Meclis Üyemiz Yasin Özdemir (@avyasinozdemir):
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 59. eylem olarak yer alan Cebeci maden sahalarındaki konulardan bahsetmek üzere söz almış bulunmaktayım. Biliyorum rahatsız olacaksınız ama sizler rahatsız olacaksınız diye bizler milletimizin bize verdiği denetim görevini, emanet sorumluluğunu yerine getirmekten hiçbir zaman imtina etmeyeceğiz.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre; İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin en büyük gelir kaynaklarından birisi olan hafriyat döküm sahaları yasal mevzuatın tamamen dışına çıkarılmış, denetim mekanizmaları devre dışı bırakılmış ve "Sistem" adı verilen karanlık bir yapıya örgütlü bir biçimde aktarılmıştır.
Sadece Cebeci maden bölgesinde 30.000.000.000 TL'yi aşan suç geliri elde edildiği iddiası ve 80.000.000.000 TL kamu zararı iddiası bulunmaktadır.
İddianamede iddia olunduğu üzere, normalde hafriyat döküm işleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri olan İSFALT veya İSTAÇ tarafından yapılması gerekirken, örgüt tarafından İSFALT ve İSTAÇ saf dışı bırakılarak hafriyat işleri fiilen örgüt yöneticilerinden Murat Gülİbrahimoğlu'na ait şirketlere devredilmiş. Resmi denetim süreçleri devre dışı bırakılmış, bu alanlara kaçak hafriyat dökümleri yapılmış, elde edilen gelirler ise örgüt yapısı içinde dolaştırılmış ve "Sistem" mekanizmasına aktarılmıştır.
Murat Gülİbrahimoğlu iddiaya göre, kaçak hafriyat dökümünden elde ettiği haksız kazanç ile Cebeci maden bölgesinin ortakları olan şirketlerin hisselerini gerek rıza ile gerekse de zorla satın alarak Cebeci maden bölgesinin hakimi haline getirilmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimi tarafından Murat Gül İbrahimoğlu'nun önünün açılması ve örgütün en büyük para kaynaklarından birisi olan hafriyat işlerinde tekel oluşması için İstanbul'daki hafriyat alanlarının birçoğu kapatılarak, örgütün yöneticisi olan Murat Gül İbrahimoğlu'na ait şirketler İstanbul'da hafriyat alanında tekel haline getirilmiştir.
Şüpheli Murat Gül İbrahimoğlu'na bağlı şirketler toplamda kaçak hafriyat dökümünden 31.000.000.000 TL haksız kazanç sağlamıştır. Yine iddianamede şüpheli Murat Gül İbrahimoğlu'nun banka hesaplarında 4.000.000.000 TL'den fazla kaynağı belli olmayan para girişi olduğu tespitine yer verilmiştir.
Murat Gül İbrahimoğlu 2020 yılında batmak üzereyken 5-6 yıllık süreçte birden nasıl milyarlarca liralık bir kazancın sahibi olup ultra lüks bir hayat sürmüştür?
Milyon avroluk villalar, özel jetler, günübirlik yurt dışı seyahatleri ve daha niceleri bir bir iddianamede yer almıştır.
Murat Gül İbrahimoğlu'na ait şirketlere uzun yıllar mali müşavirlik yapmış Cem Çelik ifadesinde aynen şöyle diyor, aktarıyorum:
"Kuzey Grup şirketlerinde mali müşavirlik yapmaktayım. 2019-2020 yıllarında dışarıda sıkça yemek yerdik. 2020 yılında bana konkordato alabilecek noktaya geldiğini ve almak istediğini söylemişti. Çünkü mali açıdan çok zor bir sürece girmiştik. Ben de kendisine bu hususta avukat dahi bulmuştum. Ancak sonrasında Murat Gül İbrahimoğlu 2021 yılında İBB ile ilişkilerini geliştirmesiyle mali açıdan üst düzey bir gelişme sağladı."
Yine dosyada şüpheli olarak yer alan Servet Yıldırım ifadesinde aynen okuyorum:
"Döküm ve hafriyat işlerinden gelen paranın yüzde altmışı Ekrem İmamoğlu'na giderdi. Ekrem İmamoğlu'na paraları genellikle Hakan Karanis ve ekibi taşırdı. Hakan, Ekrem İmamoğlu'nun Trabzon'dan çocukluk arkadaşıdır. Hakan Karadeniz özellikle İstanbul'daki döküm ve hafriyat işlerini takip ederdi."
Meclis Üyemiz Muhammet Kaynar (@muhammetkynr):
2019 yılında, 2019 sonunda İETT'nin borcu 725 milyon TL'ydi arkadaşlar.
2023'te 12,3 milyar TL, 2024'te 24,3 milyar TL, 2025'te de 34,5 milyar TL'ye çıkmış gözüküyor.
Peki ne oldu bu giderler?
Bunlarla otobüs alındı mı? Hayır.
İETT otobüsleri, İETT'nin araç filosu AK Parti döneminde CHP'ye devredilirken filonun yaş ortalaması 5,5'tu arkadaşlar. Bugün ne? Bugün yaş ortalaması 12 - 12,5. Yani İETT'nin 5,5 olan yaş ortalaması 12'ye yükselmiş vaziyette.
2020 - 2025 yılında, 5 yılda idare bu kadar borçlanma yapmış, bu kadar bütçe kullanmış; kaç otobüs almış? 402.
Peki AK Parti döneminde 5 yılda ne kadar otobüs alınmış? 2.417.
Otobüs bakım ihaleleri...
2025 yılını da kapsayan, 2024 yılında yapılan bu ihalelerle ilgili tabloyu size söylüyorum. Bakın, 16 adet ihalenin 11.703.725.000 TL'lik kısmı Ulaşım İç Dış Ticaret'e yapılmış.
2.294.000.000 TL'lik kısmı Bilgin Ay Temizlik'e, yani Aziz İhsan Aktaş'ın firmasına yapılmış. 1 adedi de Twin Turizm'e yapılmış. Yani araç bakım ihalelerinin %83,19'u Ulaşım İç ve Dış Ticaret'e yapılmış, %16,30'luk kalan kısmı da Bilgin Ay Temizlik'e, yani bugün hani o iftiracı dediğiniz Aziz İhsan Aktaş'ın firmasına yapılmış. %99,5'i bu iki firmaya ihale edilmiş.
Bu ihalelerde rekabet var mı?
Rekabet yok.
Meclis Üyemiz Hüseyin Gündoğdu (@HuseyinGdogdu):
2026 yılı itibariyle 708 bin nüfusuyla İstanbul'un en kalabalık beşinci ilçesi olan Bağcılar; nüfus yoğunluğu, ekonomik hareketliliği, ulaşım ağları ve ticari kapasitesiyle kentin omurgasını oluşturan önemli ilçelerden biridir.
Bağcılar bugün yalnızca nüfusuyla değil, ekonomik ve stratejik gücüyle de İstanbul'un merkezlerinden biri haline gelmiştir.
İSTOÇ gibi Türkiye'nin en büyük ticaret merkezlerinden birine, Otocenter gibi otomotiv sektörünün önemli üslerinden birine, Basın Ekspres hattı gibi İstanbul'un yeni finans ve ticaret koridorlarından birine ev sahipliği yapmaktadır.
Ayrıca Bölge İdare Mahkemesi gibi önemli kamu kurumlarının ilçemizde bulunması, Bağcılar'ın ticari olduğu kadar idari açıdan da güçlü bir ilçe olduğunu göstermektedir.
Öte yandan Bağcılar; İkitelli Organize Sanayi Bölgesi bağlantıları, TEM otoyolu ve ana ulaşım aksları, İstanbul Havalimanı bağlantı yolları ve raylı sistem hatlarıyla birlikte İstanbul'un ulaşım ve lojistik merkezlerinden biri konumundadır.
Bağcılar'da yaşanan her sorun İstanbul'u etkiler; Bağcılar'a yapılan her yatırım ise İstanbul'a değer katar.
Bu nedenle İstanbul'un geleceği planlanırken Bağcılar'ın nüfus yoğunluğu, ulaşım yükü, ekonomik potansiyeli ve stratejik konumu mutlaka dikkate alınmalıdır. Bağcılar güçlü olursa, İstanbul güçlü olur.
2014 yılında Bağcılar sadece trafik çeken bir merkez iken, şu anda hem trafik çeken hem de trafik üreten bir merkez haline gelmiştir.
Bağcılar, AK Parti döneminde yapılan ulaşım yatırımlarıyla gerek karayolu gerekse de raylı sistem hatlarında ulaşım alanında çığır açan önemli projelerin hayata geçirildiği merkezlerden biri olmuştur.
Ancak 2019 yılında görevi devralan CHP'li İBB yönetimi, bizim dönemimizde başlanılan projeleri bitirmek dışında, yedi yıldır Bağcılar'a hak ettiği yatırımları yapamamıştır.
Bağcılar'da son yedi yıldır yapılmayan metrolar, Bağcılar'da son yedi yıldır uygulanmayan ve sayısı 25 adedi bulan UTK (Ulaşım ve Trafik Düzenleme Komisyonu) kararları, yine Bağcılar'da son yedi yıldır alınmayan UTK kararları, yapılmayan sokak yön uygulamaları ve kavşak düzenlemeleri ilçe trafiğini olumsuz yönde etkilemektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerine düşen görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği için Bağcılar halkı mağdur edilmektedir.
Bağcılar Belediyemiz tarafından, İstanbul'da ilçe belediyeleri arasında bir ilk olan "Ulaşım Master Planı" tamamlanmış ve hayata geçirilmesi için yoğun bir çaba yürütülmüştür.
Bu kapsamda bürokratlarımızla belediyemizde yüze yakın toplantı gerçekleştirilmiştir. Ancak bugün İBB, kendi sorumluluklarını yerine getirmediği gibi Bağcılar Belediyemizin çalışmalarını da zorlaştırmaktadır.
50'ye yakın noktada çok az bir maliyetle yapılması gereken yatırımlar yapılmadığı için bugün Bağcılar halkı trafik zulmüyle karşı karşıyadır.
"Siz yapamıyorsunuz, bari biz yapalım" diyoruz, ona da müsaade etmiyorsunuz.
Bunun cezasını Bağcılar halkı niye çeksin?
Bağcılar Belediyesi olarak, önceki dönem belediye başkanımız Sayın Abdullah Özdemir döneminde başlatılan ve Belediye Başkanımız Sayın Yasin Yıldız liderliğinde sürdürülen seçim beyannamesi yatırımlarını kararlılıkla hayata geçiriyoruz.
Şöyle ki; İstanbul'un en büyük ilçe belediyelerinden biri olan Bağcılar Belediyesi, son beş yılda kentsel dönüşümden sosyal belediyeciliğe kadar birçok alanda önemli projeler yürütmektedir.
Mevcut 12 Bağ Kafe'mize ilave olarak 12 yeni Bağ Kafe'nin yapımı devam etmektedir.
177 parkımıza ilave olarak 27 mahalle bahçesi tamamlanmış, 26 yeni mahalle bahçesinin yapımı ise sürmektedir.
Son üç yılda yeşil alan miktarı Bağcılar'da %40 arttırılmıştır.
Bağcılar Millet Bahçesi hizmete açılmış ve 4 yeni millet bahçemizin çalışmaları devam etmektedir.
Çeyiz Evi, Sosyal Fırın, Sosyal Market ve Aşevi hizmete açılmıştır. İlçemize 46 adet, yaklaşık 5.000 araçlık ücretsiz otopark kazandırılmıştır.
İstanbul'un en yoğun ilçelerden biri olan Bağcılar'da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sadece 4 çocuk etkinlik merkezi (eski adıyla kreş) yapılmışken; bugün Bağcılar Belediyesi olarak mevcut 6 Bağ Yuva'mıza ilave olarak 10 yeni Bağ Yuva projesini hayata geçiriyoruz.
Yani 22 mahallemizin her birinde bir kreş çalışması devam ederken, Büyükşehir Belediyesi'nin koca ilçede sadece 4 tane kreş yaptığını buradan sizlere duyuruyorum.
Tüm bu çalışmalar, Bağcılarlı komşularımıza verdiğimiz değeri ve sözleri yerine getirme iradesinin somut göstergesidir. Gördüğünüz gibi, eğer hizmet etmeye niyetiniz varsa yapacak iş çoktur.
Bir ilçe belediyesinin 100 katı konsolide bütçesi olan Büyükşehir Belediyesi, bütçesinin %5'ini ilçe hizmetlerinde kullanması gerekirken bunun ne kadarını kullanmayı düşünmektedir?
Geçtiğimiz yıllarda bu %5'in ne kadarını ilçemiz hizmetinde kullandınız?
Bağcılar'da bizim kanayan iki tane yaramız var. Bu iki hizmet gerçekten Bağcılarlılar için hayati önem taşımaktadır:
1. Kirazlı - Halkalı Metro Hattı
Şimdi size bunun hikayesini kısaca anlatayım: 24 aylık çalışma sonunda projenin finansman çalışmaları yürütülmüş ve 7 Aralık 2020'de tahvil ihracı üzerinden 170 milyon avro kaynak sağlanmıştır.
Bu 170 milyon avroluk finansman, projemizin %40 seviyesinde fiziki gerçekleşmesini sağlayacak yeterlilikteydi.
Ödeneği kasasında olmasına rağmen yükleniciye ödeme yapılmadığı için sözleşme feshedildi.
İhalenin kısa sürede tekrarlanması gerekirken yıllarca beklendi, etaplandırıldı, proje revize edildi ve savcılık iddianamesinin de en önemli konularından biri olan 22 milyar liralık malum ihale yapıldı.
Ancak işin geleceğinin ne olacağı hâlâ belli değil. Yedi yıldan beri kapalı olan şantiye alanları, Bağcılar halkımıza trafik zulmü olarak geri dönmektedir. Bu hattaki açık fazlardan dolayı Bağcılarlı ve Küçükçekmeceli hemşehrilerimiz yıllardır çile çekmektedir.
2. Mahmutbey - Esenler Metro Hattı
24 aylık çalışma sonunda finansman çalışmaları yürütülmüş, 7 Aralık 2020'de 220 milyon avro kaynak sağlanmış bir projedir.
Aynı şekilde %40 seviyesinde fiziki gerçekleşmeyi sağlayacak yeterlilikte bütçesi olmasına rağmen, bu hat da yine yarım kalmış durumdadır.
3 milyona yakın Bağcılar, Bahçelievler, Esenyurt ve Küçükçekmece'deki hemşehrilerimiz mağdur durumdadır.
Yedi yıldır 500 metre ilerleyip bir durak öteye hattı ulaştıramayan Büyükşehir Belediyesi "Metro Fatihi" midir, yoksa "Metro Fakiri" midir?
Meclis Üyemiz Muhammet Kaynar (@muhammetkynr):
26 Lokasyonda 2.400 Metrekarelik Parapet Tipi Reklam Uygulamalarının Kiraya Verilmesi İhalesi:
Bu ihalede de yine adresi göstermek suretiyle sadece tek bir firmanın katılımı sağlanmış ve %6 gibi sembolik bir artışla ihale nihayete erdirilmiştir.
Şartnamedeki engelleri aynen okuyorum:
Birçok farklı iş kolu tek bir torbaya sıkıştırılmış; firmaların tam 5 ayrı alanda en az 5 yıldan beri birlikte faaliyet gösteriyor olması, sermayesinin en az 20 milyon TL olması, son 5 yıl içinde en az 60 milyon TL ciro yapması ve yine son 5 yıl içinde bu faaliyet alanlarının herhangi birinde en az 40 milyon TL'lik iş deneyim belgesi bulunması şart koşulmuştur.
İstanbul’da bu kombinasyonu sağlayan tek bir firma olduğu için ihale ona verilmiştir.
Peki o firma ne yapmıştır?
İhaleyi aldıktan hemen sonra işi üçüncü şahıslara devrederek belediyenin şirketini sadece bir atlama taşı olarak kullanmış.
Büyükçekmece Cep Otogarının İşletilmesi İhalesi:
İhaleye yine tek bir firma katılmış, yalnızca %10'luk bir artışla iş teslim edilmiştir. Şartnameye bakıyoruz; "en az 5.000 metrekarelik kurulu alana sahip olmak" ve "bünyesinde en az 20 adet ticari alan bulunan bir kompleksi bizzat işletmiş olmak" gibi spesifik şartlar konularak sadece tarif edilen firma katılabilmiştir.
Harbiye’deki 5.236 Metrekarelik Devasa Alanın Kiraya Verilmesi İhalesi:
İhaleye tek firma katılmış ve sadece %3,48'lik bir artışla alan adeta peşkeş çekilmiştir.
Üsküdar İlçesi Altunizade Mahallesi Taşınmaz Satışı:
Tam 17 adet bağımsız bölüm tek kalemde 123 milyon 500 bin TL’ye satılmıştır.
İhaleye konulan özel şartlar yüzünden yine tek bir şanslı firma katılmıştır.
Satışı yapılan bu taşınmazların çok büyük bir kısmı, Mesken Müdürlüğü bünyesinde yer alan ve Gecekondu Kanunu kapsamında olan arsalardır.
Bu araziler, geçmişte Hazine tarafından "gecekondu tasfiyeleri ve dar gelirli vatandaşlarımıza konut üretilmesi" amacıyla belediyemize bedelsiz olarak devredilmiş özel nitelikli taşınmazlardır.
Grup Sözcümüz Murat Türkyılmaz (@mrt_turkyilmaz):
Çeyrek asırdır yaşadığınız yenilmişlik ve her sandıkta talim ettiğiniz öğretilmiş çaresizlikten sonra, bir siyasi mehdi karakterine tutunmanız ve zafer sarhoşluğuyla asıl vazifenin sandıktan çıktıktan sonra başladığını unuttunuz.
Gözleri ve aklı körleştiren bu özgüven ve kibirle kendinizi lâyüsel sandınız ve kentinizi yanlışlarınıza payanda etmeye kalktınız.
Sizi alkışlayan yaprakların, rüzgarın bile silkelemesini bir meydan okuma olarak gördünüz.
Açıkçası kendinizi fazla kaptırdınız; kentinizi de epey hafife aldınız ve ahını aldınız.
Bir söyleşisinde Ekrem İmamoğlu şöyle diyor: "Okulda, lisede sınıfın en yaramazıydım. En arkada otururdum. Öğretmen 'konuşma' dediğinde üstüme alınmaz, arkama, duvara bakardım."
Yedi yıldır aslında yaşananların özeti tam da budur.
Hesap sorduk, duvara baktınız.
Uyardık, duvara baktınız.
Yanlış dedik, duvara baktınız.
Denetim dedik, duvara baktınız.
Biz uyardıkça deve kuşu misali başınızı kuma gömdünüz.
"Siz devesiniz, bu yükü taşıyın" dedik, "Hayır, biz kuşuz" dediniz.
"Ya kuşsanız ötün, hesap verin, konuşun" dedik, "Hayır, biz deveyiz" dediniz.
Meclis Üyemiz Ali Furkan Sevinç (@AFurkanSevinc):
Metro, ulaşımın en hayati unsurlarından biri olmasına rağmen; şu anki İBB yönetiminin beceri kapasitesine çok ağır gelir diye, Pendik metrosunu konuşursak üzücü olur diye, Esenyurt'u konuşursak acı olur diye, yedi yılda bir tane bile yeni proje çalışıp hayata geçiremediklerini anlatsak ağır olur diye huzurlarınızda metro konusunu geçiyorum.
Hızray...
Bir zamanlar Hızray vardı; büyük projelerle, büyük vaatlerle anlatılan...
Ben unuttum, siz unuttunuz. Bu konuyu konuşmak sizin zamanınızdan çalmak olur. Biz de aynı hatayı yapmayalım, İBB yönetimi gibi Hızray konusunu da geçiyorum.
İETT... Şüphesiz İstanbul ulaşımı deyince yine en önemli can damarlarından biridir İETT konusu, otobüsler meselesi.
Borcu ödenemeyen halk otobüslerini konuşalım desek ayrı bir mesele; otobüs filomuzun yaşını konuşalım, "en yaşlı filo" olma rekoru kırıyoruz desek ayrı bir mesele. Tıkır tıkır işleyen bakım-onarım sisteminde sınıfta kalıyoruz; yanan otobüsleri konuşalım mı desem ayrı bir mesele. Sizi üzmemek adına bu konuyu da geçiyorum.
Metrobüs, yedi yıldır kurduğumuz gibi duruyor. Hiçbir gelişme olmadan devam ediyor; İstanbul'un size bırakılan en değerli mirasının çürümesini izliyoruz. Bunu mu konuşalım desem olmayacak, o yüzden metrobüs konusunu da geçiyorum.
Tramvay meselesi... Tramvay meselesi de tabii şüphesiz çok önemli konulardan biri. Lakin burada da sizin projesini çizip hayata geçirdiğiniz bir hat olmadığı için, beceri kapasitenizin çok üstünde olduğu için tramvay konusunu da geçiyorum.
Otopark konusu... Şüphesiz trafik meselesinde ve ulaşımda en önemli konulardan biridir. 2019 yılında görevi devralır almaz 100 bin araçlık otopark sözü verilmişti. Üçte biri bile yapılamadı desem üzüleceksiniz.
2029 için verdiğiniz söz, göreve başladığınızda verdiğiniz sözün bile altında kalıyor. Onu bile yapamıyorsunuz desem; şu anda İstanbul'da toplam 119 bin araçlık otopark var. Bunların 21 bin tanesi yol kenarı otopark; yani sadece boyayla bir şerit çekmek suretiyle yapılmış otoparklar. Biz görevi bıraktığımızda CHP'li İBB yönetimine 95 bin araçlık otopark teslim etmiştik. Yani bu 21 bin araçlık çizgi otoparkı çıkarırsak 119 binden, başladığımız yere geri dönüyoruz.
E şimdi bunu mu konuşalım desem? E olmayacak. O yüzden otopark konusunu da geçiyoruz.
Deniz ulaşımında 2019'da 80 iskele vardı. İBB'nin 2020 Stratejik Planı'nda —yani Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin bize verdiği, resmi olarak "bu vaatleri yapacağım" dediği planda— 4 yıl içerisinde iskele sayısını 90'a çıkarma vaadi vardı.
Bugün İstanbul'da kaç faal iskele var biliyor musunuz? Sadece 53 tane! E şimdi bunu mu konuşalım desem? Olmayacak. Deniz ulaşımını da geçiyorum.
Ben bu kadar önemli konuları neden geçtim? Hakkaniyetli olmak için geçtim.
Bunları zaten yapamadınız ve yapamayacaksınız. Sizin beceri kapasitenizin üstünde olan işleri konuşup sizi üzmemek için bu konuları geçtim. "Ne konuşacağız?" diye soracaksınız; ya bu kadar konuyu geçtin, ne konuşacağız?
Cumhurbaşkanlığı sevdası devam ederken İstanbul bir kenara atılmışken, yandan yandan zorlanmadan yapılabilecek işleri konuşacağız. İBB'yi borç batağına soktuktan sonra dahi bazı ufak bütçelerle yapılabilecek işleri konuşacağız.
Çünkü dedim ya, hakkaniyetli olmak için sizin yapabileceğiniz ölçekteki işleri konuşacağız.
Çünkü yukarıda saydığım başlıkları, bu büyük işleri adanmış adamlar yapar. Tıpkı bir zamanlar her şeye rağmen İstanbul'u bambaşka bir hale getiren Recep Tayyip Erdoğan gibi babayiğitler böyle büyük işleri yapar; siz yapamazsınız.
İstanbul'u dünya başkentliğine yükseltecek vizyonu ortaya koyan, rahmetli büyüğümüz ve benim de hemşehrim olan Kadir Topbaş gibi İstanbul beyefendileri bu büyük işleri yapabilirler; siz yapamazsınız, yapamadınız.
İSTANBULLULAR ADINA SORUYORUZ!
1- Haldun Taner Sahnesi ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı olarak kullanılan tarihi yapının tahliye edilmesinin üzerinden kaç yıl geçmiştir?
2- Tahliye sırasında kamuoyuna açıklanan proje takvimi nedir? Yapının hangi tarihte yeniden hizmete açılması planlanmıştır?
3- Bugüne kadar söz konusu yapıda gerçekleştirilen çalışmaların toplam maliyeti ne kadardır?
4- Yürütülen çalışma teknik olarak bir restorasyon, yeniden yapım, güçlendirme veya başka bir uygulama mıdır?
5- Koruma kurulu tarafından onaylanan proje kapsamında yapının hangi bölümlerinin korunması, hangi bölümlerinin sökülmesi veya yeniden yapılması öngörülmüştür?
6- Bugüne kadar proje kapsamında kaç adet ihale yapılmıştır? İhaleleri alan yüklenici firmalar hangileridir?
7- Çalışmanın başlangıç ve öngörülen bitiş tarihleri nelerdir? Daha önce belirlenen sürelerin aşılmasının gerekçesi nedir?
8- Yapının tarihi ve kültürel kimliğinin korunması amacıyla hangi somut koruma tedbirleri uygulanmaktadır?
9- Restorasyon sürecine ilişkin güncel proje, rapor ve ilerleme bilgileri neden kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmamaktadır?
10- Kamuoyunda oluşan tereddütleri gidermek amacıyla İBB tarafından detaylı bir teknik bilgilendirme yapılması planlanmakta mıdır?
Selma Akın Patır (@selmaakin)
İSTANBULLULAR ADINA SORUYORUZ!
1- Edirnekapı Metrobüs Durağı'nda doğrudan asansör ve merdivenle hızlı geçiş sağlayan koridorun kapatılmasının gerekçesi nedir?
2- Yaklaşık bir yıldır kapalı olan bu geçiş güzergahının yeniden hizmete açılması planlanmakta mıdır? Hizmete alınmayacaksa neden alınamayacaktır?
3- Söz konusu alanda yürütülen bir çalışma bulunmaktaysa, bu işlemin uzamasının gerekçeleri nelerdir?
Ali Cengiz Yılmaz (@acengiz_yilmaz)
Grup Sözcümüz Fatih Sırmacı (@fatihsirmaci):
Söz konusu plan tadilat teklifi; Çekmeköy ilçemiz Alemdağ bölgemizde, Ekşioğlu mahallemizde bulunan, 643 ada veya yaklaşık 11.000 metrekareye yakın bir alanı kapsamaktadır.
Bu 11.000 metrekarelik alanın içerisinde, kare diye tabir edebileceğimiz bir formda yaklaşık 5.500 metrekarelik bir kısım dini tesis alanı olarak planlanmıştır.
Bu kare şeklindeki dini tesis alanının etrafını saran L şeklindeki, yine yaklaşık 5.500 metrekareye yakın bir park alanı hem 5000'lik hem 1000'lik planlarda yer almaktaydı.
Bunu yaparken de aslında medeniyet köklerimizden ilhamla; bir cami ve caminin etrafında vatandaşlarımız için bir yaşam alanı, bir park alanı oluşturma maksadını gütmüştük.
Fakat maalesef, önce ilçe belediyesinde 1/1000'lik planlarla alakalı, daha sonra da burada 1/5000'lik planlarla alakalı bir tadilat süreci gerçekleştirilmiştir.
Yapılan değişiklik ile bahsettiğim 5.500 metrekarelik park alanı maalesef tamamen ortadan kaldırılmaktadır.
Geçmişte Çekmeköy Belediyesi'ni bizim yönettiğimiz süreçte, Mehmet Akif mahallemizde bir kapalı pazar alanı vardı. O pazarın genişleme ihtiyacı oluştuğunda, yan taraftaki park alanının bir kısmını pazar alanına katacak şekilde bir düzenleme yapmıştık.
O dönem hem Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilçe örgütü hem de dönemin il başkanı orada çok ciddi basın açıklamaları yapmış ve bu durumu sert bir şekilde eleştirmişlerdi.
Bu yeşil alan hassasiyetini gösterdiğini iddia eden arkadaşlarımız, bugün Çekmeköy Alemdağ, Ekşioğlu mahallesinde 5.500 metrekarelik bir park alanını bu tadilatla maalesef tamamen ortadan kaldırmaktadırlar.
Park alanı ortadan kaldırılırken, kare şeklinde diye tabir ettiğimiz dini tesis alanı, maalesef biçimli bir parsel olmaktan çıkarılarak L şeklindeki o eski park alanına, küçültülerek taşınmaktadır.
Yani eski park alanı takribi olarak 4.000 metrekareye düşürülmekte ve bunun adına "L şeklinde dini tesis alanı" denilmektedir.
Eski dini tesis alanının olduğu kısım ise Belediye Hizmet Alanı'na alınarak "Atık Aktarma Merkezi" yapılmak üzere planlanmak istenmektedir.
Bizim dönemimizde cami ve cami etrafında bir yaşam alanı planlanmışken, şimdi biçimsiz bir parselde bir dini tesis alanı ve bunun hemen yanı başına da bir atık transfer merkezi konulmak istenmektedir.
Bu yanlıştan ve eksiklikten dönülmesi gerektiğini düşündüğümüz için, söz konusu gündem maddesinin yeniden değerlendirilmek üzere komisyona iadesini talep ve rica ediyoruz.
Aksi takdirde grup olarak olumsuz oy kullanacağımızı bildirmek isteriz.
Meclis Üyemiz Meryem Karaköse (@meryem_karakose):
Gelen dosyada yer alan fiyat artışlarının dönemlere bölündüğü ve her üç ayda bir güncelleme yapıldığı görülmektedir. Bu dosyadaki artış oranları genel olarak %4 ila %10 civarında tutulmuştur.
Eğer bu hassasiyet diğer yönetim kademelerinde ve bütçe kalemlerinde de gösterilseydi, bugün İBB bünyesindeki 8-9 iştirak şirketimiz iflas etme noktasına gelmezdi.
2. Anadolu Yakası Hal Şube Müdürlüğü Tarifesi Hakkında
Bu dosyada yeni tahsis ve kullanım tarifeleri söz konusudur.
Üreticiden ve kooperatiflerin satış yapacağı alanlara yönelik ilk defa uygulanması planlanan bazı yeni tarife kalemleri getirilmektedir.
Vatandaşın lehine olacak şekilde bu alanlardan herhangi bir ücret alınmaması veya bu tarifelerin tamamen kaldırılması yönünde teklifimiz var.
3. Yurt Hizmetleri Şube Müdürlüğü ve Yurt Ücreti Zamları Hakkında
Öğrenci yurtları ücretlerine yapılmak istenen %35 oranında zam yapılıyor.
Geçen yıl da yurt ücretlerine %50’ye yakın bir zam yapılmıştı. Bu dönem ise yurt ücretlerinin 2.850 TL’den 3.840 TL’ye yükseltilmesi teklif edilmektedir.
CUMHUR İTTİFAKI GRUBU OLARAK AYKIRI TEKLİFİMİZ:
Yeniden değerleme oranlarının dahi çok üstünde olan bu %35'lik zammın yüksek olmasından dolayı; öğrenci yurtlarına yapılması planlanan bu zammın yapılmamasını yurt ücretlerin geçen yılki (2.850 TL) üzerinden aynen devam ettirilmesini AK Parti ve Cumhur İttifakı grubu olarak "Aykırı Teklif" olarak sunuyoruz.
Grup Sözcümüz Murat Türkyılmaz (@mrt_turkyilmaz):
"Bir karakteri sınamak istiyorsanız, ona güç ve iktidar vereceksiniz."
İstanbullulara "şeffaf olacağız ve hesap vereceğiz" vaadiyle yola çıkan bir yönetim anlayışının, gücü eline geçirince bu sözleri nasıl bir bir yediğini açıkça konuşmak durumundayız.
Tarih 21 Kasım 2019.
Mevcut yönetim aynen şu ifadeleri kullanıyordu:
"İstanbul'un tüm büyük ihalelerini canlı yayında vereceğiz ve katılım konusunda önemli adımlar atacağız."
Aradan tam 7 yıl geçti. Bu süre zarfında yüzlerce büyük ihale gerçekleştirilmesine rağmen, canlı yayınlanan ihale sayısı 2 tane.
Aynı dönemdeki konuşmalarda, "Bir mobil uygulama yapacaklarını, doğrudan katılımı ve yerel demokrasiyi güçlendireceklerini" ve bunu aylar içinde hayata geçireceklerini iddia etmişlerdi.
Aradan geçen 7 yıla rağmen bu mobil uygulama hâlâ ortada yoktur.
Bir mobil uygulamayı dahi hayata geçiremeyip kuru bir retorikten ibaret kaldınız.
Şeffaflık adına meclisimizce yöneltilen kurumsal soruları da cevapsız bırakmayı bir alışkanlık haline getirmiştir.
Vatandaş nezdindeki güven kaybı Faaliyet Raporu verilerine de açıkça yansımıştır. İlgili birimlere aktarılan ve çözüme kavuşturulan vatandaş talep sayısı, 2018 yılı verilerine kıyasla tam 28 kat düşmüştür.
Geçmişte 5 milyon vatandaşımız talep ve öneride bulunurken, bugün bu sayı 1 milyona gerilemiştir.
Vatandaşlarımız, mevcut yönetimden cevap alamadığı için belediyeye olan güven ve itimadını tamamen kaybetmiş durumdadır.
Bugüne kadar başkanlık makamına ilettiğimiz yaklaşık 650 soru önergesinin üçte ikisine cevap verme tenezzülünde dahi bulunulmamıştır.
Denetimden bu denli rahatsız olanların kürsülerde şeffaflık nutukları atması, siyaset tarihinin en pahalı ironilerinden biridir.
Grup Sözcümüz Murat Türkyılmaz (@mrt_turkyilmaz):
"Hüner bir şehir bünyad etmektir; reaya kalbini abad etmektir."
Fatih Sultan Mehmet Han'ı, onun kutlu ordusunu, aziz İstanbulluları ve sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
"Öyle bir İstanbul'u imar ediniz ki halkın gönlü de mamur olsun" diyor.
Yani İstanbul'u kurmaktan söz ediyor, kullanmaktan değil.
İstanbulluların gönlünü almaktan söz ediyor, İstanbulluların ahını almaktan değil.
İstanbul'u ihya etmekten söz ediyor, İstanbul'u ihmal etmekten değil.
İstanbul'u saadetle doldurmaktan söz ediyor, cepleri doldurmaktan değil.
İstanbul için taş üstüne taş koymaktan bahsediyor; muhteris karakterinize İstanbul'u basamak taşı yapmanızdan değil.
Aradan geçen 7 yılda İstanbul'u yediler ve bu ziyafetin sofrasını şeffaflık ve hesap verilebilirlik gibi sihirli kelimelerin gölgesinde kurdular.
Tilkiye "Gel tavuk çiftliğine müdür ol" demişler, "Ne kadar maaş istersin?" diye sormuşlar.
Tilki, "Ben dava adamıyım, ne parası kardeşim?" demiş.
İşte böyle başladılar ama başaramadılar.
Grup Sözcümüz Murat Türkyılmaz (@mrt_turkyilmaz):
Şeffaflık iddiasıyla propaganda arasındaki fark; birinin belgeye, diğerinin ise afişe ve türlü tilkiliklere dayanmasıdır.
İştirak şirketlerinin yönetim kurulu kararlarında, yönetim kurulu üyelerine ödenecek "huzur hakkı" tutarlarının silinmesi ve üzerinin daksillenmesi de tamamen sizin marifetinizdi.
Acaba huzur hakkının neyi sizi huzursuz etmişti?
Huzur haklarının kimlere ödendiği mi, yoksa bu huzur haklarının tutarları mı?
Buna "huzursuz karakter sendromu" denir.
Göreve gelir gelmez iştirak şirketlerindeki yönetim kurulu üye sayısını 359'dan 460'a çıkardınız.
Tam 101 yeni üyelik ihdas ettiniz. Bu 101 kişiden 91'inin Cumhuriyet Halk Partili yöneticilerden ve isimlerden oluşması, elbette sizi rahatsız edecek bir tabloydu.
Üstelik bu iştirakleri yöneten isimlerden biri aynı zamanda meclis üyesi ve danışmandı. Bugün biliyorsunuz ki kendisi hazırlanan iddianamede etkin pişmanlıktan yararlandı; Tolstoy'u bile aratacak cinsten itiraflarıyla etkin pişmanlık ifadelerini mahkemeye sundu.
Fakat buna rağmen birileri hâlâ pişkin etkinliklerine devam etmektedir.
Sözde şeffaf olan bu yönetim karakteri, iştirak şirketlerinin bütçelerini bile bu meclisten ve İstanbullulardan gizlemiştir.
Sadece yönetsel şeffaflıkta değil, finansal şeffaflıkta da sınıfta kaldınız.
İstanbulluları doğrudan ilgilendiren ve kamuoyunda infial uyandıran hadiselerde bile açıklama yapma, şeffaflık, hesap verme ve sorumluluk kültürünü bugüne kadar maalesef göremedik.
Geçtiğimiz hafta Beykoz'da, hepimizin hatırlayacağı üzere bir otobüsümüz daha cayır cayır yandı.
Kurumsal sosyal medya hesaplarına bakın; İETT tek kelime etmedi, İBB tek kelime etmedi.
Bu ve benzeri görüntülerin onlarcasını bugüne kadar gördük ama tek kelime etmediniz.
Sorumluluğu olanlarla ilgili bir açıklama yapmadınız, ihmallerinizle ilgili bir bilgi vermediniz, istanbullulardan bir özür bile beyan etmediniz.
Ama bu yangının hemen ertesi günü öyle bir paylaşım yaptınız ki; metrobüs yolunda iki İETT personelinin kurtardığı iki kedi yavrusunu adeta bir siyasi kahramanlık hikayesi olarak pazarladınız.
İşte anlatmaya çalıştığımız yönetim karakteri tam olarak budur: İnsan hayatını doğrudan ilgilendiren devasa meselelere sessiz kalıp, iki kedi yavrusu üzerinden kurumsal kahramanlık hikayeleri devşirmek.
Kendi sorumluluğunuzdaki büyük krizlerde ortadan kaybolan bir hayalet; ama iş PR’a, reklama ve sembolik meselelere geldiğinde sahnede beliren sahte bir kahraman.
Biz son sözü söylemeyi severiz!
İBB Meclis Toplantısı’nda Beykoz’umuzun haklarını, komşularımızın taleplerini kararlılıkla dile getirdik.
🚢 Feribot Hizmetimizi Geri İstiyoruz!
Çubuklu İskelesi ve İstinye hattındaki tahsisleri bize verin, araba vapuru hattı nasıl canlandırılır, hizmet nasıl yapılır herkese gösterelim.
🚇 Metroya İlk Kazmayı Vuracağız!
Ümraniye’den başlayıp Beykoz ve Kavacık’a uzanacak metro hattı için meclisten çıkan ret oyları bizi durduramaz. Tabelamızı da asacağız, o kazmayı da vuracağız.
🏗️ Rüzgarlıbahçe’de İlk Ruhsatı Alacağız
Kapatılan hizmet binamızın yerine Rüzgarlıbahçe’de ilk ruhsatı kendimiz alacak, daha büyük ve çok fonksiyonlu modern bir binayı Beykoz’a kazandıracağız.
🕳️ İSKİ Açtığı Çukurları Kapatsın!
İBB ve İSKİ’den çok basit bir talebimiz var: Lütfen açtığınız o çukurları kapatın, Beykoz’un yollarını mağdur etmeyin. Gerisini zaten biz Beykoz Belediyesi olarak seve seve hallederiz!
Bizim derdimiz de davamız da Beykoz! Çünkü #BeykozaDeğer
İBB’deki yolsuzluk iddialarına ilişkin gerçekleri konuşmak istedim. Belgeleri, iddiaları ve kamuoyunun merak ettiği soruları İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde gündeme getirmek için gündem dışı söz aldım.
Ancak CHP’li meclis üyeleri konuşmayı dinleyip cevap vermek yerine meclisi terk etmeyi tercih etti. Bununla da yetinmeyip Meclis Başkan Vekili’ne baskı yapıp meclis çalışmalarını fiilen engelleyerek oturuma ara verilmesine neden oldular ve konuşmamın tamamlanmasını engellediler.
Demokrasilerde iddialara cevap verilir, sorulardan kaçılmaz. Meclis; millet adına denetim yapılan, hesap sorulan ve hesap verilen yerdir.
Sizler rahatsız olacaksınız diye milletimizin bize verdiği denetim görevinden ve emanet ettiği sorumluluktan asla vazgeçmeyeceğiz. Meclisi terk ederek, konuşmaları engelleyerek ve baskı oluşturarak gerçeklerin konuşulmasının önüne geçemezsiniz. Biz, İstanbullular adına sormamız gereken soruları sormaya ve kamu kaynaklarının hesabını istemeye kararlılıkla devam edeceğiz.
@IbbAkPartiGrup@farukgokkus@mrt_turkyilmaz
📹 @seymaaktaa
#ibb #ibbmeclis #ibbakpartigrubu
2021 yılından bu yana Sayın @EmineErdogan Hanımefendi’nin öncülüğünde bir devlet vizyonuna dönüşen 21-27 Mayıs haftası, Türk Mutfağı Haftası olarak kutlanmakta ve her yıl bir temayla çalışmalar yapılmaktadır.
Bu yıl "Bir Sofrada Miras" temasıyla tüm dünyada kutlanan #TürkMutfağıHaftası üzerine meclis konuşmamız:
Meclis Üyemiz Muhammet Kaynar (@muhammetkynr):
Geçmiş dönemlerde sürekli bu taşınmaz satışlarıyla ilgili söz alır ve bu taşınmaz satışlarına karşı çıkardınız.
Muhalefetteyken başka, yönetime geldiğinizde başka davrandığınızı ve bunun samimiyetsiz olduğunu söylüyoruz.
Diyorlar ki: "Kaynak ihtiyacı var, kaynak yaratmak için taşınmaz satışı yapıyoruz."
Evet, kaynak ihtiyacı için taşınmaz satışı yapılabilir.
Dün ayıpladığınız, feveran ettiğiniz meseleyi bugün çok daha fazlasıyla kendiniz yapıyorsunuz.
Üstelik İstanbul'a hiçbir hizmet üretmediğiniz halde bunları yapıyorsunuz ve bu paralar hizmete de gitmiyor.
Meclis Üyemiz Muhammet Kaynar (@muhammetkynr):
Bizim medeniyetimiz vakıf medeniyetidir arkadaşlar. Vakıflar, cemaatler dediğiniz o şey bizim medeniyetimizin ta kendisidir.
Şimdi vakıflardan bu taşınmazlar alınıyor, ne yapılıyor?
Onun da örneklerini çokça gördük.
Florya'daki başkanlık konutları ile ilgili de
"Artık halkın hizmetine açılıyor buralar falan," denilmişti. Ama bir gördük ki orada pazarlık masaları kurulmuş ve o masalarda işler bitirilmiş.
İddianame deyince hopluyorsunuz ama bu bir gerçek. Hepsi iddianamede yazıyor.
Bu gerçekle yüzleşmek zorundasınız.
Kaçamazsınız, her şey milletin gözünün önünde oluyor.
Bu vakıflara bu düşmanlığınızı da devam ettirdiğiniz müddetçe bu millet asla size yol vermeyecektir.
Meclis Üyemiz Ali Cengiz Yılmaz (@acengiz_yilmaz):
Bu karara konu raporda, yine bir vakfa yönelik tahsis iptali kararı var.
Tahsisi iptal edilen taşınmaz; eğitim ve sosyal faaliyetlerde kullanılmak üzere yirmi beş yıl süreyle Kasımpaşalı Kemal Efendi İlim ve Hizmet Vakfı'na tahsis edilmişti.
Daha önce de gençlere yurt imkanı sağlayan, ilmi ve içtimai hizmetlerin bulunduğu, pozitif ilimler yönünde destek olunan İlim Yayma Vakfı'nın da tabii tahsisi iptal edilmişti.
Yine aynı ölçüde hizmet veren, manevi değerler noktasında gençlere hizmet veren Türkiye Gençlik Vakfı gibi vakıfların da maalesef tahsisini kaldırmıştınız.
Aynı şekilde gene yurt hizmeti veren vakıfların da tahsisleri kaldırılmıştı.
Biz bir vakıf medeniyetiyiz. Bu milletin hamurunda, mayasında yardımlaşma kültürü var ve vakıflar bu kültürün devam etmesi için çok önemli bir noktada duruyor.
Kamu kaynaklarının yetişemediği alanlarda yine kamu yararı için bağışçıların katkılarıyla eğitime, sağlığa, gençliğe, sosyal hayata destek oluyor bu vakıflar.
Ancak siz, özellikle maalesef bu tahsis iptallerinden anladığımız üzere, özellikle belli bir düşünceye mensup insanlarımızın destek verdiği veya bu alanda faaliyet yürüten vakıflara karşı bir politika seyrediyorsunuz; tahsis iptali politikası seyrediyorsunuz.
Biz bu politikayı kabul etmiyoruz. Buna karşı duruyoruz ve "Vakıf medeniyettir, Türkiye bir vakıf medeniyetidir," diyor, karara katılmıyoruz.
Grup Başkan Vekilimiz Faruk Gökkuş (@farukgokkus):
Sadece istediğimiz, hakkaniyetli ve adaletli bir şekilde meclisi yönetmeniz.
Baklava kutularında çıkan paraları mı, otel odalarında çıkanları mı anlatalım?
Gözaltına alınmaya gidildiğinde nasıl çıkıldığını, kimlerle karşılaşıldığını, onları mı anlatalım?
Yani siz halkın tertemiz oylarıyla seçilip kendinize her şeyi reva göreceksiniz; yolsuzluk da yapacaksınız, hırsızlık da yapacaksınız, pavyonlarda delege pazarları da kuracaksınız, delegeleri de satın alacaksınız...
Bunun adı kumpas!
Burada arınarak tertemiz bir siyaset yapılması lazım. Biz söylemiyoruz bunu; dün bizim karşımıza Cumhurbaşkanı Adayı, kurtarıcı olarak çıkardığınız kişiler söylüyor bunu.