Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
"Eksik ölçüp tartanların, hak yiyenlerin vay haline! Onlar insanlardan bir şey aldıkları zaman tam alırlar. Fakat insanlara ölçüp tarttıkları zaman eksik yaparlar." (Mutaffifîn Suresi; 1,2,3)
Buradaki ölçü ve tartı pazardaki terazi olduğu gibi aynı zamanda kardeşlikte, arkadaşlıkta, hürmette ve adalette kurduğumuz dengedir. Güzel bir tavır görmek isteyen güzel davranmalı. Kendisine verilmesini istediği güzelliği kendisi de başkasına vermelidir. İşte bu terazinin iki kefesidir.
Bu ülkede muhaliflerin bunca sene neden iktidara gelemediğini anlıyorsunuz değil mi? Tarihi bir olayı da sulandırdılar geçmiş olsun. Ortak bir tepki verilmez artık
Kul hakkının tehlikeli taraflarından biri de insanın onu küçük görmesidir. İnsan kul hakkına girdikten sonra kendi kendini bazı sözlerle avutur.
'Ne olacak ki bir söz söyledim sadece. Şaka yaptım. Zaten onun bundan haberi yok. Sadece biraz geciktirdim. Benim niyetim kötü değildi.'
Gibi sözlerle kendini kandırır. Fakat insanın niyeti başkasının hakkını ortadan kaldırmaz.
Böyle bir durumda biriktirdiğimiz sevaplar bizim sandığımız kadar yalnız bizim olmayabilir. Defterimize, amelimize, sermayemize başkasını ortak etmiş olabiliriz. Neuzubillah...
Düşünün, bir bahçedesiniz. Elinizde bembeyaz, tertemiz emanet bir ipek kumaş var. Bu kumaşı sahibine tertemiz bir şekilde teslim etmeniz gerekiyor.
Her kırdığınız kalp, her aldığınız haksız nimet, her arkasından konuştuğunuz kişi için bu bembeyaz kumaşa siyah bir mürekkep damlatıyorsunuz. Gün gelip bahçenin sahibinin huzuruna çıktığınızda size verilen o lekesiz kumaşı simsiyah ve yırtık bir halde teslim etmek ister misiniz?
İşte kul hakkı böyledir.
O taşıdığımız şey amel defterimizdir.
"Büyük bir eksiklik içerisinde olsan bile, Allah'tan amelinin kabulünü iste. Bunu amelindeki ihlâs ve sıdkından değil, bilakis O’nun Kerîm olan Allah olması sebebiyle umarsın.”
(et-Tegarrub İllallah, Abdullah Siracuddin)
Akp seçmeni için uzun zamandır savunma sanayiindeki gelişmeler, dış politika ve chp korkusu/nefreti dışında oy vermek bir motivasyon aracı kalmamıştı. Seçmen akp’nin İslami ilkeleri gözeten bir parti olduğu düşüncesinden çoktan vazgeçti. İç politikada, özellikle ekonomide uzun zamandır güven vermiyorlar. Aile bakanlıkları ise seçmenin iradesinin hilafına hareket etmesiyle maruf. Chp’li belediyelere her gün yolsuzluk operasyonları yapılırken kendi içindeki hırsızları korumaları, bu hırsızlara tepki gösteren kendi seçmenlerini susturmaları kredilerini iyice tüketiyor, söz konusu motivasyon araçlarını ise oldukça zayıflatıyor. Zaten kıl payı kazandığı bir seçimden sonra bu denli pervasız hareket etmeleri akıl alır gibi değil. Hazır iktidar bizdeyken yiyebildiğimiz kadar yiyelim kafasındaki adamlarla yol yürüyen Erdoğan müthiş bir hesaplama hatası yapıyor. Eğer Erdoğan kaybederse dış politikada 180 derece eksen kayması yaşanabilir; Suriye, Yemen, Sudan vs. hepsi tehlikeye girer. FBSK’nın Suriye’den, Mekke Anlaşması’ndan vs. daha değerli olduğunu düşünüyorlar herhalde…
İlim öğrenilir, makam kazanılır, zenginlik elde edilir...
Bunların hepsi geçici birer gölgedir.
İnsanda baki kalan ise kalbinin inceliği, samimiyeti, ihlası ve edebidir.
“Sizden önceki milletlerin yok olmasına sebep, içlerinden soylu biri hırsızlık yapınca ona dokunmayıp, zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca ona cezasını vermeleriydi. Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim.”
Gören herkes aynı şekilde alıntılasın lütfen. Razı değiliz, bilinsin.
Kim bir varisi mirasından mahrum eder (veya hak ettiği payı vermez)se, Allah da kıyamet gününde onu cennetteki mirasından mahrum eder.
(İbn Mâce, Vesâyâ, 9)