allah'u ekber nidaları, tekbirler, bozkurt işaretleri, ülkücü bıyıkları, vatan millet sakarya edebiyatı, hamaset, goygoy, yaygara, şamata, şımarıklık ve sonuç: 48 takım içerisinde gol atmadan elenen ilk takım.
Bunlarin seytanliklari ve fesatliklari bulasicidir, dokundukları yeri çürütürler.
Milli takimi akpspora çevirme isteği neye yol açtı? Ne elde ettiniz ? Milli takımın tarihinin en kötü turnuvasini oynamasi sizi memnun etti mi ?
Rezil alçak herifler.
@Z3VuZXk@sekoyaagaci2@1917ecekoroglu Halkın KÜRT iradesi KÜRT gasp KÜRT edilemez!
Van'da KÜRT halka KÜRT saldırı KÜRT son KÜRT bulmalı
Kayyım KÜRT adımı KÜRT derhal KÜRT iptal KÜRT edilmeli
Oldu mu babo bele
Tavrımız ve çağrımızdır
Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye’yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur.
Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır.
Bütün bu yalpalamaların ortasında bir kesim sola haksız ithamlarla, genellemelerle düşmanlık geliştirmekte, sosyalist hareketin milliyetçi hezeyanlarla hedef alınması ve günah keçisi ilan edilmesi için kampanyalar düzenlemektedir. Oysa sol, başından beri her tür milliyetçilik ve liberalizm karşısında başka hiçbir hesap gütmeden, yalnızca kendi ideolojik-siyasal ilkelerine ve devrimci hedeflerine sadık kalarak dik dursaydı, bağımsızlığını korusaydı, birlik ve müttefiklik ilişkilerini bu zeminde kursaydı, bugün tamamen farklı bir ülkede yaşıyor olurduk.
Solun tartışılamayacak ilkeleri vardır ve bu ilkeler korunarak çoğalmak, güç olmak mümkündür. Yıllardır söylediğimiz gibi, DEM Parti ve CHP gölgesindeki bir sol ilkelerini gözden çıkarmış bir soldur. Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir.
TKP, çok uzun bir süredir DEM Parti ve CHP gölgesinde sosyalist hareketin gelişemeyeceğini ve bu partilerin peşinden gidilmemesi gerektiğini yüksek sesle ifade etmektedir. Solun bir dönem CHP’ye, sonra DEM Parti’ye, sonra tekrar CHP’ye bel bağlayarak siyaset yapar hale gelmesi bugün toplumun umutsuzluk ve örgütsüzlüğünün en önemli nedenlerinden biridir. Bazı sol kesimlerin DEM Parti merkezli politikaları terk ederek CHP yörüngesinde siyaset yapmasını bir olumluluk olarak görenler, meselenin özünü kavrayamamaktadır. Kuşkusuz DEM Parti ve CHP farklı tarihsel ve ideolojik dinamiklerin ürünüdür. Ancak bu farklılıklar Türkiye’nin sömürüden, zorbalık ve adaletsizlikten arındırılması mücadelesinde sosyalist hareketin bağımsızlığı söz konusu olduğunda önemsizleşmektedir.
İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
"Amalar" ve "fakatlar" bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran "en geniş güçlerin birliği" yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO’yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun “en geniş güçlerin birliği”ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir.
Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
Yalçın Küçük: Biz Türkiye'de Kürt vardır dediğimiz zaman, Behice Boran bunun yüzünden 15 yıl hapse girdiğinde Ahmet Türk, Deniz Baykal ile rakı içiyordu. O zaman Türktü. Ne bilir o Kürtlüğü. O otursun aşiretinden gelen paraları saysın"
🗣️ Jürgen Klopp’tan su molalarına sert tepki geldi:
“Bu, futbolun klimalı ofislerde oturan yöneticiler tarafından rehin alınmasıdır.
Bize bu sözde ‘sıcak hava molalarını’, oyuncuların sağlığını korumak için alınmış asil bir önlem gibi sundular. Ama gerçekte olan şey ne? Sponsorlar için kurulmuş altın bir kafesten başka bir şey değil.
Oyuncuların sıcak hava molasında durup televizyon yayın sürelerinin maçın ritmini belirlediğini gördüğümde şunu düşündüm: Dünya Kupası gerçekten kime hizmet ediyor? Taraftarlara mı? Oyunculara mı? Yoksa reklam verenlere mi?
Bir Dünya Kupası maçı nehir gibi akmalıdır. Ama biz şimdi reklamların geçebilmesi için o nehrin ortasına barajlar kuruyoruz. Bu, oyunun ruhu için tehlikeli.
Futbol bir zamanlar ana gösteriydi. Şimdi ise reklam şovunun arka plan müziğine dönüşme riski taşıyor.
Bize bu molaların oyuncu sağlığı için olduğu söyleniyor ve elbette oyuncuların sağlığı önemlidir. Ama oyun televizyon yayın akışına boyun eğmeye başladığında insanlar da soru sorar. Bu oyunun yıldızı top olmalı, reklam arası değil.
Dünya Kupası futbolun katedralidir. Ama bazen onu, kasanın maçtan daha fazla değer gördüğü bir alışveriş merkezine çevirmişiz gibi hissediyorum.
Eğer gelecek buysa, futbol artık reklamlar tarafından bölünmüyor demektir. Futbol, reklamların arasındaki kesintiye dönüşüyor.”
2-0 geridesin, risk alıp hücumu genişletmen gerekiyor ama sen defans ve ön libero değişikliği yapıyorsun. Kerem'i hala oyunda tutuyorsun. Kenan'ı yedeğe koyup Arda'yı sağ kenara atıyorsun. Niye amk niye?
@CDTRF@FutsHaberr Evet, maç başından bu yana seni bekliyorum istediğim gibi yazman için. Büyük hayal kırıklığı yaşıyorum bu anlamda. Kurban olayım bir dahaki sefere istediğim gibi yaz Lacivert Bey!
Madencilerden haber alamıyoruz!
Ocakta kendini kilitleyen ve açlık grevindeki arkadaşlarımızla normalde kontrol merkezi üzerinden iletişim kuruluyordu. Ancak kontrol merkezi PATRON tarafından devre dışı bırakıldı.
Bu yüzden içerideki madencilerin sağlık durumuna dair haber alamıyoruz.
Arkadaşlarımızın başına gelecek her şeyden Kiremitçiler Grup sorumludur. Tüm kamuoyunu ocak önüne çağırıyoruz.
#KiremitçiyeHuzurYok