Bankaların özellikle Tiktok'ta çoluk çocuğu kandırmak için verdikleri krediler var. Geri alamadıkları krediler için çocukların tüm ailesine çöküyorlar. İsmi Lazım Değil bir aile de bu çökme işini yasal yoldan yapıyor.
Bunu dile getirenlerin de hesabı kapatılıyor. Ne güzel memleket be. Hesabım kapatılırsa artık belgeselini yapmak düşer bana da.
Sami Yusuf’a nasıl sempati duyabiliyorsunuz ya? Adam 7 Ekim olaylarından sonra takipçileri o kadar mobbing yapmasına rağmen bile 1 kez Gazze ismini geçirmedi. Ama İngiltere Kralı öldüğünde gerçekten kalbi hüzünlenmiş post atmıştı. Ben hayatımı 7 Ekim öncesi ve sonrası diye ayırdığımda bu elemanı da silmiştim. Ezgileriyle büyüdüğümüz adamın herhangi bir yerde ilahisi denk gelse anında kapatıyorum. Mazlum Müslümanı gündemine almayan kimseye şöyle muhabbet beslemeyin.
sosyal medya psikologları bunlar da.
akşama kadar ona siktiri çek, buna yol ver, kimseye eyvallahın olmasın, sen özelsin, her şeyi başarabilirsin özetinde telkinler veriyorlar müritlerine. böyle diye diye dünyanın kendi etrafında döndüğünü zanneden hastalıklı bir nesil ürettiler.
Zeruj diye biri çıkmış; yıllardır başörtülü genç kızları para ve şöhret uğruna benliklerinden, kimliklerinden sıyrılıp birbirinin kopyası Barbie bebeklere dönüşmeye teşvik eden bir endüstrinin önünü açmış, tesettürün ölçüsünü de adım adım seküler giyim kodlarına teşne etmiş. Şimdi çıkıp utanmadan, “Hadise’ye tesettür kıyafeti giydirmek, Burcu Esmersoy’a bu markayı tanıttırmak… Büyük resmi görün” diyor.
Büyük resmi görüyoruz zaten. İtirazımız, sizin o resimde başörtüsüne biçtiğiniz role.
Kur’an’ın “ziynetlerini açığa vurmasınlar” diye bir ölçü koyduğu tesettürü, mümkün olduğunca fazla bakışın üzerine çevrileceği bir teşhir ve reklam nesnesine dönüştürüp buna vizyon diyorsunuz. Tesettürün itibarını kendi ilkesinde değil de seküler şöhret dünyasının tasdikinde arıyorsunuz.
Hadise’ye başörtüsü taktırınca Hadise’yi tesettüre yaklaştırmış olmuyorsunuz; tesettürü Hadise üzerinden pazarlanabilir bir metaya indirgiyorsunuz. Burcu Esmersoy’a marka tanıttırmak da başörtüsüne itibar kazandırmıyor. Bak, daha başörtüsü bile diyemiyor da “türban” diyor. Siz nasıl kendi elinizle bu itibarı zedelemelerine izin veriyorsunuz güya başörtülü kadınlar olarak? Memnun musunuz sizi böyle aşağılamalarından?
Başörtüsünün onların şöhretinden devşirilecek itibara ihtiyacı yok.
Allah’ın emrini influencer marketing stratejisine, mahremiyeti podyum estetiğine, tesettürü celebrity endorsement malzemesine çevirdikten sonra bize büyük resmi görün deyince biz aydınlamıyoruz.
Gördük büyük resmi Zeruj.
Örtüyü pazarlarken ölçüyü pazarlık konusu etmişsiniz.
Onlar yalnızca ayağını kaybetmiş ve kimbilir kaç Filistinliyi öldürmüş bir askeri milyonlarca dolarlık bir reklam yüzü yapıyorlar.
Bizse; yaklaşık 85 bin insanın katledildiği bir soykırımı alenen destekleyen firmaların boykotunu bile doğru düzgün yapamıyoruz.
#botkotadevam 🇵🇸
Lindsay Clancy isimli şeytan üç çocuğunu planlayarak öldürüyor ve suçu lohusa depresyonuna atıyor. Dünya çapında “feministlerden” bu kadına akıl almaz bir destek yağıyor; 1 milyon dolardan fazla bağış toplanıyor, davasının görüldüğü adliye önünde sevgi gösterileri yapılıyor. Yetmiyor; sosyal medyada “anneler” çocuklarına zarar verdikleri videolar çekip “senin gibi Lindsay” yazıp güya dayanışma gösteriyorlar.
Delilik bu. Lohusa depresyonu çok ciddi bir mesele ve anneyi çok kötü etkileyebilir ancak bu kadının yaptıklarını yaptırmaz. Kadınların çocuk doğurmasına engel olmak birilerine yetmiyor. Feminizm adı altında kadınların kendi çocuklarını yok etmelerini veya onlara zarar vermelerini adeta bir trend haline getiren bu kampanyanın arkasında acaba kim vardır?
Keşke dün Ümraniye’de, bugün Ankara Millet Bahçesi’nde gördüğümüz binlerce lacivert takım elbiseli kalabalığı evvelce başka yerlerde görseydik. Ayasofya açılsın diye, veya açılınca şükür için toplanmadılar, Gazze’deki, Suriye’deki acılara karşı toplanmadılar. Karabağ için toplanmadılar. Doğu Türkistan için toplanmadılar. 28 Şubat dönemindeki eylemlerde baskın bir lacivert rengi hatırlayanımız yok. Tersine 28 Şubatçı hükümette bakanlık yapanları kutsadıklarını hatırlıyoruz. Ülkede mukaddesat savunucusu siyasi partilere zinhar oy vermeyen, aksine, karşısındakilerle yakın ilişkiler kuran bir yapı oldular. Türkiye onlar için “darülharp” idi, bu yüzden cuma’ya gidilmez, faiz alınabilir idi, ama daima Türkiye’nin (onlara göre) “darülharp” olmasını sağlayan çizgideki partilere oy verdiler. Ehli iman ile yoldaş olmayı hiç istemediler. O yüzden eylemlerimizde bu lacivert kalabalığı görmedik. İçe kapalı, hep kendilerini önceleyen bir gruptu. Şimdi de yine kendileri için toplanmışlar. Halbuki müslüman başkalarının acılarını hissettiği kadar kıymetlidir. Hoş, kendileri dışındakileri ne kadar müslüman gördüklerini de bilmiyoruz… Kuran öğretilmesine can kurban. Ama bizi hep “düşman” bellemeleri Kuran prensiplerine uyuyor mu yahu? Lacivert takım giymemek bile kötü şey bu arkadaşlar için. Din birleşmeyi öncelerken ısrarla ayrışan bir gruba kendileri dışında sahip çıkanın olmaması biraz da bu yüzden.
Ne diyelim, inşaallah “cult survivor” sayıları artar.
Gözümüzün önünde erkeklerin erkeğe benzemediği, kadınların cinsel obje olarak sunulduğu birçok grup piyasaya sürülüyor.
Toplum mühendisliği hiç bu kadar aleni yapılmamıştı. Hedef kitle genç erkekler, küçük kızlar. Yaydıkları gaylik, çıplaklık. Devlet ne yapıyor? Sadece bakıyor.
— ÇOCUKLAR ÜZERİNDEN MANIFEST HEDEF ALINDI.
— Eyüpsultan Müftülüğü, “benim ahlakım” projesi adı altında çocuklara “Manifest-Müslüman atışması” videosu çektirdi.
— Videoda çocuklara “Müziği bozuk, şekli bozuk, sahnesi bozuk. Bu kadar yamukluk içinde nasıl olur doğruluk” sözleri söyletilerek Manifest grubu hedef alındı.
— Çocuklar aracılığıyla “Alkışa göre değil, Kuran’a göre yaşamaları” ve “ahlaklı olmaları” mesajı verilirken video, Manifest’i tutan tarafın yenilgiyle ayrıldığı bir finalle noktalandı.
Şu an Efendimiz’e ﷺ salavat getiren herkese Allah rahmetiyle muamele eylesin, gönlündeki sıkıntıyı ferahlığa çevirsin, dualarını kabul eylesin ve bizleri kıyamet gününde Efendimiz’e ﷺ komşu eylesin.
Âmin. 🤲🏻
ya ne kadar tatlılar çok duygulandım gerçekten. keşke soykırıma uğrayan çocuklara atılan bombaların destekçisi olan firmaların reklamlarında oynamayacak kadar da duyarlı olsalardı. çok şekerler. 🫶🏻