İşçi Gençlik El Ele
Tam Bağımsız Türkiye!
"gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan" bir ülke ve dünya için 1 Mayıs'ta alanlardaydık.
Yaşasın #1Mayıs!
Bağımsızlık, özgürlük, adalet ve emek için Tandoğan'dayız!
Yaşasın işçiler, yaşasın Sosyalist Cumhuriyet Partisi! Yaşasın 1 Mayıs!
#1Mayıs#1MayıstaAlanlardayız
1 Mayıs'ta Bağımsızlık, Özgürlük, Adalet ve Hukuk için; Emeğimizin ve Alın terimizin karşılığını almak için alanlarda olacağız. #1Mayıs
SCP Ankara İl Örgütü olarak saat 11.30'da AKM Metro Durağı Çıkışındayız!
BAĞIMSIZLIK, ÖZGÜRLÜK, ADALET EMEK İSTER!
HAYDİ 1 MAYIS’A!
Ekonomik, siyasi, sosyal ve ahlaki olarak büyük kırılmaların eşiğinde 1 Mayıs’a gidiyoruz!
Ülkemizi kuşatan emperyalist çetenin daralan ulusal bağımsızlığımızı tehdit ettiği, silahlarını ülkemize çevirdiği günlerdeyiz.
Üniter devletimizi parçalamak amacıyla şer kuvvetlerin fink attığı günlerdeyiz.
ABD, İsrail ve Yunan-Rum üçlüsünün Mavi Vatan’ı silahlı olarak tehdit ettiği günlerdeyiz.
Derinleşen ekonomik krizle emekçilerin daha ağır sömürülere maruz kaldığı, yağmacı mafyanın vurgunlarını katladığı günlerdeyiz.
İşçi sınıfımızın sorunlarının derinleştiği, anayasal sendikal haklara yönelen saldırıların arttığı günlerdeyiz.
Sefaletin de altına itilen emeklilerin, sokağa çıkamaz hale getirildiği günlerdeyiz.
23 yıldır iktidardaki AKP’nin, Başkanlık sistemiyle birlikte iktidarda kalabilmek için gayri meşru yöntemler uyguladığı; demokrasiden, hukuktan ve sosyal hayattan kalanları tasfiyeye yöneldiği günlerdeyiz.
Ülkemizin mafya cennetine dönüştüğü, mafyaların sokaklara indiği, can ve mal güvenliğinin tehdit edildiği günlerdeyiz.
İrticanın laik demokratik sistemi tehdit edecek düzeye geldiği, tarikatların büyük sermaye ile yarışacak kadar zengin edildiği günlerdeyiz.
Ülkemize mülteci getirilmesinin, ulusal güvenliğimiz, işgücü piyasası, sosyal ve kültürel dokumuz için tehdit boyutuna ulaştığı günlerdeyiz.
Vahşi kapitalizmin doğası sayılan vergi adaletsizliğinin, yağmacıların lehine, emekçilerin aleyhine daha da büyütüldüğü günlerdeyiz.
Tüm bunlarla beraber ve tüm bunlara karşı, başta üniversite gençliği olmak üzere halkımızın geniş kesimlerinin ayağa kalktığı ve AKP iktidarının uygulamalarına karşı direnişe geçtiği günlerden geçmekteyiz.
Bağımsızlık ve ekmek sorunu hiç bu kadar iç içe geçmemiş, bağımsızlığı ve üniter sistemi tehdit eden sebepler yağmacı mafya ile bu kadar örtüşmemişti.
Laikliği ve demokrasiyi tehdit eden olgular, can ve mal güvensizliği ve toplumsal çürüme ile bu kadar iç içe geçmemişti.
Demokrasi ve hukuk, hakların güvencesi, değer paylaşımı, sosyal ve kültürel huzur ile bu kadar ilgili olmamıştı.
En temel insanlık haklarının, yaşama, barınma, çalışma haklarının bile yasada, hatta anayasada olmasının yetmeyeceği; yasaları korumanın bile mücadele gerektireceği düşünülmemişti.
1 Mayıs’a bu koşullarda gidiyoruz.
Birleşerek ayağa kalkıldığında bütün karanlıkları dağıtacak güçteki işçi sınıfımızın önderlerine, sendikacılarımıza görev düşmektedir.
Ülkemizin 150 yıllık demokrasi ve aydınlanma birikimine, Cumhuriyet devriminin büyük birikimine görev düşmektedir.
Büyük acılar, yoğun acemilikler sürecinden geçen, dünya sosyalist hareketinin deneyimleriyle de yoğrulan Türkiye’nin sosyalist birikimine görev düşmektedir.
Bütün bunlar sorunlarımız, doğru. Ancak unutmayalım ki içine girdiğimiz bütün bu sert süreçler, aynı zamanda vahşi kapitalizmin bütün seçeneklerini tükettiğini de göstermektedir.
Karanlığın en koyu zamanı, sabahın arifesidir.
Yeniden bağımsız, laik, demokratik, halkçı ve kamucu Türkiye’yi kurabilmek için ülkemizin birikimi fazlasıyla vardır.
Arkada başardıklarımıza, %99’u vatansever, %80’i emekçi olan halkımıza bakmak yeter.
Sosyalist hareketin ilişkilerini hızlandırması gerek.
Kemalistlerin sosyalistlerle iş birliğini artırması gerek.
İşçi sınıfımızın önderlerinin o destansı günleri, Emek Platformu günlerini hatırlaması gerek.
#1Mayıs
23 Nisan'da bayraklarımız ve sloganlarımızla “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye!” mücadelesini yükseltmek için 1. Meclis’ten Anıtkabir’e yürüyoruz!
Tarih: 23 Nisan 2025 Saat: 16.00
Buluşma: Gençlik Parkı Opera Girişi #23Nisan
Yaşasın Emekçi Cumhuriyet
Yaşasın Devrimci Cumhuriyet
Kahrolsun Cumhuriyet Düşmanları!
Değerli Ankaralılar, dostlar;
Güvenpark’ta, Saraçhane’de, ülkenin dört bir yanında meydanları dolduran Cumhuriyetçiler, yurtseverler;
ODTÜ’de, Hacettepe’de, İstanbul Üniversitesi’nde, Galatasaray’da kampüslerde direnen arkadaşlar;
Ülkemizi aydınlık yarınlara taşıyacak yoldaşlar, merhaba!
Soma’da, İliç’te, kaybettiğimiz maden işçilerinin öfkesi bu meydanlarda,
Kadın cinayetlerinde kaybettiğimiz kadınlarımızın öfkesi bu meydanlarda,
6 Şubat Maraş Depreminde, Kartalkaya’da, Çorlu’da, iktidarın ihmali sonucu kaybettiğimiz yurttaşlarımızın öfkesi bu meydanlarda,
Ali İsmail Korkmaz’ın, Berkin Elvan’ın, Abdullah Cömert’in, Mehmet Ayvalıtaş’ın, Ethem Sarısülük’ün, Ahmet Atakan’ın, Gezi direnişçilerinin öfkesi bu meydanlarda,
102 yıl önce emperyalist işgalcileri bu topraklardan defederek Cumhuriyeti kuranların, Mustafa Kemallerin öfkesi bu meydanlarda,
Değerli dostlar,
ABD-NATO emperyalistlerinin işbirlikçiliğini yürüten AKP-MHP ittifakı, ülkemizi karanlığa sürüklemektedir.
Karşı-devrimci iktidar, ülkemizin bağımsızlığını ve halkımızın özgürlüğünü gasp etmekte, kurduğu saray rejimi ve siyasallaştırdığı yargı sistemiyle bu ülkenin yurtseverlerine sopa sallamaktadır.
Bu halk sizin sopanıza boyun eğmez!
Bu gençlik sana biat etmez Ey Tayyip Erdoğan!
Diplomalarımıza da, geleceğimize de, memleketimize de sahip çıkacağız!
Mevcut iktidarda cisimleşen Mafya-Tarikat-Sermaye düzenini hep birlikte yıkacağız dostlar,
Emekçilerin, gençlerin, kadınların, halkın Devrimci Cumhuriyeti’ni kuracağız!
102 yıl önce halkın örgütlü mücadelesiyle direne direne kazandık Cumhuriyeti, yine kazanacağız!
Bu mücadele yüz yılları aşan bir mücadele dostlar,
Resneli Niyazilerden, Mustafa Kemallerden, Mahirlerden, Deniz’den, Ali İsmaillerden bugüne ulaşan bir mücadele.
Sabırla, inatla, dayanışarak, hep birlikte vereceğiz bu mücadeleyi!
Büyük Devrimcinin o sözünü asla unutmayacağız: “Milleti kurtaracak olan yine milletin azim ve kararıdır.”
Bizi kurtaracak olan azim ve kararımızdır arkadaşlar.
Tayyip’in bir hesabı varsa, karşı-devrimcilerin bir hesabı varsa bu milletin de devrimcilerin de bir hesabı var.
Sendikalarımızı genel greve,
Öğrenci arkadaşlarımızı diplomalarını çalan rektörlere karşı boykota,
Halkımızı direniş meydanlarına davet ediyoruz.
Bu azimle, bu kararlılıkla hepinize en içten dayanışma duygularımızı iletiyoruz.
Yaşasın Emekçi Cumhuriyet
Yaşasın Devrimci Cumhuriyet
Kahrolsun Cumhuriyet Düşmanları!
Partimizin kürsüden okuduğumuz bildirisi
23.03.25, Güvenpark.
Gençlerimizi, gazetecilerimizi, halkımızın iradesini zindanlara atan ve talana, sömürüye, mafyaya, tarikata sırtını dayayan, bir karşı devrim "hukuku"; emperyalizmden, gericilikten, sömürü düzeninden aldığı güçle vatanın bağrına hançerini saplıyor.
Cumhuriyete saldırılar arttıkça; yoksulluk, yolsuzluk, adaletsizlik yükseliyor.
Masumlar zindanlara atılırken, meydan suçlulara, işbirlikçilere kalıyor.
Vatanımızı çözülmeye götüren, halkımızı esaretle sindirmeye çalışan bu hayâsız akının karşısında halkın ve tüm yurtsever güçlerin birlik ve kararlılıkla hareket etmesi zorunludur.
Vatanımızın geleceğini bu karanlık zihniyetin elinden almak için, Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye için vatanımızı savunacak, ayağa kaldıracak ve Devrimci Cumhuriyeti kuracağız.
Cumhuriyet Değil AKP Yıkılacak!
#TimurSoykanaÖzgürlük
#MuratAğıreleÖzgürlük
Gericiliğin ve bölücülüğün el ele vererek, terörist başı Abdullah Öcalan’ın sözde çağrısını kamuoyuna açıklanmasına karşı;
SCG saflarından bildiriyoruz:
Söz konusu girişim Türkiye’ye ve emekçi halkımıza “silahsız (!)” bir saldırıdır!
Gericiliğe ve bölücülüğe GEÇİT VERMEYECEĞİZ!
Ya emperyalizmin köle düzenine boyun eğeceğiz ya da devrim ateşini harlayacağız!
Yoksulluğa, sömürüye ve ihanete karşı ayağa kalkma zamanı! Bağımsız bir Türkiye için omuz omuza verelim! Örgütlenelim, direnişi büyütelim ve kazanmak için hep birlikte Sosyalist Cumhuriyet Partisi’nde buluşalım!
#SCPyeKatıl
Mafya Tarikat Sistemi
Geleceğimize Saldırıları Sürdürüyor!
Mafya Tarikat sisteminin toplumu "kulluk ve fedailik" anlayışı ile dönüştürme çabası, eğitimde de kendini göstermeyi sürdürüyor. Eğitimin bilimsel, laik ve kamucu niteliklerini yok eden AKP iktidarı, ÇEDES ile başlayan "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ile ilerleyen adımlarla "kulluk" anlayışını ilkokullardan liselere kalıcılaştırmaya çalışıyor. Tarikatlarla protokol imzaladığını meclis kürsüsünden göğsünü gere gere söyleyerek Cumhuriyet'e düşmanlığını ilan eden Yusuf Tekin'in yeni icraatı gündemi meşgul ediyor. Ülkü Ocakları adlı yapıyla MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü'nün imzaladığı iddia edilen protokol, faşist unsurların ve Cumhuriyet düşmanı düşüncelerin okul sıralarına boşuna sokulma çabasıdır.
Daha önceleri, Anayasal ve yasal görev-sorumluluklarını unutan (!) okul yönetimleri tarafından sınıflara sokulmaya çalışılan Ülkü Ocakları denen cumhuriyet ve bağımsızlık düşmanı yapının sözde reisleri; bu kez de protokoller ile resmileştirilmeye çalışılıyor. Söz konusu adımlar saray iktidarının, MHP'ye koçbaşlığı yaptırdığı "Öcalan" açılımı için verdiği sus payıdır. İktidarın çıkar kavgasına da Mafya Tarikat sisteminin ideolojik dönüştürme projesine de eğitim kurban edilemez!
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 42. Maddesi de 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu da gayet açıktır. Milli eğitimin niteliklerini gasp etmeye çalışan bu adımlar yok hükmündedir.
Unutulmamalıdır ki:
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür gençler Atatürk ilke ve devrimlerine; Türk milli eğitiminin düzenlenmesinde esas olan amaç ve ilkelere sonuna kadar bağlıdır! Bilimsel, laik, kamucu ve ücretsiz eğitim herkes içindir!
Altı aylık mücadelenin sonunda Polonez işçisi kazandı!
Bu zafer, işçi hareketimize önemli deneyimler kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda işçi sınıfı tarihine değerli bir katkı sağlamıştır. Polonez işçisinin kararlı duruşu, gelecekteki mücadelelere ilham verecek bir örnek olacaktır.
Bu anlamlı başarıya katkı sunan tüm Polonez işçilerini ve @tekgida Tekgıda-İş Sendikasını yürekten kutluyoruz.
Mücadele eden kazanır!
İhanet Masası: ABD'nin Kuklaları Yeniden Sahneye Çıkıyor!
Cumhur İttifakı, DEM ve Öcalan 'ın ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) uygulamaya koyması, Türk milletine karşı işlenen ihanetlerin yeni bir halkasını oluşturuyor. Dün güya açılım politikalarını eleştirip meydanlarda sözde milliyetçilik nutukları atan MHP, bugün AKP ile birlikte ABD politikalarının başrol oyuncusu olarak karşımızda.
Ergenekon Tertiplerini Unutmadık!
ABD’nin planlarını hayata geçirmek için düzenlenen Ergenekon tertipleri, Türk ordusunun vatansever komutanlarını ve aydınlarını hedef almıştı. Açılım sürecine zemin hazırlamak adına, kumpas davalarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri etkisizleştirilmiş, vatanseverler hapishanelere atılmıştı. Bugün aynı ihanetin devamını AKP ve MHP ortaklığı ile yürütüldüğünü görüyoruz. Habur rezaletinden Dolmabahçe mutabakatına kadar yaşananlar hafızamızdadır.
MHP’nin İkiyüzlü Tutumu!
Dün açılım politikalarını eleştiren MHP, bugün AKP ile birlikte aynı masada ABD’nin BOP projesine hizmet ediyor. Dün milliyetçiliği ayaklar altına alanları eleştirirken, bugün aynı ihanetin uygulayıcısı. MHP projede hangi rol verilirse onu oynuyor.
Kürt Meselesi ABD’nin Projeleriyle Çözülmez!
ABD’nin açılım planları, Türk milletini bölmeyi, Kürt halkını emperyalizmin piyonu haline getirmeyi ve bölgemizde ikinci bir İsrail devleti kurmayı hedeflemektedir. Kürt sorununun çözümü, emperyalizme, feodalizme ve teröre karşı verilen bağımsızlık mücadelesindedir.
Türk Milleti Uyanık Olmalıdır!
Türk milletini, Cumhur İttifakı’nın ve DEM’in ABD güdümlü planlarına karşı uyarıyoruz. Bu masa, Türk milletinin menfaatine değil, emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmektedir. Açılım sürecinin yolunu açmak için kurulan Silivri mahkemelerini, sahte belgeleri ve tertipleri unutmadık! Bu ihanet, milli birlik ve beraberlik yalanlarıyla örtülemez.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak, halkımızı bu ihanet politikalarına karşı mücadeleye, dayanışmaya ve bağımsızlığımızı savunmaya çağırıyoruz. Türk milleti, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin hesaplarını bozacak güce sahiptir!
#ABDKuklalarıSahada
"Asgari Değil, İnsanca Yaşamı Savunuyoruz!"
10 Aralık 2024 tarihinde başlayan Asgari Ücret Tespit Komisyonu görüşmeleri, beklentilerin altında kalan oranların dillendirilmesiyle başlamıştır. Türkiye, her yıl aynı çıkmaza sürüklenmekte; milyonların geçim sorunu, sözde zam tartışmalarıyla görmezden gelinmektedir. Ekonomik krizin her geçen gün daha da derinleştiği ve asgari ücretin yaygın bir geçim ücreti haline geldiği bu dönemde, AKP iktidarının popülist ve gerçekçilikten uzak politikaları, ücretli çalışanların yoksulluğunu derinleştirmektedir. Bu düzen sürdürülemez!
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek adeta aynı ağızdan konuşmaktadır. Türk işçisini, Türk-İş’in belirlediği yoksulluk sınırının altında bir ücrete mahkûm eden bu zihniyet, emeği hiçe saymaktadır. Merkez Bankası Başkanının ABD’de yatırımcılara asgari ücret artış oranlarını açıklaması, Türkiye’nin ekonomik egemenliğini hiçe saymaktır. Bu bir teslimiyet ilanıdır! Asgari ücreti belirlemek, IMF’nin, Merkez Bankası’nın ya da Standard & Poor’s’un görevi değildir! Türk milletinin alın teriyle geçinen işçiler, uluslararası sermayenin insafına bırakılacak bir meta değildir!
Asgari ücret, yalnızca milyonların geçim standardını belirleyen bir unsur değil, aynı zamanda ekonomide pek çok kalemin temel belirleyicisidir. Ancak AKP, bu kadar hayati bir konuyu dahi kendi keyfiyetine göre yönetmektedir. Vergilerde yapılan yeniden değerleme artış oranları bile asgari ücret artışı için öngörülen oranların üzerindedir. Bu, halkı sefalete iten bilinçli bir politikanın sonucudur. Eğer ücretlerden alınan vergiler, ücret artışlarını aşıyorsa, bu yalnızca büyük bir adaletsizliği değil, hükümetin halkımıza duyarsızlığını da ortaya koymaktadır.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, adeta bir orta oyunu haline getirilmiştir. Sanki demokratik teamüller yerine getiriliyormuş ve taraflar mutabakata varıyormuş gibi yapılmakta, ancak nihai kararı Cumhurbaşkanı kendi uygun gördüğü şekilde açıklamaktadır. Bu kara düzen pazarlık oyunu derhal sona erdirilmeli ve asgari ücret, en düşük memur maaşına eşitlenmelidir!
Sosyalist Cumhuriyet Partisi, halkçı bir ekonomik modelin uygulanmasının artık kaçınılmaz olduğunu vurgulamaktadır. Giderek derinleşen yoksulluğun çözümü, halkçı, devletçi, üretimi esas alan bir kalkınma planında yatmaktadır. Çözüm, bu sömürü düzenini yıkmak ve işçi sınıfından yana yeni bir toplumsal düzen kurmaktır. Türkiye işçi sınıfının örgütlü mücadelesiyle insanca bir yaşam mutlaka kazanılacaktır!"
#asgariücret
Sosyalist Cumhuriyet Partisi Ankara İl Örgütümüz Direnişteki İşçileri Ziyaret Etti
Sosyalist Cumhuriyet Partisi Ankara İl Örgütümüz, Çayırhan’daki direnişteki işçileri yalnız bırakmadı. Emekçilerin haklı mücadelesine destek olmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz ziyaret, Cumhuriyetin kazanımlarını savunma ve işçi sınıfının haklarına sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha ortaya koymuştur.
Çayırhan, yalnızca bir termik santral değil, aynı zamanda Cumhuriyetin bağımsızlık ve üretim ideallerinin sembolüdür. Burada verilen mücadele, geçmişteki talanlara karşı halkın öfkesinin ve direncinin ifadesidir. İşçiler, sadece bugünün değil, tüm geçmişin hesabını soruyor ve devrimci adaletin yeniden tesis edileceği bir hesaplaşma için mücadele ediyor.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak, işçi sınıfının hakları için, halkın iradesiyle inşa edilecek bir adaletin savunucusu olmaya devam edeceğiz. Direnişin yanındayız ve emekçilerin mücadelesiyle kazanılacak bir geleceği inşa edeceğiz!
#CayırhanTermikSantrali
@tr_madenis@KcGrkn@scpankara
Bedenen aramızdan ayrılışının 86. yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü mücadelemizin devrimci özüyle anıyoruz.
"Hain sinsi ve korkak aynı düşmana karşı" savaşmaya devam ediyoruz.
Emperyalizm yıllardır içerideki iktidar sahipleri ile çıkarlarını birleştirmekte, yurdumuzu talan etmekte, kanımızı dökmekte ve geleceğimizi karanlığa mahkûm etmeye çalışmaktadır.
"Yeni Anayasa" ile yurdumuzu ve Cumhuriyet'imizi yok olma tehlikesi ile karşı karşıya getirecek plan devreye girmiş bulunmaktadır.
Bizler Cumhuriyet'in devrimcileri olarak,
tarihin çarkını çevirmeye devam edeceğiz.
Yurdumuzu ve Cumhuriyet'imizi
devrimci köklerimizden gelen bilinç ve güçle geleceğe taşıyacağız.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kuvayi Millîye şehitlerimiz olmak üzere, tüm halkımıza sözümüzdür!
#OnKasım
#Atatürk
Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye'yi kurma mücalesindeki azmimizle ve kararlılığımızla tüm halkımızın Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyoruz.
#29EkimCumhuriyetBayramı
YURTSEVERLERİ CUMHURİYET MEVZİSİNDE MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ!
Meclis’te Bahçeli’nin yaptığı çağrı "çözüm süreci" değil, çözülme ve ABD emperyalizmine teslim olma sürecidir.
Yeni Anayasa planı ve son olarak Öcalan ile ilgili açıklamalar da göstermektedir ki AKP-MHP bloğu başta ekonomik çöküş, sonrasında da savaş koşulları ile keskinleşen saflaşmada taraflarını net olarak ilan etmiştir.
AKP-MHP bloğu, iktidarlarını devam ettirmek adina her türlü tavizi vermeye hazır olduğunu ispatlamaktadır. Son dönemde gerçekleşen açıklamalar, ülkemizin ABD'nin talepleri doğrultusunda bölgesel olarak İran’a karşı ABD'nin ileri karakol görevini üstlendiğini ayrıca anayasa değişikliği ile de federatif bir bölünme formülünün devreye sokulduğunu göstermektedir.
Öcalan'ın, TBMM’de konuşmasını ve bu kadar geniş bir "yeni anayasa korosu"nu ancak ABD tezgahlayabilir. AKP - MHP - CHP - DEM - HÜDA PAR, TBMM'de yer kaplayan ABD temsilcileridir.
Türkiye'nin ve Türk milletinin devrimcileri olarak sorumluluklarımızı biliyoruz. Ülkemize yönelen tehditlerin farkındayız. Bu bilinçle ülkemizin ihtiyacı olan tehditleri alt edecek bir iktidar formülünü yaratmak, Sosyalistlerin ve Kemalistlerin devrimci birliğini sağlamak ve karşı-devrimci saldırıyı püskürtmek için tüm yurtseverleri Cumhuriyet mevzisinde mücadeleye çağırıyor, Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak bu görev sorumlulukla hareket edeceğimizi milletimizle paylaşıyoruz.
Fethullahçı Gladyo'nun elebaşı Fethullah Gülen'in, ait olduğu yerde öldüğünün haberini almış bulunmaktayız.
ABD eliyle, 60 yıldır besleyip büyütülen, birçok komplo, tertip ve suikast örgütleyen, devletin ve toplumun her yerine sızan bu Gladyo örgütünü bir dönem iktidara taşıyan Cumhuriyet düşmanları hâlâ oldukları yerdeler. Bu hesap kapanmamıştır.
Bugün de Cumhuriyet’imize kast eden, tarikat örgütlenmesinin önünü açan, suikastler tertipleyen Süpernato ve uzantıları ile mücadeleye devam ediyoruz.
Bu mücadelenin haklı zemini, FETÖ ve benzerlerinin panzehiri; Cumhuriyet Devrimi'dir. Devrimlerimizi daha ileriye taşıyarak, ülkemizin bağımsızlığı, emeğin kurtuluşu yolunda, aydınlık Türkiye hedefiyle vatan, emek ve cumhuriyet cephesini büyüteceğiz. Gericiliği, bölücülüğü ve emperyalizmi ülkemizden kovacağız.
Başta Fethullahçı Gladyo tertiplerinde ve onlarla mücadele içinde kaybettiğimiz, bu uğurda bedeller ödeyen yurtseverler olmak üzere tüm milletimize sözümüzdür!