AKP zihniyeti, insanların asgari düzeyde bile olsa ortak mutluluk ihtimalinden adeta tiksinen ve her şeyi kokuşturmakta üstüne olmayan ucube bir zihniyettir.
A Millî Takımımız için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından hazırlanan “Siz Hepiniz Biz Türkiye” marşı sizlerle.
Millî Takımımızın Dünya Kupası yolculuğunda birliğimizi, beraberliğimizi ve ortak heyecanımızı yansıtan bu anlamlı çalışma; milyonlarca vatandaşımızı ay-yıldızlı formamızın etrafında buluşturan güçlü bir mesaj taşımaktadır.
Bu kıymetli eser için başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Ak Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı’na, katkı sunan, emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
@ykilercii Zaten yukarıda yozlaşma kelimesini kullanmam, tam da sizin ifade ettiğiniz sosyal buhrana denk düşüyor. Türk toplumunu dört bir koldan şahsiyetsiz kılmak için ellerinden geleni yapıyorlar ve bu da doğal olarak, özellikle genç insanlarda, haklı bir tepkisellik oluşturuyor.
Bence milliyetçiliğin artışı, günümüzün büyük ekonomik ve siyasi buhran ortamından kaynaklanmaktadır yani yozlaşmaya tepki niteliği de taşımaktadır. Durum bu şekilde olmasa bile milliyetçilik veya milliyet duygusu realitedir ve her normal ferdin sahip olması gereken bir şeydir.
Gerçeğin ne olduğunu bildiğimden bu sahtekarlık gösterisi bana battı. Sizin ise şekilciliğiniz ve kolayca tav olmanızdan dolayı farkında olmadığınız gerçek ise şudur: Zenginler veya sermayedarlar vs için Atatürk'ün şahsı sadece bir araçtır ve bunun dışında hiçbir anlamı yoktur.
Mahmut Esat Bozkurt'un, Marat'ın ''Halkın Dostu'' (L'Ami du peuple) unvanını sahiplenmesi:
(...) Öncelikli olarak yolsuzluklarla mücadele eden bu gazetenin adının Bozkurt tarafından bilinçli olarak, Halk Dostu konulduğu tahmin edilebilir. Fransız Devrimi'ni iyi bilen biri+
Bu memlekette, işlerin yahut olayların insanların kafasına ancak zıvanadan çıktıktan sonra dank etmesi gibi berbat bir durum var. Özellikle AKP döneminde de polisin karakteri ve tavrı her daim aynıydı ama maalesef insanlar, ucuz propagandalara kanıp, inatla bunu reddetmeyi seçti.
Kapitalizm uyumsuzluğu patolojikleştirir. Bu aslında senede hepi topu bir hafta nefes alabilen emekçilerin patronların kasasını doldurmak için kölelik düzenine geri çağrıldığında yaşadığı düpedüz sistemsel bir çakılma hissidir.
Haberi görür görmez de hemen aklıma Theodor W. Adorno’nun boş zaman tartışması geldi. Çalışma dışında geçirilen zaman aslında çalışmanın gerçek karşıtı olan bir zaman dilimi değildir. Kapitalist düzende turizm, hobi, eğlence ve dinlenme dahi kar için örgütlenen boş zaman endüstrisinin bir parçasıdır; yine nihayetinde çalışma düzenine tâbidir.
27 Mayıs, basit bir askeri müdahale değil aynı zamanda Demokrat Parti'nin istibdat ve zulmüne karşı gerçekleştirilmiş cumhuriyetçi bir politik devrimdir. 27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı kutlu olsun.
Amerikan Alevisi (!) bu kadının dediklerine burada bulunan veya bulunmayan herhangi bir Alevi kökenli vatandaş itibar etmemelidir. Çünkü kendisi, sırf aynı mezhepten diye despotizmin inayetiyle partisine çökmüş bir aşağılığı yani leblebi Kılıçdar'ı savunacak kadar ruh hastasıdır.
İzlenimim şu: Alevilerin 1/5'i KK'na yönelik muameleden ve Alevilere yapılan hakaretlerden rahatsız ve İÖ ikilisine artık oy vermeyecek.Toplu cinnet hali durulduğunda oran artabilir. CHP "Alevi çetesinden" kurtulsun diyenler sevinsin, kopuş yavaş ama emin adımlarla ilerliyor.
Herkesin Kürtler'in temsilcisi saydığı DEM Parti, mutlak butlan olurken söz konusu açıklamasında "barış sürecini gölgelemeye dönüktür" dedi. Anlamadığınız ve insanların demek istediği, aslında kötü bir Makyavelist olan bu partiyi artık erdem abidesiymiş gibi görmekten vazgeçmeniz
CHP merkezi polis baskını yaşarken şimdi sizi kürtler korusun gibi saçma sapan laflar eden utangaç akpli ultra-milliyetçileri unutmayın. Yapmaya çalıştıkları algıyla kimin ekmeğine yağ sürdüğü belli olan vasıfsızlar yarın devran döndüğünde en muhalif geçinecekler, fırsat vermeyiz
Kılıçdaroğlu aslında hiç siyaset yapmadı yani muhalif anlamda siyaset yapmadı. Sadece her daim AKP-MHP'ye yarayacak hamleler yaptı ve hatta stepnesi şeklinde bildiğin vazife gördü. Asıl sorun CHP'lilerin bunu ancak mutlak butlan kararı ile, o da tam olarak değil, anlayabilmesidir
Kemal bey, çeyrek asrı bulan siyasi ömründe hiçbir zaman dini, ırki, mezhebi siyaset yapmadı.
Hatta sağ ve dindar seçmeni kazanmak için laik siyasetten epey tavizler verdi (Ekmeleddin vakası en bilinenidir).
Bugün, Kemal beyin Saray’dan dizayn edilen bir yargı kararıyla CHP’nin başına dönmesi büyük bir hata.
Ancak, hayatında mezhep siyaseti yapmamış bir adamı, -özellikle hatalar yaptığında- Alevilikle anmak huyundan vazgeçilmelidir.
(Bu çağrı, özellikle Kemal beyi, “düşkün ilan etmek” için bıçaklarını bileyen “Aleviler”e yöneliktir)
Türk siyaseti resmen bir tiyatrodur ve herkesin burada bir rolü ve görevi vardır. Biz de vatandaş olarak bu koskocaman tiyatroyu bazen utanarak bazen de hayretler içerisinde olacak şekilde seyrediyoruz. Bence bu durumun başka hiçbir açıklaması yoktur veya varsa da ben bilmiyorum.
Halk, muhalefet eliyle sistematik olarak sokaktan uzaklaştırıldığı için siyaseti artık bir sinema salonunda, elinde mısırıyla pasif izleyici olarak seyretmesi gereken bir gösteri olarak görmeye şartlandırıldı. İşte bu yüzden beklenen mutlak butlan, herkesin öngördüğü gibi, vakti geldiğinde zuhur etti.
CHP'nin bundan sonraki süreçte en azından hakiki, somut ve cesur planları olduğunu umut etmek istiyorum. Zaten artık başka seçeneği kalmadı. Halkı yeniden özne haline getirmek zorunda. Siyaseti yalnızca kürsülerde, kapalı kapılar ardında yapılan bir şey olarak kodlarsanız, geleni ya göremezsiniz ya da geldiğinde de aksiyon alamazsınız. Geleceği çalınan milyonların, toplumsal direnç ve dayanışmasından başka bir kurtuluşu yok. Tüm insanlık tarihi bunun özeti.
Her seçimde koştur koştur sandık meşruiyeti verirken bazı şeyleri düşünecektiniz? Bunun için biraz tarih okumak ve saplantılardan kurtulmak lazım. Çünkü Halk Partisi bir karadeliktir ve yansımaları herkesi sirayet eder..
Hizip ile fraksiyonları karıştırmayalım ayrıca. Japonya'daki Liberal Demokrat Parti de vardır fraksiyonlar ya da Sovyetlerde en çetin dönemlerde görebilirsiniz fraksiyonları, ÇKP'de görebilirsiniz Kuomintang'da ya da ABD içinde Demokrat vs Cumhuriyetçilerde görebilirsiniz.. Her seçimde koştur koştur oy verdiğiniz Halk Partisi'nde bu yoktur hizip vardır ama oportünizm, yiyicilik ve ajitasyon bolca bulunur. Atatürk imgesi pazarlanır, kafalar 11 Kasım 1938'den beri karışıktır ama her dönem Emre Kongar gibi Müjdat Gezen gibi yılmaz savunucularını bulur..
Bu karikatürdeki kafa, millî mücadele yıllarında da vardı.
1919'da İstanbul'da çıkan Hukuk-u Beşer Gazetesi'nde “Ordu komutanı denilen âli sefillere, daha doğrusu haydut başılara teslim olunan milyonlarca altın ve gümüş akçe”den bahseden bir yazı yayımlamıştı.
Bunun üzerine Mustafa Kemal, bu yazının “büyük ahlaksızlık ve sefil vicdansızlık” olduğunu söyleyen bir yanıt kaleme almış ve yazıyı yazanı "vatan ve milletin yok olmasını ve çöküşünü alenen isteyen bir alçak” diye nitelendirmişti.
Gazete sahibi, bugünün kimi pişkinleri gibi hem suçlu hem güçlü bir tavırla Mustafa Kemal aleyhine hakaret davası açmıştı.
İşgal yıllarında bir de bu zevatla uğraşılmıştı...
19 Mayıs 1944’te Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu Cemal Nadir imzalı iki parçalı karikatürün altına, Namık Kemal’in Vatan Mersiyesi’ne Mustafa Kemal Atatürk’ün ağzından bir nazire de yazılmış:
“Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini
Yok imiş kurtaracak bahtı kara mâderini”
Namık Kemal
“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini”
Mustafa Kemal
#19Mayıs