1935'te Atatürk'e yönelik suikast girişimine Çorum yerel gazetesinin tepkisi:
Türk milletinin sembolü büyük önderimize yan bakan gözler oyulacak, uzanan eller kırılacak, götü düşünen kafalar kırılacaktır.
Libya lideri Muammer Kaddafi kendi halkı tarafından linç edilirken son sözleri şöyle olmuştu: ben size ne yaptım? Ben sizin babanızım!
Gerçekten
Kaddafi onlara ne yapmıştı? 👇
Teknoloji Çılgın bir seviyede ilerliyor:
1) Yapay Zeka AGI seviyesinden Super Zeka'ya geçmek üzere.
2) İnsansı Robotlar bir insanın yapabildiği her şeyi yapacak.
3) Hücre seviyesinde tedaviler çıkmaya başladı. Yapay Zeka bir çok kanserin tedavisini bize sunmak üzere.
4) En üst Düzey Matematik problemleri birer birer çözülmeye başlandı.
5) Biliminsanları ilk defa CANSIZ maddeleri kullanarak CANLI bir hücre elde etme arifesinde.
6) İnsan Ömrü daha önce hayal edemediğiniz şekilde uzayacak.
7) Tek bir Amerikan şirketi aklınıza gelebilecek HER TÜRLÜ gelişmekte olan ülkeden daha BÜYÜK seviyeye geldi.
O sırada Dünyanın bazı yerlerinde çocuklar okula hangi kıyafetle gitsin tartışması yapılıyor.
Türkiye'de bu tartışmaları yaşadı ve yıllar kaybetti.
Bu konuda ÖZGÜRLÜKÇÜLERİN duruşu çok net.
İsteyen istediğini giysin,
İsteyen giymesin,
İsteyen istediğine inansın,
İsteyen inanmasın,
İsteyen istediği mezhepte olsun,
İstemeyen olmasın...
Bu konular 1000 YIL önce halledilmesi gereken konulardı.
Dünyada geride kalmış olan ülkelerin asıl enerjisini yukarıda madde madde sıraladığım konulara ayırması gerekiyor.
Bırakın kim nasıl giyinirse giyinsin.
Önemli olan okulda ne giydikleri değil, ne öğrendikleri ve ne ürettikleri.
https://t.co/gXaIsQsL8b
Memurların mesai saatinden önce işten çıkmalarına isyan eden vatandaş:
• Ben kamu kurumlarında şunu anlamıyorum: Saat 16.30 oluyor, mesela sen gidiyorsun ya da telefonla arıyorsun, bir şey danışman gerekiyor; 16.30'da "Mesai bitti" diyor.
• Ne ara bitti? Sen zaten öğle molasından döneli 3,5 saat olmuş, ne ara bitti?
• Ya da sabah saatinde gidiyorsun, saat 09.00'a, 10.00'a kadar kahvaltı seremonisi oluyor.
• Ben bunu gerçekten anlamıyorum. Ve bu insanlar bugün bu memlekette minimum 80 bin TL maaş alarak çalışan insanlar; bana hizmet etmek zorundalar, benim o anda işimi çözmek zorundalar.
• Ya ben olmasam bile mevzu ben değilim; sen orada mesai saatin bitmeden “Bitti” diyemezsin.
• Bugün, bu ülkede asgari ücretli binlerce insan evine ekmek götürmeye çalışırken, bu maaş dengesizliği varken senin mesain 16.30’da bitemez.
Günlerdir marketlerde ve balık pazarlarında dikkat çeken düşük palamut fiyatları sonunda birilerini rahatsız etti!
Türk halkının yüksek protenli, omega-3 ve birçok önemli besin değerine sahip balık tüketmesinden rahatsız olan İstanbul Dembir isimli bir üretici birliği sosyal medya üzerinden balıkçılara “ekonomik kayıp yaşıyoruz” gerekçesiyle avlanmaya çıkmama çağrısı yaptı!
“Bu av sezonunda Allah’ın bereketiyle denizlerde eşi görülmemiş bir palamut bolluğu yaşanıyor” diyerek söze başlayan sözde üreticiler birliği, Bu bereketi ise bakın nasıl kendi ceplerine bağladı! Denizden adeta fışkıran palamutların çokluğu sebebiyle fiyatların düştüğünden yakınan birlik, düşen fiyatlar karşısında tüketim arttığı için daha çok avlanması gerektiğini söylerek, fiyatları daha da düşürerek kısır bir döngüye girmemek üzere balıkçılara avlanmama çağrısı yaptı!
Göz göre göre Türk toplumunun kaliteli protein ve yüksek besin değerine sahip balık tüketimini, üç kuruşluk hesaplarla baltalamaya çalışan bu zihniyet, bir de utanmadan bereketten bahsedip, sözde balıkçıları koruyor, tüketicilerin ise beslenme hakkı üzerinde adeta operasyon yapıyor...
Bahsi geçen bu birliğin başındakilerle birlikte, bu birliğin tüketicilerin kaliteli beslenme hakkını gasp etmeye teşebbüs edenlerle ilgili acilen inceleme ve denetim başlatılması gerekiyor.
Palamut çok bollaşınca böyle bir duyuru gelmiş. Yorum sizlerin... 👇🏼
Şu kısmı vatandaş açısından üzücü: "piyasaya arz edilen palamut miktarının artması, balık fiyatlarının düşmesine ... neden olmaktadır."
Palamut’un bollaşmasıyla fiyatı düşünce halk ucuz balık yemeye başladı. Bilin bakalım ne oldu; Fiyat düşmesin diye balıkçılar avlanma yasağı talep etti.
Balıkların yumurtlama ve üreme dönemlerinde avlanma yasağına bile uymayan balıkçılar fiyatı düşmesin diye şimdi yasak talep ediyor.
Bunu da gördük…
HANİ BUNLAR KOMPLO TEORİSİYDİ?
TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit kritik açıklamalar yapmaya devam ediyor.
—Türkiye’den kök hücreleri çaldılar götürdüler, Türk milletinin genetik yapısının haritasını çıkartıyorlar. Sadece Türk milletine etki edecek silah yapabilirler.
—Tedbir almamız lazım, bilim adamı yetiştirmemiz lazım, buna yönelik laboratuvarlarımızı acil oluşturmamız lazım.
—Kovid gibi genetik olarak programlanmış bir saldırı olursa, bir virüs vesaire, popülasyonun ciddi bir kısmına ulaşmadan benim bilim adamlarım hemen karşı tedbirini, çaresini üretebilmeliler ki kurtulalım.
—Tehlike gümbür gümbür geliyor. Yüzbinlerce yıldır insanlara bulaşmamış olan virüsler yarasadan, kuştan bulaşır mı ya? Bulaşmaz.
—Birileri o virüsü alıyor, laboratuvarda DNA'sıyla oynayarak modifiye ediyor, insan hücresine yapışacak hale getiriyor ve zavallıların, bir yerlerdeki kimsesiz mahkûmların üzerinde deniyor, nasıl öldürdüğünü görüyor, sonra da biyolojik silah olarak dolaba koyuyor.
—Gerçek bu. ‘Efendim etik, metik... Biz etiğiz, insan canı üzerinde deney yapmayız...’ Sen etik olabilirsin de şeytanoğlu şeytan çok.
Türkiye’de yaşanan hayatın insanca olmadığını savunan genç kız:
• İnsana layık hayatlar yaşadığımızı düşünmüyorum.
• Yerle bir standartlara şükretmemizi istiyorlar.
• ”Kafanda çatın varsa, işin varsa şükret” diyorlar. Tabii ki şükrediyorum ama hayat bu değil.
• Yaşıtlarımın yurt dışında nasıl hayatlar yaşadığını görüyorum.
• Bisiklet sürme yolları var. Araba kullanmadan erişim sağlayabilecekleri yürüme yolları var.
• Benim bahsettiğim öyle lüks ve yükseklerde olan bir hayat değil.
• İş zaten zor bulunuyor. Üstelik nerede okumuş olursan ol asgari ücret veriyorlar.
• Sosyalleşmek zor, her şey çok pahalı yetişemiyorsun.
• Bir günün saati yetmiyor, cebindeki para yetmiyor. Yetmiyor, yetişemiyorsun.
• 20’li yaşlarında olan bir insanın hak ettiği hayat bu olmamalı.
Atatürk, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Üstadı Mim Kemal Öke'ye soruyor:
- "Reisiniz kimdir?"
Mim Kemal Öke: "Zat-ı devletleridir."
Atatürk: "Ben bu cemiyete girmem. Ben başkalarının yaptığı prensiplere değil, ancak kendi prensiplerime uyarım."
(Yedigün 27.12.1938) ⤵️