Türkiyə nə elədi, nə oyun çıxardı, axırda ən yaxın müttəfiqində özünə antipatiya yaratmağı bacardı. Azərbaycan sosial mühitində Türkiyəyə dərin məhəbbət var idi. Bir iki günə yarıya endirdilər. Bin yıllık devlet aklı.
Damat Ferit, Sevr’e “hayır” diyen Ali Rıza Paşa’yı küçümseyerek,
“Yalnız kaldınız Paşam.” der.
Ali Rıza Paşa’nın cevabı nettir:
“Ziyanı yok, ben Türk milletiyle kaldım.”
Bu millet, dün olduğu gibi bugün de Damat Feritleri de Ali Rıza Paşaları da not ediyor.
Her Sevr’in bir bozanı vardır!
🔴 #SONDAKİKA | Stüdyoda gergin anlar…
Gazeteci Murat Ağırel ile DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel arasında, terör örgütü elebaşı Öcalan’a “sayın” denmesi üzerinden tartışma yaşandı:
Şehit Talat Paşa: (Ermeni Tehciri hk.)
• Belki bana bugün laf ederler.
• Fakat, bir zaman sonra Türk milleti, beni hayırla yad edeceklerdir.
• Bu işte kimsenin mesuliyeti yoktur, bütün mesuliyet benimdir.
• Bu dünyada herkesin yaşamaya hakkı var da bir tek Türk’ün mü yok?
Sırplar, Osmanlı'nın nimetlerinden en çok faydalanan milletlerden biridir.
Osmanlı'da sadrazamlık dahil devleti resmen en üst kademeden yönettiler.
Sırbistan'ın başkenti olan Belgrad, aslında Macar Krallığı'na bağlıydı. Şehri Macarlar yönetiyordu.
Osmanlı Belgrad'ı Sırplardan değil Macarlardan aldı, Belgrad'ı ihya etti, İstanbul'u rüyasında bile göremeyecek olan önemli bir Sırp nüfusunu İstanbul'a yerleştirdi, İstanbul'daki "Belgrad Ormanları" adını buradan alır. Kısacası Belgrad'daki Sırp varlığı bile Osmanlı sayesindedir.
Sırp Patrikhanesi bizzat Osmanlı'nın desteğiyle, yine bir Sırp olan Sokullu Mehmed Paşa'nın girişimi ve Kanuni Sultan Süleyman'ın onayıyla yeniden kuruldu.
Patrikhane'nin ilk patriği, Sokullu Mehmed Paşa'nın kardeşi Makarije Sokolović oldu.
Fatih Sultan Mehmet'in üvey annesi olan Mara Hatun bir Sırp prensesidir. Fatih fermanlarında ve mektuplarında ona her zaman "Annem" (Validem) diye hitap etmiştir.
Mara Hatun dinini hiç değiştirmedi, Hristiyan (Ortodoks) olarak kaldı. Hatta Fatih'in izniyle Balkanlar'daki ve Kudüs'teki Ortodoks kiliselerinin patrik ve piskopos atamalarında doğrudan söz sahibi oldu. Ve Hristiyan olarak dini ayinle defnedildi.
Sırbistan'a seyahate giden Türk turistler, sanılanın aksine çok hoş karşılanır ve mutlu ayrılırlar. Sırbistan Türkiye'ye vize uygulamadığı için zaten ülkede çok sayıda Türk turist vardır. Buna rağmen video haberde de görüldüğü üzere Türklere ırkçılık yapan "nankör" ve "cahil" bazı Sırplar da vardır. Yazık.
1920 New York görseli böyleyken;
1965’de Türkiye’de Samsun-Trabzon-Edirne gibi büyük şehirlerimizde elektrik dahi yoktu.
İlk elektrik ise zaten 1925’de Ankara’ya gelmişti.
Ülkenin 100 yılda gelişimini her küçümsediğinizde aklınıza alttaki görsel gelsin.
Etyen Mahçupyan bilmiyor mu kurulacak yeni partinin kadrosundan bahsettiği gibi bir Kemalizm falan çıkmayacağını? Bal gibi biliyor.
Peki ne yapıyor? Arog'daki meşhur "En ufak medeniyette alayınızı yakarım." konuşması gibi, "En ufak cumhuriyetçiliğinizi görürsek hepinizi Kemalist, faşist diye fişleriz!" mesajı veriyor.
Baskıya şimdiden başlıyor ki ortaya çıkacak parti eylemde değil söylemde de olsa Cumhuriyet'in kurucu değerleri, ulus devlet, Atatürk muhabbetine fazla girmesin.
Bugünlere gelinmesinde büyük payı olan bu insanları hâlâ değerli entelektüel diye pazarlıyorlar bu ülkeye ve hâlâ bir değeri varmış veya memlekete bir hayrı olabilirmiş gibi ne dediklerini konuşuyoruz.
Böylece Mahçupyan gibi normal bir ülkede utancından insan içine çıkamaması gereken beyefendiler, hanımefendiler (sebepler malum, tekrar uzun uzun yazmayalım), hâlâ muteber isimlermiş gibi Türk siyasetine yön ve nizam vermeye çalışıyor.
Cosplay olarak yaptığı şivesiyle “Cumhırıyitin ni hiyrini girdik” diyen Apo’nun çantacısına taziye için birbirini ezen sanat sepet tayfası IG’de tumturaklı Atatürk postları atmaya başlamış. Dünyanın hiçbir yerinde bunlardan daha omurgasız bir güruh yok.