Libya Temsilciler Meclisi'nin Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin imzalanan Mutabakat Zaptı'nı onaylaması ardından:
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen:
• "Libya Parlamentosu'nun bugün, sözde Libya-Türkiye Denizdeki Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın onaylanmasını derin bir pişmanlıkla karşılıyoruz.
• Bu anlaşma, üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmekte, Deniz Hukuku'na uymamakta ve geçersiz ve hükümsüzdür."
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı:
• "Yunanistan, Libya Temsilciler Meclisinin 2019 tarihli, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin sözde Türk-Libya mutabakat muhtırasını onaylama kararını reddetmektedir.
• Bu karar, uluslararası deniz hukuku ile çelişen ve bölge devletlerinin egemenlik haklarını ihlal eden mutabakat muhtırasının hukuka aykırı, geçersiz ve hükümsüz niteliğini değiştirmemektedir.
• Coğrafya ve uluslararası deniz hukuku, tek taraflı ve hukuki dayanaktan yoksun parlamento kararlarıyla değişmez."
Yunanların "İmam Bayıldı" hırsızlığını "Yunanistan'da imam mı var?" gibi sığ argümanlarla geçiştiremeyiz.
Bizde de papaz eriği, papaz yahnisi vesaire var... Böyle argüman çürütülmez.
Çünkü karşı taraf uluslararası arenada "Osmanlı'da zeytinyağı ticaretinin tamamını biz yapıyorduk, Anadolu'dan sürüldük, yemeğimizi de çaldılar" diyerek o meşhur "mağdur kartını" oynuyor ve Batı gastronomisinde gayet ciddi destek buluyor.
Bu iddia ciddiye alınmalı ve kahvehane ağzıyla değil; bilimle, etimolojiyle ezilmelidir.
Yunanlar, Türklerin "imam bayıldı" hikayesini zaten olduğu gibi kabul ediyor. Tek fark, hikayedeki "imamın eşi" ya da "komşusu" olarak anlatılan kişinin Rum olduğunu söylüyorlar. İmam, yemeğin lezzetinden ya da maliyetinden dolayı bayılınca, bu olay meşhur oluyor ve yemeğin adı "imam bayıldı" olarak kalıyor...
Bu argümanın temel hatası şudur;
Kültürler birbirinden 'kelime' ödünç alır, ama istisnalar dışında 'cümle' almaz.
Müslüman bir Türk'ün yaptığı yemeği bir Rum Papaz sevse, ona "Papaz Sevdi" deriz "O Papas Agapise" demeyiz.
Nitekim "Papaz Yahnisi" diye bir yemeğimiz var. "Tu vrasto tu Papas" demiyoruz.
Türkler Rum ve Ermenilerden ilham aldığında kelimeyi alır ama grameri Türkçe kurarız: Papaz Yahnisi, Papaz Eriği gibi.
Ancak İmam Bayıldı sadece bir isim değil; Özne + Yüklem + Zaman ekinden (-dı) oluşan eksiksiz bir Türkçe CÜMLEDİR.
Eğer bu zeytinyağlıyı bir Rum aşçı icat edip adını koysaydı, "İmam" kelimesini (Ιμάμης) ödünç alsa bile fiili kendi anadilinde kurar; yemeğe "O İmamis Lipothimise" derdi.
Hiçbir millet, kendi evinde icat ettiği, kendi mutfağında yediği öz yemeğine yabancı bir dilde, tam kurallı bir cümleyle isim vermez. Etimoloji yalan söylemez.
İmam Bayıldı tartışmasız bir Türk yemegidir. Kültürel mirasımızı savunalım! 🇹🇷🍆
Dünyayı var eden 7 medeniyet:
1- Hint,
2- Pers,
3- Mısır,
4- Yunan,
5- Roma (Latin),
6- Çin,
7- Türk.
Türkler, ilk 4'ünü yaklaşık 500 sene yönetti. Romayı yıktı. Çin'lilere set yaptırdı, vergiye bağladı. Türk yoksa tarih yoktur. üst kimliğimiz "TÜRK'tür."
Ötüken’in kadim nefesinden Altaylar’ın rüzgârına, Anadolu’nun kalbinden Hazar’ın kıyılarına...
"Kahramanlar can verir, yurdu yaşatmak için..."
Bizimki sadece bir gönül coğrafyası değil; damarlarımızda taşıdığımız aynı kandır!
Göktürk alfabesiyle taşlara kazınan o kutlu adın izinde, sınırların ötesinde tek bir millet olarak yarınlarımıza yürüyoruz.
Adımız Türk, yönümüz birlik!
3 Ekim Türk Dünyası Günü kutlu olsun🖤
#TürkDünyasıGünü
"İsmail Gaspıralı’nın izinde; 'Dilde, fikirde, işte birlik!' Türk dünyasının ortak geleceği ve sarsılmaz kardeşliği daim olsun. 3 Ekim Türk Dünyası Günü kutlu olsun!"
Kuzey Irak Kürtleri şokta:
Amerikan askerleri Kuzey Irak'tan çekiliyorlar. Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Irak temsilcisi Barrack Kürtlerin Irak ordusuna katılmasını tavsiye etti.
Kürtlerin hiçbir zaman anlamadığı şey: ABD Kürt devleti istemiyor. Kürtleri kullanıyor.
- ABD Irak'tanda çekilmeye başladı.
Talabani ve Barzani'nin özerk yapıları da tasfiye edilecek.
Irak'ta Suriye gibi tek parça haline gelecek.
Bölgesel yönetimmiş, Barzani bölgesiymiş,talebani bölgesiymiş, kürdistan'mış hepsi de tarih olacak.
PÖH yaralanmış.. Ambulans bölgeye giremiyor..
Tank ile taşıyorlar.. Askerimiz yaralı polisimizin üzerine siper olmuş..
Ona gelen kurşun bana gelsin diyerek..
İşte bu cesaret ve kahramanlığı başka millette göremezsiniz..
@ozcan1719324864@haritaseviyoruz Bu kanı, Kurtuluş Savaşı sırasındaki Çapanoğlu Ayaklanması ile ilgilidir. Ayaklanma; "Halifeye sadakat" propagandasının taşrada karşılık bulmasıyla ilgilidir ve tüm kentin tarihini bağlamaz.
Bitlis’in Ahlat ilçesine yerleşen Ahıska Türkü soydaşlarımız üzerinden yürütülen tartışmaları ve oluşturulmak istenen algıyı şiddetle kınıyoruz.
Bu topraklar Türk’ün öz yurdudur. Soydaşlarımız misafir değil, ev sahibidir.
Önümüzdeki günlerde bizzat Bitlis’e giderek soydaşlarımızla bir araya gelecek, kendilerine hoş geldiniz diyecek ve ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmalar yürüteceğiz.
Altan Tan (2020):
Dış dünya Kürtleri, Türkiye Cumhuriyeti ile kavga ettiği müddetçe destekler.
Yarın Kürtler desin ki biz anlaştık, Kürtleri bir kaşık suda boğmaya kalkarlar.
Türk tarihinde olduğu kadar Avrupa tarihinde de derin izler bırakan #MohaçZaferi’nin 500. yıl dönümünde, Kanuni Sultan Süleyman’ı ve ordusunu saygı ve rahmetle anıyoruz.
#TarihteBugün#MohaçMeydanMuharebesi
AVRUPA’NIN KADERİNİ BELİRLEYEN ‘MOHAÇ MUHAREBESİ’NİN 500. YILDÖNÜMÜ
29 Ağustos 1526’da Mohaç Ovası'nda Türk ve Macar orduları karşı karşıya geldi.
Saat 16 gibi başlayan muharebede Macar süvarileri, Rumeli askeri açılınca karşılarında top ve tüfekleri buldular. Topların tesiri azken, tüfek atışları muharebenin sonucunu belirledi.
İki saat süren savaşın sonunda Macar komutanı Tomori, Borza Deresi yakınlarında öldü. Macar Kralı İkinci Layoş ise kaçarken Csele Deresi’nde boğuldu. 6 başrahip ve 300 Macar ileri de geleni öldürülmüştü. Macar ordusundan 20 bin piyade 4 bin süvari olmak üzere 24 bini öldürülmüş, 10 bini de esir alınmıştı. Buna karşın Osmanlı ordusunun kaybı ise 300 şehiddi.
Osmanlılar, Macar Krallığı’na Mohaç'ta büyük bir darbe vurdular. Mohaç’tan sonra üçe bölünen Macaristan toprakları 150 yıla yakın Osmanlılar ile Habsburglar arasında çekişme sebebi oldu. Avrupa’daki siyaset sahnesinde ise Osmanlı ağırlığının hissedileceği yeni bir dönem Mohaç zaferiyle başladı. Osmanlılar’ın Avrupa’daki mücadeleye karışmaları kıtada yeni bir siyasi dengenin ortaya çıkmasına sebep oldu. Fransa ve İngiltere gibi milli monarşiler, Osmanlı Devleti’nin Habsburglar’a karşı mücadeleye girmesiyle hayat hakkı bulabildiler. Türkler’in, Habsburglar’ın Alman kanadını yıpratmaları sayesinde Protestanlık da Almanya’da yayıldı.
Elazığ’da geçici barınma merkezinde misafir edilen Ahıska Türkü ailelerimizi, kalıcı iskân çalışmaları kapsamında ikinci etapta yapımı tamamlanan yeni konutlarını ziyaret ederek sevinçlerine ortak olduk. Ailelerimize “hayırlı olsun” dileklerimizi ileterek yeni dairelerinde huzur ve bereket getirmesini temenni ettik.
Ziyaretimizin en anlamlı anlarından biri de, İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’nin destekleriyle, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Türk vatandaşlığı işlemleri gerçekleştirilen Ahıska Türkü soydaşlarımızın vatandaşlık işlemlerinin tamamlanarak T.C. Kimlik Kartlarının kendilerine takdim edilmesi oldu.
Soydaşlarımızın T.C. Kimlik Kartları; Göç İdaresi Başkanımız Sayın Muhammet Selami Yazıcı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürümüz Sayın Mehmet Levent Kepçeli, Yabancılar Genel Müdürümüz Sayın Özge Kaplan, İçişleri Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanımız Sayın Levent Yazıcı, İçişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanımız Sayın Mehmet Parlak ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Vatandaşlık Hizmetleri Dairesi Başkanımız Sayın Abdullah Özübek tarafından soydaşlarımıza takdim edildi.
Soydaşlarımızın hanelerine konuk olmak, yeni yaşamlarına dair heyecanlarını ve vatandaşlık sevincini paylaşmak bizler için son derece kıymetliydi.
Ahıska Türkü soydaşlarımızın huzur ve güven içerisinde hayatlarını sürdürmeleri, ortak tarihimizin ve güçlü kardeşlik bağlarımızın bir yansımasıdır.
Misafirperverlikleri ve içten kabulleri için soydaşlarımıza teşekkür ediyor, yeni hayatlarının hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz.
@TC_icisleri@mustafaciftcitr@TCNufus@mselamiyazici
Anadolu’yu bizlere vatan kılan 1071 Malazgirt Zaferi’nin ve bağımsızlığımızı perçinleyen 1922 Büyük Taarruz’un yıl dönümünde; Sultan Alparslan’ı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.
Sultan Alparslan Malazgirt’te Anadolu’yu ‘Türkiye’ yaptı
1071’deki Malazgirt Zaferi, Bizans ordusunu ve mukavemetini çökertti ve Anadolu’nun kapılarını sonuna kadar Türkmenlere açtı. Bizans’ın yediği bu büyük darbe sonrasında Türkmenler sel gibi Anadolu’ya aktı ve Anadolu “Türkiye” oldu
https://t.co/mg8wX7HsXv
Bizlere bu cennet vatanı miras bırakan adanmışlığın, inancın ve büyük bir askeri dehanın adıdır Malazgirt! Sultan Alparslan’ın izinde, aynı kararlılıkla...