“İnsanın içindeki adalet duygusunu köreltirsek, insanın insana saygısı kalmaz. İnsanın insana itimadı, hürmeti kalmayınca da bir yerde insanlık çok şey kaybeder, hayat çirkinleşir.”
Yaşar Kemal
Anne Carson becomes #Iceland's second ever winner of the #Nobel Prize in #Literature. Watch this interview with Anne, recorded just after she heard the news.
VOMIT! Turkish politics has reached a new low.
Close to forty mayors elected as candidates of the main opposition CHP have been arrested since 2024. A court removed the CHP’s elected leader and reinstated his predecessor, who never managed to beat Erdoğan. Then came the embarrassingly swift defections from the opposition to the AKP, whether through coercion or perfidy.
Meanwhile, an investment fund scandal involving around $20 billion in assets and more than 500,000 investors has reached the senior ranks of the AKP. Oh, it smells in Turkey…
And yet hardly anyone expects any of this to cost Erdoğan much. We have been pushed into a nihilistic state of mind about politics, where accountability itself seems increasingly implausible. Turkey’s political landscape has become more degraded than authoritarianism alone can explain.
ALSO: A recent study looking at the relationship between societal polarisation and corruption across 153 countries offers one explanation. When voters come to fear the other side, they stop punishing their own politicians for wrongdoing, it argues. https://t.co/KrB4aewYiB
“Etik değerler göreli değildir, değer yargıları görelidir.”
Kısaca dürüstlüğün, iyiliğin ve adaletin kendisi evrenseldir ancak insanların neyi “dürüst” "iyi" “kötü”veya "adil" bulduğu toplumsal normlara göre değişebilir.
İnsan hakları, felsefe ve etik alanındaki öncü çalışmalarıyla ülkemizde çağdaş düşüncenin gelişimine önemli katkılar sunan, 17. Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü kazananımız Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’ye rahmet; ailesine, yakınlarına ve ulusumuza başsağlığı diliyoruz.
Felsefe dünyasının değerli isimlerinden, Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyemiz Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin vefatını derin bir üzüntüyle öğrendik.
Felsefe, etik ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla hukuk ve düşünce dünyasına önemli katkılar sunan Kuçuradi’yi saygıyla anıyoruz.
Ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve akademi camiasına başsağlığı diliyoruz.
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
🖤 İnsan hakları ve felsefi etik alanındaki öncü çalışmalarıyla tanınan filozof, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
⚫ Yalnızca akademik alanda değil; insan onurunun korunması, adalet anlayışının yaygınlaştırılması ve kadının toplumdaki eşit varoluşu adına yürüttüğü mücadeleyle tanınan Kuçuradi, kadın haklarını soyut birer kural değil, doğrudan insan olmanın ve özgürleşmenin vazgeçilmez bir boyutu olarak ele aldı.
⚫ Felsefeyi kağıt üstünde bir disiplin olmaktan çıkarıp eyleme dönüştüren Kuçuradi, Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı idi.
⚫ Ailesine, sevenlerine, öğrencilerine, tüm felsefe ve insan hakları camiasına başsağlığı dileriz.
⚫ Fikirleri, insan odaklı duruşu ve eşitlik yolunda bıraktığı izler daim olsun.
Felsefeye adanmış bir ömür Onunki. Kendisinden Etik dersi almıştım. İlerleyen yaşına rağmen yaptığı işe gösterdiği özen muazzamdı. Hiçbir şeyden şikayet ettiğini duymadım. Yorulmadan çalıştı, ders verdi, üretti, felsefe yaptı. Üstelik tanıdığım en zarif, ilkeli ve ödünsüz karakterdi. Müthiş saygı uyandırırdı. Başımız sağ olsun. #ioannakuçuradi
İoanna Kuçuradi’nin adını ilk duyduğumda, 25 yıl önceydi.
2015’te biyografisini yazmak istedim.
Kabul etmedi.
Daha zamanı vardı.
Geçen yıl “Tamam yapalım” dedi ve başladık.
Biyografiyi 90 yaşına kadar “tamamlamayı” istedim.
Planı gösterince
“90’a kadar yaşayacağımı nereden biliyorsun?” dedi.
İki gün vardı 90. yaşına.
Giremedi.
Günlerce, saatlerce, defalarca…
Akla gelen her şeyi konuştuk.
Çok özel sorularda
Beni “fazla meraklı” buldu ama kırmadı.
Yazmamak kaydıyla, cevapladı.
Kitap taslağı tamamdı.
Dört profesör dostu/öğrencisi “Okusun” istedi
Okuyorlardı.
O da Zoe Karelli’nin “Kassandra” şiirinin çevirisini bitirmeye çalışıyordu kitap için.
Yıllarca bu şiiri çevirme konusunda kendini borçlu gördüğünü söylemişti.
Veda etmeden bu borcu ödemek,
sözünü tutmak istiyordu.
Bir gün önce hastane odasında, yanındaydım.
Aklında yine Kassandra vardı.
Kulağıma “Şiiri getir, bir de kalem” diye fısıldayınca…
“Artık Kassandra’yı çevirmeyi düşünmeyin” dedim.
“Benim borcum, ölmezsem, ben çevireceğim” dedi.
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra şeftali istedi ve afiyetle yedi.
O hali, yanından ayrılırken,
bana huzur verdi.
İyi olacağına inandım.
Meğer o an son sahnemizmiş.
Şimdi çok eksiğiz:
“İnsan” için çok çabalayan “iyi insanı” kaybettik.
Artık onu izleri yaşatacak.
Her birini kendi çocuğu gibi sevdiği, onu hiç yalnız bırakmayan öğrencileri / dostları…
Ondan kalan izlerin, dünyamıza ışık tutması dileğiyle… #ioannakucuradi #sevgiyle #saygıyla
#SonDakika | Akın Gürlek'ten, Ahmet Şık hakkında suç duyurusu!
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "fon soruşturması" kapsamında birçok iddiayı gündeme getiren TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık hakkında suç duyurusunda bulundu ve manevi tazminat davası açtı.
https://t.co/uD7F3g1lrh
“Bu operasyonu yapanlar açıkça şunu diyorlar: “Sen ve partin, bu fon vurgunu meselesini daha fazla kurcalamayın!” Benim üzerimden tüm milletvekillerine ve ailelerine verilmek istenen bu aşağılık mesajı reddediyorum. Bu tehdide, bu alçaklığa pabuç bırakacak değilim”
Kamuoyunun Dikkatine,
Milletvekilliği görevim süresince;
AKP’nin yaptığı yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararları üzerine kamuoyunu aydınlatmaya çalışıyorum.
Bu nedenle AKP’nin ve türlü güç odaklarının hedefinde ve tehdidi altında olduğumun farkındayım.
Fon vurgunu konusunda yaptığım açıklamalar ve üzerinde çalıştığım dosyalar nedeniyle AKP’nin saldıracağını biliyordum.
Ama bunu eşim üzerinden yapacak kadar alçalacaklarını tahmin etmiyordum.
Konu, bana dokunamadıklarından ailem üzerinden beni tehdit etmelerinden ibarettir.
Hem geçmişte hem de bugün, geniş bir kadroyla çalışmalarımı sürdürüyorum. Bunların arasında danışmanlarım, çeşitli alanlardaki uzmanlar, hukukçular ve siyasetçiler vardır.
Ortaya atılan asılsız iddianın amacı, fon vurgunu meselesinin konuşulmasını engellemektir.
Bana buradan, hem de eşim üzerinden saldırmak bir itibar suikastı ve susturma girişimidir.
Bu operasyonu yapanlar açıkça şunu diyorlar: “Sen ve partin, bu fon vurgunu meselesini daha fazla kurcalamayın!”
Benim üzerimden tüm milletvekillerine ve ailelerine verilmek istenen bu aşağılık mesajı reddediyorum.
Bu tehdide, bu alçaklığa pabuç bırakacak değilim. AKP’nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararlarının üzerine gitmeye kararlılıkla devam edeceğim.
Yeni Parti, Fatma Betül Sayan Kaya'nın borsa vurgununu ortaya çıkarmasa, olayı fon yöneticileri ile en fazla Mustafa Sandal'ın eşine yıkıp kapatacaklarmış.
Çünkü kimin paraları çekip çıktığının tespiti 1 dakikalık iş.
Nerede bu isimler?
İBB davasında HTS detaylarına kadar konuşan, benzinlikteki 15 dakikalık molayı anlatan, henüz etkin pişman olmamış Muhittin Böcek'le ilgili kehanette bulunan Adalet Bakanı burada gram detay vermiyor. Hani nerde yandaş medyata yağmur gibi yağan sızıntı bilgiler, görüntüler, telefon mesajları?
Malumunuz, iktidarın siyasi muhaliflerinin olur olmaz gerekçeler ve uydurmalarla hapse atıldığı bir ülkedeyiz. “Tutuksuz yargılama esastır” ilkesini savunmaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyiz elbette. Yine de bu prensibin neden her seferinde alengirli işlere bulaşan, suç delilleri de sabit olan iktidar mahfillerine uygulanmadığının bir yanıtı verilmeli.
“Nereden edinildiği de açıklanmayan toplam 163 milyon TL’yi eşiyle tek bir hisseye yatırıp kısa sürede 2 milyar 200 milyon TL’nin üzerinde para kazandığı ortaya çıkan fon soyguncularından eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya neden hala tutuklanmadı” diye sormak elzemdir mesela.
Bu önemli hatırlatmadan sonra diğer konumuza geçelim.
Süzer Holding’i bilirsiniz; bilmiyorsanız İstanbul’da yaşayan herkes gibi "Gökkafes" olarak anılan Süzer Plaza’yı bilirsiniz. Belirtmeden geçmeyelim, Türkiye’deki Ritz-Carlton otel zincirinin sahibi de Süzer Holding. Holdingin yönetim kurulu üyesi ve veliaht Ali Baran Süzer, 2025 yılının sonlarında İstanbul’da, Akın Gürlek’in başsavcı olduğu sırada düzenlenen uyuşturucu soruşturması kapsamında bir grup şüpheliye birlikte gözaltına alındı. İlk etapta adliyeye sevk edilen 3 kişiden birisi tutuklanırken veliaht Süzer ve diğer şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı diye belirtip devam edelim.
Bu Süzer Plaza çok hareketli yer. CHP’nin İstanbul kayyımı Gürsel Tekin, defaatle bu Süzer Plaza’daki “Nobu” isimli restoranda görülüyor. Hem de kimlerle hem de kayyım olmasından önce... Ama daha önemlisi var: Son günlerin olaylı kurumu SPK de Süzer Plaza’da bulunuyor. Denilen o ki soruşturmalar vesilesiyle SPK ile yakından ilgili bakan da Süzer Plaza’daki en lüks dairelerden birinde kiracıymış. Hayli yüksek bir meblağ olan kirası ödeniyor mu? Ödeniyorsa memur maaşıyla nasıl oluyor bilmiyoruz. Bir de kiracısı olduğu lüks dairenin tadilat ve dayanıp döşenmesi kısmının da Süzerler tarafından karşılandığı söyleniyor. SPK’nin, Süzer Plaza’ya taşınmasına önayak olduğu kamuoyunda yaygın olarak kabul gören AKP’li iş insanı Davut Yasin Bilen var bir de… Bu dairenin sahibinin de o olduğu iddia ediliyor. Davut Yasin Bilen ile devam edelim. Bilen, Süzer Plaza’da yaşıyor (kaynak yaşatılıyor diye aktardı) ve iddiaya göre bir takım alengirli işlerin çözülmesinde ilgili taraflara yardımcı oluyor.
83 yaşında olmasına rağmen her gün işinin başında olan baba Mustafa Süzer’in büyük bir hayali var. İstinye sırtlarında kendisine ait olan çok büyük bir araziye içinde alışveriş merkezlerinin de bulunduğu “Marmara” isminde bir konut projesini hayata geçirmek istiyor Mustafa Süzer. Ama bildiğiniz gibi bir yandan da Süzer Plaza’nın kendisi zaten kaçak. Usulsüz birçok işlemle oraya dikildi ve yıkılamadı. Bedrettin Dalan’ın belediye başkanlığı döneminde ruhsat izni verilen inşaatın durdurulup yapılanların yıkımı için sonraki belediye başkanları Nurettin Sözen ve Recep Tayyip Erdoğan çok uğraştı. Ama dönemin ANAP iktidarında yıkımın engellenmesi için Şişli ve Beyoğlu ilçelerinin sınırları değiştirildi. ANAP’lı Şişli Belediyesi'nden gerekli izin ve onaylar alınarak projenin önü açıldı.
(Meraklısı, Gökkafes diye anılan Süzer Plazanın hikayesini şu linkten okuyabilir: https://t.co/QxRYpeKy4a)
Her ne kadar her şey kitabına uydurulmuş gibi görünse de bu konu Demokles’in kılıcı gibi Süzerler üzerinde sallanıyor. Türkiye’de geçerli rejimin bir tek kişinin dudakları arasındayken ve yargı da o dudaklardan dökülecek söze çok kıymet verdiğinden kimsenin ve hiçbir şeyin garantisi yok. Bir de oğul Süzer gözaltında iken Süzer Plaza’da Davut Yasin Bilen’in ev sahipliğinde milyonlarca doların çok sık konuşulduğu hayli hareketli günler yaşanmış. Bu hareketli günlerde Süzerlere ait Bebek’teki villalardan da konu açılmış ama nihayetinde ortalık sakinleştikten sonra Akın Gürlek Ritz Carlton’daki dairelerden birinde kiracı olmuş. Tapu kaydının Davut Yasin Bilen adına olduğu öne sürülen daire, yeni taşınacaklar için tadilat yapıldıktan sonra içi de dayanıp döşendikten sonra teslim edilmiş. Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve döşenmesi işlemleri de Süzerlere ait şirket tarafından gerçekleştirilmiş iddiaya göre. Dairenin kirasıysa 750 bin TL… Ritz Carltonda kiracı olan Gürleklerin üst kat komşusu uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan Baran Süzer, yan daire komşusu ise yine uyuşturucu soruşturması şüphelisi olan Ali Ulusoy. SPK’nin de içinde bulunması nedeniyle Elif Gülşah Gürlek, İstanbul’un trafik sorunuyla boğuşmadan evle işi arasındaki mesafeyi asansörle katediyor. Hatta yemeklerini de plazanın içindeki lüks restoranda yiyor.
Şimdi Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?
2-) Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?
3-) Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontlrı var mıdır?
4-) Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?
5-) Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?
6-) Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan “Nobu” isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?