Bu kitap pikanaliz alanında çalışan çok değerli uzmanların katkılarıyla oluşturulmuştur. Yazarlara ve bu çalışmayı mümkün kılan kitabın editörü Atakan Yorulmaz'a teşekkür ederim.
https://t.co/hJWr8EvzkR
2024 yılında kaleme aldığım "Yabancı Dilde Psikanaliz" başlıklı yazım Nobel Yayıncılık'tan yayımlanan “Psikanalizin Güncel Semptomları: Psikanalitik Kliniğin Dünü, Bugünü, Yarını” isimli kolektif bir çalışmanın ürünü olan kitapta yerini buldu.
Psikanalizin bana göre en temel önermesi, psikanaliz pratiğinin etik çatısını oluşturmakla kalmaz; pratiği etik yapar. Bu yüzden Lacan psikanalitik teknik yoktur etik vardır der.
“Kimse seni kurtarmaya gelmeyecek”.
Beşinci günün şafağında doğuya bakmayı düşlesek de.
“Çocuklarla Psikanaliz” başlıklı çalışma günümüz 15 Şubat 2025 Pazar günü 11.00-18.00 saatleri arasında EPFCL üyesi psikanalist Martine Menès’in katılımıyla Sevgi Soysal Kütüphane ve Kültür Evi’nde gerçekleşecektir. Detaylı programa yukarıdan ulaşabilirsiniz.
Etkinliğe hem yüz yüze hem de Zoom üzerinden katılım mümkündür, yüz yüze katılımda kontenjan sınırlıdır. Etkinlik hakkında bilgi almak ve kayıt olmak için [email protected] adresine mail atmanız gerekmektedir. Yüz yüze katılım durumunuzu mailde belirtmenizi rica ederiz.
“Çocuklarla Psikanaliz” başlıklı çalışma günümüz 15 Şubat 2025 Pazar günü 11.00-18.00 saatleri arasında EPFCL üyesi psikanalist Martine Menès’in katılımıyla Sevgi Soysal Kütüphane ve Kültür Evi’nde gerçekleşecektir.
Göçmen psikolog ve psikiyatristler ağı, göç ve edebiyat okumaları başlatmış. İlk oturumda okumak ve incelemek üzere benim bir öykümü seçmişler. Katılım herkese açık ve ücretsiz, kayıt için Instagram üzerinden gocmenpsikologlar hesabına bakabilirsiniz.
Σήμερα, η πτήση μου A3119 της Aegean Airlines από τη Θεσσαλονίκη προς την Αθήνα είχε 40 λεπτά καθυστέρηση, οπότε μου αρνήθηκαν την επιβίβαση στην πτήση Αθήνα-Κωνσταντινούπολη. Και αυτό παρά το γεγονός ότι έφτασα στο αεροδρόμιο της Αθήνας 40 λεπτά πριν από την ώρα αναχώρησης
@aegeanairlines Μη ξεχνάμε ότι έχω ήδη κανει check-in, έδωσα την βαλίτσα μου, απλά έπρεπε να προλάβει η πρώτη πτήση την δεύτερη. Προάλλες πηγαίνοντας στο Βερολίνο, δεν ήρθαν κάποιοι επιβάτες και περιμέναμε να βγάλουν τις βαλίτσες τους από το αεροπλάνο περίπου μισή ωρα. Εγώ εδώ ήμουν όμως.Κρίμα!
πτήση στις 10:00 μ.μ. προς την Κωνσταντινούπολη. Για να αποφύγουν την απογοήτευση, μου έδωσαν ένα κουπόνι 8 ευρώ και οι επιλογές μου των 8 ευρώ με άφησαν άναυδο. Ευχαριστώ, @aegeanairlines .
Neden kimseye güvenimiz yok?
BOUN’daki hocalarımdan Diane Sunar, Türkiye’de kendisini dehşete düşüren bir durumdan söz etmişti: “Siz çocuklarınızı olan bir şeylerin olmadığına inandırıyorsunuz. Daha da fenası; aslında olmayan bir şeyin var olduğunu söyleyerek şaka yapıyorsunuz. Sonra da karşısına geçip gülüyorsunuz!” demişti (meşhur dondurmacı şakası da çok benzer bir durumdur). O kadar kritik bir tespit ki. Neden? Çünkü birinci durumda hem çocuğun altından gerçeklik zeminini çekiyor, hem de ebeveyne (ve tabii insanlara) güvenini kırıyorsun. İkinci durumda bunun da üzerine çocukta önce arzu yaratıp sonra frustre ediyor, hüsran yaratıyorsun. Onunla da kalmıyor, hüsranla alay ediyorsun… Peki, sonra o çocuktan hayatı ciddiye almasını, verdiği sözleri tutmasını, insanlara güvenmesini, insanları sevmesini, saymasını, böyle bir süper egoyu (geniş anlamıyla vicdan) içselleştirmesini, böyle bir yaşama şükran duymasını nasıl bekleyebiliriz?
Psikanaliz, yüzyılı aşkın süredir düşünce sahnesindeki etkili yerini korumaktadır. Elbette bu etki, onun “bilinçaltı”, “savunma mekanizmaları”, “cinsel bastırma” gibi kavramlarının gündelik dildeki içi boş kullanımlarından kaynaklanmaz. Aksine onun, anaakım psikoloji taraftarlarınca bugün bile ciddiye alınmayan önemi özgün bir önermeden gelir: “Özne”, bilinci kapsar ama ona indirgenemez. Bu önermeye dayanan Freud’un “bilinçdışı” kavramından Lacan’ın “gerçek”, “simgesel” “imgesel” üçlüsüne psikanalitik geleneğin oluşturduğu teorik mirasın ağırlığı, beden-zihin, yaşam-kavram, akıl-duygu, birey-toplum gibi yerleşik karşıtlıkların sığlığını aşmak isteyen her türden düşünürü kendisine çekmiş; böylece sanat, edebiyat, felsefe ve sosyal bilimlerle hem ortaklık hem de rekabet içeren bir düşünsel karşılaşma yaşanmıştır.
Bu karşılaşmanın psikanaliz gelenek içindeki canlı tartışmalara yansımasının izini sürmenin yanında, onu benimseyenlerde hatta onu eleştirenlerde ateşlediği yaratıcı fikirleri tartışmak için 2-8 Eylül tarihleri arasında Gümüşlük Akademisi’nde bir araya geliyoruz. Burada (1) amacını, analizanın kendisiyle yüzleşme koşullarını sağlamak olarak koyan psikanalizin, içerden bir bakışla, vaadini yerine getirip getirmediğini sorgulayacak (2) Freud’dan Lacan’a psikanalizin kendi içindeki ayrım ve tartışmalarına odaklanacak (3) sanat ve kültür tarihinin arkeoloji, ikonografi gibi farklı yöntemleriyle psikanalizin yöntemi arasındaki kesişim ve ayrışmalara ışık tutacak (4) bilinçdışının ifadelerine odaklanmanın yetersizliğini ifşa edip odağı onun inşa edilmesine kaydıran Deleuze’ün “şizoanaliz”ini ele alacak ve (5) cinsel kimliğin oluşumu hakkındaki psikanalitik teoriyi “beden”, “cinsellik” ve “öznellik” temaları çerçevesinde tartışacağız.
Kampımıza hepiniz davetlisiniz🌞
❗ Detaylı bilgi ve başvuru için: https://t.co/8jDOT5fBaq