Muhalefete yönelik gerçekleşen gözaltı ve tutuklamalar sırasında hukuka aykırı olarak yapılan “mülakat” uygulamasına karşı basın toplantısı gerçekleştirdik.
Baskılar bizi yıldıramaz!
🚩 Dünyanın dört bir yanında halkları katleden NATO’ya ve işbirlikçilerine boyun eğmediği için tutuklanan arkadaşlarımıza mektup gönderiyoruz.
✉️ Bir mektup da sen yaz, mücadelemizin sesi duvarları aşsın. İçeride direnci, dışarıda kavgayı birlikte büyütelim!
📢Bugün İzmit'te bu pankartı asan 3 arkadaşımız gözaltına alındı!
NATO geliyor diye arkadaşlarımızı tutuklayanlar, bugün hala gözaltılarla ve baskılarla gençliği yıldırabileceğini sanıyor.
Tüm arkadaşlarımızı geri alacağız ve memleketin dört bir yanından haykırmaya devam edeceğiz:
🚩NATO zinciri kırılacak, halk iktidarı kurulacak!
Bundan 11 yıl önce Suruç’ta IŞİD çetesinin gerçekleştirdiği saldırıyla katledilen 33 düş yolcusunu unutmadık.
Hiçbir düş yarım kalmayacak, Suruç’un hesabını soracağız.
Suruç için adalet, herkes için adalet!
Ne sarayın baskı düzeni ne de emperyalizmin kanlı çeteleri bu ülkenin onurlu gençliğine diz çöktürebilir.
Arkadaşlarımızı alacağız!
#NatoTutsaklarınaÖzgürlük
Gençliğe borç, güvencesizlik ve geleceksizlik dayatan bu sömürü düzenine karşı Bakırköy’den sesleniyoruz:
Zafer düzen partilerinde değil, kendi örgütlü gücümüzdedir. Bu düzenden hesabı ancak kendi gücüne güvenen halk ve gençlik sorabilir.
Örgütlenelim, bizi rezil bir geleceğe köle yapmak isteyenlere unutamayacakları bir ders verelim!
🚩 Bu Pisliği Devrim Temizler!
İSTANBUL BAROSU HEDEFTEKİ MESLEKTAŞLARININ YANINDA
148 yıldır fikir, dayanışma ve eylem birliğiyle savunma mesleğine yönelen her türlü saldırıya karşı duran İstanbul Barosu olarak, hukuksuz tutuklamalarla hedef alınan meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılması talebiyle İstanbul hukuk kurumlarıyla birlikte Çağlayan Meydanı’ndan seslendik.
Savunma mesleğinin sesi kısılırsa, toplumun sesi kısılır. Makbul avukat ve makbul baro olmayacağız, susmayacağız. Hedef alınan meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.
İstanbul Hukuk Kurumları ile birlikte Şube Başkanımız Av. Ezgi Önalan ve NATO operasyonları kapsamında tutuklanan tüm üyelerimize özgürlük şiarıyla Çağlayan Adliyesinde basın açıklamamızı gerçekleştirdik.
Savunmaya Özgürlük!
📢 Devrimci Tıp Öğrencileri yola çıkıyor!
SERMAYE İÇİN DEĞİL, HALK İÇİN SAĞLIK
Bugün sağlık sisteminde yaşadığımız sorunlar yalnızca geçici yönetim eksiklikleriyle açıklanamaz. Hastanelerde artan yoğunluk, sağlık hizmetine erişimde yaşanan eşitsizlikler, sağlık emekçilerinin ağır çalışma koşulları ve koruyucu sağlık hizmetlerinin geri plana itilmesi; sağlık alanının giderek piyasalaştırılmasının sonuçlarıdır.
Bu düzende sağlık, kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırılarak ekonomik bir faaliyet alanı hâline getirilmektedir. Oysa sağlık, herkes için eşit ve nitelikli biçimde sunulması gereken temel bir haktır.
SAĞLIK PİYASALAŞTIRILAMAZ
Son yıllarda sağlık alanında uygulanan politikalar, kamu kaynaklarının özel sermayeye aktarılmasını hızlandırmıştır. Kamu-özel ortaklığı modelleri ve şehir hastaneleri gibi uygulamalar, sağlık hizmetinin toplumsal ihtiyaçlardan çok mali sürdürülebilirlik ve kârlılık ekseninde şekillenmesine yol açmıştır.
İlaç ve tıbbi teknoloji alanında faaliyet gösteren çok uluslu şirketler ise patent mekanizmaları aracılığıyla bilimsel bilgi üzerinde denetim kurmakta, birçok ilaca ve tedaviye erişim ekonomik koşullara bağlı hâle gelmektedir. Bilimsel üretimin toplum yararı yerine piyasa dinamiklerine göre yönlendirilmesi, sağlık alanındaki eşitsizlikleri derinleştirmektedir.
Bu süreçten sağlık emekçileri de doğrudan etkilenmektedir. Artan iş yükü, performans sistemi, güvencesiz çalışma biçimleri ve sağlıkta şiddet, hem çalışanların haklarını hem de sunulan hizmetin niteliğini olumsuz etkilemektedir. Sağlık emekçilerinin ve hastaların ortak sorunlarının kaynağı, bireylerden çok sağlık sisteminin örgütlenme biçimidir.
SAĞLIK, HASTANEDEN İBARET DEĞİLDİR
Tıp eğitimi bize sağlığın yalnızca tanı ve tedaviden ibaret olmadığını göstermektedir. İnsanların sağlığını belirleyen temel etkenler; yeterli beslenme, güvenli barınma, temiz çevre, güvenceli çalışma koşulları, eğitim ve sosyal güvence gibi yaşam koşullarıdır.
Bu nedenle toplum sağlığını savunmak, yalnızca hastanelerde daha iyi hizmet talep etmek değil; aynı zamanda sağlığı belirleyen toplumsal ve ekonomik eşitsizliklere karşı söz söylemeyi de gerektirir.
TIP ÖĞRENCİLERİ OLARAK SORUMLULUĞUMUZ
Bizler, geleceğin hekimleri olarak sağlık hakkını savunmanın yalnızca mesleki değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz ve Devrimci Tıp Öğrencileri (DTÖ) olarak yola koyuluyoruz!
Nitelikli, erişilebilir, eşit ve kamusal bir sağlık sistemi; sağlık emekçilerinin insanca çalışma koşullarına sahip olduğu, bilimsel bilginin toplum yararına üretildiği ve herkesin sağlık hizmetine ihtiyacına göre ulaşabildiği bir anlayışla mümkündür.
Sağlığın bir ayrıcalık değil hak olduğu; insan yaşamının piyasa koşullarına bırakılmadığı bir gelecek için örgütlü gücümüzü büyütmek zorundayız. Geleceğin hekimlerini, tüm tıp öğrencilerini halk için sağlık mücadelesini büyütmeye; Devrimci Tıp Öğrencileri (DTÖ) ile birlikte yürümeye çağırıyoruz!
Tutuklanan İstanbul Şube başkanımız Av. Ezgi Önalan, şube üyelerimiz Av. Yunusemre Işık ve Av. Doğa İncesu’ya özgürlük şiarıyla yarın gerçekleştirilecek basın açıklamasına tüm üye ve meslektaşlarımızın katılımını bekliyoruz.
🗓️ 16 Temmuz Perşembe
⏰ 12.00
📌 İstanbul Adliyesi
7 işçinin hayatını kaybettiği Dilovası'ndaki Ravive Kozmetik yangını davasının avukatı Saruhan Efe Kadaifçi, sanık patronun şikayeti sonucu adliyeye beyanda bulundu.
🗣️ Av. Kadaifçi: Biz burada Dilovası patronları değil aslında onları var eden bir toplumsal ilişkiler bütününe karşı bir savunma yapıyoruz. Onun bunun altında ezilen, bunun altında yakılarak katledilen yedi insanın avukatlığını yapıyoruz.
🗣️ "Bu baskılar pek çok avukatın başına gelmiştir. Hiçbiri de yılmamıştır. Ben de o arkadaşlar gibi yapacağım. Hendek'ten Can Atalay'a, Soma'dan Selçuk Kozağaçlı'ya, ÇHD Genel Başkanı Ezgi Önalan'a, Yunus Emre Işık'a hepsine özgürlük diliyoruz."
❗️NATO tutuklusuna kuyu tipi hapishanede sopalı işkence
NATO zirvesi nedeniyle tutuklanan Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi Mehmet Şimşek’e Antalya S Kuyu Tipi Hapishanesine girişte işkence yapıldı
https://t.co/yOirm1VCI9
Anılarımızın ve yaşamımızın içine sızan o ince karanfile, umudun yeşerten sesine, hüznünden isyan doğurtan yüreğine, yürüdüğümüz yollardaki ışığına binbir selamla.
Güle güle sevgili Ahmet Telli.
"Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam
Her akşam mektup yazarım dağlar kadar
Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun
Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim"