Hekim Hasta Peşinde mi Koşacak!!
Yoksa zorla mı getirecek!!
Hekimin görevi hastaya tıbbi bilgi ve tedavi vermek, yönlendirmektir.. Hastanın kendi sagligini, hayatını ve tedavisini takip etmesi ise kendi sorumluluğudur.
Hasta Hakları Yönetmeliği madde 42/A açıkça belirtmiştir:
"Hasta, hekim tarafından belirlenen sürelerde kontrole gelmeli ve tedavi sürecine katılımcı yaklaşmalıdır."
Yani, Hekim öneride bulunur ve yol gösterir, hasta da kendi sağlığına sahip çıkar.
Ama nerede?
Sosyal hukuk devleti deniliyor ama bu sosyallik hep hastaya çalışıyor, hukuk da sadece hekime işliyor.
Hastaya "kendi sağlığını takip et, kontrole gel" diyen yok!
Hekime ise "ara, çağır, peşinden koş" deniyor.
Sosyal devlet böyle olmaz!
Sosyal devlet, hak kadar sorumluluk da yükler!
Burada hekim hastayı aramış, ulaşmış, bilgilendirmiş.
Hasta "geliyorum" deyip gelmemiş.
Aradan 6 ay geçmiş.
Sonra çıkıp hekime suç atıyor.
Ne yapacaktı doktor? Hastanın kapısına mı dayanacaktı? Kolluk kuvveti gibi zorla mı getirecekti?
Bizler hekimiz, icra memuru veya hakim değil.. zor kullanamayız, kullanmayız..
Hekim hasta mı taşıyacak, hayat mı kurtaracak belli değil!
Panik bildirimi diye kurulan sistemlerde doktor 7/24 sms nöbeti tutacak, doktor gökten bilgiye vakıf olacak.
Oysa hastaya da zaten mesaj gitmiş. Gitmelidir de!
Hastane kayıtlarında hastaya SMS bildirimi yapılmışsa sorumluluk hastadadır! Hekime gitse de gitmese de..
Sonucu öğrenmeyen, kendi sağlığını önemsemeyen birine doktor ne yapabilir?
Bu ceza kararı açıkça hukuka ve adalete aykırıdır.
Bu ceza, yalnızca hekimi değil, hekimlik mesleğini aşağılamaktadır.
Bu ceza asla kabul edilemez, hukuken de iptale mahkum..
Hekime yüklenen bu imkansız sorumluluk da açık bir hak ihlali!
Doktorun görevi bilgi vermektir, sağlığına kefil olmak değil!
Hekim bilgilendirmiş, kusur, gelmeyen hastanın kendisindedir..
Hekim, kolluk kuvveti değildir.
Bugün kesin getirmeliydin diyenler, yarın belki de evinden almalıydın diyecekler.
Hasta kendi sonucunu takip etmenin cehaletindeyse bunun vebali hekimin değil, sistemin acziyetindedir..
@hekim_birligi@saglikbakanligi
17 Nisan 2012. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ersin Arslan’ın Katledildiği Gün.
13 yıl önce, Op. Dr. Ersin Arslan bir hasta yakını tarafından görevi başında öldürüldü. Dr, katilin akciğer kanseri olan dedesini tedavi etmeye çalışmıştı. Ameliyat sonrasında vefat eden dedenin maaşını alamadığı için ölüm bildiriminin yapılmaması için tehdit etmişti Dr. Ersin Arslan'ı. Murat Geceken adlı katil, hain bir pusu kurdu ve doktoru hastanede bıçakla katletti. Yaralı haldeyken bile yanına kimseyi yaklaştırmadı. Bunları yaparken çok profesyoneldi.
Katiline "suça sürüklenen çocuk" dediler.
17 yaşındaydı. 24 yıl ceza aldı, ama uzun sürmeyecek.
Bir gün çıkacak. Belki yakında çıkar?!
2025’in başında, bu kez bir çocuk öldürüldü.
14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi, Kadıköy’de pazarda bıçaklanarak can verdi.
Kendinden büyük iki "SS çocuk" tarafından.
Adalet, sadece yaşa göre değil; yaptığın suça göre işlemeli değil mi?
Ersin Arslan bir hekimdi. Mattia bir evlattı.
İkisi de geri gelmeyecek. İkisinin ailesi de mahvoldu.
Op. Dr. Ersin Arslan'ı ve Mattia Ahmet Minguzzi'yi
saygıyla, öfkeyle ve unutmamak için anıyoruz.
Bakırköy Sadi Konuk Nöroloji Kliniğinde mobbing var. Gerekli incelemeler derhal yapılmalıdır. Mobbing gören tüm meslektaşlarımıza sesleniyoruz kendimize değil mobbing uygulayan sözde doktorlara zarar verelim. Şikayet edelim sosyal medyadan isim isim ifşa edelim #mobbing#suç
Sayfamız @tibbiyelisozluk olarak değerli meslektaşım @menesozel için #freemenesozel etiketini başlatıyor ve tüm hekim camiasında DESTEK İSTİYORUM.
Hekimler dil de bilir,siz konuyu anladınız 👍
Sevgili meslektaşım, sana İsveç’te çalıştığım klinikteki cerrahların çalışma düzeninden bahsedeyim, sen de aslında buraya yazdıklarının sistemsizlik yüzünden oluşan kaos sebebiyle hekimlerin emeklerinin sömürülmesinden ibaret olduğunu, aslında başka bir düzenin mümkün olduğunu bir nebze anlamış ol.
Mesai 7.30 da sabah toplantısı ile başlar. Elektif ameliyat edilecek hastaların zaten programı bellidir, kim ne zaman saat kaçta hangi odada ameliyat edilecek vs önceden planlanmıştır. Onlar o düzen içerisinde ameliyathaneye alınır hazırlıkları yapıl��r.
Servise bakacak ekip ile ameliyat yapacak ekip ayrıdır. Sabah toplantısından sonra ekipler sorumluluk alanına dağılır. Servise bakacak ekip koştur koştur ameliyathaneye yetişme çabasında olmadığı için hastaların sorularının doğru düzgün cevaplanmadığı üstün körü bir vizit yerine bütün hastalarla uzun uzun ilgilenilen bir vizit yapılmış olur çünkü buna vakit vardır. Ameliyat ekibi de böylece sadece o günün ameliyatlarına odaklandığı için daha huzurlu çalışır.
Akşam mesai 16.30 da biter. Çıkarken sistemden çıkış yaparsın böylece o gün 16.50 de çıktıysan o 20 dakikanın ekstra ödemesini alırsın, kimse “cerrahsın kardeşim olacak o kadar” demez.
7.30-16.30 arasında öğle arası hariç günde 8.5 saat çalışmış olursun yani dahili branşlardan günde yarım saat fazla. Pazartesiden perşembeye bu şekilde her gün yarım saat fazla çalıştığın için cuma günü mesai 14.00 de biter, bu şekilde haftada 40 saat tamamlanmış olur. Sen cerrahi branşsın bedavadan erken gelip geç çıkacaksın, bunu bilerek gelseydin, beğenmiyorsan dahili branşa git denmez.
Biz uzun bir süre bu sömürü düzeni içinde çalıştık çünkü büyüklerimizden öyle gördük. Şimdi yeni gelen neslin bir nebze olsun bu sömürü düzenini sorgulamaya çalışmasını “tembel�� yaftası yapıştırıp kesip atmadan önce bir kulak vermeni tavsiye ederim. Emeğin sömürülmediği, hakkının verildiği, huzurla çalışılabilen bir düzen mümkün.