Yazın Türkiye'de saç dökülmesi için dermatolojiye gittim. Tahlil sonucu, muayene vs toplam 3 dakika sürdü. Erkek tipi dökülme, ben bir şey yapamam özele git dedi gönderdi. Moskova'da bir hekime gittim. Yarım saat saçımı ve cildimi inceledi, kan değerlerime baktı.
Aile hekimi bazı sorular sordu tarif ettim hepsi bir arada değerlendirilmesi gereken önemli bir şey demek diyerek acil gördüğü noktalar için acile yönlendirdi. Acilde ise dünyanın en kırık ve çılgın doktoruna gelmiş olabilirim tarif ettiğin şey tıpta yok ya da sen psikolojikmen kandırıyorsun sana bunu ispatlamak için tahlil yaptıracağım diyor. Birazdan psikolojikmen kandırıp kandırmadığımı öğreneceğiz sanırım. :')
@castiello00 Her hastalık, hastaya göre farklı şekilde ortaya çıkabilir ve farklı şekilde ilerleyebilir. Sizde olan şey bende de aynı olacak diye bir şey yok. Ben bu süreçle Rusya'ya taşındıktan sonra tanıştım.
@muratdr1 Ben tecrübe ya da bilgi eksikliği demedim. Anlamıyorsunuz. Sağlık sistemini eleştirmeyeceğim de neyi eleştireceğim? Sistem bu tür hekimleri destekliyor: oturarak birkaç dakikada umursamadan teşhis koymak. Dün geceden beri gelen yorumları okuyun lütfen.
@muratdr1 Görüntüden anlaması için hekimin gelip saça ve saç derisine bakması lazım. Masasında oturup 1 metre uzaktan kafama baktığında anlayamaması çok normal. Meslektaşlarınızı koruma iç güdünüzü anlıyorum. Ancak Türkiye'de sistemde ve sistemin içerisindekilerde sorun var. Kabul edin.
Türkiyede artık sağlık sistemi sorunu var. Aynı saate aynı dakikaya 3 kişiye randevu veriyorlar. Hekim ya da diğer çalışanlar buna karşı gelmiyor. Her hasta 2 dakika muayene olur. Belki daha az. Korkunç bir düzen oluşmuş, bozabilene aşk olsun.
Hangi ilaçları hangi saatte kullanırsam daha iyi sonuç alırım hepsini anlattı. Sonuç erkek tipi dökülme değil, seboreik dermatit varmış. Şampuanlarla, takviyelerle saç dökülmesini durdurduk. Benim durumum belki ciddi değil, daha ciddi olanlar ne yapacak? Ya da parası olmayanlar?
Ruslar yeni eve taşınırken eve önce kedi alırlar. Kedi evde dolaşır. Kedi evdeki enerjiyi temizler hem de ev ruhunu (домовой-domovoy) hoşnut eder. Kedinin oturduğu yer enerji açısından en güvenilir yer kabul edilir. Bu köklü gelenek hala sürdürülmeye devam ediyor.
Mekan enerjileri şakaya gelmeyecek kadar önemli konu, çokça araştırdım ve iyi gözlem yaptığımı düşünüyorum.
Sizden önce o evde yaşayanların neler yaşadığı önemli. Bir ev vardı; o evden hep doktor mezun çıktı. Başka bir evde hep kadın şiddet gördü. Sonra bu eve hep kedisi olan insanlar geldi. Bir mekanın enerji temizliğine ihtiyacı olduğunda hep kedisi olan insanlar ısrarla denk düşüyor. Acayip bir bağıntı var. Oraya denk düşen insanlar mekan enerjisinden bir haber ise hep kediler yapacak onların yerine.
En son gözlem yaptığım evin enerjisi 3. Kedili aile sayesinde normale döndü.
Kedileri asla boş beleş hayvanlar olarak görmeyin.
Bu ülkede kedileri seven insanlar olduğu için Allah’a şükür sırtımız yere gelmiyor.
Ev tutacakken kedisi olanlar kedi ile gitsin, kedi bile durmak istemiyor bazı mekanlarda.
Konuya dönersem bazı mekanlarda tekrarlı kötü olayların yaşandığını herkes gözlemleyebilir.
Nasıl fiziksel hijyene önem veriyorsak, mekanın enerji temizliğine de özen göstermeliyiz.
Bir evin içinde güzel kelimeler söylenmeli, güzel eylemler yapılmalıdır, fiziki olarak da manevi olarak da temiz olmalıdır.
Ev sık sık havalandırılmalı eve giren sadece oksijen değildir.
Rüzgar ve temiz hava bereketlidir.
Karanlık, pis ortamlarda alt frekans enerjiler yaşar, onlar sever.
Silikonlu duvar boyaları meselesine hiç girmeyeyim şimdi, mekanlarımız eski gibi doğal yapıda asla değil…
Eğitim ve eğitim kurumları hükümetlerin en büyük propaganda araçlardır. "Kindar ve dindar nesil" 2012 yılında hedeflenilen bir nesil yetiştirme modeliydi. Bugün 2026'dayız. 14 yılda eğitim yoluyla neler yapılabileceği görülmüştür. Adeta bir sihir gibi.
mısırcı çin'e tezgah açmış. popülerliğini markalaşmada kullanabilirse iyi. 40 yıllık markalardan daha başarılı marka yaratıyor sattığı ürüne göre
çin, chengdu şehri