Can Ataklı'dan Mehter yorumu:
“Türkiye artık Atatürk Türkiye’si değil.
Mehterler falan boşuna çıkmadı.
Mehter tarih falan değil. Ne işi var kardeşim Cumhuriyet Türkiye’sinde.
16 devlet hepsi birbirine benzeyen kıyafetlerle ellerinde mızraklar, bayraklar; öbür tarafta mehter. Ne alakası var yani?
Orada göze sokar gibi gösteriyoruz.
Sonra bana göre çok ayıp olan bir şey; ‘Yeniçeri’yi biliyor onlar’ falan. Geçmişi hatırlatmak… Neyi hatırlatıyoruz?”
Bir yalancı, herkesi yalancı sanır. Bir hırsız, herkesin fırsat kolladığını düşünür. Bir onursuz, herkesi kendi gibi omurgasız bilir. Bir arsız, herkesi hadsiz zanneder. Ve bir sâlih, herkesi kendi gibi görür; herkesi iyi niyetle okur, temiz bakar, temiz düşünür.
Kim neyle meşgulse, herkesi onunla meşgul sanır. Kim neyi gizliyorsa, herkesi onunla suçlar. Çünkü insan, karşısındakini değil; içindeki dünyayı görür.
Tıpkı Mevlânâ’nın dediği gibi:
“Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendisi gibi bilir.”
Kendisini sorgulayan, daha iyi versiyonu için gayret eden, utanma duygusu olan, hatalarından dersler çıkaran/pişmanlık duyan, birilerini incitmekten imtina eden iyi kimselerin; hayatı gelişi güzel yaşayan umursamaz kimselerden ahlak dersi dinlediği bir çağdayız.
BAŞAK’ın ruh hali: İçimde çok şey dönüyor, kafam hiç durmuyor, bir şeyi çözerken başka bir şey çıkıyor ortaya. Herkese yardım ediyorum, her şeyi düzeltmeye çalışıyorum ama kimse benim için aynısını yapmıyor. Gece yatıyorum o gün yaptığım bir hatayı düşünüyorum, kimse fark etmedi ama ben fark ettim ve bu beni hâlâ rahatsız ediyor. Mükemmel olmak zorunda hissetmekten yoruldum, her şeyin üstesinden tek başıma gelmekten yoruldum. Ama yine de devam ediyorum çünkü durmayı bilmiyorum, bu benim hem en güzel hem en ağır yanım.
Bir hocam şöyle söylemişti: “Sûreler bir insanın ihtiyaçlarına göre indirilen 114 ilahî müdahaledir” Yani insan hangi sıkıntıya düşmüşse, onun ilacı Kur’an’da vardır. Bu sözün ışığında, 114 sûrenin hangi hâlde, hangi ihtiyaçta okunması gerektiğini derledim. Umarım faydalı olur.