Fotoğraftaki elleri kelepçeli genç kız, aylarca alziemerli babasını hapisten kurtarmak için canhıraş mücadele eden Sueda. Sonrasında hapise girdi. O hapisteyken, hapiste olan yataklak babası günden güne eriyerek öldü. Cenazesine gelmesine cezaevi yönetimi izin vermedi . Bugün ellerindeki kelepçeler açılmamak üzere bir saat baba evine taziyeye gitmesine izin verildi. Babasının cenazesini elleri çözülmeden telefondan izledi. Kimseye ama hiç kimseye sarılamadı…
önce doğan bebekleri çetelerden korumasını bileceksiniz sonra doğup öyle veya böyle büyüyen çocuğun sokakta arkasına bakmadan yürüyebilmesini sağlayacaksınız, kadına gelince de kadının nasıl doğuracağına hiç karışmayacaksınız
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan:
"Bakanlığımızın normal doğumu teşvik etmesi, cerrahi müdahale yerine normal doğumu özendirmesi sizi niçin bu kadar rahatsız ediyor? Sağlık Bakanlığının görevi bu milletin sağlığını korumak değil midir?"
📌 Açıkça ifade etmek istiyorum ki:
Gayemiz bilimsel veriler ışığında normal doğumun faydalarını toplumumuza aktarmak ve bu konuda farkındalık oluşturacak işlere imza atmaktır.
Hedefimiz elimizdeki tüm imkânları seferber ederek toplumumuzun karşı karşıya olduğu sağlık risklerini önlemek ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmektir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, millî görev addettiğimiz gayelerimiz ve hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla çalışmaya ve daha sağlıklı yarınlar inşa etme gayretinde olmaya devam edeceğiz.
#DoğalOlanNormalDoğum
İstanbul'da yaşayan her bireyin yaşam bilgisi ve yurttaş olma bilgisi ya Galataport gibi tüketim ve gözetim alanlarında şekillenecek ya da Mahir Polat'ın savunduğu gibi toplumsal eşitlik fikri ile kamusallaşacak. Galataport'ta bisiklete binmek bile yasak, ya kazıklanacak ya da ayakta dikilip gideceksiniz. Gazhane, Feshane, Bulgur Palas, İskeleler, Silolar bunların hepsi "üstünde kapalı bir çatısı olan para harcamadan vakit geçirilecek mekanlar". Kısacık zamanda bu mekanlar İstanbul'a dair yaşam bilgimizi, yurttaş olma bilgimizi değiştirdi. Başkalarına ihtimam göstermek için böyle bir yaşam bilgisine ihtiyacımız var.
#MahirPolatSerbestBırakılsın
Rümeysa dersin, Türkiye'deki öğrencilere niye laf etmiyorsun diye çıkışırlar. Türkiye'de öğrenciler ne halde böyle diye isyan edersin, Rümeysa'yı umursamıyorsun bile derler. Bu çocukların hepsi bizim, bunu unutmayın. Kimselerin oyununa gelip de, görüntülerinden dolayı çocukları düşman belleyip, birinin ya da diğerinin kendini ifade etme hakkını gasp edenleri alkışlamayın.
Türkiye'de, öğrencilere yapılanlara ses etmek, hele de devlette görevli isen, zor. İnsanı işinden ederler anında. Amerika'da da buradaki ikiyüzlülüğe ses etmek çok zor. İki ülkede de, "bir dakika burada haksızlık var" değinde dahi, kolaylıkla sosyal hayattan tecrit edilebilirsin ve senelerce çalıştığın kariyerin bir çırpıda sonlanabilir.
Bize düşen, yine de, elden geldiğince, dil döndüğünce yanlışa yanlış diyebilmek. Bu iki ülke ve keza dünyadaki birçok ülke arasındaki benzerlikleri, haksızlıkları, seçici adaleti ve halktaki tepkiyi görmemek için sadece bakmamanız gerekir.
Gencecik bir insanın ölümünden %100 sorumlu olan Zehra Kınık’ı, babasının nüfuzundan dolayı mahkemede böyle koruyan polisler, öğrencilere gelince eyleme katıldı diye işkenceyle göz altına alıyor.
Buyrun size adalet, buyrun size eşitlik.
Rumeysa, a former student of mine, is one of the most genuine, empathetic, and kind-hearted people I have ever known. This is not only outrageous but utterly heartbreaking.
“Bismillah, cihat niyetine” lol.
Cihat artık nefsle, haksızlıklarla mücadele değil de bir story estetiği, latte köpüğünde Allah lafzı aramak falan. Zulme karşı ses yükseltmek zinhar değil; iktidarın gölgesinde büyüyen steril bir imaj.
Ve bu dilin mimarları sadece bireyler değil tabi. Bu dilin mimarı, senelerdir dinin en ağır kavramlarını propaganda aparatına çeviren bir muktedir ordusu.
Cihat ellerinde seçim sloganı, sabır halkı susturmanın yöntemi, şükür yoksulluğa razı etmenin afyonu...
Çakarlarla sağ şeritten giderken otobüste ayakta okul yolu tutan gençliği ‘Allah’ın imtihanı’ ile avutmak…
Cihat dediğin adalet uğruna bedel ödemekti bir zamanlar. Şimdi, eleştiri geldiğinde “bizim kutsallarımıza saldırıyorlar” diye siper alınan bir kalkan...
Yavru ceylan kızım, en büyük cihat, hakikati eğip bükmeden söyleyebilme kudretidir.
Ve bu çağda hakikati söylemek, işte tam da sizin bu pespaye düzeninize, din algınıza karşı durmaktır.
profesyonel bir çekimle, biraz şık giyim ve yine iyi bir editle siz de kamera karşısına geçip konfor alanınızdan dediklerinizin nesnel yargılar olduguna derinden inanarak bu sekilde konusabilirsiniz. her ailenin icinde gibi kadının ana görevlerini de belirlemis 🥳🥳 olur ablaaam