@ErkanTrukten@rac_tanju "Hayvanseverlik" adı altında propagandalarla çocukları et yemeden soğutuyorlar zaten. Ulaşılamaz hale getirilmesi de ayrıca planlı programlı bir şey. Amaç insan sağlığı olsaydı bunca endüstriyel gıdalar yerine -ki daha çok masraflı ve zararlı- az ve öz yiyecekler üretilirdi.
"1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek yeni bina yasası aslında ne anlama geliyor? Yeşil dönüşüm mü, yoksa mülkiyetsizleştirme mi?
"Çevre hassasiyeti sebebi ile… evlerimizin kontrolünü dijital bir merkeze bağlama projesine karşı uyanık olmak zorundayız. Bu videoyu mülk sahibi olan tüm sevdiklerinizle paylaşın, tehlikenin farkına varsınlar. Gerçekleri konuşmaya devam edeceğiz!"
#MülkiyetHakkı #BüyükReset #EnerjiKimlikBelgesi #AkıllıŞehirler #KüreselPlan #İklimKarantinası
Az kaldı !
Mama lobileri para kazanacak diye hayvanları doğal yiyecek ortamından kopartıp, mamalara alıştırmaya devam ettikçe şehirlerimizi fareler basacak, evler fareler ile dolacak !
Siz mama alıp hayvanlara vermeye, bu sisteme çanak tutmaya devam edin.
O fareler şehri sardığında, bende farelere dokundurtmayacağım. Barınak yapın diyeceğim, mama alın diyeceğim, milyar dolar kaynak ayırın diyeceğim !
Nerde hayvan hakları, fareler özgürlük diyeceğim !!!
#FareliKöyünKavalcısı #köpekterörü
5G gerçekleri. "Oksijen azalır. nefes alamazsınız." Bu sözleri söyleyen bir bilim insanı; Prof. Dr. Selim Şeker.. Teknik açıklamalar yapıyor 5G ile ilgili ve hepsi çok korkutucu; https://t.co/auVdtsCXVb Kim koruyacak bizi? Birlik olmamız şart. Direnelim.
Kahramanmaraş ilimizdeki tüm sivil toplum örgütleri ve yerel gazetecileri olayı gündeme taşımasını ve bu yapıldığı iddia edilen olayları sorgulamasını canı gönülden istiyorum. Lütfen duyarlı olalım. Yorum ve tekrar gönderilerinizi eksik etmeyiniz.
@marasolay_haber@MarasHaberci@Marasbelediye@MarasVakfi@TCkahramanmaras
ROCKEFELLER ELİTLERİ VÜCUDUNUZA UZAKTAN KONTROL ANAHTARI TAKTI: HÜCRELERİNİZİ AÇIP KAPATABİLİRLER
Bu, yıllardır planlanan bir sistem. 2018’de Rockefeller Üniversitesi’nin aldığı patent (US 10,786,570) her şeyi açıkça ortaya koyuyor: Vücudunuza demir oksit nanopartiküller enjekte ediyorlar. Sonra radyo dalgalarıyla (görünmez sinyallerle) bu parçacıkları ısıtıyorlar. Isı, hücrelerin içindeki “anahtarları” (TRPV1 kanallarını) açıyor, kalsiyum akışı başlıyor ve istediğiniz etkiyi yaratıyor.
Diyabeti “tedavi” etmek için mi? Parçacıkları ısıtıyorlar → insülin salgılatıyorlar. Ama aynı anahtarı tersine çevirirlerse? Hücreleri kapatıyorlar, organları durduruyorlar.
Bu sadece tedavi değil… Bu tam bir ZİHİN ve VÜCUT KONTROLÜ silahı:
•Nöronları uzaktan ateşleyip sizi uysal, mutlu veya agresif yapabilirler.
•Davranışınızı değiştirebilirler.
•Organlarınızı tek tek kapatabilirler.
•Ameliyatsız, sadece uzaktan gönderilen dalgalarla.
Tanıdık geliyor mu?
•mRNA aşılarına karıştırılan manyetik grafen ve nanopartiküller
•Her yeri saran 5G / 6G kuleleri
•Gökyüzünden yağan “akıllı toz” (chemtrails) ve sudaki nanopartiküller
Bunlar tesadüf değil. Bu, onların NICE (Nanoparticle Induced Cell Execution) yöntemi. Farelerde defalarca test edildi. Şimdi insanlara hazır.
Kim arkasında? Rockefeller ailesi, Bill Gates ve aynı küresel elit çetesi. Aynı isimler iklim kilitlenmelerini, dijital kimlikleri, CBDC’yi (dijital para) ve “sıfır karbon” ajandasını da itiyor.
Onlar hastalık tedavi etmiyor. Biyo-Dijital Hapishane kuruyorlar.
Vücudunuz artık onların donanımı. Beyniniz onların yazılımı.
Uyanın! Sonraki dalgayı (sıradaki “pandemi” veya “acil durum” sinyalini) göndermeden önce bu oyunu görün.
Vücudunuzu size ait sanıyordunuz… Artık değil.
Paylaşın, araştırın, hazırlanın. Gerçek uyanış burada başlıyor.
G Kore. Zengin bir ülke
Problem!
Kimse çocuk yapmıyor (80+'ların, yeni doğanlardan çok olduğu bir ülke)
Neden!
Cevap: Mutsuzluk.
Eğitim modeli: DÜDÜKLÜ TENCERE! Herşeyi kafaya sok, kapağı kapat. Gece/gündüz ders, dersane, özel hoca, yarış. PISA testinde rekor! Mutsuzlukta da!
Finlandiya. Zengin ve Mutlu insanlar ülkesi.
PISA testinde rekor. Eğitim Modeli: EĞLENEREK ÖĞRENME. Ödev yok. Az ders saati.
Dersane yok. Özel hoca yok. Özel eğitim yok. Özel üniforma, kitap, vs yok.
Uniform eğitim. Fırsat eşitliği. Mentor ve arkadaş grubu içinde öğrenme.
"hayvanları beslemeyin, onlar kendi yiyeceğini bulmalı"
doğayı korumakla görevli bir devlet kurumu, bu tema ile kamu spotu çekmiş
medeniyetin gözünü seveyim
📍Hong Kong
Acil!.. Yeni plandemi uygulamalarını ancak böyle yaparak durdurabiliriz. Okuyun!.. Bilgilenin. DSÖ'nün bütün ülkeleri kabul etmeye zorladığı PABS Ek'i nedir? 'PABS Ek (Patojen Erişimi ve Faydayı Paylaşma Eksel), Pandemi Antlaşması'nı kağıt üzerindeki kelimelerden gerçek güce dönüştüren mekanizmadır. Patojen örnekleri ve tıbbi veriler üzerindeki kontrolü merkezileştirir, “acil durumların” beyanını ve uzatılmasını sağlar ve küresel kararların sıfır demokratik hesap verebilirlikle ulusal yasaları geçersiz kılmalarına izin verir. https://t.co/M9voadJQzm
Bu dayatmalar asla sadece bir virüsle ilgili değil. PABS Ek, acil durum güçlerinin kalıcı sistemler haline gelmesini sağlayan araçtır. Ulusal egemenliği zayıflatır ve “teknik” dilin örtüsü altında iktidarı vatandaşlardan uzaklaştırır. PABS Ek'i onaylanırsa, seçilmemiş bürokratlar aşağıdakilere karşı kapsamlı yetkiler kazanacaklardır:
Ulusal yasaları, ebeveyn otoritesini ve dini özgürlüğü geçersiz kılan devam eden “acil durumlar” ilan edin.
Zorunlu “yanlış bilgilendirme” polisliği yoluyla doktorların, bilim adamlarının ve vatandaşların sansürünü uygulayın.
Aşı erişimi ve sınır ötesi kararlar da dahil olmak üzere tıbbi verilerin ve hareketin kontrolünü merkezileştirin.
Kamu fonlarındaki milyarları gözetimsiz opak küresel yapılara yönlendirin.
Kovid yıllarının tiranlıkları böyle kalıcı bir sistem haline geliyor. Bir zamanlar “geçici” olarak dayatılan şey şimdi sessizce yasalara yazılıyor.
Ve hızlı hareket ediyorlar.
Müzakereler, Mayıs 2026'da nihai onayın net bir hedefiyle şu anda gerçekleşiyor.'
Tehdidi yönetmenin zamanı değil.
Şimdi bunu durdurma zamanı.
Yöneticilerin, 'DSÖ'nün PABS Ekinsini' reddetmesini ve çok geç olmadan Pandemi Antlaşması'nı engellemesini talep etmek için şimdi hemen birlik olup, kamuoyu oluşturma zamanıdır. Destek verin. Yeni plandemiyi ancak böyle yaparak durdurabiliriz.. Direnerek.
Covid döneminde, Danıştay'da açtığım HES Kodu ve genelgelerle ilgili Danıştay'da açtığım dâvâda Sağlık Bakanlığı cevap olarak, Bilim Kurulu toplantı kararlarını dosyaya sunmuştu.
Sağlık Bakanlığı bugün "Bizim bilim kurulumuz ve komisyonumuz Hantavirüs konusunda bizleri bilgilendiriyorlar ve onların tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediyoruz. Şu anda böyle bir salgın riski yok " diyor.
Türk hastalar 42 gün karantinada kalacakmış.
Covid döneminde yan etkilerine rağmen aşıları ısrarla uygulatan, kreş çocuklarına maske kullandıran, hatalı netice verdiği gerekçesiyle Dünya Sağlık Örgütü'nün dahi vazgeçtiği PCR testiyle hastalık tespit edilmesini, dolayısıyla ülke genelinde karantina öneren Bilim Kurulu mu?
Yine aynı senaryo. Bu defa düşmeyin tuzaklarına. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom: “Yeni ve ölümcül bir virüsle karşı karşıyayız.” Zamanlama!.. Virüsü hareketlendirmek için 5G'yi beklediler. Hatırlatalım. Yazmıştık; 5G ve 6G aktivasyonu. Bu defa yeni plandemide; Evlerin duvarlarından ve cildinizin altından görebilmek için, Trump'ın da söylediği gibi 6G gözetimi ve görüntüleme kullanacaklarmış. Yani, mRNA iğnelerini olup olmadığınızı bile uzaktan söyleyebilecekler.. Direnebilecek misiniz? İş bu defa daha ciddi bir tehlike barındırıyor.. 'Gelecek Dünya'da vücudunuzda mRNA yoksa toplumdan dışlanabilirsiniz diyorlar.. Bu, özünde biyo-dijital birleşme bildiğimiz haliyle gerçek insanın sonunu getirebilir mi? Elbette ki hayır.. Direnir. Birlik olur.. Şirk-etlerle mücadele ederiz. Ve Savaşı Kazanırız. Hedefte olan. İnsan nesli. Ne yapar eder insanlığımızı kaybetmeyiz..
Henüz Hantavirüs Salgını İlan Edilmeden Tam 13 Adet Aşı Geliştirilmesi Tesadüf mü?
Biz bu filmi izledik, sahneleri ezberledik. Şimdi perde yeniden açılıyor.
Dünya Sağlık Örgütü "düşük risk" derken; ABD Ordusu, Moderna, Çin, İngiltere ve Kanada gibi aktörlerin arka planda 13 farklı Hantavirüs aşısı ve gen terapisi üzerinde harıl harıl çalıştığı ortaya çıktı.
İşin en çarpıcı tarafı şu: ABD Ordusu'nun (USAMRIID) halihazırda test ettiği Andes suşu DNA aşısı, bugün yolcu gemisindeki salgının arkasında yatan suşun tıpatıp AYNISIDIR. Üstelik bu deneylere katılanların %98'inin yan etkilere maruz kaldığı tescillenmiştir.
Dosya kabarıyor; işte belgelenmiş o programlar:
6 DNA "Aşısı": ABD Ordusu tarafından geliştirilen ve çoğu "iğnesiz" jet enjektörlerle uygulanan plazmid teknolojileri
3 mRNA "Aşısı": Moderna, Kore ve Çin ekiplerinin üzerinde çalıştığı yeni nesil platformlar.
2 Viral Vektör ve Protein Alt Birim Çalışmaları: İngiltere ve Kanada menşeli projeler.
1 İnaktif aşı (Hantavax, Güney Kore'de zaten lisanslı ve kullanılıyor)
1 Protein alt birim aşısı (VIDO Kanada)
Dikkat edin; "aşı" denilen bu DNA plazmidleri aslında birer gen tedavisidir. Vücudunuza giren bu kodlar, hücrelerinizi birer fabrikaya dönüştürerek bizzat Hantavirüs proteinlerini üretmenizi sağlar.
Korona dönemindeki deneysel süreçlerin yarattığı yıkımı görmüş biri olarak, adı ne olursa olsun bu genetik müdahaleleri kabul etmeyeceğim!
Salgın korkusuyla insanları köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar; "çaresi yok" diyorlar. Oysa Hantavirüsten korunmanın ucuz ve erişilebilir alternatif yolları mevcuttur. Bir sonraki yazımda, bu virüse karşı basit ve etkili korunma yollarını tek tek açıklayacağım.
Mesele bir fare virüsü değil, mesele zihinlere ekilen o korkuyla bizi yeniden "itaate" zorlamaktır.
İnanmayın, sorgulayın!
Görsele bakınız: Yayınladığım bu liste, 2026 yılı itibarıyla Hantavirüs aşılarının hangi aşamada olduğunu gösteren resmi geliştirme hattıdır. Tabloda NIAID ve ABD Ordusu'nun (USAMRIID) doğrudan 'Andes Virüsü' üzerine çalıştığı, DNA ve mRNA platformlarının nasıl hazırlandığı açıkça görülmektedir.
Tesadüf diyenler, bu tabloya bir kez daha baksın!
Annelik tanımı icabı biyolojiktir. Tarih boyunca kadınlar üreme kapasiteleri nedeniyle çalınmış, alınıp satılmış, mezalim görmüştür. Erkek çocuk doğurmadıklarında boşanılmış, bazen öldürülmüşlerdir. Çoğu kadın doğumda ölmüştür. Annelik ile ilişkilendirilen tüm duygular toplumsal cinsiyet rolüdür. Anneliğin biyolojik temeli, bir kişinin kendisinin doğurmadığı bir çocuğa mükemmel bakamayacağı anlamına gelmez, o kişi doğurmasa da bir anneye biçilen rolleri tastamam yerine getirebilir. Velakin, anneliği bir duyguya indirmek, duygular üzerinde her şeyi annelik ilan etmek apaçık kadın düşmanlığıdır, kadın bedenine duyulan tiksintinin başka bir yansımasıdır. Duygularınız sizi anne yapmaz. Not: Anne değilim
Paylaşımlarımız sonrası kamuoyu ayağa kalkınca Alagöz Maden bugün Tirebolu Doğankent'teki atık havuzlarından dereye toprak karıştırıp, zehirlerini çamur akıtarak örtbas etmeye başlamış. Bunlar şeytana pabucunu ters giydirir. Pes gerçekten!
Küresel evcil hayvan sektörü para kazanması için sizin beyinlerinizi, düşüncelerinizi manipüle etmesi lazım, bunu da en zayıf alan merhamet, şevkat, vicdan vb. duyguları istismar ederek köpeğe itibarı arttırıp, insan statüsünde göstermesi lazım.
Reklam propagandalarının amacı.