Türkiye'nin dört bir yanında, idamlarının 54.yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için bir aradaydık.
Şimdi emperyalist savaşlara karşı bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm için Emek Gençliği saflarına, mücadeleyi büyütmeye!
Ankara Emniyeti, yarın 1 Mayıs alanında Evrensel ve BirGün dağıtılmasına izin vermeyeceğini duyurmuş.
Bu işçi sınıfının hangi koşullarda toplanıp hangi gazeteleri okuyacağına dair bir polis dayatması.
Ve elbette, 1 Mayıs'ta gazete yasaklamak; bu anayasaya, bu kanunlara bile aykırı.
✍️ BirGün Gazetesine konuşan MYK üyemiz Taylan Özgür Delibaş:
Üniversitelerin sermayenin kâr hedeflerine göre dizayn edilmesine itiraz eden her gencin karşısına polis ve YÖK’ün dikilmesi, kampüsteki demokratik hak mücadelesiyle sokaktaki siyasal özgürlük talebinin ayrılmaz bir bütün olduğunu kanıtlıyor. İktidarın temel arzusu, sömürü sistemine itiraz etmeyen biatçı bir gençlik yaratmaktır.
Buna ek olarak, eğitimden çalınan her kuruşun Temmuz 2026’daki NATO Zirvesi gibi emperyalist savaş makinelerine akıtıldığı bu dönemde barışı savunmak en acil görevdir.
19 Mart iradesi; yoksulluğa, baskıya ve savaş dayatmasına karşı birleşik bir barikat kurma zorunluluğunu bugün de önümüze koyuyor.
Bildiğiniz üzere eşim Tayfun Kahraman, yaşadığı MS atağı nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve tedavisi devam ediyor. Bugün kendisini hastanede ziyaret ettim.
Öncelikle, bu süreçte gerekli hassasiyeti gösteren Adalet Bakanlığı yetkilileri başta olmak üzere tüm devlet kurum ve yetkililerine, hastane yönetimine ve tüm sağlık personeline çok teşekkür ediyorum.
Takdir edersiniz ki Tayfun’un durumunu merak eden herkesi tek tek bilgilendirmem mümkün olmuyor.
Size, “Tayfun iyi durumda” diyebilmeyi çok isterdim.
Şu an Tayfun, geçirdiği akut MS atağının kontrol altına alınması için yüksek doz kortizon yükleme tedavisi görüyor. Ayrıca, hekimlerce 2016 yılından beri devam eden tedavi protokolünde de değişiklik kararı verildiğini öğrendim.
Ailesi olarak önceliğimiz, Tayfun’un geçirdiği atağın kontrol altına alınması.
Son derece kritik, hassas ve kendi içinde riskler barındıran bu süreçte, herkesten azami özen göstermesini rica ediyoruz.
Tayfun'un sağlık durumu ve devam eden hukuki süreçlerle ilgili bilgilendirmeleri buradan kamuoyuyla paylaşacağım.
Destekleri, duaları ve dayanışmaları için herkese çok teşekkür ediyoruz.
Artık geride bıraktığımız 2025 yılında, iktidarın faşist rejim inşası hızlanırken mücadelemiz ve birlikteliğimizle ne kadar güçlü olduğumuzu da gördük.
2026 yılında da haklarımıza ve mücadelemize yönelik saldırılara geçit vermeden insanca bir yaşam için mücadeleyi büyütelim!
TBMM’de skandal olay: Kız çocuklarına sistematik cinsel istismar!
TBMM lokantasında stajyer olarak çalışan kız çocuklarının, TBMM çalışanları tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığı öğrenildi. İstismarın yıllardır devam ettiği, Meclis’teki bazı çalışanların, stajyerler için, "Bu benim, şu senin" nitelemesi yaptığı ortaya çıktı
https://t.co/CWVvXA2jFw
Çocukların kanı elinizde!
16 çocuk işçi MESEM'lerde katledildi, çocukların yaşam hakkını savunan 16 TİP'li genç tutuklandı. 4 öğretmenimiz gözaltına alındı, mahkemeye çıkarıldı.
Katil düzeninizin suçlarını zorbalıkla örtemeyeceksiniz!
Dün 9 yıl ceza alan tacizciler tahliye edildi, bugün çocuk işçi ölümlerine karşı ses çıkartan, eylem yapan öğrenciler tutuklandı. İşte Türkiye Yüzyılı.
Her şey sermaye için!
Geçen yıl ülkenin en sevilen topluluğuylen bu yıl kimsenin umrunda değiller. Hadi İmamoğlu’nu geçtim, aylarca tutsak edilen öğrencilere tek bir ses çıkaramamanın minik bedelleri.
Dün akşam Instagram hesabımız şikayetler sonucu kapatıldı. Meta ile iletişim halindeyiz, hesabımız açılana kadar yedek hesabımız olan @ inatdergi 'yi kullanıyor olacağız. Hepinizi desteğe bekliyoruz!
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
https://t.co/Agq3vwTrXf
Bu çocukları öyle bir hale getirdiler ki Sırrı Süreyya hakkında en ufak bir fikri bile yok bunların. Tek dertleri Kürtler, Dem Parti. Mesela bu çocukların biraz kafası çalışsa şunu sorarlar: “Bu kadar farklı görüşten yüzlerce ünlü neden kendisini saygıyla ve sevgiyle anıyor?”
Yurtdışına çıkış yasağına dair itirazım reddedildi. Yani Yunanistan'da tiyatro oyunumu oynamaya devam edemiyorum. Bütün bu sanatçı tartışmasına bir soru da ben sorayım. Eğer bir sanatçı sanatını icra edemiyorsa nasıl sanatçı olacak?
Davası olduğu gün Mahir abiyle birlikte Vatan Emniyet’in nezarethanesindeydim. Sağlık sorunlarına rağmen gözaltındaki gençlere moral vermeye çalışıyordu. O kısacık sürede direnciyle hepimize güç verdi. Mahir Polat’ı da arkadaşlarımızı da geri alacağız! #MahirPolatıSerbestBırakın