Diplomasını zorbanın elinden söke söke alan arkadaşı kutluyorum @boununsesi
Arkada duran ve görmezden gelen, öğrencisini bu zorbalık ve şiddet karşısında yalnız bırakan hocaları kınıyorum.
Sizle fotoğraf çektirmek istemeyen bir insanın diplomasını gasp etmeye çalışacak kadar zorbasınız @parmakuclari Utanın. Utanın.
Yunan Devletinin Cinayetlerine ve Şiddetine Karşı YÜRÜYÜŞ
Pazar günü, 14/6 – 18:30, Omonia Meydanı
14 Haziran, 2023 yılında Pylos açıklarında Avrupa'ya ulaşmaya çalışan 650'den fazla kişinin Yunan sahil güvenlik güçleri tarafından katledilmesinin yıldönümüdür. O zamandan beri birçok katliam daha yaşandı. Özellikle 3 Şubat 2026'da Sakız Adası açıklarında, bir mülteci teknesine Yunan sahil güvenlik güçlerinin kasten çarpması sonucu 17 kişi hayatını kaybetti ve çok daha fazla kişi yaralandı. Yunanistan'ın deniz ve kara sınırlarında geri itmeler, işkence, cinayet ve zorla kaybetmeler devam etmektedir. Buna ek olarak, Avrupa’da güvenlik arayan kişiler sistematik biçimde sığınma başvurularının reddedilmesi, sınır dışı edilmeler, süresiz gözaltı, kamplarda insanlık dışı koşullar ve hatta oturum/iltica iptalleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu son politikayla Yunan devleti özellikle Kürt politik mültecileri hedef almaktadır.
Devlet katliamlarına karşı, adalet ve haklar için birlikte yürüyelim!
https://t.co/ArbxNRugNq
Geniş çapta paylaşmalarınızı ve katılmanızı bekliyoruz.
Kapanacağina dair size danışan oldu mu?
Kapanacağina dair size bilgi veren oldu mu?
Kapanacağından haberiniz oldu mu?
Açıldığına dair size soran oldu mu?
Açıldığından haberiniz oldu mu?
YOK!
Siz neyin güvencesini veriyorsunuz?
Düşünsenize; borçlu hanehalkı dedikleri fahiş faiz ile KMH'a, kredi kartına, tüketici kredisine mahkum ettikleri, baskılanan ücret ve maaşları insan gibi yaşamaya yetmeyen insanlar. Konut ve taşıtın payı ancak %10. Bu faizle kafayı mı yediler ki borçlanıyorlar!
1/
Yakup Karacaoğlu..
60 yaşlarında, Türk Telekom’un taşeron şirketi Metro Tel firmasında işçi..
Denizli Merkezefendi'de araç yükleme esnasında pikaptan düşerek beyin kanaması geçirdi..
Dört gündür tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti..
Hatay Altınözü Tepehan Köyünden..
24 saat içide: 7 ilde CHP'ye kurultay operasyonu ile 13 gözaltı, Özgür Özel yönetiminin parti banka hesaplarına erişim izni iptali, 31 Mart 2024 Mahalli Seçimleri'nin iptal talebi. Bir de yarışa Kürtlerin kesinlikle oy vermeyeceği bir aday sokulup baştan kaybetme müjdesi...
Heinrich Böll Shiftung Türkiye tam zamanında güzel bir çalışma yayınladı. “Silahsızlanma ve barış arasında Kürt meselesi” başlıklı yayına buradan ulaşabilirsiniz: https://t.co/uxL2ZXChW4 @HeinrichBoellTR
Burada görülmesi gereken bir şey var:
Parti değiştirip CHP'den AKP'ye geçen kadın siyasetçiler haklı olarak siyasi ilkesizlikle eleştirilirken, misilleme yapar gibi CHP’de siyaset yapmaya devam eden kadın siyasetçiler iffetsizlikle suçlanıyor. Bu tesadüf değil.
AKP'nin uzun iktidarı boyunca inşa ettiği kadın düşmanı zihniyeti evde ve sokakta kadına şiddet ve cinayet olarak gördüğümüz gibi, siyaset sahnesinde de cinsiyet üzerinden saldırı olarak görüyoruz.
Bu iftiralara sebep olan haberlerin baskı altında etkin pişmanlık gibi itibarı ve inandırıcılığı kalmamış süreçlerin sonunda olduğunu da biliyoruz zaten. Ama kadın siyasetçilerin kendini aklamak zorunda kalması bile ne yazık ki bu iftiraları attıranların işine yarayan bir durum.
Kadınlar iffetli olduklarını, bu eylemleri yapmadıklarını açıklamak zorunda bırakılıyor. Ve bunların mevcut davalarla ilgisi ne? Hiçbir ilgisi de yok.
Bu Bourdieu nun sembolik şiddet dediği şey: mesaj tek bir kadına değil, tüm kadınlara veriliyor. "Bizim istediğimiz makbul kadın olmazsan seni buradan vururuz".
Bu bir yıldırma politikası. Kadınlara mesaj açık: Ya ilkesiz davranıp parti değiştireceksin, ya susacaksın ya da namus mücadelesi vereceksin.
Sokak hayvanları hakkında yazılan yorumları okuyorum.
Deli saçması şeyleri geçelim. Yorumlarda en çok kalbimi kıran “parçalanan çocuklara üzülmüyorsunuz!” yazılması.
Sokak hayvanlarının ya da yabani hayvanların insan hayatı için risk oluşturmayacağını söyleyemeyiz.
Dünyanın her yerinde, hatta bizden çok daha zorlu coğrafyalarda bile insanlar bu dengeyi yönetmeye çalışıyor. Değil kedi, köpek, ayılarla, timsahlarla, yarasalarla yaşayan şehirler var. İnsanlık binlerce yıldır insan, şehir, doğa ve hayvan arasındaki dengeyi kurmaya çalışıyor.
İnsanların hayvanlara “oğlum-kızım” deyip bakım bağı kurması ile şehir - sokak güvenliği bambaşka meseleler. Bambaşka.
Sokak hayvanları konusu ise şehir planlaması, belediyecilik, hayvan refahı ve kamu güvenliği meselesi.
Trafik güvenliği, çürük binalar, açık elektrik kabloları, denetimsiz inşaatlar, karanlık sokaklar, bozuk kaldırımlar, korkuluksuz merdivenler, kapatılmamış su kuyuları vb. konular nasıl şehir yönetimi ve kamusal güvenlik başlığı altında ele alınıyorsa, sokak hayvanları konusu da aynı şekilde sürdürülebilir politikalarla yönetilmesi gereken bir mesele.
Yetkililerin vicdanı zedelemeyen politikalar üretmesi gerekirken mesele bir kültür savaşı malzemesine dönüştürülüyor. İnsanlara hakaret ediliyor, insanlar işinden oluyor, korkunç hayvan katliamları görüyoruz, yaralanmış, ölmüş insanlara üzülüyoruz.
Oysa kamu güvenliğini sağlamakla toplumsal vicdanı korumak aynı anda mümkün. İnsanları birbirine düşman etmeden de çözüm üretilebilir. İktidar bir zafer selfiesi ile gülerek geçirdikleri itlaf yasasını başarı olarak görüyor ne yazık ki.
Bir çocuğun can güvenliğini savunmak ile hayvana işkenceyi, toplu katliamları, kontrolsüz şiddeti ya da nefret dilini reddetmek birbirine zıt şeyler değil. Bunların hepsi aynı anda mümkün, bunların hepsini aynı anda isteyebiliriz. Yöneticiler sürdürülebilir iyi çözümler üretemiyor diye biz birbirimize düşman olmak zorunda değiliz ki.
Herkesin aklına berraklık ve sağduyu, kalbine de şefkat dilerim 🌱
Muhammed Danış..
13 yaşında..
Ankara Polatlı Türkkarsak Köyü'nde akşam sularında çalıştığı besi çiftliğinde yem karma makinesine ayağını kaptırması sonucu hayatını kaybetti, kardeşini kurtarmaya çalışırken kolunu makineye kaptıran ablası ağır yaralandı..
Mardin Derikli..
📌Tecritin çatlaklarında ihlâl ve direniş
🎙️Ilgaz Gökırmaklı (@ilgazgo)
▪️Akademisyen Sibel Bekiroğlu’nun hapishanelerdeki gündelik yaşamı ve direniş biçimlerini anlatan “İhlâl Sanatı: F-Tipi Hapishanelerde Gündelik Hayat” kitabını konuştuk.
▪️Bekiroğlu’nun kimi zaman aracılar, kimi zaman da mektuplar üzerinden iletişim kurduğu mahpuslar; plastik şişelerin hayatlarını nasıl değiştirdiğinden, hapishane yaşamının en önemli kurtarıcılarından biri hâline gelişine ve kendilerini duvarın ötesine taşıyan, “hapishane topu” ya da “telefon” olarak adlandırılan rögar sistemlerinin nasıl kullanıldığına kadar pek çok şeyi anlatıyor.
https://t.co/oUSQENSfk5
İhlâl Sanatı’na dair ilk söyleşinin Agos’ta yer alması, benim için, zaten sürmekte olan bir sözün içinde beliren küçük bir karşılaşma gibiydi. Başta Ilgaz Gökırmaklı @ilgazgo olmak üzere Agos @AGOSgazetesi emekçilerine en derin selam ve teşekkürlerimle🌿 https://t.co/IzXqpB2tn9
Bu videoyu izlemek otonom sinir sisteminizi regüle edecek, kalp ritminizi yavaşlatacak, stres yanıtınızı azaltacak ve dopamin, oksitosin gibi olumlu hislerle ilişkili nörokimyasal süreçleri harekete geçirecek.
Türkiye simülasyonunda araya sık sık böyle küçük sinir sistemi resetleri atmamız lazım 🧠🌱
Bazen soruluyor bu kadar olumsuzlukla nasıl devam edebiliriz diye, sinir sistemimizi yatıştırıp öfkemizi de canlılığa ve eyleme bilgece yönlendirerek.
Orta sınıfın en ağır psikolojik tahribatı en büyük politik kazanımıdır: Orta sınıflık bir illüzyondu. Emekliliği finansallaşmış, çocuğun eğitimi piyasalaşmış, evi banka ipoteği altındadır. Uzun vadeli güvenlik hesabı da bireysel kazanımlarla elde edemeyeceği bir mücadele gerektir
Tüm kapasitesini, ışıltısını, birikimini, ezilenlere, sömürülenlere ve dövüşenlere, en çok da onurlu barış ihtimaline sererek, Kürt halkının ve ezilenlerin yoldaşı olarak, boylu boyunca kendini buna adayarak yaşadı ve gitti. Politikacılığı da, sanatçılığı da, insanlığı da budur.
Başaran Aksu, işçilerle görüşmeyen Enerji Bakanlığı yetkililerine böyle seslendi:
"Sanki haberiniz yokmuş gibi sizden randevu dileyeceğiz! Önünüzde dileneceğiz, yalvaracağız! Beyefendi 'bu işi çözün' diyecek! Bunu mu istiyorsunuz? Çok mu meşgulsünüz?"
Vasatın iktidarı böyle bir şey
Ünal Üstel’in keyfi şekilde yasama faaliyetini by-pass ettiği geçn haftanın ardından bugün geldiği Meclis’te kendisine soru soran kadın gazetecilere “kızım” “kızlar” diye hitap etmesi, basit ya da münferit bir durum değil aslında Bourdieu’nün tarif
BU İŞÇİ BİRAZDAN GÖZALTINA ALINACAK!
Sesi titreyerek ama bir adım geri atmadan grev çadırında bekliyor!
Temel Conta işçisi Sinem Kaya:
"BİZ SUÇLU DEĞİLİZ,
BU ÜLKEDE ÇOK SUÇLU VAR
GİDİN ONLARI KOVALAYIN!"