🚩 İçeride ve dışarıda daima omuz omuza!
✉️ Emperyalizmin savaş aygıtı NATO’ya ve işbirlikçilerine karşı bağımsızlık mücadelesini büyüttüğü için tutuklanan arkadaşlarımıza mektup gönderiyoruz.
✊ Sen de bir mektup yaz. Dayanışmamız büyüsün, mücadelemiz birlikte sürsün.
HEPSİNİ ALACAĞIZ!
Aralarında işkenceyle kaburgaları kırılan üyemiz Mehmet Şimşek’in de bulunduğu üç arkadaşımız, bugün görülen ara tutukluluk incelemesiyle tahliye edildi!
NATO’ya tutsak olmayacağız; tüm arkadaşlarımızı alacak, bağımsızlık yürüyüşümüzü en güçlü şekilde sürdüreceğiz!
Mehmet Şimşek arkadaşımızın iki kaburgasını kırmışlar.
NATO subaylarına selam durmayı reddettiği için tutuklandı, AKP'nin gardiyanları karşısında esas duruşa geçmediği için de işkenceye uğradı.
Hapishanelerde süregiden bu işkenceleri durdurmamız gerekiyor. Bunun için Şimşek'in ve tüm arkadaşlarımızın sesine ses olalım.
NATO'ya karşı mücadele ettiği için tutuklanan arkadaşımız Mehmet Şimşek'in kaburgaları kırıldı!
8 Temmuz'dan bu yana "kuyu tipi" olarak bilinen Antalya S Tipi Hapishanesi'nde tutuklu bulunan arkadaşımız Mehmet Şimşek, 13 Ağustos günü ayakta sayım dayatmasını kabul etmediği için gardiyanların saldırısına maruz kalmış ve iki kaburgası kırılmıştır.
Aradan geçen zamana rağmen Adalet Bakanlığı ve cezaevi yönetimi, sorumlular hakkında tek bir adli ya da idari soruşturma başlatmamıştır.
Soruşturma açmamak, işkenceyi ve failleri açıkça korumaktır. Sessizlik ve cezasızlık politikasıyla bu suçun üzerinin örtüleceğini, yanlarına kalacağını sananlar yanılıyor. Bizler buna müsade etmeyeceğiz.
İşkence yapmak suçtur ve zaman aşımı uygulanamaz!
Ülkesini ve halkını savunduğu için tutuklanan insanların hapishanelerde işkence görmesine göz yummayacağız.
Tüm ilerici kamuoyunu ve basını; baskıya, tecride ve işkenceye maruz kalan NATO karşıtı tutuklu gençlerle dayanışmaya çağırıyoruz.
Yıldızlar SSS Holding'den ücret ve tazminatlarını alabilmek için Bağımsız Maden İş öncülüğünde 17 gündür direnen ve defalarca saldırıya uğrayan maden işçilerinin mücadelesi bu kez de sendika genel başkanı Gökay Çakır'ın ve örgütlenme uzmanı Başaran Aksu'nun tutuklanmasıyla sekteye uğratılmaya çalışılıyor.
Patronun ve AKP iktidarının saldırılarına karşı direnen işçilerin yanındayız. Emek hakkını alana dek mücadeleyi ve dayanışmayı sürdüreceğiz.
Gökay Çakır ve Başaran Aksu serbest bırakılsın!
NATO zirvesi öncesi asılsız iddialarla tutuklanan arkadaşlarımıza yönelik işkence, tecrit ve kötü muamele gibi hak ihlalleri EMEP Milletvekili İskender Bayhan -@iskenderbayhn- tarafından Meclis gündemine taşındı.
🚩Kayseri Bünyan Çocuk ve Gençlik Hapishanesinde tutuklu bulunan Ömer Aksu, ışığın hiç kesilmediği geçici bir hücrede tutulmakta, günde sadece 15 dakika havalandırmaya çıkartılmaktadır.
🚩Kamuoyunda ‘kuyu tipi’ olarak bilinen Antalya S Tipi Hapishanesinde tutuklu arkadaşımız Mehmet Şimşek, geçtiğimiz günlerde ayakta sayım uygulamasına tepki gösterdiği için gardiyanlar tarafından yaklaşık 200 metre yerde sürüklenerek işkenceye maruz kalmıştır.
Adalet Bakanlığına soruyoruz:
🚩İşkence, tecrit ve kötü muamele gerçekleştiren sorumlular hakkında sahici ve bağımsız bir soruşturma yürütüldü mü?
🚩Sorumlular hakkında adli ve idari işlem başlatıldı mı?
Hapishanelerde olağan hale gelen tüm hak ihlalleri son bulmalı, sorumluları derhal cezalandırılmalıdır!
Bu vesileyle bir kez daha yineliyoruz: Baskılar nafile; bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelemiz sürüyor!
⚡️Emperyalizme ve NATO’ya karşı bağımsızlık mücadelesi verdiği için tutuklanan bir arkadaşımız daha bugün görülen duruşmada tahliye edildi!
Geride hiçbir arkadaşımızı bırakmayacak, hepsini alacağız!
2025 yılının Şubat ayından bu yana, koşullu salıverilme hakkı bulunmasına rağmen tahliyesi hukuka aykırı ve keyfi kararlarla ertelenerek 31 yıldır hapishanede tutulan hasta mahpus Mehmet Sait Yıldırım, 24 Ağustos 2026 tarihindeki İdare ve Gözlem Kurulu toplantısının ardından koğuşunda kalp krizi geçirmiştir.
Yıldırım’ın, 25 Ağustos sabahı acil anjiyoya alınarak tıkalı ana damarına 2 stent takıldığı öğrenilmiştir.
75 yaşında, kronik kalp hastası olan ve 21 aydır hukuka aykırı İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla tahliyesi engellenen Yıldırım’ın durumu hayati aciliyet arz etmektedir. Yaşam ve sağlık hakkını açıkça tehdit eden İdare ve Gözlem Kurullarının keyfi tutumlarına derhal son verilmelidir.
İHD Merkezi Hapishane Komisyonu olarak; hasta mahpus #MehmetSaitYıldırım’ın insan onuruna uygun tedavi koşullarının acilen sağlanmasını ve koşullu salıverilme hakkının önündeki hukuka aykırı engeller kaldırılarak derhal tahliye edilmesini talep ediyoruz.
İHD MERKEZİ HAPİSHANE KOMİSYONU
⚡️ Ankara'da düzenlenen NATO zirvesine karşı durduğu için tutuklanan arkadaşımız Sinem Kaplan, 2 aylık tutukluluk sürecinin ardından bugün tahliye edildi.
🚩 Tutuklu bulunan tüm arkadaşlarımızı alacak, emperyalizme karşı bağımsızlık yürüyüşümüzü birlikte sürdüreceğiz!
#Açıklama | Zonguldak ve Düzce’de mevsimlik Kürt tarım işçilerine yönelik ırkçı saldırıların karşısındayız!
Memleketlerinden uzakta, güvencesiz koşullarda çalışmak zorunda kalan ve hakları ödenmeyen Kürt işçilere yapılan bu faşist saldırıları kınıyoruz. Zonguldak’taki saldırıya ilişkin iktidar kanadından yapılan “münferit” açıklamasının dumanı tüterken benzer bir saldırının da Düzce’de gerçekleşmesi yaşananların tekil bir vaka olarak değerlendirilemeyeceğini gözler önüne sermektedir.
Halkımızı bu faşist provokasyonlara karşı uyanık olmaya çağırıyor, saldırıya uğrayan işçilerin yanında olduğumuzu yineliyoruz.
Tutsak şube başkanımız Av. Ezgi Önalan, Bakırköy Kapalı Kadın Hapishanesinden yazdı.
“Adliyeden sokağa çıkarsınız, direniş türküleri söylersiniz, özgürlük dersiniz, sokak dersiniz, umut dersiniz… Sizi hapse atmak için daha ne gerek?”
Silivri'den herkese selamlar.
Bildiğiniz üzere, 5 Temmuz’da Türkiye genelinde gerçekleşen bir polis operasyonunda yüzden fazla arkadaşımızla gözaltına alınıp 8 Temmuz’da tutuklandık. Bizden öncekileri de ekleyince, şu an Türkiye'nin dört bir yanındaki hapishanelerde Devrimci Gençlik Dernekleri'ne yönelik operasyonlar sebebiyle tutuklu bulunan 50 kişiyiz.
NATO Zirvesi öncesinde tutuklanmamız tesadüf değildi. Bizden önce de NATO sebebiyle yüzlerce insan tutuklanmış; AKP iktidarı emperyalizme karşı güçlü bir tepki ortaya çıkmasın diye elinden geleni yapmıştı. Fakat derneğimize yönelik özel bir durumun da altını çizmek gerekiyor. 19 Mart 2025 tarihinden itibaren yoğun baskılara maruz kalmaya başladık. Devrimci Gençlik Dernekleri özellikle son bir yıl içinde gençlik arasında kitleselleştikçe ve örgütlendiği oranda gençliği AKP karşısında bir muhalefet gücü haline getirdikçe iktidarın gözünde "rahatsız edici" bir konuma geldi. NATO Zirvesi ise iktidar açısından bizlere bir “mesaj” verme vesilesi yapıldı ve bu operasyonlar gerçekleşti. Bunlar işin siyasi boyutu, yani gerçek nedeni.
İşin “hukuki” boyutuna, yani yalanların başladığı kısma gelirsek; bize yöneltilen suçlama alışıldık "örgüt üyeliği" iddiası. Biliyorsunuz, Türkiye’de yürütülen siyasi operasyonlar genellikle "terör örgütü" suçlamasına dayanıyor. Bu iddiayı desteklemek için ortaya konan sözde deliller de suçlamalar kadar absürt oluyor. Bizim dosyamızda da basın açıklamaları, eylemler ve Devrimci Gençlik Dernekleri'nin etkinlikleri alt alta "terör faaliyeti" olarak sıralanmış. Örneğin, geçtiğimiz aylarda hakları için direnen Migros işçilerine destek eylemlerine katılmak ya da 1 Mayıs'ta yürümek emniyet tarafından "terör faaliyeti" sayılmış. Ülkemizde hak arama mücadelesi hiç eksik olmadığı, bizler de yerinde duran insanlar olmadığımız için bu kısımlar oldukça uzun tutulmuş…
Deliller "terör finansmanı" kısmında daha da tuhaf bir hal alıyor. Mesela bir gencin aylar boyunca her ayın aynı günü yaptığı aynı miktardaki kira ödemesi, bir güzellik merkezine yapılan epilasyon ödemesi, bir insanın eşine gönderdiği para, iş yerinden yatan maaş ya da iki arkadaş arasında yol parası için yapılan 20 liralık bir transfer… Bunların hepsi emniyete göre "terörü" finanse etmekmiş.
Bu noktada herkesin sorması gereken bir şey var: İki üniversite öğrencisi arasındaki 20 liralık bir para transferi gerçekte neyi gösterir? Gizli bir komployu mu, yoksa üniversitede okuyan bir gencin otobüse binebilmek için bile arkadaşının desteğine ihtiyaç duyduğunu mu? Binlerce genç her gün yemek, ulaşım, kira ve ay sonunu getirebilmek; arkadaşlarıyla ya da sevgilisiyle buluşabilmek için desteğe ve dayanışmaya ihtiyaç duyuyor. Buraya kadar kimse o gençlere “Aç mısın, tok musun, nerede yaşıyorsun, mezun olunca nerede çalışacaksın?” diye sormuyor. Fakat o gençlerden biri gün gelip, ona yaşatılan yoksulluğun gerçek nedenlerini ve bunun arkasında kimlerin olduğunu fark edip, tercihini Devrimci Gençlik Dernekleri’nden yana yapmışsa emniyetinden yargısına kadar herkes o gencin hesabına gelen 20 liranın peşine düşüyor. Yoksulluğumuz sadece başımızı kaldırmaya başlayınca dikkat çekiyor.
Bu saçmalıklar silsilesinin kendi içinde bir mantığı var tabii. İktidarın niyeti göstermelik de olsa "makul" bir suçlama yöneltmek, "ikna edici" deliller sunmak ya da hukuk çerçevesinde yargılama yapmak değil. Mesele toplumsal muhalefeti ve gençlik mücadelesini baskı altına almak. Buradaki tek "suç" itiraz etmek, mücadele etmek, haksızlığa sessiz kalmamak. Bu yüzden bir yığın yalan, iftira ve saçmalık üst üste diziliyor; hukuk zannedilen şey siyasi operasyonlarda dolgu malzemesi olarak kullanılıyor.
Şimdi burada, ülkesini ve halkını sevdiği için tutuklanan genç arkadaşlarımızla yan yanayız. Farklı illerde tutuklu bulunan arkadaşlarımızdan kimileri kuyu tipinin ağır koşullarına maruz kalıyor, kimileri tek kişilik hücrelerde tutuluyor, kimileri günün 24 saatini beyaz bir ışığın altında havalandırmaya çıkarılmadan geçiriyor, kimileri tek bir yatağı paylaşıyor, kimilerine ise tutuklandığı günden beri banyo imkânı verilmiyor. Haberleri sizler de takip ediyorsunuzdur.
Fakat ruh halimiz iyi, moralimiz yüksek. Dışarıda ne yapıyorsak içeride de onu yapıyoruz. Okuyoruz, düşünüyoruz, tartışıyoruz, takip ediyoruz, üretiyoruz ve mücadele ediyoruz. Bizler sonuç olarak doğru ve güzel işler yaptığımız için tutuklandık; bağımsız ve demokratik bir Türkiye istediğimiz için buradayız. Bunun huzuru da bize ihtiyacımız olan direnme enerjisini fazlasıyla veriyor.
Son olarak şunları söylemek istiyorum: Evet, özgür olmak istiyoruz ama mesele Silivri’den çıkmakla bitmiyor. Milyonlarca insanın sürekli biçimde yargı sopasıyla tehdit edildiği bir ülkede hapishane duvarlarının dışında olmak özgürlük değildir. Bu durum değişmeden dışarıda da özgür olamayız.
Özgürlük için sorumluluk almak, mücadele etmek gerekir. Herkes geleceği, sevdikleri, ülkesi ve halkı için bu sorumluluğu üstlenmedikçe hak ettiğimiz dünyaya kavuşamayız. Özgürlük ya hepimiz için ya da hiçbirimiz için.
Tekrar selamlar ve sevgiler. Aklımız da kalbimiz de sizlerle.
Berkay Ustabaş
Silivri 2 No’lu Hapishanesi
#Açıklama | Tarikat-cemaat düzenine son!
24 yıllık AKP iktidarı, dinselleştirme politikalarının neoliberal projeye eşlik ettiği bir süreçte ilerledi. Tüm toplumsal haklar piyasalaştırılırken toplumun kendisi de bir cemaat-ümmet toplumu yaratma stratejisiyle hedef alındı. Tarikat ve cemaatler emniyete, yargıya ve askeriyeye iktidar eliyle yerleştirildi; dinci örgütlerin mensupları AKP iktidarının kadroları olarak kamuda istihdam edildi.
Türkiye'de İran ve Suudi Arabistan'dakilerin toplamından daha fazla cami bulunması, Diyanet'in bütçesinin 175 milyar lirayı aşması ve yalnızca Cami Yaptırma Derneği sayısının on binleri bulması akla ilk gelen somut göstergeler olarak öne çıkıyor. Toplumun en küçük kılcallarına kadar dinselleştirmeyle karşı karşıya bırakıldığı açıktır.
Dinselleştirme gerektiğinde itaat, gerektiğinde tepki üreterek halkı öyle ya da böyle emperyalizmin ve faşizmin kontrolünde tutma çabasıdır. Tam da bu yüzden dinselleştirme bir mücadele başlığı olarak ciddiyetle ele alınmalıdır. İşçilerin ekmek kavgası da halkın kurtuluş mücadelesi de kadınların eşitlik arayışı da gençliğin gelecek kavgası da doğrudan laiklik mücadelesinin bir parçasıdır.
Dinselleştirmenin en büyük hedeflerinden birini ise gençlik oluşturuyor. Son 24 yıla bakıldığı zaman en temelde parasız eğitim hakkı fiilen ortadan kaldırıldı. Devlet yurtları ve bursları planlı şekilde yetersiz bırakılarak öğrenciler tarikat yurtlarına ve burslarına muhtaç edildi. İlköğretim ve ortaöğretimde türban serbestisi getirilerek kız çocuklarının zorla tesettüre sokulması devlet eliyle teşvik edildi. Liselere ve öğrenci yurtlarına "danışman" adı altında imamlar atandı. Neredeyse her sokağa bir Kuran kursu açılarak tarikat ve cemaatlerin henüz okul çağına gelmemiş çocuklara dahi ulaşabilmesinin altyapısı hazırlandı.
Özetle rejim; biat eden, itirazı değil rıza göstermeyi öğrenen, beklentilerini öte dünyaya erteleyen suskun bir toplum yaratma projesinde önemli mesafe katetti.
Son haftalarda Süleymancılar ve Furkan Vakfı olarak bilinen iki dinci gruba yönelik gerçekleştirilen operasyonlar da bu tabloyu değiştirmiyor. Tüm dinci örgütler gibi kadınlara ve gençlere karanlık bir gelecek, halka ise kölece bir itaat vaat eden bu yapıların iktidarla ters düşmesi, Türkiye'nin tarikatlara parsellendiği gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Devrimci Gençlik Dernekleri, her biri karanlığın kör kuyusu olan tüm cemaat ve tarikatların karşısında durmaktadır.
Gençliğin özgür bir geleceğe kavuşması için eğitim hakkı çerçevesinde atılması gereken adımlar açıkça ortada:
1. Tarikat ve cemaatler; vakıfları, dernekleri, partileri, eğitim kurumları, şirketleri ve tüm örgütlenmeleriyle birlikte dağıtılmalıdır.
2. İlkokul ve ortaokullarda kız çocuklarının zorla tesettüre sokulmasının önünü açan uygulamalar derhal sonlandırılmalıdır.
3. Hiçbir din görevlisinin eğitimin hiçbir aşamasında yer almasına izin verilmemeli; eğitimin tüm kademelerinde dinselleştirmenin izleri silinerek bilimsel bir müfredat hayata geçirilmelidir.
4. Parasız eğitim hakkı, barınma ve burs olanakları da dahil olmak üzere tüm boyutlarıyla güvenceye alınmalı; hiçbir gerici örgütlenmenin gençliği istismar etmesine geçit verilmemelidir.
Bunların hiçbirini AKP iktidarı gerçekleştirmeyecektir. Gençlik laik, parasız ve bilimsel bir eğitim istiyorsa; ülkesinin tarikatlar ve cemaatler tarafından rehin alınmasına karşıysa bunu ancak mücadele ederek başarabilir.
Memleket gençliğinin geleceğini tarikatlar/cemaatlerin karanlığına, yarınlarımızı sermayenin ve gericiliğin köhnemiş sofralarına kurban etmeyeceğiz. Hayatı kılcal damarlarına kadar tarikat yuvalarına ve gerici bir kuşatmaya teslim etmeye çalışanlara karşı bize düşen, mücadeleyi büyütmektir.
Bu sefalet düzenine teslim olmayı reddeden, geleceğini savunmak isteyen tüm gençlere sesleniyoruz: Tarikat/cemaat kuşatmasını dağıtmak, gericiliği tarihin çöplüğüne göndermek ancak gençliğin örgütlü mücadelesiyle başarılabilir.
Türkiye’yi dincilikten, tarikat ve cemaat kuşatmasından gerçekten kurtarmak isteyen tüm gençlerin yeri Devrimci Gençlik Dernekleri’dir.
Bizimle yürü!
"Devrimci Yol saflarından beni ancak ve ancak ölüm ayırabilirdi. Ki bu da geride mücadelemizi kurtuluşa kadar sürdürecek yoldaşlar olduğu müddetçe, şerefli bir nöbet teslimi olarak, beni hiçbir şekilde korkutacak bir olay değildir."
Mustafa Özenç yaşıyor!
🚩 Bundan 45 yıl önce Mustafa Özenç, faşist cunta tarafından idam edildi.
İdama giderken mücadeleye ve geride kalan yoldaşlarına olan inancı bugün, yolumuza pusula olmaya devam ediyor.
🚩 Özenç’e sözümüz, o büyük gün geldiğinde, zafer mutlaka bizim olacak!
Antalya S Tipi Hapishanesinde devrimci tutsaklara işkence yapılıyor!
Sürecin takipçisiyiz ve sorumlular cezalandırılana kadar mücadele edeceğiz.
İşkence insanlık suçudur!
🚩 Memlekette Amerikan postalı istemediği, NATO’ya secde etmediği için mesnetsiz iddialarla 8 Temmuz’da tutuklanan arkadaşlarımız hakkında hâlâ iddianame hazırlanmadı!
⚡️ İrademiz ve cüretimiz; ucuz taktiklerle, ayak oyunlarıyla dört duvar arasına hapsedilemez.
🚩 Emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi veren gençlere özgürlük!
YKS sonuçlarının açıklanmasının ardından sınava girenler üniversite ve bölüm tercihlerini yaptı. Barınma krizi, geçim sıkıntısı, akademik nitelik kaybı, soruşturmalar… Üniversiteler yeni döneme bu ağır eleştirilerin gölgesinde giriyor.
🔻 Peki, tüm bu eleştirilerin gölgesinde sol-sosyalist gençlik örgütleri yeni dönemi nasıl karşılıyor?
🎙️ @yektarmanc, Devrimci Gençlik Dernekleri Üyesi Esma Görmez, Emek Gençliği MYK Üyesi Deniz Tepe ve Gençlik Komiteleri Üyesi Senem Çelik ile üniversitelerdeki yeni dönemi konuştu.
https://t.co/iEhjHC5R21