MANDA
26 Ekim 1919 Tarihli ABD istihbarat raporunu yorumsuz ekliyorum.
Manda istenmiş mi, istenmemiş mi?
Veya,
Kim hangi devletten manda istemiş?
Not: Sağda solda "manda kabul edilemez" videoları ile masal anlatanlara iletebilirsiniz.
#Çekiliş
📢 M. Âsım Köksal’ın abidevi eseri İslâm Tarihi, çekilişle 1 okurumuza hediye!
Yapmanız gerekenler:
📌 Ketebe’yi takip etmek
📌 Bu gönderiyi RT etmek
📍 Kazananlar 8 Eylül Pazartesi açıklanacaktır.
"Osmanlı yenildi, o yüzden böyle dedi" yaklaşımının açmazları:
Evet, Osmanlı yenildi ama bu yenilgi yaşanırken cephedeki önemli komutanlardan biri de Mustafa Kemal'dir. 21 Eylül 1918'de Filistin Cephesi'nde, Nablus Meydan Muharebesi’nde Yıldırım Orduları Grubu ağır bir yenilgi aldı ve Paşa savaşan 3 ordunun komutanlarından biridir. Bu, Osmanlı'nın Suriye-Filistin hattının tamamen çökmesine yol açtı. Yani Mustafa Kemal, savaşı kaybeden bir Osmanlı paşasıdır. Ancak İstanbul’a döndüğünde bu mağlubiyetin sorumluluğundan sıyrılarak yeni bir siyasi figür olarak öne çıkmak istedi. 17 Kasım 1918 tarihli Minber gazetesindeki mülakatında İngilizler için söylediği “Osmanlı milletinin İngilizlerden daha hayırhah bir dost olamayacağı” sözü bu yeni rolün ilanıdır. Bu, fiilen henüz resmen işgal edilmemiş bir İstanbul’da, işgal kuvvetlerine verilmiş açık bir dostluk mesajıdır. Yani sadece reel politik okuması değil, aynı zamanda ön alma çabasıdır.
Manda ve Himaye meselesi:
Sivas Kongresi’nde "manda ve himaye kesin reddedildi" iddiası tarihsel olarak yanlıştır. Kazım Karabekir’in net ifadeleriyle ve Sivas Kongresi zabıtlarında görüleceği üzere, kongrede manda meselesi günlerce tartışıldı. Dahası, Mustafa Kemal ve heyeti, Amerikan mandasını ciddi bir seçenek olarak değerlendirdi. Öyle ki, Mustafa Kemal'in de imzaladığı bir mektupla Amerikan Senatosu’na doğrudan manda talebi iletildi. Bu belge Harbord'un raporunda da geçmektedir.(1)
Mustafa Kemal'in 12 Ağustos 1919'da Ali Fuat Cebesoy’a çektiği telgrafta(2), Erzurum Kongresi Beyannamesi’nin 7. maddesinin "Amerikan mandasına ima yoluyla kapı araladığını" kendisi ifade eder. Bu telgrafta "daha fazlası mümkün olmadı" diyerek süreci özetler. Yani Nutuk’ta iddia ettiği gibi "manda reddedildi" söylemi, o dönemde geçerli değildir.
Nutuk’ta, Erzurum Kongresi Beyannamesi’ndeki bu 7. maddeyi değiştirmiştir. Orijinal metin, manda fikrine zımni bir kapı aralarken, Nutuk’ta bunu "manda ve himaye kabul olunamaz" şeklinde sertleştirmiştir. Bu, halk nezdinde tam bağımsızlıkçı bir imaj oluşturmak içindir ama dönemin belgeleri bunun aksini göstermektedir.
"Reel politiği iyi okudu, o yüzden iktidara geldi" söylemi:
Bu açıklama yetersizdir. Mustafa Kemal'in iktidara yükselmesi sadece kendi stratejik zekasıyla açıklanamaz. İngilizlerin Osmanlı topraklarında bir ulus-devlet çıkarma planı ile kesiştiği için önü açıldı. 28 Şubat 1919 tarihinde kara listelerinde(3) olmasına rağmen İngilizler, Mustafa Kemal’i Malta’ya sürgün etmediler. O tarihte M. Kemal İstanbul'daydı. Aksine, geniş yetkilerle 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a gitmesine izin verdiler. Daha sonra ingilizlerin baskısıyla geri çağrılması, M. Kemal'in sivil siyasete geçmesi için eline bir fırsat verdi. Sivil siyasete geçmeseydi asker kalacaktı.
İstanbul’daki Meclis-i Mebusan’ı basıp dağıttıktan sonra Ankara’ya geçecek vekillerin önü de İtilaf Devletleri tarafından kesilmedi. Bu sayede TBMM kurulabildi. Dolayısıyla Mustafa Kemal'in sadece "reel politiği okuması" değil, bu planların İngiliz çıkarlarıyla örtüşmesi de belirleyici oldu.
Cumhuriyet ve Başkentin Taşınması:
Cumhuriyet kurma planının "gizli ajanda" olduğu sanılır. Oysa bu, sadece Anadolu halkına kapalı bir sırdı; dış güçler biliyordu. The Times gazetesinin 22 Eylül 1919 tarihli haberinde(4), Anadolu’da Osmanlı yerine bir cumhuriyet kurulacağı ve başında Mustafa Kemal’in olacağı açıkça yazılmıştır. Bu tarihte ortada ne TBMM vardır, ne de savaş kazanılmıştır.
Ayrıca İngiliz General Rawlinson, Kazım Karabekir’e başkentin Ankara’ya taşınması ve cumhuriyet ilan edilmesini bizzat önermiştir. Bu bilgi Karabekir’in hatıralarında yer alır. Yani bu sürecin planlayıcıları yalnızca içerideki kadrodur iddiası sorgulanmaya açık bir konudur.
(1) Harbord'un Raporu:
https://t.co/Y3A40fo6BY
(2) Kuva-yı Milliye'nin İçyüzü, Ali Fuat Cebesoy, Temel Yayınları, 2002, s. 106
(3) İngiliz Belgelerinde Atatürk Cilt I, Bilal N. Şimşir, s. 21
(4) The Times'da çıkan haberle ilgili makale
https://t.co/KBRVIRtzth
@PSevdalilari Hasan Nasrallah sadece nesebi belirsiz, muta çocuğu bir p*çtir. Peygamber sevgisi, Peygamber yolunu takip ile olur. Suriye'de yapılanlar sağır sultana işittirildi, köre ayan oldu hâla mı Hasan Nasrallah denen Or*spu çocuğuna methiyeler düzersiniz?
Today, they bombed a tent with solar panels for charging phones, right in front of me while I was handing out food in the camp.
Bodies exploded—arms, legs, and heads torn apart.
Lives reduced to fragments!
This is what the world allows.
This is what your silence does.
"In some 36 strikes about which the UN Human Rights Office corroborated information, the fatalities recorded so far were only women and children."
Read that again.
https://t.co/Ya7vw4o7JN
GÜNÜN SONUNDA ALLAH İSRAİLE DEĞİL SESSİZ KALAN İSLAM ALEMİNE LANET EDECEKTİR
✔️Gazze'de Soykırım var
✔️Gazze'de İnsanlar açlıktan ölüyor
✔️Gazze'yi Unutma Unutturma
✔️Gazze'yi Paylaşmaktan Çekinmeyin
⛔️Terörist katil işgalci isr@il sadece GÜÇTEN anlar
Katil #SONDAKİKA İstanbul Şaka Polis Acil Devlet Erdoğan #GazzedeZulümArşaDayandı Boykot İstanbul İsrail Bitcoin Iran Turkey Bebek Video Viral Animal Dog Cat Cats War Messi Ronaldo Trump Putin Mansur Instagram America Atatürk Europe Şerefsiz #TikTok Anıtkabir Alevi Savcı #breakingnews Euro Dollar Polis Gaza Hamas Filistin Gazze Boycott Şaka Suriye Yerli Grok #FreePalestine #Gaza #GazaGenocide Altın #GazaNeedsBread Helal Travel Tayyip Erdoğan Özel Devlet TRT #NoFlourinGaza Macron Netanyahu Köyün Delisi Yusuf Tekin #ÖğretmeneKabineden68BinAtama Satılmış #GazzeÖlüyor Ülkü Ocakları Beşiktaş Tesla #AyağaKalk
Normalde bu çocuklar bir Ghibli filminde olsaydı; gökyüzünde uçan balonlarla maceralara atılıyor ya da büyülü şehirlerde dostluklar kuruyor olurdu.
Ama bu çocuklar Gazze’de yaşıyor.
Ve burası bir masal diyarı değil.
Burada çocuklar, oyun oynarken değil; enkaz kaldırırken, sevdiklerinin cansız bedenini taşırken büyüyor. Bazıları ise daha büyümeden göçüp gidiyor.
Ghibli tarzında çizilmiş bu kareleri paylaşabiliyoruz çünkü algoritma bunu “sanat” sanıyor.
Ama aynı karelerin gerçeğini paylaştığımızda “topluluk kurallarına aykırı” denilerek susturuluyoruz.
Çünkü hakikatin sesi çok fazla şey söylüyor.
Çünkü mazlumun çığlığı, rahatsız edici geliyor.
Çünkü zulmü göstermek yasak, ama yaşatmak serbest!
Bu çizimler, bir sansürü aşma çabasıdır.
Ama sakın gerçek acıyı unutmayalım!
Çünkü bu bir animasyon değil…
Bu bir soykırım.
#MazlumunSesiOl
🌐https://t.co/UgPb3GXAj0
Sahip çıksaydı;
-Ayasofya'yı kapatmazdı,
-İstanbul'u başkent bırakırdı,
-"Altı kaval üstü Şişhane" diyerek Fatih'in sarığı ile alay edip yasaklamazdı,
-"Millet Fatih'lerin ardından serserilik yaptı" demezdi.
Sahip çıkmayacağını bildikleri için İngilizler kurşun atmadan gitti.