ayrıca, bebeğin annesiyle birlikte kalması yönündeki talepler, herhangi bir hukuki gerekçe sunulmadan "uygun değil" denilerek reddedilmiştir.
Anayasa, Uluslararası Sözleşmeler ve Türkiye'nin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uyarınca; çocuğun üstün yararı esastır. Anne sütüne muhtaç bir bebeğin annesinden zorla ayrılması, hem çocuğun yaşam ve sağlık hakkının hem de annenin özel ve aile hayatına saygı hakkının ağır ihlalidir. CMK ve ilgili mevzuat uyarınca, lohusa bir kadının gözaltında tutulmasının zorunlu ve ölçülü olduğuna dair hiçbir somut gerekçe bulunmamaktadır. Lohusa bir kadını bebeğinden kopararak gözaltında tutmanın hukuki ya da vicdani hiçbir açıklaması da yoktur.
ÖHD Urfa Şubesi olarak yetkilileri bir kez daha hukuka uygun davranmaya davet ediyoruz.
Sevgi Talay ve Serhat Talay derhal serbest bırakılmalıdır.
Anne ve bebeğe yönelik bu insanlık dışı uygulamalara derhal son verilmelidir.
Biz Kürtler merhamet ve vicdan sahibi bir milletiz.Kendimize ne istediysek bir başka millete de istedik.Bir başka millet ne halde ise biz de öyle olmak istedik,istiyoruz.
Onurumuzla,izzetimizle oynamaya kalktınız.
Cigerimizi ezdiniz bizim!Bu yaptıklarınızı ölsek unutmayacağız!
Yaşamı, onuru için direnen bir Kürt kadının ebediyete ulaşmış bedenini binalardan atacak kadar insanlıktan çıkmış barbarları savunmak, cenazeye dahi işkence eden bir zihniyeti aklamak size mi kaldı?
Halep’te yüzlerce yıldır yaşayan Kürtlere yönelik, Şam’a bağlı cihatçı güçler tarafından yapılan katliam ve saldırıların bugün bir AKP Urfa milletvekili tarafından açıkça savunulduğunu gördük.
Şex Meqsûd ve Eşrefiye mahallelerinde yaşananları, gerçeği ters yüz etme çabaları nafiledir!
Hakikati açıkça çarpıtarak, “güvenlik” ve “temizlik” söylemleriyle Kürt düşmanlığının ne denli derinlere indiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Buradan açıkça soruyoruz:
Siz, sınırın hemen yanı başında, Kürt halkının yoğun olarak yaşadığı bir ilin milletvekilisiniz.
Suriyede yaşayan halklar; Urfa’da, Suruç’ta, Akçakale’de, Ceylanpınar’da, Harran’da binlerce yıldır birlikte yaşayan halkların, Kürtlerin, Arapların, Alevilerin akrabasıdır, eşi dostudur, kardeşidir.
Buradan soruyoruz:
“Suriye’deki ayrılıkçı gruplar” diyerek hedef aldığınız insanlar kimdir?
Esad rejimi boyunca yok sayılan, IŞİD tarafından soykırıma uğratılmak istenen, bugün ise HTŞ ve Şam destekli cihatçı gruplar tarafından katledilen Suriye’de yaşayan Kürt halkı mı?
“Örgüt unsurlarından arındırma” yalanıyla Kürt halkına dönük katliamı meşrulaştırmak size mi düştü?
“Suriye ordusu suhuliyet sağlayacak” diyerek işaret ettiğiniz güçler, Kürt halkının onuruna, yaşamına, yaşadığı yerlere ve özgürlüğüne alçakça saldırırken; onları temize çekme, şirin gösterme çabanız ancak Kürtlere ve halklara düşman bir aklın dışavurumudur.
Bu dil ne Urfa’nın vicdanını temsil eder ne de bu coğrafyanın, halkların birlikte yaşam iradesini!
Peki siz onbinlerce Suriye’de yaşayan akrabası olan Urfalıların yüzüne Urfa sokaklarında dolaşırken nasıl bakacaksınız ?
Urfa halkı bu sözleri, Kürt halkına karşı katliam ve işkence yapanları destekleyenleri, onlarla işbirliği yapanları hafızasına kazayacaktır!
Kürtlerin sorunu ne diye soruyorlar bir de!
Tüm Kürtlerin hürmet ettiği Leyla Zana yerine Türk bir siyasetçiye bu hakaret edilmiş olsaydı o puştların sülalesi gözaltına alınmıştı.
Bizim en büyük sorunumuz kanı beş kuruş etmeyen kültürsüz,utanmaz bir yığınla muhatap olmamızdır.
#VİDEO – Sanatçı Xêro Abbas Rojava’nın Derik kentinde
🎼 Sanatçı gençlerle birlikte Aram Tigran’ın ‘Şev çu’ ve 'Ay dil' parçalarını söyledi
🎼 Rojava Yüksek Sanat Enstitüsü
#Rojava
"Bu zalimler çoluk çocuğumuzu katlettiler.Şimdi de onurumuzla oynamak istiyorlar.Bunu kabul edemem Usenem.Buğday Meydanı’nda elin elimde olacak cigeramı.Korkma,kimseye minnet etme.Bizim alnımızda kara leke yok. Başını dik tut Omedamı.Varsın Buğday Meydanı bize Kerbela günü olsun”