Eğitim-İş olarak, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından koordinatör öğretmenlere dayatılan, “İşletmelerde Mesleki Eğitim ve Staj” (MEB-İBES) uygulamasının zorunlu kullanımını, anasyasal iletişim özgürlüğüne ve kişisel veri haklarına açıkça aykırı olması sebebiyle kabul etmiyoruz.
Üyelerimizin, kendi istekleri dışında bu uygulamaları kullanmamaları yönünde karar aldığımızı duyururuz.
Eylem Kararımıza Ulaşmak İçin Tıklayınız:
https://t.co/MZfk4O1t14
Eğitim-İş olarak; ortaokullarda 19 Mayıs ruhunu çocukların şiirleriyle büyütmek için “Çocuklardan Atatürk’e Şiir” yarışması düzenliyoruz.
Aydınlık yarınlarımızın teminatı çocuklarımızın, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’e olan duygu ve düşüncelerini dile getirmesini engellemeye çalışan hiçbir kararı tanımıyoruz.
Lise düzeyinde düzenlediğimiz “Gençlerden Atatürk’e Mektup” yarışmamızın haksız engellemelere rağmen gerçekleşeceğini duyurmuştuk. Şimdi bu coşkuyu daha da büyütüyor, Atatürk’e olan sevgisini dile getirme imkânını ortaokul düzeyine de taşıyoruz.
“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız" diyen Ata’sına yürekten bağlı çocuklarımızı yarışmamıza katılmaya davet ediyoruz.
Yarışmaya Katılmak İçin Gerekli Belgeleri İndirmek İçin Tıklayınız:
https://t.co/Ru6PFwGVEs
Genel Eğitim Sekreterimiz Veli Fırat Şimşek, MEB tarafından “şartnamenin yönergeye uygun olmadığı” gerekçesiyle reddedilen ‘Gençlerden Atatürk’e Mektup’ yarışmamızın detaylarını paylaşıyor.
Milli Eğitim Bakanı’nın “gerekli belgeler tarafımıza ulaşmadı” sözlerini; sendikamızın teslim ettiği eksiksiz evrakları kamuoyuna sunarak cevaplıyoruz.
@velifiratsimsek
17 Şubat 1926’da kabul edilerek tebaadan yurttaşlığa geçişi, laikliği ve kadın haklarını hukuksal zeminde güvence altına alan Türk Medeni Kanunu’nu 100. yıl dönümünde saygıyla selamlıyoruz.
Çok eşliliğin kaldırılmasından miras ve boşanma hukukunda eşitliğe, eğitimden çalışma hayatına kadar pek çok alanda kadınlarımızı kamusal alanda görünür ve güçlü kılan bu devrim, Cumhuriyet’imizin en köklü kazanımlarındandır.
Eğitim-İş olarak; Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde kadın haklarının geriletilmesine, eşitsizliğin meşrulaştırılmasına, laikliğin aşındırılmasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.
#Atatürk #MedeniKanun #Cumhuriyet #Türkiye #Laiklik
Tüm gericiler, tarikatlar, çoğu zaman da iktidardan güç alarak Türk Medeni Kanunu’na saldırırlar. Çünkü onların düşü Osmanlı’daki Mecelle'dir. Onların düşü, kadının sosyal hayatta, iş yaşamında varlık göstermediği ve her şeye razı edildiği bir kara düzendir. Onların düşü kendi küçüklüklerini kadını bastırarak unutmaya çalışacakları bir distopyadır.
Onlar bunu istiyor çünkü Cumhuriyet’in temeli olan laiklik, kamusal ilişkiler kadar özel ilişkileri de düzenleyen bir ilkedir ve medeni kanun başlı başına bunun göstergesidir. Bu kanun sadece kadını değil aile içindeki çocuğu da korur, haklarını tanır ve gözetir. Aileyi erkeğin küçük aşireti olmaktan çıkarıp çağdaş bir sosyal yaşamın en küçük ve sağlıklı yapıtaşı haline getirir. Bu kanuna gericiler düşmandır çünkü bu kanun toplumsal normların, geleneklerin, dinin, ataerkil düzenin meydana getirdiği eşitsiz güç ilişkilerini yeniden, insanlığın kazanımlarına ve çağa uygun olarak düzenler; çağdışı düşler kuranların kabusu olur.
#TürkMedeniKanunu
MADENLERDE ÖLÜM DEĞİL GÜVENLİK İSTİYORUZ!
Zonguldak Kilimli'de yaşanan maden göçüğünde iki işçimiz yaşamını yitirdi. İş güvenliği sağlanmadıkça bu tablo değişmeyecek. Hayatını kaybeden emekçilerimizin ailelerine başsağlığı, yaralı işçimize acil şifalar diliyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul öncesinden liseye kadar tüm kademelerinde Ramazan Ayı boyunca dini etkinlikler düzenleme kararı, açıkça Anayasaya, Milli Eğitim Temel Kanuna, Eğitim Bilimine ve Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesine aykırıdır.
Anayasanın başlangıç metninde “Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu” belirtilmiştir. Buna göre bireyin maddi ve manevi varlığı dokunulmazdır. Devlet bireyin doğuştan gelen bu hakkını kullanabilmesi için insan haklarını, sosyal adalet ve eşitliği, milli kültür ve hukuk düzenini içeren bir çerçeve sunar. Yani Devlet hiçbir şekilde bireyin manevi varlığına müdahale edemez.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir din devletinde bile örneğine az rastlanacak biçimde inananların kendisine ait bir alana müdahale ettiğini ve bu konularda da kararlı olduğunu görmekteyiz.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/9IRqLdKU14
Genel Başkanımız Kadem Özbay’ın, MEB’in atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde yaptığı değişikliğe ilişkin değerlendirmeleri Nefes’ten Dilan Kutlu’nun haberinde yer aldı.
“Yönetmelik resen atamaları artırıp norm kadro fazlası öğretmenlerin tercih hakkını daraltıyor, özellikle rotasyon, ilçe grupları ve mazerete bağlı yer değiştirmeler yoluyla ciddi mağduriyetler yaratılacak. Aynı okulda en fazla 12 yıl çalışma sının kabul edilemez. Öğretmenlere zorunlu yer değişikliği dayatılıyor ama karşılığında barınma ve sosyal güvence sunulmuyor. Hizmet puanının günlük hesaplanmasına geçilmesi ilk bakışta adil gibi sunuluyor, ancak ciddi soru işaretleri barındırıyor. Yarıyıl ve yaz tatilleri puana dahil mi? Raporlu olunan günlerde puan kesilecek mi?”
@nefesgazete
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği”, öğretmenlerin mesleki ve insani gerçekliklerini gözetmekten uzak, idari yönlendirmeyi güçlendiren, resen atamaları artıran ve özellikle norm kadro fazlası öğretmenler açısından tercih hakkını daraltan bir sistem kurgulamaktadır.
Yeni düzenleme, öğretmenlerin yer değiştirme hakkını bir ihtiyaç ve tercih meselesi olmaktan çıkarıp, zorunlu hareketliliğe dayalı bir personel yönetimi anlayışına dönüştürmektedir. Bu durum, eğitim hizmetinin niteliği kadar öğretmenlerin sosyal ve aile yaşamını da olumsuz etkileyecek niteliktedir.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız;
https://t.co/iPY7WoDvTF
Eğer Denizleri anmak “suç” olarak değerlendirilecekse; yıllarca birlikte hareket edip ardından “terör örgütü” ilan edilen FETÖ yapılanması veya önceleri “bebek katili” olan Abdullah Öcalan’ın bugün “barış elçisi” olarak tanımlanması nereye konulacaktır?
#EgitimisSusmayacak
Vallahi tam muz Cumhuriyeti olduk. Sendikanın sosyal medya hesabını engellemekte nedir? Bizden vatan haini, bölücü, yandaş çıkmaz. Bizler, Ülkesine, Cumhuriyetine, emeğine, demokrasimize, sahip çıkarız, hakkımızı, hukukumuzu savunuruz.