🚩 Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde emeklilerin düzenlediği basın açıklaması sırasında emekli bir yurttaş, “Paramız için değil onurumuz için yaşıyoruz” diyerek intihar etmiş ve hayatını kaybetmiştir.
Saray rejiminin yarattığı bu kirli düzen emekliler başta olmak üzere geniş halk kitlelerine yoksulluk, açlık ve ölümden başka bir şey vaat etmemektedir.
Tepeden tırnağa köhnemiş bu düzeni değiştirecek, kimsenin kendisini çaresiz hissetmediği yeni bir hayatı hep birlikte kuracağız!
NATO zirvesi bahanesiyle tutuklanan Berkay Ustabaş’a 6 ay görüş yasağı!
'NATO zirvesi öncesi güvenlik tedbirleri' bahanesiyle Marmara 2 Nolu Hapishanesinde tutuklu bulunan Devrimci Gençlik Dernekleri Danışma Kurulu üyesi Berkay Ustabaş’a hücresinde yer alan kameraları kapattığı gerekçesiyle 6 ay yakınları ile görüş yasağı verildi
https://t.co/G4HI5XPuC3
Şube başkanımız Av. Ezgi Önalan,
şube üyelerimiz Av. Doğa İncesu ve
Av. Yunus Emre Işık başta olmak üzere katil NATO sebebiyle tutuklanan herkese özgürlük!
🚩 Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Pehlivan bugünkü köşesinde, Bünyan Çocuk Hapishanesi’nde tutuklu bulunan liseli arkadaşımız Ömer Aksu’nun tutuklanmasındaki uydurma gerekçelere ve kötü hapishane koşullarına yer verdi.
Ortada tek suç var. O da itiraz etmek, bağımsızlık mücadelesini büyütmek, pislikten başka bir şey üretmeyen bu düzene karşı örgütlenmek.
🚩 Ömer dahil tüm tutuklu arkadaşlarımızı alacak; bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine birlikte devam edeceğiz!
#Açıklama | Faşizm yenilecek halk kazanacak!
12 Eylül, ülkeye postal kokularının yayıldığı, tank seslerinin duyulduğu o günün sabahında, CIA ajanı Paul Henze’nin “Bizim çocuklar başardı” ifadelerinde somutlandığı gibi genelde emperyalizmin özelde Türkiyeli sermayenin ihtiyacı olan bir müdahaledir.
12 Eylül, yalnızca askerlerin yönetime el koyduğu bir olağanüstülük anı değildir; aynı zamanda Türkiye kapitalizminin neoliberalleşme sürecini zor yoluyla hayata geçiren bir darbedir. Darbenin ekonomi politiği, 24 Ocak 1980 kararlarında somutlaşmıştır. Bu kararlar, Türkiye ekonomisinin yapısını köklü biçimde değiştirmeyi hedeflemiş; ithal ikameci sanayileşmeye son verilmiş, tarım sübvansiyonları kaldırılmış ve kamu mallarının özelleştirilmesi süreci başlatılmıştır. Sosyal devlet uygulamaları sınırlanmış, eğitim ve sağlık hizmetleri piyasalaştırılmış, işçi hakları kısıtlanmış ve esnek üretim modeline geçiş için gereken koşullar yaratılmıştır.
12 Eylül’ün özgünlüğü, Türkiye’de neoliberal politikaların uygulanmasının zorunlu kıldığı kalıcı yapısal değişikliklerdir. Önceki darbelerden farklı olarak, 12 Eylül sonrası düzenleme bir defalık müdahale ile sınırlı kalmamış; toplumun bütün alanlarını kapsayan uzun vadeli bir yeniden yapılandırma hedeflemiştir. 12 Eylül, yalnızca geçmişin bir kırılma noktası değil; Türkiye’nin yeni sömürgeleşme sürecinin (uluslararası yeniden işbölümü) ve kapitalizmin küresel hegemonya krizine uyum sağlama stratejisinin bir parçasıdır.
12 Eylül askeri darbesiyle başlayan neoliberal dönüşüm süreci, yalnızca 1980’lerin ve 1990’ların ekonomik ve siyasal programlarıyla sınırlı kalmamış; 2000’li yıllarda AKP döneminde farklı araçlarla devam etmiştir. Burada dikkat çekilmesi gereken temel olgu, müdahale ve yeniden düzenleme ihtiyacının artık askeri darbe ile sınırlı olmaması, yani darbenin süreklileşmiş bir iklim haline gelmesidir.
AKP, iktidara geldiği ilk yıllardan itibaren, ekonomik ve siyasal programını Türkiye kapitalizminin uluslararası bağımlılık ilişkilerine uygun biçimde uygulamaya koymuştur. 2010 sonrası dönemde özellikle 12 Eylül referandumu ve başkanlık sistemi gibi adımlar, toplumsal ve siyasal alanın yeniden düzenlenmesini hedeflemiş; 15 Temmuz bağlamlı “hesaplaşmalar”, ekonomi politiğin ve egemen sınıfların ihtiyaçları ile birleşmiştir.
Bu süreçte olağanüstü hâl (OHAL), Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK’lar) ve kayyum uygulamaları gibi araçlar, toplumsal ve siyasal yaşam üzerinde sürekli bir baskı ve denetim mekanizması oluşturmuştur. Böylece darbe, yalnızca tek bir kırılma noktası olarak değil; süreklileşmiş, kalıcı bir iklim olarak hayatın her alanına müdahale edebilir hale gelmiştir. AKP, 12 Eylül’ün devamı ve tahkim edilerek kalıcılaştırılmasıdır.
12 Eylül, yüz binlerce gözaltı, işkenceli sorgu, 10 binlerce tutuklama, tutsaklıkta ölüm ve idamdır; tepeden tırnağa hukuksuzluktur; ezenlerin ezilenler karşısındaki güç gösterisidir. 12 Eylül’ün bugünkü tezahürü ise tüm muhalif kesimlerin içine doldurulup etkisizleştirildiği davalardır; yargı tehdidinin bir silah olarak kullanılmasıdır. Bu açık faşizmin güncellenerek kalıcılaştırılması; 12 Eylül'ün sürekliliğidir.
12 Eylül’ün yıldönümünde ülke, cuntalardan edinilmiş tecrübeleri de içeren emperyalist ve faşist bir abluka altındadır. Bunun daha açık ifadesi, bugün Saray rejiminin karşısında durma potansiyeli taşıyan tüm dinamiklerin bastırılması, ehlileştirilmesi ve teslim alınma çabasıdır.
12 Eylül'de yüzlerce devrimci, demokrat, yurtsever ve ilerici insanımız faşist cunta tarafından katledildi. Binlercesi işkencelerden, zindanlardan ve sürgünlerden geçti. Yoldaşlarımız faşizme karşı direnirken darağaçlarında, zindanlarda, işkencehanelerde, kırlarda, şehirlerde yaşamlarını feda etti. Özenç'i, Mine'yi, Hıdır'ı, Orhan'ı, İlyas'ı, Behçet'i, Fikri'yi ve daha nicelerini kaybettik.
Bu bağlamda her kuşak, bu mirası kendi dönemine taşırken, yalnızca anmakla yetinmemeli, geçmişin devrimci değerlerini yeniden üreterek güncel mücadeleye aktarmalıdır. Anmak, hatırlamayı ifade eder; yaşatmak ise tarihsel bilincin, stratejik planlamanın ve sınıfsal perspektifin pratikte sürdürülmesidir.
"Bu kan denizinin ufkundan kızıl bir güneş doğsun" diye yaşamlarını feda eden yoldaşlarımızın düşlerindeki dünyayı yaratmak için yolumuzda yürümeye devam edeceğiz.
Halkın vergisiyle yapılan köprü ve otoyollar özelleştirilemez!
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararla Boğaziçi ve FSM köprüleri, 8 otoyol ve 2 çevreyolu özelleştirme kapsamına alındı.
Özelleştirme şampiyonu olarak cumhuriyet tarihine geçen AKP, iktidara geldiğinden bu yana özelleştirmeleri hızlandırmış, halkın cebinden çıkan vergilerle hayata geçirilen Türk Telekom, TÜPRAŞ, TEKEL, liman, tersane ve şeker fabrikaları gibi pek çok kamu varlığını yerli/yabancı sermaye gruplarına ‘hediye etmiştir’.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın konuya ilişkin yaptığı açıklamada geçen “öncelik gelir elde etmek değil, hizmet kalitesini yükseltmek” ifadeleri palavradan başka bir şey değildir; öncelik sermayenin azami çıkarını korumaktır.
Halkın bir ömür çalışarak alın teri ve vergileriyle yarattığı kamu varlıkları özelleştirilemez! Yağma ve talan düzenine karşı omuz omuza mücadeleye!
Bugün Çağlayan Adliyesi önünde yeni adli yılda tutuklu avukatlara özgürlük şiarıyla basın açıklamamızı gerçekleştirdik.
ÇHD İstanbul Şube başkanımız Av. Ezgi Önalan, üyelerimiz Av. Doğa İncesu, Av. Yunusemre Işık; Delal Erol ve tüm tutsak meslektaşlarımız serbest bırakılsın!
Cezaevlerinde işkence bitmiyor.
Kuyu tipi hapishanelerde tecrit, baskı ve hak gaspları her geçen gün derinleşiyor.
Daha birkaç gün önce NATO Zirvesi öncesi tutuklanan gençlerin cezaevinde maruz kaldığı işkenceyi Akın Gürlek’e (@abakingurlek) sormuştuk.
Şimdi de Antalya S Tipi Hapishanesinde ayakta sayım dayatmasına karşı çıktığı için işkence gören Mehmet Şimşek’in iki kaburgasının kırıldığını öğreniyoruz.
Demokratik haklarını kullanan gençler Saray rejimi tarafından keyfi biçimde tutuklanıyor. Yetmiyor!
Hukuksuzca tutuldukları cezaevlerinde de keyfi ve insanlık dışı uygulamalara maruz bırakılıyor, en temel hakları yok sayılıyor, işkence görüyorlar.
NATO’yu protesto etmek, bunun için mücadele etmek suç değildir. İşkence suçtur!
Mehmet Şimşek’e işkence edenler ve buna göz yumanlar hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır.
Kuyu tipi hapishanelerde tecrit, baskı ve hak gasplarına son verilmelidir!
🔴 Kaburgaları kırılan NATO tutuklusu Mehmet Şimşek için DEM, EMEP ve TİP’ten Meclis komisyonuna ortak dilekçe
📌 Antalya S Tipi Hapishanesi'nde ayakta sayım dayatmasına tepki gösterdiği için gardiyanlar tarafından kaburgaları kırılan Devrimci Gençlik Dernekleri (@DGdernekleri2) üyesi Mehmet Şimşek’e yönelik işkence Meclis gündemine taşındı
https://t.co/LoB1ZMLjno
NATO'ya karşı mücadele ettiği için tutuklanan arkadaşımız Mehmet Şimşek'in kaburgaları kırıldı!
8 Temmuz'dan bu yana "kuyu tipi" olarak bilinen Antalya S Tipi Hapishanesi'nde tutuklu bulunan arkadaşımız Mehmet Şimşek, 13 Ağustos günü ayakta sayım dayatmasını kabul etmediği için gardiyanların saldırısına maruz kalmış ve iki kaburgası kırılmıştır.
Aradan geçen zamana rağmen Adalet Bakanlığı ve cezaevi yönetimi, sorumlular hakkında tek bir adli ya da idari soruşturma başlatmamıştır.
Soruşturma açmamak, işkenceyi ve failleri açıkça korumaktır. Sessizlik ve cezasızlık politikasıyla bu suçun üzerinin örtüleceğini, yanlarına kalacağını sananlar yanılıyor. Bizler buna müsade etmeyeceğiz.
İşkence yapmak suçtur ve zaman aşımı uygulanamaz!
Ülkesini ve halkını savunduğu için tutuklanan insanların hapishanelerde işkence görmesine göz yummayacağız.
Tüm ilerici kamuoyunu ve basını; baskıya, tecride ve işkenceye maruz kalan NATO karşıtı tutuklu gençlerle dayanışmaya çağırıyoruz.
#Perspektif | Neoliberal dönüşüm, sendikal kriz ve yeni emek rejimi
🚩 Sendikal kurumların zayıflaması, eski örgütlenme biçimlerinin sınırlarına işaret ederken yeni bir emek siyasetinin maddi koşullarını da yaratıyor. Fakat bu dönüşüm, kendiliğinden gerçekleşmeyecek. Parçalanmış emek dünyasının ortak deneyimlerini görünür kılacak örgütlere, demokratik mekanizmalara ve sınıfsal bir siyasal perspektife ihtiyaç var.
🚩 21. yüzyılın sınıf mücadelesinin temel meselesi, sendikaların eski gücüne yeniden kavuşması değil, parçalanmış emek deneyimlerinin yeniden kolektif bir siyasal özneye dönüşmesidir. Eğer bu dönüşüm gerçekleşirse, yeni emek hareketi geçmişin sendikal deneyimini aşarak daha geniş bir toplumsal tabana ulaşabilir. İşçi sınıfı yeniden yalnızca üretim alanında değil, yaşamın tamamında kendisini ifade eden bir toplumsal güç haline gelebilir.
https://t.co/3IGEjCPMS1
🔵 NATO operasyonlarında tutuklanan gençler üç ayrı hapishanede işkence ve tecride maruz bırakıldı
📌 ÇHD'nin raporuna göre Kayseri Bünyan Çocuk Hapishanesi’nde tutulan 16 yaşındaki çocuk, tek kişilik hücreye konularak ve ışıkları kesintisiz açık bırakılarak psikolojik işkenceye maruz bırakılıyor
📌 Konya E Tipi Hapishanesi’nde fareli hücrelerde tecrit edilen gençlerin temiz su ve havalandırma hakları engellenirken kadın tutuklular tek bir yatakta yatmaya zorlanıyor
📌 Antalya S Tipi Hapishanesi’nde ayakta sayım dayatmasını reddeden tutukluların koğuşu basıldı, gardiyanlar tutukluları 200 metre boyunca koridorlarda sürükleyerek işkenceye maruz bıraktı
https://t.co/aUiM28ADzJ
İşçi sınıfının öğretmeni Friedrich Engels sınıflar mücadelesi neye ihtiyaç duyuyorsa oydu: Teorisyen, filozof ve militandı, üretirken de savaşırken de devrimciydi.
Anısı ve mücadelesi bizimle yaşayacak!
NATO toplantısı gerekçesiyle tutsak edilen meslektaşlarımız Av. Ezgi Önalan, Av. Doğa İncesu, Av. Yunus Emre Işık, Av. Semra Demir ve Av. Kürşat Bafra derhal serbest bırakılsın!
#SavunmayaÖzgürlük
#Perspektif | Dünya, ülke ve mücadele
🚩 Birleşik mücadele denildiğinde çoğu zaman yalnızca seçim ittifakları ya da siyasal partiler arası anlaşmalar akla gelmektedir. Oysa tarihsel anlamda birleşik mücadele bundan çok daha geniştir. Bu; işçilerin, emekçilerin, gençlerin, kadınların, demokratik hak savunucularının, farklı inanç ve kimliklerden insanların, meslek örgütlerinin ve toplumun bütün özgürlük arayışlarının ortak bir mücadele zemini oluşturabilmesidir.
🚩 Ancak burada önemli bir sorun bulunmaktadır. Birleşik mücadele fikri bile zaman zaman dar grup çıkarlarının aracı haline getirilebilmektedir. Her siyasal yapı, kendi çevresinin genişlemesini birleşiklik olarak gördüğünde, aslında ortak bir mücadele zemini değil, kendi merkezine yeni katılımlar aramaktadır. Oysa birleşiklik, herkesin kendisini merkeze koymasıyla değil; ortak bir merkezin birlikte oluşturulmasıyla mümkündür.
🚩 Birleşiklik ya da "yan yana" durmak, kendi başına doğru bir siyasal hattın güvencesi değildir. Asıl belirleyici olan, kimlerle, hangi tarihsel amaç doğrultusunda ve hangi sınıfsal zeminde bir araya gelindiğidir. Devrimci siyaset, ortak bir tepkinin ötesinde, ortak sınıfsal çıkarlar ve ortak bir toplumsal dönüşüm perspektifi üzerine kurulur. Bu nedenle mücadelenin amacını ve yol arkadaşlarını doğru tayin edebilmek, devrimci siyasetin en temel ilkelerinden biridir.
https://t.co/RUOmeIqPCg
❗️NATO tutuklusuna kuyu tipi hapishanede sopalı işkence
NATO zirvesi nedeniyle tutuklanan Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi Mehmet Şimşek’e Antalya S Kuyu Tipi Hapishanesine girişte işkence yapıldı
https://t.co/yOirm1VCI9
🔴 Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ni protesto etmek için gerçekleştirilen eylemde gözaltına alınıp 3 gündür emniyette bekletilen 73 kişi serbest bırakıldı