@ju_traut@macie_1228@Shenxiao123971 Benimde uzamıyordu. Dermatolog tahlilleri sonucunda tüm vitamin değerlerim yerlerde çıktı.onları tamamladık be üstüne mezoterapi yapıldı ve uzamaya başladı ayrıca gürleşti.
Gördüğüm en iyi tribün bestelerinden birine Instagram’da denk geldim. Fas futbol takımı İttihad Tanger taraftarları hep birlikte ortak çaresizliklerini haykırmış… Futbol bazı coğrafyalarda, sadece futbol değildir.
@Vortexistan@girisimcihisler Bunu yazmaya gelmiştim. Tam tersi çok acemi gösterecek bir hareket. Bir mülakatta konuşulacakları aklında tutamıyor not alması gerekiyorsa o kişi ile hiç işim olmaz.
28 yıl önce kurulan Netflix, 102 yıl önce kurulan Warner Bros’u satın aldı.
Netflix kurulduğunda W&B gibi büyük şirketlerin yaptığı filmleri kiralıyordu.
Hatta 1998 yılında şirketin ilk kiraladığı DVD bile Warner Bros yapımıydı.
DVD kiralardı deyince gözünüzde büyütmeyin, o dönem mahallelerdeki DVD dükkanlarında kaç film varsa, Netflix’in stokları da aşağı yukarı o kadardı.
Siparişi veriyordunuz, film size kargoyla geliyordu. İzleyip bitirince DVD’yi tekrar kargoyla Netflix’e geri gönderiyordunuz. Netflix’in tüm işi buydu.
Eskiden hemen hemen her mahallede bir DVD kiralama dükkanı bulunurdu.
Netflix de onlardan biriydi aslında…
Bugün o mahalle dükkanlarından birinin büyüyüp Acun Medya’yı satın aldığını düşünün, yine de Netflix’in yaptığının yanında çerez kalır ama olayın büyüklüğünü anlamanız için bu örneği vermek istedim.
Gel gelelim bir zamanlar DVD’lerini kiralayarak para kazandığı Warner Bros’u satın alan bir Netflix var.
Netflix’in elediği rakip sadece W&B’dan da ibaret değil.
Şirket 2000 yılında Netflix’in %49 hissesini o zamanların ABD’de faaliyet gösteren en büyük, dünya genelinde 9000 mağazası olan Blockbuster’e satmak istiyor.
Blockbuster yöneticileri 9000 mağazanın vermiş olduğu özgüvenle bu modeli büyümeyecek bir iş olarak düşünüyor, onlara göre insanlar zaten mağazaya gelip film kiraladıkları için girişim gereksiz geliyor ve gülüp teklifi reddediyorlar.
ABD’de neredeyse her mahallede bir Blockbuster olduğu için doğal olarak böyle bir güçle Netflix’i oyuncak gibi görüyorlar.
Biz zaten pazarın sahibiyiz, bize rakip olamaz mantığıyla hareket ediyorlar..
Sonuç olarak Blockbuster batıyor, WarnerBros ise Netflix’e satılıyor.
Bir zamanlar mahalle dükkanından farksız olan Netflix hem 9000 şubesi olan Blockbuster’i tarihe gömüyor hem de Hollywood devi W&B’yi satın alıyor.
İbretlik olay.
Kimseyi küçümsemek lazım.
Tavsiyem: Bir konuyu, bir problemi tartisirken… karşı tarafın konudan çıkıp direkt size (yaşam şeklinize, işinize, ailenize, karakterinize) yönelen cümlesini duyduğunuz an……. sadece konuyu tartismayi kesmeyin,….ortamı da terkedin.. Konu ortak yol bulmak, problemi çözmek degil, karsi tarafın “ısırma” isteğini tatmine dönüşmüştür. Gerek yok!
Yaklaşık on yıl önce bir fuar programı için İngiltere’ye gitmiştik. Bu ziyaret sırasında, İngiltere’nin en başarılı okulu olan Eton College’a gittik. 1441 yılında Kral VI. Henry tarafından kurulan okulda sadece erkek öğrenciler vardı. Ve hepsi yatılı okuyordu.
Okula girerken, çimenlere uzanmış geyik yapan veya gitar çalan gençler göreceğimi zannetmiştim. Çünkü yurt dışı eğitim firmalarının gönderdiği broşürlerde hep böyle manzaralar görmüştüm. Ama okula girdiğimizde hiç böyle bir ortamla karşılaşmadık.
Öğrenciler asker gibiydi. Teneffüs saatinde bile alçak bir ses tonuyla konuşarak etrafta geziniyorlardı. Hepsinin yüzünde büyük bir ciddiyet vardı.
Okul müdürüne bir ders gözlemi yapmak istediğimizi söyledim. Adam çok net bir şekilde itiraz edip, “Dersleri bölemeyiz” dedi. “Hayırdır, içeride atomu mu parçalıyorlar?” diyecektim ama demedim.
Daha sonra Abbey School’a gittik. Bu okul da 1887 yılında kurulmuş bir kız lisesiydi. Ortam yine benzerdi. Okulun geneline büyük bir ciddiyet hâkimdi. Kütüphanede onlarca kız hiç konuşmadan ders çalışıyorlardı. Okul müdürü ülke genelinde not ortalaması en yüksek öğrencilerin o okuldan çıktığını büyük bir gururla anlattı. Bu okulda da sınıflara giremedik.
Okul müdürüne, “İngiltere eğitim broşürlerinde, hep bir parti havası var. Ama burada hiç öyle bir ortam yok” dedim gülerek.
Kadın, “O broşürler genelde yabancı öğrenciler için hazırlanıyor. Dışarıdan gelen öğrenciler öyle bir ortam istiyorlar demek ki” dedi. Sonra da “Biz bu okullara zaten pek yabancı öğrenci almıyoruz. Burası Birleşik Krallığın geleceğine önemli insanlar yetiştirmek için var” diye de ekledi.
Hasıl-ı kelam, bazı gelişmiş ülkeler, kendi ülkelerini yönetecek insanları işte böyle ortamlarda yetiştiriyorlar. Ama diğer ülkelerden eğitim için gidenlere bol partili ve bol kahkahalı ortamlar sunuyorlar.
Küreselleşmenin özünde zaten bu var. Dışarıya eğlence ihraç et. Bol bol eğlensinler. Ama sen kendi elit grubunu büyük bir ciddiyetle yetiştir.
Sonra ciddiyetle ve derin tarih bilinciyle yetiştirdiğin bu insanlar, eğlenceyi bir ihtiyaç olarak gören ve geçmişinden kopuk olanları yönetsin.
Onların eğlencesi de bu demek ki!
Özgür Özel: “Bulgaristan'daki Türkler geldiğinde Erdoğan, Özal'a 'millet aç, sen kendi açına bakamıyorsun' diyordu.
Buna karşı çıkan adam bugün 4.5 milyon Suriyeli barışçıl yollarla gitsin dediğimizde 'ensar muhacir' diyor.
İşte iki yüzlü Erdoğan!”
Oğlum "sınanmamışlığın kibri" diye bir laf varmış az önce bi tweette gördüm. Dondum kaldım. O kadar çok duruma ve insana uydu ki bi anda, beynim resmen benden müsaade isteyip bu cümleye yeni bir folder açıp bazı insanları ve deneyimleri içine attı.
Ben eski planlamacıyım. Şişecam’da Planlamada çalıştım. Bu ülkenin bence en büyük eksiklerinden bir tanesi DPT (Devlet Planlama Teşkilatının )
kaldırılmış olmasıdır.Planın yoksa başkalarının planının parçası olursun.
Uyuşturucu madde kullanımının araştırılması amacıyla verilen bu Meclis Araştırma Önergesi, gençlerin korunmasını hedefleyen toplumsal ve halk sağlığı temelli bir girişim niteliğinde.
Ancak önerge, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan oylamada AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Gençlerimizin geleceğini korumak, uyuşturucu bataklığına sürüklenen çocuklarımızı kurtarmak için atılması gereken adımlar, siyasi hesaplara kurban edilmemelidir.
Uyuşturucu ile mücadele bir parti meselesi değil, bir millet meselesidir.
Reddedenler bu sorumluluğun altında kalacaktır.
#TBMM #UyuşturucuyaHayır #GençliğiKoru
Yapmaya girişmediğiniz her şeyi kaçırırsınız.
Misal benim için örneklerden bir tanesi şudur: üniversitede bir teknik yarışmaya katılmıştım. Sponsor şirketin genel müdürü Almanya’dan gelmişti. Ben ilk üçe giremedim ama medeni cesaretimi toplayıp gittim adamla konuştum ve dedim ki ben Almanya’da staj yapmak istiyorum.
Adam benimle ilgilendi tamam dedi emailimi ve telefonumu aldı.
Çevremdeki arkadaşlar “ne salak işler yapıyorsun hayatta olmaz. Adamın işi gücü yok seninle mi ilgilenecek?” diye dalga geçtiler.
Üç ay sonra Münih’te stajdaydım. O tecrübeyle gerisi geldi zaten.