Kemal Kılıçdaroğlu'nun ihaneti ile alakalı en muhteşem paylaşımı Cem Seymen yapmış
*Öfkeliyiz. Çevremdeki herkes çok kızgın. Kimse Kemal Kılıçdaroğlu ismine tahammül bile edemiyor şu anda
*Televizyonlara çıkıyor mağdur edebiyatı yapıyor bir de. Kayyumluğu kabul etmeseymiş kaymakamlar mı yönetseymiş CHP'yi. Böyle diyor
*Kendi seçmenine gerizekalı muamelesi yapıyor, alemi aptal yerine koyuyor. Hiç sıkılmadan. Zerre umursamadan. İnsanların öfkesi biraz da buna
*Kemal Kılıçdaroğlu'nun son kurultay süreci ve sonrasındaki konumunu bu gözle okuyabilir miyiz?
*Bence evet. Neden mi?
Bakın, yıllarca bu ülkede 'sarayın yargısı', 'talimatla çalışan mahkemeler' diyerek adaletsizliğe karşı yürüyen, meşruiyetini bu eleştiri üzerine kuran bir lider düşünün
*Sonra bir gün bir kurultay yaşanıyor ve aynı lider, koltuğu geri almak uğruna, tam da hayatı boyunca eleştirdiği o yargı mekanizmasının sunduğu bir can simidine sarılıyor: Mutlak butlan kararı
*İşte kırılma noktası tam olarak burası. Bu durum, 'Partiyi kayyıma bırakamazdım' ya da 'Hukuki haklarımı kullandım' gibi rasyonalize edilmiş kılıflarla açıklanamaz
*Eğer iktidarın tek taraflı güç dinamiklerinin aparatı haline gelmiş bir yapıdan medet umuyorsanız, şeytanın temsilcisiyle masaya oturmuşsunuz demektir
Milyonluk eşeklerin 30 kelime ile Türkçe konuştuğu yerde İlkin Aydın şakır şakır İngilizce röportaj veriyor. Diğer kızlar da farklı değil. Kendilerini sürekli geliştiriyorlar. Futbolcular da biraz para kazanınca kendini bir halt sanıyor! Gelişim sıfır!
Villaları yok uçakta eko sınıfı giderler sesleri çıkmaz çok üstümüze geliyorlar diye zırlamazlar terlerinin son damlasına kadar mücadele ederler boş boş şov yapmazlar gerçek gururdur biz de zaten voleybol ülkesiyiz filemizin de kalbimizin de sultanları🤍
Ersan Şen:
🔺 Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’nde kaldığı bir denklemde oy oranı %15.
🔺 Eğer Özgür Özel CHP’den ayrılırsa, CHP’nin oy oranı %7’nin altına düşer.
🔺 Kurultayın önünde engel yok ama ‘Kurultayın olacağına inanıyor musunuz?’ diye sorarsanız, hayır inanmıyorum.
Çalışkan,gencecik bir gazeteci. Haber yaptı. Terör örgütleriyle ilişkisi yok.
Katletme yok.
Soygun yok.
Zimmetine para geçirme yok.
İhaleye fesat karıştırma yok.
Rüşvet yok.
Bir hayatı var. Anayasal hakları var. Ailesi var. Gençliği var. İşi var. Geleceği var. Bayram var.
Neden hala hapiste?
#ismailarıyaözgürlük
Cem Seymen,
Siyaseten bitmiş ve yok hükmünde olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun nasıl bir ihanet içinde olduğunu nokta nokta anlatmış.
En son çok ciddi bir kulis bilgisi vermiş. Kılıçdaroğlu, Akp'den Özgür Özel'in hapse atılmasını istemiş
Bunlar boş çabalar,
Kemal gider Özgür kalır
Gazeteci İsmail Arı, geçen bayram aile ziyaretindeyken gözaltına alınmıştı. 22 Mart’tan bu yana da cezaevinde tutuluyor.
İsmail, gözaltındayken “Gazetecilerin yanında olun” demişti. O güne dek aramızda olan arkadaşımızın yanındayız! Özgürlük istiyoruz!
#HalkaYalanSöylemedik
Timur Soykan:
*Kılıçdaroğlu'nun siyasi hiç bir karşılığı yoktur. Seçime girse %1 oy alamaz
*Etrafında bitmiş siyasetçiler, bitmiş gazeteciler ve mafya var
*O artık siyasi bir mevta, o bir zombi o bir zübük.”
17 yaşında Afgan bir mülteci tarafından ağaçlık alana sürüklenerek kafası taşla ezilip tecavüz edilen Ayşegül Aydın’ın babası Metin Aydın (katil için) şöyle demişti:
“(…) En kral markaları giyinmiş;
Ben iki yıldır üstüme gömlek almadım.”
📍Manisa-Salihli yolu üzerinde bir sürücü, yol kenarındaki çöpleri toplayan gençlere denk geliyor..
“Genelde yangın çıkıyor buralarda, çoğu da camlardan çıkıyor. Biz de arkadaşımla böyle bir karar aldık. Yangınlara sebep oluyor bunlar..”
Ayağınıza taş değmesin güzel gençler🙏🇹🇷
Elçibey, Necmettin Erbakan’a:
“Bakü’yü Rus ordusu basarken bir tane Müslüman ülke ses çıkarmadı; Müslümanlığa nasıl bakalım?”
Ama Ermenistan’a bir tane top atıldı mı, hepsi ‘Ermenistan’ demeye başladı.
Hatta Arap ülkeleri, ‘Karabağ’ı verin Ermenistan’a, kurtulun’ dediler.”
''SEFİRE YOL GÖSTERİN!''
Fransa’da çok meşhur bir sözlük vardır: "Larousse". Burada bir kelime vardır: ''Decapiter''...
Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var! Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve insanları kazığın bir ucu ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak!
Vahşi bir uygulama. Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
“Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar.”(!)
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor. Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için. Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor. O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk, “Kelimenin başka bir anlamı var mı?” diye sorunca büyükelçi:
“Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir,” diyor.
Atatürk daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larousse’u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor!
Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor. Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak
konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk’ün yüzüne bakıyor!..
Atatürk diyor ki:
“Demek ki biz Türkler bugün de esirlerimizi kazığa oturtuyoruz, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu?”
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki:
“Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi’nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik bir ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız.”
Atatürk:
“Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren İstanbul’daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum,” diyor.
Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve “Ekselans, protesto ederiz,” diyor.
Bunun üzerine Atatürk:
“Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?” diyor ve ilgililere dönerek,
“Sefire yolu gösterin,” diyerek bir anlamda onu kovuyor!
Sonra ne mi oluyor?..
Tabii Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısından o cümle çıkarılıyor...
Yard. Doç. Dr. Mustafa Tarakçı