Diyarbakır Tabip Odası Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Komisyonu olarak; kadın hekimlerin toplumsal cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan sorunlarını, özlük haklarını ve çalışma koşullarını, kadın sağlığına bütüncül yaklaşımı ve kadın sağlığı politikalarını ele almak üzere bir araya geldik.
Toplantımız, Diyarbakır Tabip Odası Yönetim Kurulu üyeleri Dr. Duygu Aykan Özdoğan ve Dr. Ruken Turhan’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından, Diyarbakır tabip odası Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Komisyonu üyelerinden Dr. Uğur Işık, kadın hekimlik çalışmalarının tarihsel gelişimine ilişkin bir sunum gerçekleştirdi.
Önceki dönem Tabip Odası Başkanımız Dr. Elif Turan ile önceki dönem oda yöneticilerimiz Dr. Hicran İzci ve Dr. Rezan Altındağ Akyel in de söz aldığı toplantıda, kadın hekimlerin deneyimleri ve değerlendirmeleri paylaşıldı. Bir arada olmanın, dayanışmayı güçlendirmenin ve kadın hekimlerin sözünü ortaklaştırmanın önemi vurgulandı.
Toplantımızı, dayanışmayı büyütmek, kadın hekimlerin hak mücadelesini güçlendirmek ve kadın sağlığı alanında ortak çalışmalar yürütmek üzere alınan kararlarla tamamladık.
📢 Çevrimiçi Basın Toplantısı
Sözleşmeli Değil, Güvenceli Çalışma Haktır!
Rapor Sınırı Dayatması Son Bulmalıdır!
🗓 4 Eylül 2026 Cuma
⏰ 12.30
📽 TTB Sosyal Medya Kanallarından Canlı
Sağlıkta şiddet tesadüf değil; yıllardır biriken, çözülmeyen kronik politikaların sonucudur!
21 Ağustos gecesi Çocuk Hastalıkları Hastanesi Yoğun Bakımı’nda bir hastamızın vefatı sonrası hekimlerimize ve sağlık emekçilerimize yönelik gerçekleşen saldırıyı kınıyor, şiddete uğrayan arkadaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Sağlık hizmetleri sistemik bir krize sürüklendikçe, tıkanan çarkların ve yanlış sağlık politikalarının bedeli can güvencesi olmadan çalışan sağlık emekçilerine ödetiliyor. Diyarbakır Tabip Odası olarak ilan ediyoruz: Bunu kabul etmiyoruz! Sağlıkta yaşanan sorunların, aksaklıkların ve krizin kaynağı gece gündüz yaşatmak için uğraşan sağlık emekçileri değil, bu sistemi üreten iradenin kendisidir.
Her şiddet olayında olduğu gibi bu sürecin de sonuna kadar takipçisiyiz. Yetkilileri geçici söylemleri bırakıp, kronikleşen bu şiddet sarmalına karşı derhal caydırıcı, somut ve kalıcı önlemler almaya davet ediyoruz!
Kobanê’de yaşanan ağır askeri abluka sonucunda kentte sağlık hizmetleri fiilen çökme noktasına gelmiştir. Nüfusun kısa sürede katlanarak artması mevcut sağlık altyapısını tamamen yetersiz bırakmış; hastaneler yalnızca sınırlı sayıdaki acil vakaya müdahale edebilir hale gelmiştir. Planlı ameliyatlar durdurulmuş, laboratuvar ve radyoloji hizmetleri büyük ölçüde işlevsizleşmiştir.
Sağlık hakkı askıya alınamaz. Sivillerin sağlık hizmetine erişiminin engellenmesi uluslararası hukuka aykırıdır
Diyarbakır Tabip Odası olarak;
-Kobanê’ye ilaç ve tıbbi malzeme geçişlerinin derhal ve kesintisiz biçimde sağlanmasını
-Uluslararası insani yardım koridorlarının gecikmeksizin açılmasını,
-Kritik hastalar, gebeler, çocuklar ve acil cerrahi müdahale gerektiren vakalar için güvenli sevk mekanizmalarının oluşturulmasını,
-Oksijen ve temel yaşam destek ekipmanlarının ivedilikle bölgeye ulaştırılmasını
İlk elden mürşit pınar sınır kapısından olacak şekilde talep ediyoruz.
Yaşanan bu tablo yalnızca bölgesel bir insani kriz değil; insan hakları, tıbbi etik ve kamusal sorumluluk meselesidir. Sağlık hizmetine erişimin engellenmesi, sonuçları itibarıyla ağır ve telafisi mümkün olmayan hak ihlallerine yol açacaktır.
Yetkili tüm kurumları ve uluslararası kamuoyunu derhal sorumluluk almaya, insani yükümlülüklerini yerine getirmeye ve sivillerin yaşam hakkını koruyacak somut adımları gecikmeksizin atmaya çağırıyoruz.
Yaşam hakkını ve sağlık hakkını savunmak, hekimlik mesleğinin temel etik sorumluluğudur.
KRİMİNALİZE EDEMEZSİNİZ
SES BARIŞIN VE EMEĞİN YANINDA
SES; savaşsız ve sömürüsüz bir dünya hedefiyle, ülkemizde ve dünyada savaşa karşı kalıcı barışın yaratılmasına katkıda bulunmayı; her tür baskıcı yönetime karşı demokrasinin tüm kurum ve kurullarıyla yerleşmesini sağlamayı amaçlayan, Faşizme karşı demokrasi, emperyalizme karşı bağımsızlık, baskıya karşı özgürlük; ırkçılığa ve şovenizme karşı halkların eşitliği, özgürlüğü ve kardeşliği için mücadele eden bir sendikadır.
SES kurulduğu yıldan beri savaşın halk sağlığı sorunu olduğunu dile getirdi. Filistin işgaliyle başlayan Gazze ablukasında, Ukrayna, Suriye savaşlarında katledilen Ezdi, Alevi, Arap, Türk, Kürt, Slav halkalarının, sesi olduk. İşid barbarlarının Türk askerlerine yaptıklarına da köle pazarlarında satılan, tacize, tecavüze uğrayan kadınların çocukların çığlıklarına da sessiz kalmadık, kalamazdık!
Pandemide iş yerlerimizde 6 Şubat depremlerinde yıkılan kentlerimizdeydik.İş kazalarına sağlıkta şiddette baskı ve mobbinge karşı meslektaşlarımızın yanındayız.
Tüm şube ve temsilciliklerimizle birlikte;trollerin ve ırkçıların, Sendikamızı ve sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini hedef alan saldırılarına karşı susmadık, susmayacağız!
Üyelerimizle dimdik ayakta; iş yerlerimizde, hayatın içindeyiz. Sendikamızı kriminalize etmeye çalışan gerici ve faşist kişi ya da kurumsal açıklamalara karşı; barışın, demokrasinin, emeğin ve emekçinin sesi olmaya devam edeceğiz.
Yaşasın SES!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Kobanê’de siviller kuşatma altında. Kadınlar ve çocuklar soğuk hava koşullarında yaşam mücadelesi veriyor. Acil bir şekilde insani koridor açılmalı ve yardımlar ulaştırılmalıdır.
#KobaniyeİnsaniKoridor
SES; kime ve nerden gelirse gelsin baskıya ve zulme karşı durur. Kocaeli'ndeki sağlık emekçisi kadına yönelik yapılan hukuksuzluğa karşı hangi sendikanın üyesi olduğuna bakmadan SES'li kadınlar örgütü ile birlikte dayanışmada.
SES Var. Umut Var.
#birliğinvedirenişinörgüsü