🚨We are deeply alarmed by the reports that there is an imminent threat to Dr. #HussamAbuSafiya’s life as a result of torture and other ill treatment he has been suffering while in Israeli custody. Israeli authorities must immediately and unconditionally release Dr. Abu Safiya. Pending his release, we call on the Israeli Prison service to ensure he is fully protected from abuse, granted urgent adequate medical care and allowed immediate visitation by independent monitors.
Act now: https://t.co/vaPOQtMRC4
#FreeDrHussamAbuSafiya
Gazze'de İlaç Yok!
📌 Abluka ve kısıtlamalar nedeniyle Gazze'deki en temel ilaçlar ve tıbbi malzemeler tamamen tükenmiş durumda.
📌 Binlerce yaralı, hasta çocuk ve bebek, ilaç yokluğu sebebiyle dünyanın gözü önünde sessizce ölüme mahkûm ediliyor.
🗣️ Adem Özköse:
“Irak’ta, Afganistan’da, Gazze’de ve dünyanın dört bir yanında yüzbinlerce mazlumun ölümünden sorumlu olan işgalci ABD’nin kuruluş yıl dönümü nedeniyle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne ABD bayrağının renklerini yansıtmak tam bir utanmazlıktır. Yazıklar olsun!”
Açılın. Uzmanı olduğum konu.
5 yıl İzmir, 6 yıl Kadıköy hayatından sonra bu durumu size olabildiğinde gözlemci edasıyla açıklıcam.
Öncelikle "solcu" kısmına açıklık getirelim. Burada yaşayan insanların hiçbirisi ekonomik pozisyon olarak solcu değil. Non-Muhafazakar da denemez çünkü aslında muhafazakarlar, sadece muhafaza etmek istedikleri şey farklı. "Özgürlükçü" veya "demokrat" denebilir ki yine kısıtlarımız var. Kamusal alanda namaz kılarsan dışlanmalısın mesela, veya eşcinseller hakkında fikir beyan edeceksen filtren sıkı olmalı. Demokrasiye gelecek olursak zaten malum. Onların istediği partiye oy vermezsen vatan hainisin.
O yüzden tanım kelimemiz belli: "Tr Seküleri"
Aslında Tr Seküleri, sandığınızdan çok daha az İslam düşmanı. Hatta İslam'a düşman değiller bile. Sadece İslam'ın ne olduğunu pek bilmiyorlar. Bir tane kitap var, içerisinde "yalan söyleme", "adam öldürme", "kul hakkı yeme" falan yazıyor. Eğer bu konulara uygun yaşarsan büyük saygı da duyuyorlar. Tutarlılık hayran kaldıkları bir şey.
Neden tutarlılık bu kadar cezbedici? Çünkü her insan tutarlılığın ne demek olduğunu içten içe biliyor ancak bunu formülize etmek ve hayatı buna göre yaşamak zor. Bu insanların herhangi biri mantık kurallarını vs. biliyor değil kesinlikle. Zaten okulda da öğretilmiyor. O yüzden hoşlarına giden şeylere mantıklı, gitmeyen şeylere mantıksız diyorlar. Mesela Selahattin Demirtaş'ın hapse atılması mantıksız. Neden? Çünkü ses çıkarıyordu. Yani suçlu olması olmaması fark etmez. Ekrem İmamoğlu'nun olayı da aynı. Yani Tr sekülerinin neye mantıklı diyeceğini, neyi mantıksız bulacağını bu şekilde çözebilirsiniz. Mantığı böyle bir şey sandıkları için de tüm bu hamlelerin Erdoğan'a oy kaybettireceğini düşünüyorlar. Her seçim öncesi umutların artması bu yüzden. Çünkü her insan aslında "mantıklıdır".
Erdoğan demişken, siyasi görüşe gelelim.
Eğer CHP'ye oy vermiyorsan Erdoğancısın veya onun kandırdığı birisin. Kandırılmadıysan veya vatan haini değilsen CHP'ye oy vermen gerekir. Ortaklarına da oy verebilirsin yeni sistemde ama bir an önce kendini düzeltmelisin. Erdoğan'a bile isteye oy veriyorsan zaten vatan hainisin. Erdoğan doğru bir şey yapamaz. "Aklen muhal" kavramını bunun için kullanıyorlar. Tabii bu kelimeyi bilmiyorlar çünkü Arapça. Arapça kelime biliyorsan cahilsin.
Cahillik demişken;
Tr sekülerinde cehalet ve ilim ters çalışıyor. Örneğin Kuran'ın içinde neler olduğunu ne kadar iyi biliyorsan o kadar cahilsin. Hadisler mi? Daha da cahilsin. Birkaç alim ismi ve görüşlerini biliyorsan senin artık kurtuluşun yok. Mezhep dediğin şey bölücülük. Eğer Müslüman isen önce CHP'ye oy vereceksin, sonra da başka fikir üretmeyeceksin. Ürettiğin anda, İslam'a renk kattığın anda cahilsin. Çünkü İslam'ın tek ve sabit fikirli insanlardan oluşması lazım. Yaşar Nuri Öztürk harici düşünceler cehalet. Ya Şengör ya Öztürk. İslam hakkında başka düşüncen olmamalı eğer aydınsan.
"Aydın"a gelelim.
Deniz Göktaş bunu anlatıyor zaten. Aydınlığın belli başlı şartları var.
1) Dindar olamazsın. Çünkü aydın ateist olabilir sadece.
2) Muhalif olmak zorundasın. Asla mevcut düzeni savunamazsın. Ha, mevcut düzen Cumhuriyet'in ilk yıllarıysa ters çalışıyor. Ama bu durum, 200.000 yıllık insanlık tarihinde sadece bu coğrafya ve o dönem için geçerli. Bunun haricinde muhalif olmadan aydın olamazsın.
Şartlar bu kadar. Bunun dışında şart yok. Ha bi de biraz ünlü olman lazım. Nasıl ünlü olduğun önemli değil. İstersen uyuşturucu öven şarkı yap, ister onlyfans yap, ünlü ve muhalif olduktan sonra sen fikir adamısın. Çünkü fikir ve mantık neydi? Hoşumuza gidenler.
İkinci bir husus:
Batı her zaman doğrudur. Batı asla yanılmaz. Batıyı eleştirdiğin anda AKPlisin. Bir şeyi İngiliz köylü bile söylese dikkate almamız gerekir. Cümle İngilizceyse doğrudur. Arapça ise yanlıştır. Cümlenin ne dediği önemli değil. Batının iktidarı ve muhalifi farklı şeyler söylüyorsa da önemli değil. İkisi de doğrudur. Biz anlayamayız. Zaten anlasak bu halde olmazdık.
Bu halde olmak demişken;
Önemli olan refahtır. Refah olduğu sürece her şey mübahtır. Ne demiş Shakespeare? "iPhone alabiliyor muyuz alamıyor muyuz, işte bütün mesele bu." Eğer kişiler iPhone alabiliyorsa ekonomi iyidir. Alamıyorsa kötüdür. Dolar yüksekse ekonomi kötüdür, düşükse iyidir. Özgür Demirtaş ekonomi hakkında ne derse doğrudur. Aksi görüşler AKP'nin görüşüdür. O yüzden halimiz çok kötü. "Aslında o kadar fena değiliz" dersen AKPlisin. Bu durumun sebeplerini açıklarsan ve o sebepler içerisinde AKP geçmiyorsa AKPlisin.
Aklıma gelirse yazarım yine. Veya merak ettiğiniz müstakil, pardon, spesifik bir konu varsa sorun, açıklayayım.
Amerika’dan Nefret Etmeyen Bizden Değildir!
Ey Amerika! Senden ölesiye nefret ediyoruz. Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de öldürdüğün mazlum insanlar adına senden nefret ediyoruz. Latin Amerika’da sömürdüğün, Afrika’da köleleştirdiğin halklar için senden nefret ediyoruz. Sen bizim azılı düşmanımızsın. Sana her kurşun sıkıldığında, askerlerinden her biri can verdiğinde inan kalplerimiz neşe doluyor. Sana karşı direnenlerin, seni korkutanların resimlerini duvarlarımıza asıyor, onların her birine kahramanlık madalyaları takmak istiyoruz.
Bize çok acılar çektirdin. Filistin’de, Irak’ta, Afganistan’da çocuklarımızı öldürdün. Bağdat’ta, Kabil’de şehirlerimizi bombaladın. Guantanamo’da, Ebu Garip’te, Bagram’da kardeşlerimize işkenceler yaptın. Çiçeklerimizi kopardın; nehirlerimizi, gökyüzümüzü kirlettin. Aşka, insanlığa, şiire, kutsal kitaplara, tarihe ihanet ettin. 15 Temmuz’da vatanımızı, Anadolu’yu işgale kalktın. Bir gün öldürdüğün çocuklar adına, sömürdüğün halklar adına, Halil Kantarcı adına, acı çektirdiğin kadınlar adına, Doğu adına, Afrika adına senden hesap soracağız. Sana, “Özgürlük Heykeli’ni, demokrasini, Coca Cola’nı, McDonalds’ını alıp başına çal” diyeceğiz.
Biz şimdi yüreklerimizde sana karşı büyük bir isyan, büyük bir öfke büyütüyoruz. Senin ismin geçtiğinde yumruklarımızı daha bir şiddetle sıkıyor, mavzerlerimizi daha bir özenle temizliyoruz. Silahlarını, bombalarını, tanklarını, tehditlerini de artık hiç mi hiç umursamıyoruz. Bizi; Amerika’nın çıkarlarını, yaşam biçimini tehdit eden Doğu’nun isyancı çocukları olarak görebilirsin. Hatta isimlerimizi teker teker terör listelerine alabilir, yerlerimizi ihbar edenlere milyonlarca dolar ödül vereceğini vaat edebilirsin. İnan bunların hiçbirinden korkmuyoruz. Çünkü biz gökyüzüne yükselen ezan seslerine, ebabil kuşlarına inanıyoruz. Çünkü biz Doğu’nun da Batı’nın da Rabbi olan Alla’a iman ediyoruz. İnan sen unutsan da biz Cenk Kalesi’ni, Cenin’i, Lübnanlı Vaad bebeği, Rachel’i, Muhammed Durra’yı, İsmail Heniye’yi hiç unutmadık. Onlara senden intikam almak, senin canını yakmak için söz verdik.
Ey Amerika! Seninle bizim aramızda mutlaka görülmesi gereken bir hesap var. Seninle bizim aramızda Bağdat, Kabil ve Gazze var! Bütün bunlara; bunca öfkeye, bunca nefrete sen sebep oldun. Niçin bir kere dahi gözlerimizin içine bakmaya cesaret edemiyorsun? Çünkü gözlerimizin içine baktığında orada bize çektirdiğin acılardan, isyanlarımızdan izler göreceksin. Gözlerimizin içine baktığında senden ne kadar nefret ettiğimizi daha iyi anlayacaksın. Ey Amerika! Sana bir gün yaptıklarının hesabını soracağız. İnan sana bir gün mutlaka ama mutlaka haddini bildireceğiz…
MUKADDESATIMIZA KORUMA KANUNU İSTİYORUZ!
Aziz Milletimiz,
Son günlerde ecdadımızı, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye'nin sultanlarını hedef alan ağır hakaret ve küfürler, milletimizin tarihine ve ortak hafızasına yapılmış açık bir saldırıdır.
Osmanlı Hanedanı'nın Türkiye'de yaşayan mensupları olarak, ecdadımıza yönelik bu seviyesiz ifadelerin cezasız kalmaması adına gerekli hukuki süreçlerin başlatıldığı kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Hiç kimse; ifade özgürlüğü kisvesi altında bir milletin tarihine, devlet büyüklerine ve manevi değerlerine hakaret etme hakkına sahip değildir. Hukuk; nefret söylemini, alenen hakareti ve toplumsal huzuru bozan fiilleri görmezden gelemez.
Bugün mesele yalnızca Osmanlı Hanedanı değil; mesele aziz milletimizin tarihine, şerefine ve mukaddesatına sahip çıkma meselesidir.
Mukaddesatımıza ve tarihî şahsiyetlerimize yönelik hakaretlerin önüne geçecek, caydırıcı bir "Mukaddesatı Koruma Kanunu"nun hayata geçirilmesi artık zaruri bir ihtiyaçtır.
Yarına sağ çıkar mı bilinmez. Dr Hussam İsrail Terör Örgütünün zindanlarında işkence altında! Susmayın sessizliğiniz soykırımcı siyonistleri daha da azdırıyor
#FreeDrHussamEbuSafiyah
buraya ilk defa yağmur yağmadı ama ilk defa su bastı. belediye başkanı hanfendi beldiye imkanları ile patili can dost besleyip atatürkçülük oynayacağına oradaki mazgalları temizlese bu görüntüler olmazdı. mazgal temizlemekten bile acizler
🚨 “Beni buraya öldürmek için getirdiler. Buradan sağ çıkabileceğimi düşünmüyorum.”
▪️ Kemal Advan Hastanesi müdürü Dr. Hüsam Ebu Safiye, 556 gündür İsrail hapishanesinde esir tutuluyor. Tek kişilik hücrede ağır işkencelere maruz kalan Ebu Safiye'nin durumu günden güne kötüye gidiyor.
▪️Geçtiğimiz günlerde avukatıyla gerçekleştirdiği görüşmede, "Bu görüşme son görüşmemiz olabilir" dedi.
Bu tek dişi kalmış, yüksek ihtimalle ileri derecede alkolik meyyit-i müteharrikenin akli dengesi yerinde değilse, Allah islah etsin demekten başka yapacak bir şey yok. Yok aklı yerindeyse ve sadece kıyafet tercihlerinden dolayı bu çirkefliği yapıyorsa, o zaman bilelim ki biz bu azgın şımarıklara gereğinden çok fazla kibar ve anlayışlı davranıyoruz. Bunların akil olanlarına ibretlik ceza lazım ta ki “aman ilişmeyelim, falanca yerde biri bunlara sataştı, anasından emdiği sütü burnundan getirdiler” diyerek içindeki kiniyle telef olana kadar ininde kalsınlar. Sen kimsin? Bu topraklarda hangi hakla o insanlardan daha fazla hak sahibi olduğunu sanıyorsun gudubet? İnsanlar oraya gelmiş edebiyle çocuğunu azıcık eğlendirecek, bir nefes alıp ferahlayacak. Sen nasıl bu insanlara, o çocuklara bu travmayı yaşatırsın? Bu ve türevleri hilkat garibelerine kılçıksız on yıl yaslanacak ki bir edebiyle halk plajında dinlenen insanları rahatsız etmek neymiş anlasınlar.