@gurseltekin34 Reziller, rezillikler, gidin buradan, terbiyesizler, seçilmeden gelip atanmislar, yetkisizler, pis insanlar, kime hizmet ettiğiniz de belli, milletvekili bile olmayan tipler CHP'yi mi yonetecek
@tahakeremyasin @AtillaTasNet Taha senin kafan karışmış kardeşim, kandırıyorlar seni rejim rejim diye, ulan memlekette ne asker kaldı ne ordu kaldı ne paşa kaldı ne adalet kaldı hala ne kemalist rejimi
Alaçatı'da ev sattım.Oğlum beni aradığında sesi titriyordu.“Baba… iyi misin?” dedi.
Alaçatı’dan İzmir’e giden yolda olduğumu duyunca uyandı herhâlde.Çok nadir arar beni.
Gülümsedim.
“İyiyim oğlum,” dedim. “Birazdan çay içeceğim.”
Adım Hasan.
Yetmiş üç yaşındayım.
Ve üç ay önce hayatımda yaptığım en doğru ama en “ayıp” sayılan şeyi yaptım.
Alaçatı’daki taş evimi sattım.
Hani şu herkesin fotoğraf çektirdiği, kapısına yasemin saran, “ne şanslı adam” dedikleri ev…
Oğlum ben gidince butik otel yapacaktı o evi.Erken gittim belki ama uzağa degil İzmir'e.
Eşim Emine’yi iki yıl önce kaybettikten sonra o ev büyüdükçe büyüdü.
Duvarlar genişledi, odalar uzadı.
Sessizlik yayıldı.
Sabah kalkıyordum.
Çay demliyordum.
Karşıma kimse oturmuyordu.
Televizyon açıktı ama konuşan bana bakmıyordu.
Akşam oluyordu, kapı hiç çalmıyordu.
Telefon çalıyordu heyecanlanıyordum.internet taahut diyordu ya da benzerleri.
Biz buna “huzur” deriz ya…
Değilmiş.
Mezar sessizliğiymiş.
Bir gün aynaya baktım.
“Hasan,” dedim,
“Sen böyle ölmeye başlamışsın.”
Ve Evi sattım.
Komşular konuştu.
Akrabalar sustu.
Çocuklarım “baba delirdi” dedi.
“Bu yaşta ne yapıyorsun?” dediler.
“Millet Alaçatı’da ev almak için canını verirken sen satıyorsun.”
Ben bir oda kiraladım.
İzmir’de, eski bir apartmanda.
Üç artı bir ev.
Üç genç yaşıyor.
İlan şöyleydi:
“Oda kiralık. Kira günü aksamasın. Gürültü makul olsun.”
Kapıyı çaldığımda çocuklar bana baktı.
Sanki icradan gelmişim gibi.
Biri dedi ki:
“Amca… yanlış geldin galiba?”
_Doğalgaz gecikti biliyoruz.Ama ödeyeceğiz.
“Yok,” dedim.
“Ben Hasan. Yeni ev arkadaşınız.”
İlk hafta şoktu.
Bulaşıklar birikmiş.
Ayakkabılar kapının önünde değil, her yerde.
Gece biri geliyor, sabah diğeri çıkıyor.
Bir akşam salonda otururken çocuklardan biri sordu:
“Hasan amca… bizi ev sahibine şikâyet etmezsin değil mi?”
Güldüm.
“Evladım,” dedim,
“Ben bu ülkede 80’leri gördüm.
Elektrik kesintisinde mumla ders çalıştım.
Sizden korkmam.
Ama çayı iyi demlerim bitirirseniz, yeni çayı siz koyarsınız.”
Zamanla alıştık.
Ben sabah erken kalkıyorum.
Onlar uyanamıyor.
Ben yemek yapıyorum.
Onlar dışarıdan söylüyor ama yetmiyor.
Bir akşam çocuklardan biri eve geldi.
Yüzü bembeyaz.
İki işte çalışıyor.
Okula gidiyor.
Kirası, yol parası, kitap…
Tencereyi koymuştum.
Kuru fasulye.
Pilav.
Yanına turşu.
“Gel,” dedim.
Sessizce yedi.
Sonra durdu.
“Ben bunu en son babaannemde yemiştim,” dedi.
O gün bana “Hasan Amca” demeyi bıraktılar.
“Abi” dediler.
Ben onları sabah sınavlarına kaldırıyorum.
Biriyle konuşmaları gerektiğinde “sen de haklısın” demeyi öğretiyorum.
Faturayı nasıl kontrol edeceklerini anlatıyorum.
Onlar da bana telefon öğretiyor.
Kartla ödeme.
Uygulamalar.
Müzik.
“Abi bu şarkı sana gider,” diyorlar.
Bir akşam dediler ki:
“Hazırlan. Çıkıyoruz.”
Alaçatı değil.
Lüks değil.
Bir mekan.
Ucuz.
Samimi.
Masaya oturduk.
Biri saz aldı.
“Abi bir türkü söyle.”
Uzun zamandır sesimi çıkarmamışım.
Ama söyledim.
Masadaki herkes sustu.
Gençler… yaşlılar…
Herkes.
O an şunu anladım:
İnsan yaşlanınca yalnızlaşmıyor.
Yalnız bırakılıyor.
Ben artık büyük bir evde yalnız değilim.
Küçük bir evde hayatın içindeyim.
Oğlum hâlâ soruyor:
“Baba geri dönmeyecek misin?”
“Yok,” diyorum.
“Ben geçmişte yaşamaktan çıktım.”
Bu evde ses var.
Dağınıklık var.
Gelecek var.
Eğer bu satırları büyük bir evde, sessizlikle okuyorsan…
Bil ki sorun ev değil.
Sorun sessizlik.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey
bir oda,
bir tencere,
ve biriyle aynı masada gülmektir.
Yaş kaç olursa olsun.
Alıntıdır..
#Deprem Türkiye’nin kaçınılmaz bir gerçeği.
Son zamanlarda hepimiz sarsıldık, ama artık korkuyu değil, hazırlığı konuşmanın zamanı. Tıpkı kriptoda olduğu gibi: bilinç, planlama ve doğru adımlar her şeyi değiştirir.
Hazırlık planları, aile koordinasyonu, AFAD’ın 72 saat prensibi, toplumsal refleksler ve deprem sonrası ilk adımlar... her detay bu bölümde!
#GateTR sponsorluğunda | @artuntan@ersoyerkazanci@OnuralpDemirer@basbay_
🔗 https://t.co/VbuMedCmef
4Vision'da bu hafta konuğumuz @ozanpinar oldu ve tüm Türkiye'nin her zaman gündeminde olan Deprem konusunu konuştuk.
Deprem hazırlığını nasıl yapmamız gerektiğinden tutun binaların ne kadar hazır olduğuna kadar her şeyi konuştuk.
İzlenmeli.
https://t.co/YQbhhxvlAg
Sigaranin yasaklanması bu meseleden çok daha faydalı olur. Ama neden sigara yasaklanamaz bir düşünmek lazım. Gücünün yettiğine değil, yetmediğine karşı savaşmak ve dik durmak çok daha değerlidir. LGBT bireyler olsa ne olur olmasa ne olur. Onlara bakıp insanların lgbt olası gelmez ki, yazık günah onlara da, ..k Gibi bir hayat yaşıyorlar
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ben ve üç belediye başkanımız; Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşadığımız sorunlar konusunda defalarca partinin yetkili makamlarında çözüm aramamıza rağmen maalesef bir sonuca ulaşamadık.
Yaşanan anti-demokratik uygulamaların yanı sıra hem benim temel prensiplerim olan hem de Aydınlılara ve aileme verdiğim dürüstlük, yasalar çerçevesinde hizmet, kamu ahlakından taviz vermeme ilkeleri nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi ile aynı yolda yürüme imkanım artık bulunmamaktadır.
Özellikle bilinmesini isterim ki, bu noktaya gelinmemesi için her seviyede dürüstlük, ahlak, yasalara uygunluk taleplerimizi dile getirmeme rağmen, şahsım ve ailem hedef alındık.
Sonuç itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapma imkanı kalmadığından ve gördüğüm lüzum üzerine parti üyeliğinden istifa ediyorum.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı şevk ve azimle; hiçbir ayrım yapmadan bugüne kadar nasıl hizmet ettiysem Aydın halkının aynı prensiplerle hizmetinde olmaya devam edeceğimden hiçbir hemşehrimin şüphesi olmasın.
Bütün Aydınlı hemşehrilerimi saygılarımla selamlıyorum.
@aDilipak Ne kadar ayıp, yalan, bölücü ve provikatif bir paylaşım. Akıllı bildiğim Dilipak da artık Çarpık, böceklenmis, gerici, bölücü, kötü niyetli ve topluma faydasız bir meczup olarak tarihte yerini aldı.