İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in başkanlığını yaptığı Sosyalist Enternasyonal, mutlak butlan kararıyla ilgili açıklama yaptı:
🔴Mutlak butlan kararı, tamamen hukuka aykırı bir karardır.
🔴Özgür Özel ve CHP’nin seçilmiş yönetimiyle dayanışma içerisindeyiz.
🔴Bu karar, Türkiye’nin demokratik sistemine indirilmiş bir darbedir.
🔴Ekrem İmamoğlu ve birçok muhalif belediye başkanı, sürekli olarak anayasal baskı ve sistematik zulüm altındadır.
4 senedir ailemden, canım kızım Vera’dan uzak bir bayram geçiriyorum.
Bu Bayramın dünyamıza barış, ülkemize adalet, herkese sağlık ve huzur getirmesini dilerim.
Ramazan Bayramı’mız mübarek olsun.
Bugün 196. kez Vera ile birlikte Tayfun’u cam ardından 1 saat görmek için Silivri’deydik.
Tayfun’un alnındaki kabuk tutmuş yarık yaralarına, kemikleri çatlamış eline dokunamadık bile…
Tüm kamuoyu ile paylaşmak isterim;
Adli Tıp Kurumu yetkisi gereği kişilerin adil yargılanıp yargılanmadığı ile ilgilenmez;
hukuken gerçek suçlular haklarında verilmiş cezaları sağlık koşullarından bağımsız olarak hayatlarının son günlerine kadar çekmek zorundadır.
Adli Tıp Kurumu ancak ve ancak hayatlarını tek başına sürdüremeyecek ve son günlerini yaşayan kişiler hakkında onlara refakat edecek yakınları cezaevine alınamayacağı için tahliye ile infaz erteleme kararı vermektedir. Bu koşulda dahi kişiler iyileşmeleri halinde cezaevine geri dönerek infazları devam etmektedir.
Bu nedenle, Adli Tıp Kurumu’na herhangi bir başvurumuz yok ve olmayacak.
Evet, Tayfun 22 senedir Multiple Skleroz hastası ve şu anda hastalığı akut atak döneminde;
ancak Tayfun Allah’a çok şükür ki ölüm döşeğinde değil ve ömrünün son günlerine kadar cezaevinde kalması gereken azılı bir suçlu değil.
Anayasa Mahkemesi kararı ile hukuken de tescillendiği üzere Tayfun adil yargılanmamış, suçlu olduğuna dair hakkında en ufak bir delil olmayan masum bir insan ancak dahası bu insan MS hastası.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti ise ve Anayasamız yürürlülükte ise olması gereken;
ikinci AYM başvurumuzun ivedilikle karara bağlanması, derece mahkemesinin Anayasa’ya uyması, Tayfun’un yeniden ve bu kez adil yargılanmak üzere tahliye edilerek tedavisinin de hastane ve ev koşullarında sağlanmasıdır.
Neredeyse 4 senedir eline bir çakıl taşı alıp kimseye fırlatmamış masum bir insan ailesinden, ilk ve tek çocuğundan mahrum, sağlığı ile de sınanır haldedir.
Başta tüm hukukçular, tüm siyasi parti genel başkanları ve TBMM çatısı altında görev yapan tüm milletvekillerine sesleniyorum;
Adalet istiyoruz.
Adaletten başka bir şey istemiyoruz.
Eşim Tayfun Kahraman, yıllardır tedavisini üstlenen hekimlerin gözetiminde olacak.
Bu süreç boyunca bizlerin yanında olan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca bu zorlu süreçte her türlü kolaylığı ve bilgilendirmeyi sağlayan Marmara Kapalı Cezaevi idaresi ve Adalet Bakanlığı yetkililerine de teşekkür ederim.
Haklılığımız ve masumiyetimiz apaçık ortadayken, Anayasa Mahkemesi’nin kararı tartışmasız bir biçimde önümüze konmuşken tüm bunların yaşanmasından dolayı büyük bir keder duyuyorum.
Artık adalet bizim için bir yaşam hakkı meselesidir...
Müvekkilim Tayfun Kahraman’ı az önce hastanede ziyaret ettim. Kendisi geçirmekte olduğu MS atağı nedeniyle tedavi edilmek üzere hastaneye yatırılmıştır. Müvekkilim her zamanki güçlü duruşunu korusa da, sağlık durumunun vahameti ortadadır.
Geldiğimiz aşamada Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmaması nedeniyle fiilen tutuklu bulunan müvekkilimin, sağlığında geriye dönüşü olmayan hasarlar oluşmaması için bir an önce tahliye işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekiyor.
Yeniden yargılama kararının yerel mahkeme heyetince uygulanmamasıyla başlayan hukuki kriz, hayati bir krize haline gelmiştir.
Bugüne dek her türlü hukuki yolu kullandık, kullanacağız. Ancak yasaların uygulanmasını bir kez de buradan zorunlu olarak talep ediyoruz. Bir an önce Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmalı.
@tayfun_kahraman@de_meric
Herkese Merhabalar,
Anayasa Mahkemesi’nin hakkımda verdiği ihlal kararının uygulanmamasından bu yana kamuoyuna hiç konuşmadım. Bu süreçte sessiz kalmayı, hukuka olan inancımı ve sabrımı korumak için bilinçli olarak tercih ettim.
Ancak bugün ikinci kez Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak hakkımdaki kararın uygulanması talebinde bulunduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Evet, 4 senedir Silivri’deyim; adil yargılanmadığım ve masum olduğum AYM kararı ile tescillendiği halde evime, Vera’ma dönemiyorum ve bu ancak yaşayanın anlayabileceği kadar zor ama dilerim bu hatadan bir an evvel dönülür ve hiç kimse bir daha bunu yaşamaz.
Yaptığım başvuru, yalnızca benim özgürlüğüm veya kişisel hak arayışımdan ibaret değildir. Tam tersine, hepimizin ortak ihtiyacı olan hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığıyla ilgilidir.
Bugün bu karar benimle ilgili olabilir; yarın bambaşka bir yurttaşla ilgili olabilir. Haksızlığa uğrayan kim olursa olsun, onun yanında durabilme iradesini gösterebildiğimiz ölçüde bu ülkede hepimizin güvende olacağına inanıyorum.
Her siyasi görüşten, her partiden, her düşünceden insanın hukuk karşısında eşit olduğu bir düzeni savunmak hepimizin ödevidir. Adaletin kimliğe, dünya görüşüne, oy tercihlerine göre değişmemesi gerekir.
Bu nedenle çağrım, yalnızca bana destek verilmesi çağrısı değildir; hepimizin güvenliğini sağlayan hukuk devletinin korunması için bir arada durma, doğru tarafta olma çağrısıdır.
Yaşadığım süreç zor, yorucu ve kimi zaman yıpratıcı oldu. Ancak umudumu hiç kaybetmedim. Bu umudu bana ailem, dostlarım, dayanışma gösteren herkes verdi. Şimdi herkesi bu dayanışmayı, kişisel bir haksızlığa değil, ülkemizde adaletin 86 milyon tarafından güvenilir biçimde tesis edilmesi için büyütmeye davet ediyorum.
Ben ve ailem adaletsizlik ve haksızlığın acısını yaşadık, yaşıyoruz.
Bu acıyı kimsenin yaşamamasını istiyorum. Kimse bunu hak etmiyor.
Evladım Vera başta olmak üzere, bizden sonraki tüm nesiller için adil bir düzen istiyorum.
Bu isteğe herkesin tüm başka aidiyetlerini geride bırakarak, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ortak olmasını diliyorum.
Allah kimseyi masumiyetini müdafaa etmek zorunda bırakmasın.
Müvekkil Tayfun Kahraman için İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararına karşı yaptığımız itirazımız İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
Gerekçe olarak da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararının 6216 SY kapsamında değerlendirildiği ve hukuka uygun bir karar verildiği şeklindedir. Dilekçemizde saymış olduğumuz hiçbir gerekçemiz cevaplanmadığı gibi hızlıca hukuka aykırı bir karar verilmiştir.
Tekraren belirtmek gerekir ki Anayasa 153. maddesi "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar."hükmüne amirdir. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasında hiçbir kişi ve kurumun takdir hakkı yoktur. Verilen bu kararlar apaçık şekilde devletin kurucu metni olan anayasanın apaçık ihlalidir.
Bu aşama sonrasında tekrar Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak "vermiş olduğunuz karar yok sayılmakta sizin varlığınız tanınmamakta ve bu bizim için olduğu kadar sizin için de bir hak ihlalidir" diyeceğiz.
Anayasa Mahkemesi kararına uymamak sadece müvekkil özelinde değil, her vatandaşın, hukukçunun, siyasinin anayasal güvencesini ihlal etmektedir.
Umarım bu yanlıştan bir an önce sağduyulu yargı mensuplarımızca dönülür. Hukuk herkes ve her şey için lazım.
Bugün 186. kez Vera ile birlikte Tayfun’u cam ardından 1 saat görmek için Silivri’ye gidiyorum.
Bugün diğer günlerden, önceki ziyaretlerimizden farklı.
13. Ağır Ceza Mahkemesi kararına karşı yaptığımız 32 sayfalık itirazımız 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gündem yoğunluğu içinde 2 satırda reddedildi.
Yıllardır tüm kamuoyuna Tayfun’un cebir ve şiddetle hiçbir alakasının olmadığını, masumiyetimizi anlattım, belgeledim.
Anayasa Mahkemesi de bu gerçeği hukuken doğruladı, belgeledi.
Ülkemizde, devletimizin varlığını, bekasını koruyan Anayasamız yürürlüktedir; Anayasa Mahkemesi’nin de esastan aldığı kararlar teknik ya da siyasi bir tartışmaya açık değildir.
Bugün gelinen aşamada ortaya çıkan vaziyet bizim ailemizin, Tayfun’un masumiyetinin çok ötesinde ülkemizdeki her bireyin anayasal güvenceleriyle ilgilidir.
Tüm samimiyetimizle hem yaşadıklarımız hem de ortaya çıkan vaziyetin nesnesi olmanın çok derin üzüntüsü içindeyiz.
Dolayısıyla bugün itibariyle 44 aydır sürdürdüğüm haftalık iletişimimizi sonlandırıyorum.
Sözün bittiği yerde değiliz, söz bitmez.
Ancak bugünden sonra benim paylaşacaklarım olsa olsa sıradan bir ailenin fotoğraf albümü mahiyetinde olacaktır.
Bugünden sonraki ihtimallere dair söz hukukçuların, siyasilerindir.
Ocağımıza düşen bu yangını söndürmek için bizimle beraber su taşıyan herkese minnetle…
Allah kimseyi masumiyetini müdafaa etmek zorunda bırakmasın.
Müvekkilim Tayfun Kahraman hakkında verilen Anayasa Mahkemesi kararına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin uymaması nedeniyle, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne bugün itibariyle itirazımızı yaptık.
İtirazımızda temel olarak dayandığımız hususları kamuoyunun bilgisine de sunmak isteriz:
📌 İlk hükmü veren hakimlerin CMK 23/3 maddesi gereğince yeniden yargılamaya katılamayacağı yeniden yargılama kararı verilmesine iştirak dahi edemeyeceği (YCGK) gerekçesiyle karar veren hakimlerin yasaklı olmalarına rağmen karara katılmaları hukuka kesin aykırılık halidir ve kararın kaldırılmasını gerektirir.
📌 Anayasa Mahkemesi kararları kesin olarak verilir(AY m.153) Yasama, Yürütme, Yargı makamları, tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Dolayısıyla İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin kararın uygulanması yönünden takdir hakkı yoktur.
📌 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi daha önce benzer gerekçe ile verilmiş ve benzer mahiyetteki Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararlarına uymuş,(AYM BB: 2018/24786) yeniden yargılama yapmış ve sanıkların beraatine hükmetmiştir. Dolayısıyla benzer mahiyette ve aynı hakimlerin iştirak ettiği heyetin müvekkil Tayfun Kahraman hakkında yeniden yargılama ret kararı vermesi hem mahkemenin kendi uygulamasına hem de kanun önünde eşitlik ve hukuki öngörülebilirlik ilkelerine aykırıdır.
13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dün eşim Tayfun Kahraman hakkında, “Türk Milleti Adına” verdiği karara itiraz başvurumuzu bugün 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptık.
İtirazımızı tüm hukukçular, tüm siyasi parti genel başkanları ve TBMM çatısı altında görev yapan tüm milletvekilleri başta olmak üzere tüm kamuoyunun takdirine sunuyoruz.
Bugün sabah Silivri'de Tayfun ile görüştük, karardan habersiz, umutla birbirimize sarıldık.
Şu an gerçekten çok üzgünüm.
Vera'yı okuldan alacağım ve ona ne diyeceğimi bilmiyorum...
Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadığında ne yapılır bilmiyorum.
Biz kimseye zarar vermedik, biz hayatımız boyunca kimseye kötülük etmedik, şimdi bize bunları neden yaşatıyorlar anlamıyorum.
Hayatım boyunca hayal dahi edemeyeceğim bir zulmün hedefi olmanın ağırlı��ını kelimeye dökemiyorum.
Umutlu olmak istiyorum, zorlanıyorum.
Göz göre göre, masum olduğumuz halde ailemize çile çektirilirken ne denir, ne yapılır cidden bilmiyorum.
Kimsenin buna engel olamamasının çaresizliğini tarif edemiyorum.
Perişan haldeyiz.
Kıymetli dostlar,
6 aydır hukuken temelsiz, siyaseten de ülke gerçekleriyle taban tabana zıt bir dosyadan dolayı tutuklu yargılanıyorum.
12 Eylül günü “Kent Uzlaşısı” adıyla anılan dosya ülke siyasetinin gündemine geldi. Demokrasiye duyulan ihtiyaç vurgulandı, kayyumların kaldırılması çağrısı yapıldı.
Tam da aynı gün, öğlen saatlerinde Savcılık beni İBB Başkanımız, partimizin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı İBB dosyası üzerinden sorguya çağırdı. Siyaset ile hukuk arasındaki bağın bir kez daha yerinden oynadığını hissettim. Aylardır görüşüme başvurulmayan hangi konu vardı ki, serbest kalma ihtimalimiz konuşulurken sorguya çağrılıyordum?
6 saat süren sorguda bana sorulan her şey, Şişli’nin, İstanbul’un, milletimizin hakkını koruyan kamusal hizmet anlayışımızla ilgiliydi. Her soruya içim rahat, aynı sorumluluk duygusuyla, gururla cevap verdim. Tutukluluk kararı baştan verilmiş bir sorguda, başka ne bekleyebilirlerdi?
On dosyadan da tutukluluk kararı verseler, yüzlerce kişiden “ifade” adı altında iftiralar toplasalar da bir gerçeği değiştiremeyecekler:
Biz bu ülkenin hakikatiyiz, geleceğiyiz.
Asla şüpheniz olmasın.
“Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile,
Dayan iş ile.
T��rnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.”
Kızının adaletini arayan babayı sustursanız da annesi kaldığı yerden devam eder!!!
Sadece kızı için de değil babası için de...
Suçlular dışarıda gezerken adalet arayışındaki baba içerde olamaz!!!
#RabiaNazİçinAdalet#SabanVatanİcinAdalet
Atika Vatan
Güzin için, hepimiz için…Umutla mum üfleyebileceğimiz bir hayat için.. Güzin’e hep birlikte özgür bir yeni yaş diliyoruz.
Güzin bizi izliyor. Biz de sesimizi yükseltiyoruz.
#GüzineÖzgürlük#NiceÖzgürYaşlaraGüzin
📍Saat 19.30’da Kocamustafapaşa Meydanı’nda buluşuyoruz…
Güzin için, hepimiz için…Umutla mum üfleyebileceğimiz bir hayat için.. Güzin’e hep birlikte özgür bir yeni yaş diliyoruz.
Güzin bizi izliyor. Biz de sesimizi yükseltiyoruz.
#GüzineÖzgürlük#NiceÖzgürYaşlaraGüzin
📍Saat 19.30’da Kocamustafapaşa Meydanı’nda buluşuyoruz…