CHP ile ilgili ‘Mutlak Butlan’ kararı dahil olmak üzere yaşananlar 'rakipsiz kazanma ve muhalefetsiz Türkiye' stratejisinin bir sonucu.
Seçimlere girmenin serbest ama kazanmanın yasak olduğu, demokratik rekabetin boğulduğu bir Türkiye hedefi var.
Artık kimse, hiç bir kurumsal yapı güvende değildir.
CHP ile ilgili ‘mutlak butlan’ kararı ile Türkiye’de siyaset maalesef mahkeme salonlarına sıkıştırılmış ve nefes alamaz hale getirilmiştir!
Siyasi partilerin kendi meselelerini çözeceği yer kendi meşru zeminleridir, kongrelerdir!
Bu karar Türk Demokrasisi’nin işleyişine açık bir müdahaledir; Ve korkarım ki Türk Demokrasisini tabii mecraından çıkaracaktır!
Zulmün olduğu yerde tarafsızlık, zalimin yanında yer almaktır!
Bugün, milletimizin iradesine ve demokrasinin temel değerlerine yönelik büyük bir saldırıyla karşı karşıyayız.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’na yönelik yapılan hukuksuz işlemler, sadece bir şahsı hedef almakla kalmayıp, ülkemizin demokratik kazanımlarını da ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.
Önce üniversite diplomasının iptal edilmesiyle akademik bir darbe gerçekleştirilmiş, ardından da çıkar amaçlı suç örgütü liderliği suçlamasıyla gözaltına alınarak hukuk darbesi yapılmıştır.
Bu girişim, Sayın İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olmasını engellemeye yönelik bir operasyondur.
Çünkü iktidar, yolun sonunun geldiğini ve sandıkta kaybedeceğini bilmektedir.
Bu nedenle hukuku bir silah olarak kullanarak siyasi rakiplerini bertaraf etmeye çalışmaktadır.
Ancak Demokrat Parti olarak bizler, Türkiye’de demokrasinin ortadan kaldırılmasına asla müsaade etmeyeceğiz.
Geçmişte de bu tür girişimlerin ülkemize büyük zarar verdiğini gördük.
Bugün susarsak, yarın adaletin tamamen yok edilmesine göz yummuş oluruz.
Zulmün olduğu yerde tarafsızlık, zalimin yanında yer almaktır!
Tarihin bize öğrettiği bir gerçek vardır: Sessizlik, zalimin en güçlü silahıdır.
Bugün susarsak, yarın hepimizin sesi kesilecektir.
Eğer bu hukuksuzluğa boyun eğersek, sadece Sayın İmamoğlu değil, Türkiye’de hukukun üstünlüğüne inanan herkes kaybedecektir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının 'iptal' edilmesi kararı, ülkemizde ağır aksak da olsa işleyen adaletin ve demokrasinin 'Erdoğan bir kez daha seçilebilsin diye' nasıl 'iptal' edildiğini göstermektedir.
Daha önce defalarca gördüğümüz ve söylediğimiz gibi siyasette rekabet uzunca zamandır, kamu kudreti vasıtasıyla, adli ve idari bürokrasi yardımı ile AKP ve Erdoğan lehine bozulmuşken bu son karar artık bir rekabetin dahi kalmadığını, kalmaması için uğraşıldığını, zira kaybedeceklerini bu kadar net gördüklerini ikrardan başka şey değildir.
Erdoğan, zaten sandığa hapsettiği demokrasiyi artık gömme niyetindedir. Artık 'sandık hikayeleri' bile anlatamayacağını bilmektedir.
'Kariyer' planları dahilinde üç aylık zindan geçmişlerinden 25 yıldır mağduriyet üretenler refah, bilim, kalkınma, huzur üreteceklerine boyuna mağdur üretiyorlar.
Bu karar Türkiye'nin uluslararası alanda eser miktarda kalmış siyasi itibarını da yok edecek, güya toplamaya çalıştıkları yatırımcıyı kaçıracak ama daha da önemlisi Erdoğan ve AKP için bir çıkış yolu olmayacaktır.
Bir koltuk için, korkuları için memlekete verdikleri zararın hesabı elbet sorulacaktır.
Manisa İl Başkanığımızda Soma Sendika Başkan ve temsilcilerini misafir ettik.
Maden ocakları ve Termik Santral başta olmak üzere karşılıklı değerlendirmelerde bulunduk, 13 Mayıs’ta Soma’da buluşmak üzere sözleştik.